Çözüldü Zina Eden Kadın Evlenebilir Mi?

Konu, 'Mahrem Konular' kısmında ali_1405 tarafından paylaşıldı.

  1. ali_1405

    ali_1405 Islam-TR Üyesi

      
    Esselâmu aleykum kardeşlerim.Çok sık duyduğum şu iki sorunun cevabını Kur'an ve sünnet ışığında cevap verebilecek konumda olan kardeşlerimden istirham ediyorum:Evvelce zaniye olmuş fakat gerçek anlamda tevbe edip akidesini ve halini düzeltmiş bir hanım ile (bu durumunu bilerek) nikahlanmak caiz midir ya da caiz olsa dahi dinen herhangi bir mahzuru var mıdır?
    Son olarak aynı hatadan tevbe etmiş bir erkeğin nikah için zina suçunu hiç işlememiş birini araması mı efdaldir yoksa hatadan nasuh tevbede bulunulmuş olması da aynı özellikte midir? Allah(s.v.t.) razı olsun.
  2. Abdulmuizz Fida

    Abdulmuizz Fida أَلَيْسَ اللَّهُ بِأَحْكَمِ الْحَاكِمِينَ Yetkili Kişi Site Admin



    Aleykum selam we rahmetullah kardeşim;

    Sormuş olduğunuz " nikahlanmak caiz midir ya da caiz olsa dahi dinen herhangi bir mahzuru var mıdır?" ifade de caiz olan bir iş, dinen zaten mahsuru yok demektir.
    Ki dinen caiz deildir diyen görüş olsa da, cumhur-u ulemaya göre caizdir. Açıklaması verilecek linkte gelecektir.
    İslam devletinde Zina eden bir erkek, zina ettiği kadınla evlendirilir.
    Yine bir bakir (cima veya zina etmemiş) erkek, zaniye (zina etmiş) bir kadınla evlenmesi caizdir.



    Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hadis-i şeriflerinde bakire ile evlenmeyi teşvik etmiştir. Çünkü onunla ulfet etmek, sevişmek, kaynaşmak ve onu kendine bağlamak daha kolay ve güzel olur. Bununla beraber Rasulullah (s.a.v.) dul ile evlenenlere de hayır dua buyurmuştur.

    Cabir b. Abdullah'tan şöyle rivayet edilmiştir:
    "Babam Abdullah öldü. Geride dokuz (veya yedi) kız bıraktı. Ben dul bir kadınla evlendim. Rasulullah bana:
    - Ya Cabir! Evlendin mi?" diye sordu. Ben de:
    "- Evet, evlendim" dedim. Rasulullah:
    - Kız mı, yoksa dul mu?" dedi. Ben:
    "- Dul, ya Rasulullah" diye cevap verdim.
    - Kendisiyle oynaşacağın ve seninle oynaşacak (yahut da güldüreceğin ve seni güldürecek) bir kızla evlenseydin ya?" buyurdu. Ben de kendisine:
    "- Babam Abdullah, Uhud'da şehid oldu. Fakat geride dokuz (yahud yedi) tane kız bıraktı. Doğrusu ben de bunların arasında kendileri gibi genç bir kız getirmeyi hoş görmedim de onların işlerini görecek ve onları terbiye edecek bir kadınla evlenmeyi uygun gördüm" dedim. Rasulullah:
    -Allah eşini sana mubarek eylesin " buyurdu. (Muslim, Rada', 56)


    Rasulullah (s.a.v.)'ın hanımları içerisinde kız olarak evlendiği sadece Hz. Âişe validemiz vardı. Diğer bütün hanımlarıyla dul olarak evlenmişti. Bu bakımdan Hz. Âişe validemiz bununla iftihar ederdi.
    Bir defa Hz. Âişe validemiz Rasulullah (s.a.v.)'a:
    "- Ya Rasulullah! Lütfen bana bildirir misin? Sen bir vadiye insen de orada bir mahsulü yenilmiş bir ağaç, bir mahsulü yenilmemiş bir ağaç bulsan, deveni hangisinde yayar, otlatırsın?" diye sordu.
    Rasulullah (s.a.v.):
    - Başkası tarafından otlatılmayan ağaçta" dedi.
    Âişe bu sorusu ile Rasulullah'ın kendisinden başka bâkire birisi ile evlenmediğini kasdetti." (Buhârî, Nikâh, 9)



    -----------------


    "Zina eden erkek, zina eden veya muşrik olan bir kadından başkası ile evlenemez; zina eden bir kadınla da ancak zina eden veya muşrik olan erkek evlenebilir. Bu, muminlere haram kılınmıştır." (Nur 3)

    Selef alimleri bu meselede ihtilaf ederek iki görüşe ayrılmışlardır:

    1. Görüş: Zina eden bir kadınla evlenmek haramdır.

    Bu görüş Ali, Bera bin Azib (r.anhuma), Ayşe (r.anha) ve İbni Mes'ud (r.anh)'dan naklolunmuştur.

    1. Görüşün delilleri:

    Zina eden bir kadınla evlenmenin haram olduğuna hükmedenler. «Zina eden erkek, zina eden veya muşrik olan bir kadından başkasını nikahlamaz. Zina edan kadını da zina eden veya müşrik olan bir erkekten başkası nikahlamaz.» (Nur: 3) âyetinin zahirini delil almışlardır.
    Bu görüşteki alimlere göre âyetin zahiri her ne kadar hüküm değil, haber manası taşıyorsa da âyetin sonundaki. «Bu (surette evlenmek) muminler üzerine haram kılınmıştır.» ifadesi kesin hüküm ifade ettiğinden baş taraftaki haber anlamı taşıyan cümle de kesin bir hüküm ifade etmektedir.
    Bu görüşün bir başka delili de Ali'den (r.anh) rivayet edilen şu sözdür: «Bir erkek zina ettiği zaman onunla karısının ayrılması gerekir. Bir kadın zina ederse yine onunla kocasını ayırmak gerekir.»
    Bu görüşün delillerinden biri de, Mersed bin Ebi Mersed'in cahiliye döneminde dostu olan fahişe bir kadınla evlenmek için izin istemesi üzerine Rasulullah (s.a.v.)'in bu âyet nazil olana kadar cevap vermemesi, âyetin nuzulunden sonra ise, «Inak'la evlenme.» buyurmasıdır.


    2. Görüş: Zina eden bir kadınla evlenmek caizdir.

    Bu görüş de Ebubekir, Ömer ve ibni Abbas (r.anhum)'dan nakledilmiştir. Cumhurun görüşü de budur. Dört mezhebin fakihleri de bu görüşle hükmetmişlerdir.

    2. Görüşün delilleri:

    Zina eden bir kadınla evlenmenin caiz olduğuna hükmedenler aşağıdaki delillere istinad etmektedirler:

    1- Ayşe'den rivayet edilen. «Bir erkeğin zina ettiği kadınla evlenip evlenemeyeceği soruldu. Rasulullah (s.a.v.),

    «Evet, başlangıcı zina idi ama sonu nikahtır. Haram helali haram kılmaz.» buyurdu.» (Taberi ve DâraKutni) hadisi.

    2- İbni Ömer (r.anhuma)'den rivayet edilir: «Hz. Ebubekir mescidde otururken yanına bitkinlik ve heyecandan ne konuştuğu anlaşılmayan bir adam geldi. Ebubekir, Ömer'e. (r.anhum) «Bu adamla ilgilen. Birşey için gelmiş fakat ben ne konuştuğunu anlamıyorum.» dedi.

    Ömer adama sordu. Adam, «Bana bir misafir gelmişti, kadınla zina ettim.» dedi.
    Ebubekir onları, zina haddi uyguladıktan sonra evlendirmiş ve bir sene sürgüne göndermiştir.» (İbnu'l-Arabi. Ahkâmu'l-Kur'an , C. 3. S. 319)

    3- İbni Abbas (r.anhuma)'dan şöyle rivayet edilir: İbni Abbas (r.anhuma)'ya «Zina eden bir erkekle kadın evlenebilirler mi?» diye soruldu.

    «Başlangıcı zina ise sonu nikahtır. Bunun örneği şudur: Adamın biri bir bahçeden meyve çalar. Sonra bahçe sahibine giderek aynı meyveden parası ile satın alır. Çalarak yediği haram, satın aldığı helaldir.» cevabını verdi.

    Bu görüş sahiplerine göre. «Zina eden erkek, zina eden veya muşrik olan bir kadından başkasını nikahlamaz...» âyeti umumi bir vakıayı ifade eder. Yani fısk ve zinayı adet edinmiş bir kimse hiçbir zaman mumin ve saliha bir kadınla evlenmek istemez. Ancak kendi meşrep ve ahlakında olan veya muşrik bir kadınla evlenmek ister. Zina eden bir kadınla da mumin ve salih bir erkek değil, ancak onun gibi zina eden bir erkek evlenmek ister.

    Bazı alimlere göre bu âyetin hükmü, «içinizden bekarları ve kölelerinizden, cariyelerinizden salih olanları evlendirin. Eğer fakirlerse Allah onları (evlenmeleri sayesinde) fadl(ı kerem)iyle zengin yapar.» (Nur: 32) âyetiyle neshedilmiştir.

    İffetli bir mumin için zina eden bir kadınla evlenmek nasıl uygun değilse, iffetli bir kadının da zani ve fasık bir erkekle evlenmesi öyle uygun değildir.
    (Muhammed Ali Sabuni, Ahkâm Tefsiri)



    -----



    Konuyla ilgili malum ayetin izahında Elmalılı Hamdi Yazır şunları açıklamıştır :

    Nur 3- Zina eden erkek, zina eden veya muşrik olan bir kadından başkası ile evlenemez; zina eden bir kadınla da ancak zina eden veya müşrik olan erkek evlenebilir. Bu, müminlere haram kılınmıştır.

    3-Şöyle ki: Zina eden erkek, zina eden veya muşrik olan bir kadından başkası ile nikahlanamaz. Zina eden bir herif evlenecek olursa, alacağı karı ya bir zina etmiş kadın veya bir muşrik kadındır. Çünkü imanı ve namusu olan temiz saliha kadınlar ondan nefret eder, ona tenezzul etmez ve etmemelidirler; öyle heriflere olsa olsa ya kendisi gibi zina işlemiş veya Allah'a şirk koşmakta olan bir karı rağbet eder ki, Allah'a şirk koşan kadınların da iffet ve namusu şüphelidir. Ve işte zina şirke, şirk zinaya böyle yakındır.
    Bir de nefsinde zina etmeye yatkınlık olan erkek, namus ve iffetten yoksun kadınlarla ilgi kurar, onlardan tiksinmez; aksine şehvetini tahrik edip heva ve hevesine uyduklarından dolayı onlara kapılır ve bu duygu onun evlenmek konusundaki fikrini ve düşüncesini bozar da nikaha ve evlenmeye rağbet etmez ve şayet evlenecek olursa, alacağı da öyle birisi olur. Zira iffet ve namusun kıymetini bilmez, iffetli olanları takdir etmez, kendi dengini arar. Bu şekilde, erkeğin iffetsizliği, iffetsiz kadına düşmesine sebeb olduğu gibi, netice olarak nikahlayacağı kadının iffetsiz olmasına da sebeb olur. Bu nükte ve incelik ile, bu âyette erkek, dişiden önce zikredilmiştir. Halbuki, önceki âyette dişi önce zikredilmişti. Çünkü dişinin görünmesi, açgözlülüğe düşürmesi, kendi isteği ve kabulü olmadıkça adı geçen zina fiili başlayamayacağından, orada suçun başı, zinanın maddesi, karı olduğuna işaret edilmişti. Fakat nikah konusuna gelince, bunda erkeğin rağbet ve isteği asıl ve öncül olduğuna ve erkeğin ahlâkının iffet bakımından kadın üzerindeki nufuz ve tesirine işaret inceliği ve nüktesi gösterilmiştir.


    Zina eden kadın; bununla da zina eden erkek veya muşrik bir erkekten başkası nikah edemez. Yani iffet ve namusu olanlar, zina eden kadından nefret eder, nikahına tenezzul etmez de onu nikah etse etse, bir zina suçu işlemiş veya zinadan sakınmamak âdetleri olduğundan dolayı ancak bir müşrik nikah eder. Çünkü "kötü kadınlar, kötü erkeklere, kötü erkekler kötü kadınlara yaraşır" (Nur, 26) ve o yani o nikah, mu'minlere haram kılındı.
    Bakara Suresinde "İman edinceye kadar muşrik kadınlarla evlenmeyin. İman etmiş bir cariye, beğenseniz bile muşrik bir kadından kesinlikle daha iyidir. İman edinceye kadar muşrik erkeklere de mumin kadınları nikahlamayın. İnanmış bir köle muşrik bir kimseden daha hayırlıdır" (Bakara, 221) âyet-i kerimesine göre, muşrik kadın ve muşrik erkekle nikahlanmanın yasak olduğu bilinmektedir.


    Zina eden kadını nikahlamaya gelince; bu âyetin zahirinden, bunun da muminlere haram ve muşrikle nikahlanmaya yakın olduğu anlaşılıyor. Bununla beraber ihtilaf yönü de yok değildir.

    1- Bazıları "bu âyette maksad, nikahın hükmünü açıklamak değil, zinanın kötülüğünü açıklamadır. Burada nikah çiftleşme mânâsındadır ve bu sebebten haramlık da zinanın haramlığıdır" demişlerse de anlamsızdır. Çünkü Kur'ân'da nikah, hep akit "nikahlanma" mânâsına geldiğinden çiftleşme mânâsı verilmesi doğru değildir. Bir de bu mânâca âyetin hiçbir fayda ifade etmemiş olacağı gösterilmiştir.

    2- Hz. Aişe (r.anha) dan rivayet edilmiştir ki: "Bir erkek bir kadınla zina etse onu nikahlayamaz, bu âyette haramdır. O işe başladığında zina etmiş olur..."
    Ebu Hayyan tefsirinde: Ashâb-ı kiramdan İbnu Mes'ud ve Berâ b. Azib (r.anhuma)'nin de görüşlerinin böyle olduğu bildirilmiştir.
    Fakat buna karşılık Hz. Peygamber (s.a.v) den bu konu sorulmuş "Evveli akılsızlık, ahiri nikahtır, haram, helali haramlaştırmaz" buyurduğu nakledilmiştir.
    Ebu Bekr'i Sıddîk, İbnu Ömer, İbnu Abbas ve Cabir'den ve Tâvûs, Saîd b. Museyyeb, Cabir b. Zeyd, Atâ, Hasen'den ve dört imam'dan naklolunan görüş de caiz oluşudur.
    Ancak Fahru'r-Râzî tefsirinde zikredildiği üzere zina eden erkek ve zina eden kadının iffetli erkek ve iffetli kadın ile ve iffetli erkek ve iffetli kadının, zina eden erkek ve zina eden kadın ile evlenmesinin haram olması, Hz. Aişe ve İbnu Mes'ud gibi Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer ve Hz. Ali'nin de mezhebleridir, deniliyor.


    3- Hasen'in görüşüne göre bu haramlık, belirli zina eden erkek ve zina eden kadın haklarındadır. Had vurulmuş zina eden erkek ancak zina etmiş bir kadınla evlenebilir, Hz. Ali böylesinin nikahını reddetti diye, rivayet edilmiştir.

    4- Bazıları bu hükmün Medine'de İslâm'ın başlangıcında gelmiş olup daha sonra neshedildiğini söylemişlerdir, Said b. Museyyeb bu sûredeki "Aranızdaki bekarları evlendirin." (Nur, 32) ve Nisâ Sûresi'ndeki "Size helal olan kadınlardan nikahlayın." (Nisâ, 3) âyetlerinin umumlarıyla birlikte neshedildiği rivayet edilmiş ve bu görüş yaygınlık kazanmıştır.
    Mutezile'den Cubbâî de icma ile nesholunmuştur, demiş.
    Fakat Fahrur-Râzî tefsirinde açıklandığı üzere araştırmacı âlimler bu iki görüşün ikisinin de zayıf olduğunu anlatmışlardır. Çünkü neshedenin icma olduğunu söylemek ise, icmanın nâsih olamayacağı Fıkıh usûlu ilminde sabittir. Bir de Ebu Bekir, Ömer, Ali gibi zatların muhalefetleri bulunan bir konuda icma sahih olamaz. Bu sebepten icma ile nesholunmuştur, demek doğru olamayacağı gibi mensuh olduğuna icma edilmiş demek de doğru değildir. Çünkü açıklandığı üzere aksi sabittir. Gerçi ve emirleri geneldir. Fakat bunların da dinen bir engel bulunmayanlara ait olduğunda şüphe yoktur.
    Bundan dolayı diğer haramlar gibi buradaki haram kılınmanın da engellerden biri olması düşünülebilir. Böyle bir ihtimal karşısında ise neshe hükmetmek doğru olmaz. Özellikle sûrenin başındaki "Onu farz kıldık" kelâmı bu sûrede mensuh bir hüküm bulunmadığını anlatmak için yeterlidir.


    5- Abdullah b. Ömer'den, İbnu Abbas'tan (r.anhum) Mucahid'den, Said b. Cubeyr'den ve yine Saîd b. Museyyeb'den gelen rivayetlere göre bu âyetin iniş sebebi şudur:
    Cahiliye devrinde fahişeleri işleten kirahaneler (Kerhaneler) kerhaneciler vardı. İslâm geldiği vakit Medine'de bunlardan Ummu Mehzul gibi meşhur karılarla, kapıları bayraklı, alâmetli dokuz kadar kerhane bulunuyordu. Bu karılar, bu kerhaneciler hep muşriklerden idi. İçlerinde servet edinmiş olanları vardı. İslâm'da zina haram olduğundan bu fahişelerden bazıları, yeni müslüman olmuş olan bazısına nikah teklif etmiş ve kabul ederlerse nafakalarını taahhut etmek istemiş, onlar da fakirlikleri ve ihtiyaç içinde bulunduklarından dolayı Rasulullah'tan izin istemişler, bunun üzerine bu âyet indirilmiş, o nikahın mu'minlere haram olduğu anlatılmıştır. Bundan dolayı bazı tefsirciler bu haramlığın nuzul sebebi olanlara mahsus olduğunu zannetmişlerdir ki, "elif lâmlar" ahd için demek olur. Gerçi karine tamam olduğu zaman hüküm, nuzul sebebine tahsis olunabilir. Fakat burada hüküm, umumî sıfat üzerine gelmiş ve bu suretle haramlığa sebep olanların şahıslarında değil; ötede zinakârlık, beri de iman vasıfları arasındaki zıtlık da gösterilmiştir. Bu ise tamim, yani umumîlik karinesidir. Öyle ki "lâm" ahde yorumlansa bile, hükmün kıyas ile genelleştirilmesi zorunlu olacaktır. Bundan dolayı, nuzul sebebine mahsustur, diyenlerin muradı da bu haram kılmanın özellikle kerhane fahişeleri hakkında olduğunu söylemektir.
    Ve bu fahişelerin belirgin özelliği ise zinayı helal kabul etme veya hafife alma demektir ki, küfürdür.
    İslâmiyetin hakimiyeti ile o cahiliyet kalıntısı olan kerhaneler kalkmış ve had cezalarının konulması ve uygulanması İslâm topraklarında artık öylelerinin ortaya çıkmasına meydan bırakmamış olduğu muddetçe, bunların nev'i şahıslarına münhasır kalmış olmasından dolayı bu, onların şahıslarına mahsus kaldı, diyenler de olmuştur. Bununla beraber:


    6- Tefsircilerin çoğunun açıklamasına göre; bu haram kılma, zina edenleri nikahlamaktan mu'minleri sakındırıp korkutmak için mubalağa içindir. Çünkü diyorlar; zina damgası basılmış fasıkların peşine takılmak caiz değil, mahzurludur. Fasıklara benzemesine, töhmet mevkiinde bulunmasına, hakkında kötü lakırdılar edilmesine ve daha birçok bozgunculuklara sebebtir.
    Günahkârlar topluluğunda oturmakta bile günahlar işlemeye maruz kalmak tehlikesi ne kadar çoktur! Artık zina eden kadınlar, kahpelerle evlenmek nasıl olur? "Aranızdaki bekarları, kölelerinizden ve cariyelerinizden iyi olanları evlendirin" (Nur, 32) emrindeki "Salâh" "iyi olanlar" kaydında da bu mânâya dikkat çekilmiştir.
    Ancak bir mu'min, kaçınılması gereken böyle haram bir nikahı -faraza- yapmış olsa o nikah , nikah olur mu? Yoksa o da bir zina mı olur?


    7- Şimdi bunu özetlemekle âyetin mânâsını tesbit edelim:
    Burada üç kısım vardır: Müşrikler, zinayı helal kabul edip hafife alanlar, bir de böyle olmayanlar.


    BİRİNCİSİ: Herhangi bir mu'min erkeğin veya mu'min kadının, şirk koşan bir kadın veya şirk koşan bir erkekle nikahı sahih olamaz, kesinlikle haramdır, O bir zina olur.

    İKİNCİSİ: Zina eden erkek ve zina eden kadın, âyetin nuzul sebebi olan kerhaneciler ve sermaye olarak kullandıkları kadınlar gibi zinayı helal gören veya zinayı hafife alan takımdan ise, haramlığı nass ile belirlenmiş olanı helal kabul etme veya hafife alma küfür olduğu için, bunlar muşrik hükmünde olduklarından, nikahları nikah olmaz, kesinlikle haramdır, muşrik nikahı gibidir.
    Onun için âyette zina eden erkek ve kadın, muşrik erkek ve kadına denk tutulmuş "Bu mu'minlere haram kılınmıştır" buyurulmuştur.
    Âyet bu iki kısmın nikahının haram oluşuna delildir. Ancak gerçekten tevbe etmiş olanlar başka.


    ÜÇÜNCÜSÜ: Helal sayma veya hafife alma gibi küfür delili olmayarak zinası tesbit olunmuş, önceden de başından hiç nikah geçmemiş ise, iffet sahibi mu'minlerin bunları nikahlamaları tahrimen mekruh, fakat nikahları sahih olur.
    Ayetin tahriminin bu kısmı içine aldığı hususunda bir çeşit şubhe vardır. Onun için ictihada yol açılmıştır. İşte zikredilen ihtilaf, ancak bu kısım hakkındadır.
    Yalnız Hz. Aişe ve İbnu Mesud ve Berâ b. Azib hiçbirisinde nikahlanmayı uygun bulmamış, bu kısmın haramlığını da diğer iki kısım derecesinde tutmuşlardır.
    İşte zinanın sonucu öyle azab, böyle mahrum bırakmaktır. Mumin olanların zinadan sakınmaları ve cezasını uygulamaları farz olduğu gibi zânî ve zâniyeyi nikahlamaktan kaçınmaları ve birbirlerini böyle töhmetlerden korumaları da gerekir. Yoksa sakınma bahanesiyle ona buna zina isnat ederek, iffet sahiblerinin namusuna dokunmak da büyük bir cinayettir, suçtur ki, buna remiy veya kazif denilir. Bu deyim; namuslu olanlara delilsiz böyle bir isnatta bulunmak, nasıl rastgelirse gaybı taşlamak gibi olmakla beraber, öldürmek için şiddetli ok atmak gibi yaşama hakkına bir hücum olduğuna işarettir.
    (Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Hak Dini , Kur'an Dili, Nur surasi Tefsirinden)



    İlgili Konu :
    Bekarken Zina Ettiğini Kocasından Gizleyen Kadının Durumu
    (Bu başlıktaki SORU : 2 cevabını dikkatlice okuyunuz)


    http://www.islam-tr.com/forum/mahrem-konular/27535-bekarken-zina-yaptigini-kocasindan-gizleyen-kadinin-durumu.html
  3. ali_1405

    ali_1405 Islam-TR Üyesi

    Allah(s.v.t.) ihlasla emek verip soruma cevap veren kardeşlerimden razı olsun.Teşekkür ederim.
  4. ENSARİ

    ENSARİ Islam-TR Üyesi

    Maalesefki bu tip hassas konular toplum içinde dejenere olmuş haram haller normalmiş gibi algılanılır olup, bırakın yasaklamayı teşvik edilir olmuş..(herkesin kendi hayatını yaşaması gibi.) bütün sorunarın kökeninde ŞERİAT'ın ülke rejimine yansımaması...
Yüklüyor...

Sayfamızı paylaşarak bize destek verebilirsiniz.