Çözüldü Tövbe (el) Almaya Menzile Vb. Gitmek

Konu, 'Tevhid' kısmında ABDULHAK tarafından paylaşıldı.

  1. ABDULHAK

    ABDULHAK Üye

      
    TÖVBE (EL) ALMAYA MENZİLE GİTMEK


    [​IMG]
    [​IMG]

    Aleykum selam we rahmetullah
    Kardeşim sizin de çok iyi bildiğiniz gibi günahları yegane avf edecek merci el Avf olan Allah (c.c.)dır.
    _Ve onlar çirkin bir günah işledikleri, yahut nefislerine zulmettikleri zaman Allah'ı hatırlayarak hemen günahlarının bağışlanmasını dilerler. Allah'tan başka günahları kim bağışlayabilir? Bir de onlar, bile bile, işledikleri (günah) üzerinde ısrar etmezler. (Al-i İmran 135)

    İslamda günahların avf olunması için birilerine gitme diye bir şey yoktur. Bu istisna Rasulullah (s.a.v.) in vefatıyla son bulmuştur.
    _Biz hangi peygamberi gönderdikse, sırf Allah'ın izni ile itaat edilmek üzere gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah'tan günahlarının bağışlanmasını dileselerdi ve Rasul de onların bağışlanmasını dileseydi, elbette Allah'ı affedici, merhametli bulurlardı. (Nisa 64)

    "Sabret, Allah'ın vaadi gerçektir. Günahlarının affedilmesini dile. Akşam-sabah Rabbini överek noksanlıklardan tenzih et." (Mumin, 55)

    Kişilerin birilerine tevbe almaya gitmeleri, onu kendinden ve diğerlerinden üstün görüp onda bir mubareklik durumu olmasındandır. Bir kimsenin tevbeleri kabul eden veya avf edilmesinde garantici veya torpilli salih kul mesabesinde görebilmek kalabalıkların nufusuna göre değil sahih naslara göredir.

    Tasavvuf kültürünün ağırlıkta olduğu bölgelerde bu tür sülük tıyniyetli beleş cennetçilerin, kısa yoldan motor sıfırlama teknikleri hayli gelişmiştir.
    Tevbe alma işi tarikatların adab ve usulünden olmuştur. Dikkat ediniz İslam'ın demiyorum tarikatların.

    El almak ve el vermek hadisesi tarikatlar ile ilgili bir deyimdir. Pratik olarak; bir semtte tarikatın bir kolunu temsil eden bir şeyh veya efendi (vekil) olur.
    Bu zata intisap edip takip etmek ve ondan ve tarikatın sözde feyizlerinden (!) istifade etmek kastıyla bu kişiler, şeyhin elini tutup hem tarikat alma hem de günahlarından tevbe - istiğfar etme ve bir daha günah işlememeye niyet ederler.
    Bu durumda şeyhin kuvvet ve dirayeti ne kadarsa, kendi müritlerine tasarruf eder. Mûritte “beni nezaret (görüp) ve takib ediyor” diye şeyhden (Allah demedim) çekindiği için günah işlememeye özen gösterir.
    Yukarıda bahsi geçen konudaki niyet ve düşünce İslamla bir bağı yoktur.

    Bildiğimiz gibi Kurayşli Muşrikler de Allah'a inanıyor , Allah c.c. rabliğini kabul ediyordu.
    "Andolsun ki onlara, "Gökleri ve yeri yaratan, güneşi ve ayı buyruğu altında tutan kimdir?" diye sorsan "Allah" derler. O halde nasıl (haktan) çevrilip döndürülüyorlar? (Ankebut 61 ; Lukman 25)
    Fakat dinlerinin tahrif olması neticesinde farklı da olsa Hac yapıyor, hacer'ul esved taşını yerine koyma sevabına erişebilmek için sırayı kimseye kaptırmıyor , bu sebebten dolayı neredeyse kavga ediyorlardı.
    Dualarının kabulu ve günahlarının avffı için, daha önceden (Hz. Nuh (a.s.) zamanında) Salih kimseler ola kimselerin ölmeleri üzerine onları anıp hatırlamak kastıyla heykellerini edinmişlerdi. Zamanla bu heykeller - putlar Kabe'ye - Mekke'ye getirildi ve uzun zaman geçmesinden dolayı sonraki nesillerin o putların ne amaçla yapıldığını unuttuklarından onları dua etmede, avf dilemede ve Allaha yaklaşmada Allah ile aralarında aracılar edindiler.
    Bununla ilgili Rabbim şöyle buyurmuştur:
    "İyi bil ki, halis din ancak Allah'ındır. O'ndan başka birtakım dostlar tutanlar da şöyle demektedirler:
    "Biz onlara sadece bizi Allah'a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz."
    Şüphe yok ki Allah, onların aralarında ihtilaf edip durdukları şeyde hükmünü verecektir. Herhalde yalancı ve nankör olan kimseyi Allah doğru yola çıkarmaz." (Zumer 3)

    "Muşrikler Allah'ı bir yana bırakarak hiçbir şey yaratmayan , kendileri birer yaratık olan, kendilerine ne zarar ve ne fayda dokunduramayan, öldürmeye, yaşatmaya ve yeniden diriltmeye güçleri yetmeyen ilâhlar edindiler." (Furkan, 3)

    Kureyşli muşrikleri Allahın yaratıcılığını kabul etmelerine rağmen cehennemlik muşrik olmalarına sebeb olan anlayış; duada ve ülkenin yönetiminde uyulması gereken kanunlarda ibadeti yalnızca ve yalnızca Allaha vermemekti.
    "Sizin Allah'ı bırakıp da o taptıklarınız, sizin ve atalarınızın uydurduğu birtakım isimlerden başka bir şey değildir. Bunlara tapmanız için Allah hiçbir delil indirmiş değildir. Hüküm ancak Allah'a aittir: O, size, kendisinden başkasına tapmamanızı emretti. İşte dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler." (Yusuf 40)

    Bu kişilerden yaptıkları icraatlere karşılık delil istemeyiniz getiremeyeceklerinden size vereceği cevap bunların formulleridir:
    "Bu kadar insan (hoca) bilmiyor mu?"

    Kaide gereği bir iş yapan bunun delilini sunmalıdır ki, doğru veya yanlış yaptığını hem kendi bilsin kalbi mutmain olsun , hemde yanlış ise batıla başlamadan bitirsin.
    Buna rağmen bu konunun batıllığı hakkında biz yine de Rabbimizin lutfettiği kadar konuşmaya çalışalım.
    Bir nesne, zaman veya kimsenin mubarekliği ;
    1_ Bir şeyin mubarak oluşu ancak, Kitab ve sünnetten bir nass ile kat’iyet bulur.

    2_ Teberruk ancak ve ancak, mubarakliği sabit olan şeyle ve yine ancak İslama uygun biçimde, şekilde yapılabilir.

    Mubârak zamanlara örnek :
    Ramazan ayı (Bakara 185 , Duhan 2-6, Kadir 1-5) , Zilhicce ayının ilk 10 günü (Ahmed b. Hanbel 1/346 ; Buhari 969 ; Ebu Davud 2438; Tirmizi 757; İbn Mace 1727; Darimi 1814) gibi.

    Mubârak mekanlara örnek :
    Mekke-i Mukerreme (Al-i İmran 96-97; Kasas 57; Ankebut 67), Medine-i Munevvere (Ahmed b. Hanbel 4/40 ; Buhari 2129 ; Muslim 1360; Abdullah b. Zeyd r.anh’den)gibi mubarek mekanlar.

    Abdullah İbn Ömer (r.a.)’dan, peygamber’e Zul Huleyfe’de vadinin içinde gecelerken rüya gösterilmiş ve kendisine “sen mubarek bir vadide bulunuyorsun.” denilmiştir. (Buhari, Muslim)

    Rasulullah (s.a.v.) : “ Evimle minberimin arası cennet bahçelerinden bir bahçedir.” (Buhari-Muslim)

    Mubarek amellere örnek :
    Salih ameller (Kehf 110; Meryem 60; Fatır 10; Ğafir 40), ana babaya iyilik (Nisa 36; İsra 14-23-24-32 ; Ankebut 8; Lukman 14), Kur’an-ı Kerim okumak (Buhari, 5020, 5059, 5427, 7560; Muslim 797; Ebu Musa el Eş’ari r.a.’dan) gibi mubarak ameller.

    Mubârak kılınan çeşitli şeyler :
    Peygamberler , sıddiklar- şehidler (Nisa 69), bal (Nahl 69; Buhari 5684, 5716; Muslim 2217; Ebu Said el Hudri r.a.’den; Buhari 5683, 5697, 5702, 5704; Muslim 2005/71 ; Cabir b. Abdullah r.anh’dan), çörek otu (Buhari 5688; Muslim 2215; Ebu Hurayra r.anh'den; Buhari 5687, Aişe r.anha'dan) vs. gibi mubarak kılınmış bazı şeyler.

    Buna misal verecek olursak , Mekke-i Mukerreme’yi ele alalım.
    Allah c.c. şöyle buyurmuştur:
    Şubhesiz insanlar için kurulan ilk mabed, Mekke'deki çok mubarek ve bütün âlemlere hidayet kaynağı olan Beyt (Kabe)dir.” (Al-i İmran 96)

    Rasulullah (s.a.v.) : “Benim şu mescidimdeki bir namaz, (Mescidi Haram) dışında diğer mescidlerdeki bir namazdan daha faziletlidir. Mescid-i Haram’daki herhangi bir namaz diğer mescidlerdeki bir namazdan yüz bin kat daha faziletlidir.” (İbn Mace, Ahmed b. Hanbel ; Musned)

    Mekke’nin mubarek olduğu sabittir. Bu da orada kazanılan ecirlerin kat kat olmasındandır. Dolayısıyla Mekke-i Mukerreme ile teberrukte bulunmanın yolu, tavaf, namaz vs. ibadetlerin orada bol bol eda edilmesiyle olur. Kabe’ye ya da örtüsüne kedi gibi sürtünmek meşru bir teberruk değildir.

    Bir başka misal olarak Salih kimseleri ele alalım.

    Bu kimseler imanları ve ibadetleri-amelleri dolayısıyla mubarek kimselerdir. Yapılacak olan teberruk onların izinden gitmek, ilimlerinden, amellerinden faydalanmak ve hayr konularında kendileriyle yarışmak şeklinde olmalıdır.
    Bunlar mubarek zatlar diye kendilerine dokunan, sürünen kimse ise şeriata aykırı davranış yapmış olur. Hiçbir kimse bundan istisna değildir.
    (Cübbeli bayraklı Ahmed bile. Ki bu şahısa sürünenleri ve sürünülen şahsın buna ses çıkarmayarak onayladığını gözlerimle görmüşümdür)

    Yalnızca peygamberler bundan istisnadır. Çünkü peygamberlerin saçları, elbiseleri gibi şeylerin mubarek olduğu konusunda nass mevcuttur.
    Peygamber Allah’ın en sevgili kulu, rasulu, son elçisidir. Allah onu yeryüzüne rahmet olması için göndermiş ve güzel ahlakla onu övmüştür. Allah bu şerefli elçiye bazı meziyetler vermiş diğer kullardan onu ayırmıştır. Rasulullah’ın zatıyla teberruk etmek şeri delille sabit olduğu için ashab teberrük ediyordu.
    Rasulullah’ın zatını kıyas ederek başka insanları da teberrük etmek caiz değildir. Zira Sahabiler, Rasulullah’dan sonra en faziletli insanları olan Ebu Bekir Sıddık ve Ömer İbn Hattab gibilerini teberruk etmemişlerdir. Bu durum Allahın peygamberine verdiği bir özelliktir. Peygamberlerin sıfatlarının diğer insanlarda olmaması gibi.
    Ehl-i Sünnet vel Cemaat Akidesinde bu hususta hiçbir alimden delil bulunmamaktadır. İmam Azam Ebu Hanife de eserlerinde asla böyle bir şeyin caizliğini yazmış değildir.

    Son bir misal daha Kur’an-ı Kerim hakkında olsun.
    Allah’u teala c.c. O’nun hakkında “ Sana indirdiğimiz Mubarek bir kitab…” (Sad 29) buyurmaktadır.
    Kur’an ile teberruk , O’nu okumak, içindekileri pratik hayatta uygulamak, emir ve nehiylerine ittiba ile olur. Kur’an-ı üzerinde taşıyarak , arabaya koyarak, yastık altında veya yüksek bir yere asarak teberrukte bulunmanın İslam ile bir bağı yoktur.

    Günümüzde bazı müslümanların(!) çeşitli mekanları, (Konya’da Mevlana - İstanbul’da Oruç baba -Diyarbakır’a yakın Zeynel Abidin - Gaziantep’e yakın Ökkeşiye -Gaziantep merkezde bulunan Yuşa türbesini -Adıyaman’a yakın menzil ilçesini ve şeyhini…) bereketli sayarak oralardan bereket ummaktalar ve ibadetin oralarda daha makbul olduğuna inandıkları bilinmektedir.
    Bu şehirlerin, ilçelerin, menzillerin, türbelerin, şeyhlerin, yatan ölülerin bereket verdiğine inanmak büyük şirktir.
    Allah korusun buna inanmak kişiyi dinden çıkarmaya kadar götürür. Zira insana fayda, zarar veren ancak Allah’tır.
    Bu yerlerde namaz, dua, zikir daha üstün ve sevabı çoktur diye inanmakta bidattir.
    Yine bu yerlerin hakkında Kur'an ve sünnetten kutsal mekanlar olduklarına dair deliller yoktur.

    Kuran ve sünnetten sahih deliller olduğu muddetçe teberruk etmek caizdir. Rasulullah’ın, Sahabilerin ve günümüz müslümanlarının Kabe önünde Haceru’l Esved’i öpmeleri sabittir.
    Bu amel meşrudur. Çünkü Rasulullah öpmüştür ve ardından gelen ashab da Rasulullah’ın hedyini (sünnetini) eda etmek için öpmüşlerdir.
    Rasulullah ve Ashabının yaptıkları bizler için şeri huccettir. Onlar öperken ondan hayır, bereket, fayda getirdiğine inanarak öpmezlerdi.

    Ömer İbn Hattab : “ Vallahi muhakkak biliyorum ki sen öyle bir taşsın ki ne zarar ne de fayda verirsin. Eğer Rasulullah’ın seni öptüğünü görmemiş olsaydım seni öpmezdim
    (Buhari ve Muslim)

    Ömer İbn Hattab’ın sözü Haceru’l Esved’i öptüğünü, öperken de ondan zarar ve fayda beklemeden sünneti eda etmek istediğini çok açık bir şekilde isbat eder.

    Mubârak zamanlara değinirsek ; Kur'an ve sünnetten gelen delillerle değişik zamanlarda ibadet ve dua etmeler faziletlidir. Rasulullah (s.a.v.) ramazan ayını, Aşura ayını, pazartesi ve perşembe oruçlarını, Cuma gününde özel bir saatte dua etmeyi ve sayamayacağımız bir çok günlere has duaları faziletli saymıştır.

    "Kim ramazanı ihlaslı ve sevabını Allah’dan bekleyerek geçirirse Allah onun geçmiş günahlarını affeder. (Buhari-Muslim)

    Rasulullah (s.a.v.) buyurmuştur ki : “ Kim inanarak ve sevabını Allah’tan bekleyerek kadir gecesini ihya ederse kendisinin geçmiş günahı bağışlanır.” (Buhari-Muslim)

    Kuran ve sünnetten deliller olmadığı müddetçe özel günler ilan etmek, o günleri kutlamak, bu günlerin faziletli olduğunu söylemek caiz değildir.
    Ölünün kırkıncı gününü, bir zatın ölüm gününü, nevruz gününü kutlamalar, aşura günü yemek yapma gibi kutlamalar bid'attir.

    Allah’ın değil de vesile edindiği zatın, eşyanın, mekanın bereket-hayır-fayda-zarar verdiğine inanarak teberrukte bulunulması durumunda şirke düşülür.
    Bir zatın, eşyanın, mekanın bereket, hayır, fayda, zarar verdiğine inanması büyük şirktir. Zira teberruk eden bu insan, Allah’ın hakkını bir kula, eşyaya, mekana vermiş olur ki bunun şirk olduğunda şüphe yoktur.
    Allah bereket, hayır, fayda ve zarar verendir. Kim bunları bir kula, bir eşyaya, bir mekana verirse (Allah korusun) İslam dininden çıkar ve kafir olur.



    Mesela , biri şöyle demiş olsa, Benim çocuğum rahatsızdı, bana filan şıhın- yanına gidersen ve onun tükürüğünü çocuğunun rahatsızlığı olan yere sürtersen şifayı bulursun, zira şıhımız bereketli, faziletli bir insan" demiş olsa bu insan şifayı verenin o şıh olduğuna inansa bu inanç şirktir.

    Yine diyelim ki, "filan şeyhin köyüne gidersen ondan tevbe alırsan ve onun elini öpersen o elden bereket alırsın" demek veya "filan efendinin köyüne gider ve onun huzurunda bir tavuk keser ve onun duasını alırsan o kazancın, arkın, malın artar" derse şirk koşmuş olur.

    فَلَا تَدْعُ مَعَ اللَّهِ إِلَهًا آخَرَ فَتَكُونَ مِنَ الْمُعَذَّبِينَ
    Allah ile birlikte başka bir İlah dua etme. O takdirde azab edilenlerden olursun.” (Şuara, 213)

    İslam’da Teberruğun meşru olma şartlarını gördükten sonra meşru teberruk ile meşru olmayan teberrukleri birbirine karıştırıp harman edenlerin, karıştırdıkları meseleleri izah edelim.

    Ashab-ı Kiramın Rasulullah’ın (s.a.v.) saçı (Buhari 6281; Muslim 2325; Enes b. Malik r.a.’dan ; Buhari 5896; Ummu Seleme r.anh’dan) ,teri (Buhari 6281; Muslim 2331 ,2332; Enes B. Malik r.a.’dan) , balgamı (Ahmed b. Hanbel 4/329-330; Buhari 2731 -2732; El Misver b. Mahreme ve Mervan b. El Hakem r.anh’dan) , ve elbiselerini (Buhari 6036 , 1277, 5810; Sehl b. Sa’d r.anh’dan) alıp onlarla teberrukte bulunmuş olmaları, tevhid yetimi tasavvufcuların ve onların sampatizanları olan cahil avam halk için; bazı şeyhlerin ve Salih kimselere ait bazı nesnelerle de teberrukte bulunabileceğine sanma hatasına düşürmüştür.

    Bu sapkın hatayı 2 madde halinde izah edecek olursak :

    A) Şahısların eserleri ile teberrukte bulunmak sadece Peygambere özgüdür.
    Diğer muslumanlar ne kadar yuksek konumlarasahip olurlarsa olsunlar böyle bir iltimasa sahip değildirler.
    Peygamber olmayan birisinin, Peygambere kıyas edilmesi ne kadar büyük bir curumdur.
    Sahabeerden sabit olan, yalnızca Rasulullahın (s.a.v.) eserleri ile teberrukte bulunmalarıdır!
    Bazı sahabiler de Rasulullah (s.a.v.)’in birer parçası olan teri , saçı , kokusu (Buhari 6281; Muslim 2331-2332; Enes b. Malik r.a.’dan) , elbisesi v.b. ile teberrukte bulunmuşlardır.

    B) Salih insanların eserleri ile teberrukte bulunulması; ne ashabın, ne tabiinin ve ne de onların ardından gelen neslin uygulaması değildir. Bununla ilgili olarak dinde öncü imamlardan da hiçbir emir ve uygulama aktarılmamıştır.
    Bazı alimlerden konuya ilişkin olarak gelen rivayetler, batıl rivayetler olup onlardan sahih bir isnadla gelmemiştir. Bu uydurmala misal verecek olursak İmam Şafii’nin İmam Ahmed’in giysisi ile teberrukte bulunduğu anlatılmaktadır. (Bu iftira ve yanıtı için İbn Asakir’in “Tarihu Dimaşk” 5 /311 ; İbnu’l Cevzi “Menakibu’l İmam Ahmed b. Hanbel” s.551-553; İbn Kesir “el Bidaye ve’n-Nihaye” 14/395; İbn Muflih “el Adabu’ş-Şer’iyye” 1/463-464)
    Şayet böyle bir tutum caiz ya da hoş görülen bir davranış olsaydı , Ebu Bekr (r.anh), diğer halifeler, aşere-i mubeşşera ve diğer büyük sahabiler gibi faziletli, cennetle müjdelenmiş mumin olduğu nassla sabit olan kimselerle sahabe-i kiram teberrukte bulunurlardı.
    Onlardan hiç birisinden Peygamber dışındaki kimselere yönelik olarak böyle bir uygulamada bulundukları olmadığına göre, bu tür davranışların çirkin bir bid’at olması bir yana şirke açılan bir kapı olduğu ortadadır!



    Salih Kimseler Hakkında Aşırı Gitmek
    [​IMG]

    Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:
    "Ev kitab ehli! Dininizde aşırı gidip ölçüyü aşmayın." (Nisa: 171)

    "De ki, ey kendilerine kötülük edip aşırı giden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Allah bütün günahları bağışlar. Çünkü o affedici ve merhametlidir. Rabbinize yönelin." (Zumer, 54)

    "Dediler ki: 'Sakın ilahlarınızı bırakmayın. Hele Vedd, Suva, Yeğus, Yeuk ve Nasr'ı asla terketmeyin." (Nuh: 23)
    Bu ayeti kerime ile ilgili olarak İbn Abbas(r.a.) diyor ki:
    "Vedd, Suva, Yeğus, Yeuk ve Nasr, Nuh kavminde yaşıyan salih kişilerin adları idi. Bunlar ölünce şeytan, insanlara bunların hatıralarını devam ettirmek için yaşadıkları yerlere heykellerini dikmelerini ilham etti. Onlar da bunu yaptılar ve diktikleri heykellere onların isimlerini verdiler. Önceleri bunlara tapan yoktu; fakat onları dikenler öldükten sonra zamanla haklarındaki bilgiler ve heykellerin dikiliş gayeleri unutuldu ve insanlar bunlara tapmaya başladılar." (Buhari Tefsir: 71/3)

    İbni Kayyım sahabenin pek çoğunun bunlar hakkında:
    "Bu salih kişiler öldükten sonra insanlar bunların kabirlerinde ibadet etmeye başladılar. Sonra unutulmasın diye heykellerini diktiler, resimlerini yaptılar. Bir süre sonra bunlara tapmaya başladılar." dediklerini naklediyor.
    "Ey iman edenler! Allah'a öyle tevbe edin ki gayet ciddi, samimi bir tevbe olsun, gerek ki Rabb'iniz sizden kabahatlerinizi örter de sizleri altından ırmaklar akan cennetlere koyar, o gün ki Allah peygamberlerini ve onunla beraber iman etmiş olanları utandırmayarak, nurları önlerinde ve sağlarında koşacak, şöyle diyecekler: Ey Rabbimiz! Bizim nurumuzu tamamla ve bizim için mağfiret buyur, şubhesiz ki sen her şeye kadirsin." (Tahrim 8)


    Ömer (r.anh)'den, Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Hristiyanların İbni Meryem'i batıl üzere övdükleri gibi siz de beni övmekte aşırı gitmeyin. Şubhesiz ki ben bir kulum. Öyleyse benim için Allah'ın kulu ve Rasulu deyin."
    (Buhari Enbiya: 48. Darımi Rıkak: 6S. Ahmed: 1/21-24. 47.)

    İbni Mesud'un rivayet ettiği hadiste Rasulullah (s.a.v.):
    "Aşırı gidenler mahvoldular" buyurmuş ve bunu üç defa tekrar etmiştir.
    (Nesai Menasık: 217. İbn Mace Menasik: 63. Ahmed Musned: 1/215. 347. İbn Hıbban Mevarid. 1011. Hakim Mustedrak: 1/466. Elbani Ahadisussahiha: 1283.)

    İbni Abbas'ın rivayet ettiği hadiste Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Sakın aşırı gitmeyin. Sizden öncekilerin helak olmalarının sebebi aşırı gitmeleri olmuştur." (Muslim İlim: 7. Ahmed: 1 386. Ebu Davud Sunnet: 5.)

    Ebu Hurayra (r.anh)'den, Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyuruyor:
    "Evlerinizi kabir yapmayınız. Benim kabrimi de merasim yeri haline getirmeyiniz. Siz bana salat ve selam gönderiniz, nerede olursanız olun, sizin salatınız bana erişir." (Ebu Davud Menasik: 96, Ahmed: 2/367)

    Tasavvufta Günah Çıkarma Ayini ve Kökeni

    [​IMG]
    [​IMG]
    Şeyhulİslam İbn Teymiyye şöyle buyurmuştur:
    “…İçlerinden birisi şöyle demişti: “bizler insanları tevbe ettiriyoruz
    Dedim ki: onları neyden tövbe ettiriyorsunuz?
    Dedi ki; "yol kesmekten, hırsızlıktan ve benzeri şeylerden."
    Dedim ki; sizin onları tevbe ettirmenizden önceki halleri tevbe ettirmenizden sonraki hallerinden daha hayırlıdır. Çünkü onlar üzerinde oldukları şeyin haram olduğuna inanan, Allah'ın rahmetini uman, O’na tevbe eden ya da tevbe etmeye niyet eden fâsıklar idiler.. Sizler tevbe ettirmenizle onları Allah’ın buğzettiğini (bidatleri) seven, sevdiğine buğzeden (sünnetleri) , İslam Şeriatından çıkmış sapıklara çevirdiniz.. Ve onlara kendilerinin ve başkalarının üzerinde oldukları bu bidatlerin masiyetlerden daha şerli olduğunu açıkladım…”
    (İmam İbni Teymiyye, Mecmu-ul Fetava, C. 11, S. 472)

    Seyda Günah Çıkarıyor : Menzile yeni gelen günahkar (!) sofi adayları, Bir ucu şeyhin elinde halkaya bağlı olan ipleri tutar, şeyhin mırıldandığı sözleri tekrar ederek motoru sıfırlamanın şevki ile, kendilerine verilen talimatlarla mutlulukla evlerine dönerler!



    [GULYARASI]8393[/GULYARASI]
    Bayram Ali Öztürk : Muhammed eşittir Allah
    Tasavvufçulara göre Muhammed (s.a.v.) ; Allahın ete kemiğe bürünmüş dünyadaki halidir.

    [GULYARASI]7138[/GULYARASI]


    [​IMG]
    Şii Humeyni'nin TEBERRUKe kurban gitmesi !!

    [​IMG]
    [​IMG]

    [​IMG]

    İlgili Link :

    GÜNAHTAN TEVBENİN ŞARTLARI
    http://www.islam-tr.com/forum/tevhid/11719-gunahtan-tevbenin-sartlari-soruya-cevap.html
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 20 Temmuz 2014
  2. Abdulmuizz Fida

    Abdulmuizz Fida أَلَيْسَ اللَّهُ بِأَحْكَمِ الْحَاكِمِينَ Yetkili Kişi Site Admin Forum Yöneticisi

  3. minhac

    minhac Islam-TR Üyesi

    "Eğer bir şeyde ihtilafa düşerseniz, eğer Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsanız onu Allah'a (kitabına) ve Rasulüne (sünnetine) getirin.. Nisa 59

    Abdulhak konuyu Kuran ve sünnet ışığıyla anlatmış, sizin cevabınız da ise Allaha ve Rasulüne dayandırdığınız hiç bir deliliniz yok.

    cehaletiniz insanı hayrete düşüyor.. bu itirazlarınız ne gariptir ki Allaha ve Rasulünedir...
  4. Abdulmuizz Fida

    Abdulmuizz Fida أَلَيْسَ اللَّهُ بِأَحْكَمِ الْحَاكِمِينَ Yetkili Kişi Site Admin Forum Yöneticisi

    Evvela aşağıya aldıklarımı araştırmadan, hastalığını bu ilaçlarla tedavi etmeden; cehaletini ilimmiş gibi aktarma:

    TASAVVUF VE İSLAM

    ABDURRAHMAN EL VEKİL
    http://www.islam-tr.com/forum/tevhid/16601-tasavvuf-ve-islam-abdurrahman-el-vekil-2.html


    TASAVVUF VE İSLAM
    PROF. İBRAHİM SARMIŞ

    http://www.islam-tr.com/forum/tevhid/12783-tasavvuf-ve-islam-prof-ibrahim-sarmis.html



    NEKŞİBENDİLİĞİN KRONOLOJİK ÖZETİ
    http://www.islam-tr.com/forum/tevhid/16385-neksibendiligin-kronolojik-ozeti.html


    Tasavvufta Sapmalar
    http://www.islam-tr.com/forum/tevhid/16381-tasavvufta-sapmalar.html


    Gavs - Kutub Efsanesi
    http://www.islam-tr.com/forum/tevhid/17095-gavs-kutub-efsanesi.html



    İlm-i Ledun (Batıni İlim) Safsatası
    http://www.islam-tr.com/forum/tevhid/17362-ledun-batin-ilmi-safsatasi.html




    İlham ; İlim Elde Etme Yolu Değildir
    http://www.islam-tr.com/forum/tevhid/14134-ilham-ilim-elde-etme-yolu-degildir.html


    FECR-İ SADIK DOĞDU , MASKE GÖRÜLDÜ : RABITA'NIN İÇ YÜZÜ
    http://www.islam-tr.com/forum/tevhid/11948-rabitanin-ic-yuzu-fecr-i-sadik-dogdu-maske-goruldu-kitap.html


    İslamda Keramet
    http://www.islam-tr.com/forum/tevhid/32142-islamda-keramet.html


    Vahdet-i Vucûd
    http://www.islam-tr.com/forum/tevhid/11602-vahdet-i-vucud-sirki.html


    EBCED VE CİFİR, YAHUDİ KABALASININ ŞİRKİDİR
    http://www.islam-tr.com/forum/tevhid/11604-ebced-ve-cifir-yahudi-kabalasinin-sirkidir.html


    İBNİ ARABİ'NİN RASULULLAH'I (s.a.v.) SOLLAMA ZIRVASI
    http://www.islam-tr.com/forum/tevhid/13353-ibni-arabinin-rasulullahi-sollama-zirvasi.html


    Türkiye'de Nakşi Hareketi ve Tasavvuf
    http://www.islam-tr.com/forum/tevhid/13957-tasavvufcularin-sirk-akideleri-vcd-4.html
  5. camuro

    camuro Islam-TR Üyesi

    Ben bu tura katılmayı çok istiyorum.Nasıl ve ne zaman gidilir bilgi verirseniz çok sevinirim
  6. eL_Muhacir

    eL_Muhacir Cemaat cihad için,cihad cennet içindir !!! Yetkili Kişi Forum Yöneticisi

    konu hakkında yazılanları okumadın mı ?
Yüklüyor...

Sayfamızı paylaşarak bize destek verebilirsiniz.