VIDEO TURKCE VE ARAPCA ( turkce alt yazili ) NESIDLER

Konu, 'Neşidler' kısmında yusuf tarafından paylaşıldı.

  1. yusuf

    yusuf Islam-TR Üyesi

      
    [​IMG]

    TURKCE VE ARAPCA ( turkce alt yazili ) NESIDLER ( eski nesidler.comdan alinmistir )

    (videolar yuksek kalite acilmasi gecikebilir lakin acildiktan sonra akici izleyebilirsiniz)

    Allahu Mevlana


    7589



    Esirin Ahdi


    7590



    Haydi Ammar


    7591


    Hayyil ketaib


    7592


    Hice Sayılıyor Bak Din-i Islam


    7473



    Hubbu


    7593




    Irhabiyyun Ene


    7594



    Islami ortam Esir Klipi


    7595



    Iste Usame


    7474



    Selir Rimah


    7596



    Senehudu


    127


    Uvaddiukum


    7532


    Vedaan Eyyuhel Batalu


    7597



    La Tahzenu


    7598



    La budde


    7600



    Makdisi Nesid


    7247



    Kavlu-s Savarım


    7602



    Neam Katil


    7601



    Ya Sebaben


    7599




    Yesrip Yolunda


    134






    Zindan Gulistandir Bize


    3824


    [​IMG]


  2. succat

    succat Islam-TR Üyesi

    selamun aleykum sizden bir ricam var bana eski bant tiyatrolarından tevbe isimli bant tiyatrosu lazım ama nasıl ulaşırım nerede bulurum bilmiyorum. bana bu konuda yardımcı olan olursa cok sevinirim. bana çok gerekli Alah razı olsun
  3. Abdulmuizz Fida

    Abdulmuizz Fida أَلَيْسَ اللَّهُ بِأَحْكَمِ الْحَاكِمِينَ Yetkili Kişi Site Admin Forum Yöneticisi

    [​IMG]

    İslam’ın güzelliklerini taşırlardı bize…
    Ne güzeldi o kasetler! Peygamber döneminin en önemli olayını anlatan Hicret kaseti, Tebük seferinde cihattan geri kalanları konu alan Tevbe, Bir annenin kızına nasihatleri, bir babaannenin torunlarına İslam’ı soru cevaplı bir şekilde anlattığı İtikat kaseti ilk aklıma gelenler.
    Bant TiyatrolarıBu kasetlerle tevhidi öğrenir, Kabe’nin içindeki putları yıkan Peygamberi yanımızda hisseder, kendimizi Asrı saadette hayal edip Medine sokaklarında gezinirdik. Öyle güzel ve sıcak duygulardı ki yaşadıklarımız, metalik radyonun ardında bize görünen başka bir dünya vardı sanki.
    Zorluk Seferi: Tebük
    En çok etkilendiğim, zaman zaman hala dinlediğimiz, müziksiz marşların bol olduğu Tevbe adlı bant tiyatrosundan bahsetmek istiyorum. Ömer Karaoğlu’nun yazdığı ve besteleriyle süslediği kaset, düşmanın adının Rum olduğu Şam seferini anlatıyor.
    Hurmaların iyiden iyiye olgunlaşması, güneşin caydırıcı sıcaklığı ve düşmanın kuvveti zorluk seferini daha da zorlaştırmıştı. Münafıklar türlü bahaneler bulup seferden kaçarken, bir yandan da Müslümanların gözünü korkutmaya çalışıyorlardı. İslam ordusu sefere çıktığında güçsüzler, özürlüler ve münafıklar dışında da geri kalanlar vardı: Ebu Hayseme. Kınadı nefsini, düştü yollara, yetişti Allah’ın askerlerine.

    Es rahmet rüzgârı es üstümüze
    Bugün sımsıcak çöl kumlarında
    Zorluk seferinde zorluk erleriyle
    Hedef bellidir yolumuz Şam’a!
    Mümin oldukları halde ihmalcilik yüzünden sefere katılamayanlar da olmuştu. Bunlar: Kâ’b bin Malik, Mirâre b. Rabî’ ve Hilâl b. Ümeyye idi. Ka’b bin Malik ve iki arkadaşını cihattan geri bırakıp, Medine’de alıkoyan ne idi? Bunun cevabını kendileri de veremedi.
    Rumlar cizye vermeyi kabul etmişti. Peygamber ve ordusu Medine’ye döndüğünde yanlarına giden Ka’b'a onu alıkoyanın ne olduğu soruldu. Ka’b hiçbir özrünün olmadığını, bu konuda Allah Resulüne bir mazeret bildirmeyeceğini söyledi. Peygamber de ona “Allah sen ve arkadaşların hakkında hüküm verinceye kadar bekleyin” dedi.
    Tam burada Ka’b bin Malik ve iki arkadaşı için bestelenmiş bir marş var ki…
    Biliyorlardı Onlar Allah’ı
    Tanıyorlardı Rasulullah’ı
    Ama bir kere zorluk ordusu
    Çoktan aşıp gitti çöl yolunu!
    Zorlu bir imtihan ve sabır süreci başlamış oldu böylece. Arkadaşlarının onlarla konuşması yasaktı, Peygamber onlardan yüz çeviriyordu mescidde. Akabe ehlinden Ka’b pişmanlık, hüzün, yalnızlık ve keder dolu gözyaşları içindeydi şimdi. Tam 50 gün boyunca dar geldi onlara dünya, bütün genişliğine rağmen.
    Ve tüyleri diken diken eden bir marş daha…
    Ağlamak, ağlamak beyin eriyene kadar
    Secdeden kalkmamak alın çürüyene kadar!
    Ve müjde geldi sonunda! Müjde sana Ey Ka’b, Ey Mirare, Ey Hilal! Allah tevbe edenlerin tevbesini kabul etti. Affolunma sevinciyle içlerinde huzurla secde ediyorlardı şimdi. Ka’b bin Mâlik ve arkadaşları bu ilahi iltifata, doğru sözlülükleri ve samimi davranmaları sayesinde kavuştular.
    Bedbaht olana, ye’se düşene
    Nefsine uyana tevbe nasip et!
    Allahu Teâlâ bu üç sahabenin halini ve affedilmelerini şöyle bildirir: “Ve savaştan geri kalan o üç kişinin tövbesini de kabul etti. Bütün genişliğine rağmen yeryüzünün kendilerine dar geldiği, ruhları son derece sıkıldığı, Allah ‘tan başka bir sığınak olmadığını anladıkları zaman tövbe etsinler diye, Allah onları bağışlamıştı. Şüphesiz ki Allah, tövbeleri çok kabul eden ve çok merhametli olandır” (Tevbe/118).
    Nefsimize yenilsek bile günahta ısrar etmeyip tevbe etmeyi nasip etsin Allah hepimize!
    Bant tiyatrolarını hazırlayanların, seslendirenlerin, bize bu güzellikleri yaşatanların eline sağlık!
    İslam’ın güzelliklerini taşırlardı bize…
    Ne güzeldi o kasetler! Peygamber döneminin en önemli olayını anlatan Hicret kaseti, Tebük seferinde cihattan geri kalanları konu alan Tevbe, Bir annenin kızına nasihatleri, bir babaannenin torunlarına İslam’ı soru cevaplı bir şekilde anlattığı İtikat kaseti ilk aklıma gelenler.
    Bant TiyatrolarıBu kasetlerle tevhidi öğrenir, Kabe’nin içindeki putları yıkan Peygamberi yanımızda hisseder, kendimizi Asrı saadette hayal edip Medine sokaklarında gezinirdik. Öyle güzel ve sıcak duygulardı ki yaşadıklarımız, metalik radyonun ardında bize görünen başka bir dünya vardı sanki.
    Zorluk Seferi: Tebük
    En çok etkilendiğim, zaman zaman hala dinlediğimiz, müziksiz marşların bol olduğu Tevbe adlı bant tiyatrosundan bahsetmek istiyorum. Ömer Karaoğlu’nun yazdığı ve besteleriyle süslediği kaset, düşmanın adının Rum olduğu Şam seferini anlatıyor.
    Hurmaların iyiden iyiye olgunlaşması, güneşin caydırıcı sıcaklığı ve düşmanın kuvveti zorluk seferini daha da zorlaştırmıştı. Münafıklar türlü bahaneler bulup seferden kaçarken, bir yandan da Müslümanların gözünü korkutmaya çalışıyorlardı. İslam ordusu sefere çıktığında güçsüzler, özürlüler ve münafıklar dışında da geri kalanlar vardı: Ebu Hayseme. Kınadı nefsini, düştü yollara, yetişti Allah’ın askerlerine.
    Es rahmet rüzgârı es üstümüze
    Bugün sımsıcak çöl kumlarında
    Zorluk seferinde zorluk erleriyle
    Hedef bellidir yolumuz Şam’a!
    Mümin oldukları halde ihmalcilik yüzünden sefere katılamayanlar da olmuştu. Bunlar: Kâ’b bin Malik, Mirâre b. Rabî’ ve Hilâl b. Ümeyye idi. Ka’b bin Malik ve iki arkadaşını cihattan geri bırakıp, Medine’de alıkoyan ne idi? Bunun cevabını kendileri de veremedi.
    Rumlar cizye vermeyi kabul etmişti. Peygamber ve ordusu Medine’ye döndüğünde yanlarına giden Ka’b'a onu alıkoyanın ne olduğu soruldu. Ka’b hiçbir özrünün olmadığını, bu konuda Allah Resulüne bir mazeret bildirmeyeceğini söyledi. Peygamber de ona “Allah sen ve arkadaşların hakkında hüküm verinceye kadar bekleyin” dedi.
    Tam burada Ka’b bin Malik ve iki arkadaşı için bestelenmiş bir marş var ki…
    Biliyorlardı Onlar Allah’ı
    Tanıyorlardı Rasulullah’ı
    Ama bir kere zorluk ordusu
    Çoktan aşıp gitti çöl yolunu!
    Zorlu bir imtihan ve sabır süreci başlamış oldu böylece. Arkadaşlarının onlarla konuşması yasaktı, Peygamber onlardan yüz çeviriyordu mescidde. Akabe ehlinden Ka’b pişmanlık, hüzün, yalnızlık ve keder dolu gözyaşları içindeydi şimdi. Tam 50 gün boyunca dar geldi onlara dünya, bütün genişliğine rağmen.
    Ve tüyleri diken diken eden bir marş daha…
    Ağlamak, ağlamak beyin eriyene kadar
    Secdeden kalkmamak alın çürüyene kadar!
    Ve müjde geldi sonunda! Müjde sana Ey Ka’b, Ey Mirare, Ey Hilal! Allah tevbe edenlerin tevbesini kabul etti. Affolunma sevinciyle içlerinde huzurla secde ediyorlardı şimdi. Ka’b bin Mâlik ve arkadaşları bu ilahi iltifata, doğru sözlülükleri ve samimi davranmaları sayesinde kavuştular.
    Bedbaht olana, ye’se düşene
    Nefsine uyana tevbe nasip et!
    Allahu Teâlâ bu üç sahabenin halini ve affedilmelerini şöyle bildirir: “Ve savaştan geri kalan o üç kişinin tövbesini de kabul etti. Bütün genişliğine rağmen yeryüzünün kendilerine dar geldiği, ruhları son derece sıkıldığı, Allah ‘tan başka bir sığınak olmadığını anladıkları zaman tövbe etsinler diye, Allah onları bağışlamıştı. Şüphesiz ki Allah, tövbeleri çok kabul eden ve çok merhametli olandır” (Tevbe/118).
    Nefsimize yenilsek bile günahta ısrar etmeyip tevbe etmeyi nasip etsin Allah hepimize!
    Bant tiyatrolarını hazırlayanların, seslendirenlerin, bize bu güzellikleri yaşatanların eline sağlık


    Biliyorlardı onlar Allah'ı

    Vesvese girdi nefislerine
    Tembellik çöktü bedenlerine
    Kaldılar geri Tebuk yolundan
    Sanki tuttu biri kollarından.


    Biliyorlardı onlar Allah'ı
    Tanıyorlardı Rasulullah'ı
    Ama bir kere zorluk ordusu
    Çoktan aşıp gitti çöl yolunu.


    Geldiklerinde çocuklar vardı
    Kadınlar vardı yaşlılar vardı
    Allah düşmanlarını gördükçe
    Hüzünle dolup kahrolurlardı.

    Akabe'de yürekten söz veren
    Ka'b bin Malik'i bir hüzün sardı
    Ve Murare'nin bitti sözleri
    Doldu Hilal'in yaşlı gözleri.

    Zorluğu sıcağı kızgın çölü
    Ezip geçenleri düşündüler
    Mıhlanıp kaldılar Medine'de
    Dağ gibi çile bekler ilerde.

    Ömer Karaoğlu
  4. minhac

    minhac Islam-TR Üyesi

    çok güzel bir nostalji oldu vesile olanlar sağolsun...
  5. İSTİŞHAD

    İSTİŞHAD İyi Bilinen Üye Yetkili Kişi Site Admin Forum Yöneticisi

    videolar güncellendi...
  6. muvahhide sehidan

    muvahhide sehidan ikk

    bilgisayarimda surekli dinledigim bant tiyatrolari var..ama mp3 halinde oldugu icin buraya nasil ekliyecegimi ? bilemiorum..
  7. Sebuhi

    Sebuhi Islam-TR Üyesi

    megaupload.com
    bu siteye gir , bilgisayarindan mp3 yukle, sonra kardeshler indirsin/
  8. Abdullah Yusuf

    Abdullah Yusuf LaTahzen Yetkili Kişi Forum Yöneticisi


    Vurun Aslanlar Vurun

Yüklüyor...

Sayfamızı paylaşarak bize destek verebilirsiniz.