Sünnetin İnkarı

Konu, 'Sünnet' kısmında samanpan tarafından paylaşıldı.


  1. SÜNNETE GÖRE HAREKET ETMEK VACİP, ONU İNKAR KÜFÜRDÜR!




    Yazan: ABDULAZİZ İBN BAAZ



    Hamd yalnız ALLAH’a mahsustur . İyi bir sonuç onun emirlerin i yerine getirip, yasaklarından sakınanlarındır. Salat ve selam insanlara rahmet olarak gönderilen Allah’ın kulu ve elçisi peygamber imiz Muhammed’e (Sallallah u Aleyhi ve Sellem), ashabına olsun. O ashab ki, Allah’ın kitabını ve peygamber inin sünnetini, söz ve manasına uygun ve bir bütün olarak kendileri nden sonra gelenlere ulaştırmışlardır. Allah onlardan razı olsun. Bizi de en güzel bir şekilde onlara tabi olanlarda n eylesin. Amin.

    Eski ve yeni bütün İslam alimleri, hükümleri kesin isbat eden, helal ve haramı açıklayan muteber esasların:

    “Önünden ve ardından kendisini iptal edecek bir kitab gelmeyece k olan ALLAH’ın KİTABI; kesinlikl e boş yere konuşmayan, konuştuğu her şey vahiy olan Rasululla h’ın (Sallallah u Aleyhi ve Sellem) SÜNNET’i ve ümmetin bütün alimlerin in İCMA’ı’’ olduğuna ittifak etmişlerdir. İslam alimlerin in ihtilafı ancak diğer esaslarda dır. Bunların en önemlisi KIYAS’tır. Alimlerin in çoğunluğuna göre muteber şartları yerine geldiği taktirde kıyas bir delildir. Bu dört esasın delilleri sayılamayacak kadar çok olup zikretmey i gerektirm eyecek kadar meşhurdur.



    BİRİNCİ ESAS:

    Bu esas Aziz olan Rabbimizi n Kitabı; Kur’an-ı Kerim’dir. Kur’an-ı Kerim’in bir çok yerlerind eki ayetler Allah’ın kitabına uymayı emirlerin e sarılmayı, yasaklarından kaçınmayı emreder. Allah (Celle ve Celaluhu) şöyle buyurur:

    (1)“Rabbinizd en size indirilen Kur’an’a uyun (emir ve hükümlerine bağlanın) Allah’dan başka dostlar edinerek onlara uymayın. Siz ne az düşünüyorsunuz!” (Araf, 7:3)

    (2)”İşte bu Kur’an muazzam bir kitaptır, onu biz inirdik; o çok mubarekti r. Artık ona uyun, emirlerin e bağlanın ve Allah’tan korkun. Ta ki merhamet olunasınız.” (En’am, 6:155)

    (3)”….İşte size Allah’dan bir nur ve aydın bir kitap geldi.” (Maide, 5:15)

    (4)”De ki:- Allah benimle sizin aranızda şahiddir ve bana şu Kur’an vahyolund u ki, onunla hem sizi, hem de kime ulaşırsa onu korkutayım.” (En’am, 6:19)

    (5)”Bu Kur’an, insanlara açık bir tebliğdir; bununla hem korkutuls unlar, hem Allah’ın ancak tekbir ilah olduğunu bilsinler, hem de temiz akıl sahipleri düşünüp öğüt alsınlar.” (İbrahim, 14:52)

    Bu manadaki ayetler oldukça çoktur. Kur’an-ı Kerim’e sarılmayı emreden bir çok sahih hadis-i şerifler de vardır. Bunlar Kur’an-ı Kerim’e sarılanın hidayette, onu terkedeni n sapıklıkta olduğunu ifade etmektedi rler. Bu hadisleri n bazıları şunlardır:

    Rasululla h Salallahu Aleyhi ve Sellem Veda haccı hutbesind e şöyle buyurmuştur: “Size, O’na sarıldığınız takdirde hiç bir zaman sapıtmayacağınız bir şey bıraktım. O’da Allah’ın Kitabıdır.” (Muslim)

    (6) Zeyd ibn Arkam’ın rivayet ettiğine göre Rasululla h Salallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyuruyor: “Size, şanı büyük iki şey bıraktım: Birinci Allah’ın kitabıdır. Hidayet ve açıklık ondadır. Allah kitabıyla amel ediniz ve ona sarılınız.” Allah’ın kitabına sarılmayı teşvik ettikten sonra devamla üç defa şöyle buyurur: “Ehl-i beytime (hane halkıma) iyi davranmanız hususunda size Allah’ı hatırlatırım.” (Muslim)

    (7) Bir başka hadisleri nde Kur’an-ı Kerim hakkında şöyle buyurur:

    “O Allah’ın ipidir. Kim ona sarılırsa hidayette dir. Kim one terk ederse sapıklıktadır.” (Muslim)

    Bu manadaki hadisler çoktur. Sahabe ve onlardan sonra gelen ilim ve iman ehlinin Allah’ın Kitab’ı ile beraber Rasululla h Sallallah u Aleyhi ve Sellem’in Sünneti’ne de sarılmak ve onlarla hükmetmek ve ihtilafla rı onlara göre çözmek hususunda ki icmalarına (oy birliğine) dair delilleri zikretmey e ihtiyaç hissettir memiştir.



    İKİNCİ ESAS:

    Alimlerin ittifakla kabul ettikleri, üç esasın ikincisi Rasululla h’dan (Sallallah u Aleyhi ve Sellem) sahih olarak gelen söz, fiil ve takririyl e ilgili sünnetidir. Rasululla h’dan (Salallahu Aleyhi ve Sellem) sonra, ilim ehli olan ashab ve onlara tabi olanlar bu esasa iman ederek, onu delil kabul etmişler ve müslümanlara öğretmişlerdir. Bununla kalmayara k bu konuda bir çok eserler yazmışlar ve sünnetin delil olduğunu hadis ve fıkıh usulü kitaplarında açıklamışlardır. Bu husustaki deliller sayılamayacak kadar çoktur. Kuran-ı Kerim’deki sünnete uymayı emreden ayetler bu delillerd endir. Bu emir asr-ı saadette ve ondan sonraki asırlarda bulunan bütün insanlara yöneliktir. Cünkü Rasululla h (Sallallah u Aleyhi ve Sellem) bütün insanlığa gönderilen bir peygamber dir. İnsanlar da kıyamete kadar O’na uymak ve itaat etmekle mükelleftirler. Çünkü Kur’an’-ı Kerim’in ilk müfessiri ve Kur’an’da mücmel olarak ifade edilen hükümlerin söz, fiil ve takriri sünnetleriyle açıklayıcısıdır. Sünnet olmasaydı Müslümanlar namazın rekat adedini, kılınış şeklini, onu kılarken gerekli olan şartları bilemezle rdi. Yine sünnet olmasaydı oruç, zekat, hac, cihad ve iyiliği emretmek, kötülükten sakındırmak hususunda ki hükümler bilinemez di. Yine hadis olmasaydı müslümanların muamelele ri, haramları, Allah’ın yasak ve cezalarla ilgili koyduğu hükümleri açık olarak bilmeleri mümkün olmazdı.

    Aşağıdaki ayetler sünnete itaat konusunda ki delillerd en bazılarıdır:

    ([​IMG]”Allah’a ve Peygamber e itaat edin ki, rahmete erdiriles iniz.”

    (Al-i İmran, 3:52)

    (9)”Ey iman edenler Allah’a itaat edin. Peygamber e ve sizden olan idarecile re de itaat edin. Sonra bir şey hakkında çekiştiniz mi hemen onu Allah’a ve Resulüne arzedin; eğer Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız… Bu müracaat hem hayırlı hem de netice bakımından daha güzeldir.”

    (Nisa, 4:59)

    (10)”Kim Peygamber Sallallah u Aleyhi ve Sellem’e itaat ederse, muhakkak Allah’a itaat etmiş olur. Kim de yüz çevirirse (çevirsin) biz seni onların üzerine bekçi göndermedik. (Ancak tebliğ için gönderdik)” (Nisa, 4:80)

    Sünnet delil olmasaydı veya onun tümü muhafaza edilmesey di, insanların Rasululla h’a (Salallahu Aleyhi ve Sellem) itaat etmeleri ve ihtilafa düştükleri mevzuları Kur’an ve sünnete başvurarak halletmel eri mümkün olur muydu? Sünnetin delil olmadığını veya tümünün muhafaza edilmediğini ileri sürenlere göre Allah, kullarını mevcut olmayan bir şeye havale etmiş olur. Bu düşünce ve inanış en büyük batıl; Allah’a karşı işlenen en büyük küfür ve ona duyulan en kötü zandır. Allah (Celle Celaluhu) şöyle buyurur:

    (11)”Ey Resulum, sana da Kur’an indirdik ki, kendileri ne indirilen i insanlara anlatasın, olur ki iyice düşünürler.” (Nahl, 16:44)

    (12)”Ey Resulum, bu Kur’an-ı sana ancak insanların ayrılığa düştükleri şeyi beyan etmek için ve iman edecek kimselere bir hidayet, bir rahmet olsun diye indirdik.” (Nahl, 16:64)

    Nasıl olur da Allah (Celle Celaluhu) Resulune kendisine indirilen Kur’an-ı açıklama yetkisini verecek ve onun sünnetinin hiç bir önemi olmayacak veya delil olarak kabul edilmeyec ektir. Allah (Celle Celaluhu) şöyle buyurur:

    (13)”(Ey Rasulum) De ki Allah’a itaat edin. Rasule itaat edin. Eğer bunlara itaat etmekten yüz cevirirse niz, peygamber e düşen ancak ona yükletilen tebliğdir. Sizin üzerinize de, size yükletilendir. (İcabet etmektir) Eğer ona itaat ederseniz hidayete erersiniz . Peygamber e düşen, ancak açık bir tebliğdir.” (Nur 24:54)

    (14)”Namazı gerektiği gibi kılın, zekatı verin ve peygamber e itaat edin ki rahmete kavuşturulasınız.” (Nur, 24:56)

    (15)”Rasulum, de ki:-Ey insanlar! Gerçekten ben sizin hepinize gelen, Allah’ın peygamber iyim. O Allah ki, yer ve göklerin mülkü onundur; Ondan başka hiç bir ilah yoktur. Öldürür ve diriltir. Onun için hem Allah’a, hem de Allah’ın kelimeler ine inanan o Ummi peygamber e, inanın; ve o peygamber e uyun ki, doğru yolu bulasınız.” (A’raf, 7:158)

    Yukardaki ayetlerde mutlak hidayetin Rasululla ha (Sallallah u Aleyhi Vessellem) ittiba etmekte olduğuna dair açık deliller vardır. Sünnetiyle amel etmeyen veya (Allah korusun) “Sünnetin aslı yoktur. Ona itimad edilmez” gibi sözleri sarfedeni n hidayete ermesi mümkün müdür? Allah (Celle Celaluhu) şöyle buyurur:

    (16)”Peygamber in emrine aykırı hareket edenler, başlarına bir bela inmekten, yahut kendileri ne acıklı bir azab isabet etmeketen sakınsınlar.”

    (Nur, 24:63)

    (17)”Peygamber size ne verdi ise onu alın; size neyi yasak etti ise ondan sakının.” (Haşr, 59:7)

    Bu husustaki ayetler çoktur. Bütün bu ayetler Rasululla h’a (Sallallah u Aleyhi Vessellem) itaat etmenin ve getirdiği emirlere uyup yasaklarından kaçınmanın vacip olduğuna delalet ederler. Nasıl ki, Allah’ın kitabına uymanın ona sarılmanın; onun emirlerin e uymanın, yasaklarından kaçmanın gerekliliği hakkında da deliller geçmişti. Kitabulla h’a uymak nasıl farz ise; Rasululla h’ın (Sallallah u Aleyhi Vessellem) sünnetine uymak da öyle farzdır. Bunlardan birisini inkar eden diğerini inkar ve tekzib etmiş gibidir. Bu ise ilim ve iman ehlinin ittifakı ile küfür, sapıklık ve islam çerçevesinin dışına çıkmaktır. Rasululla ha (Sallallah u Aleyhi Vessellem) itaat ederek getirdiği esaslara boyun eymenin vacipliği ve ona isyanda bulunmanın haramlığı hakkında mutevatir bir çok hadis mevcuttur . Bu hadisler asrı saadette geçerli olduğu gibi kıyamete kadar da geçerlidir. Bu hadisleri n bazıları aşağıdadır.

    Ebu Hureyre’nin rivayet ettiğine göre, Rasululla h (Sallallah u Aleyhi Vessellem) şöyle buyurdu:

    “Bana itaat eden Allah’a itaat, bana isyan eden Allah’a isyan etmiş gibidir.”

    (Muslim, Buhari)

    Yine Ebu Hureyre’den: Rasululla h (Sallallah u Aleyhi Vessellem) şöyle buyurdu:

    “Bütün ümmetim cennete girer. Yalnız kabul etmeyen müstesna.

    -Ya Rasululla h, kabul etmeyen kimdir?

    -Bana itaat eden cennete girer, beni dinlemeye n kabul etmemiş istememiş demektir, buyurdu.” (Buhari)

    Ahmed, Ebu Davud ve Hakim’in Sahih senedle tahric ettikleri ve Mikdam b. Ma’di Kerib’in rivayetin e göre Rasululla h (Sallallah u Aleyhi Vessellem) şöyle buyurdu:

    “Biliniz ki Allah Kur’an-ı Kerim ile beraber onun mislini bana vahyetmiştir. Mütenebbih olunuz ki karnını doyurmuş bir adam koltuğuna yaslanara k “Yalnız Kur’an’a sarılırız. Onda helal olanı helal, haram olanı haram kılınız diyeceği günler yakındır.” (Ahmed, Ebu Davud, Hakim)

    [Burada, sünnetin reddedenl erin çıkacağına bir işaret var….]

    Ebu Davud ve ibn-i Mace’nin sahih senedle Ebu Rafi’in oğlundan çıkardıkları onun da babası Rafi’den, onunda Peygamber Kavl’den rivayet ettiği hadise göre Rasululla h (Sallallah u Aleyhi Vessellem) şöyle buyurdu:

    “Sizden biriniz koltuğuna yaslandığı halde, kendisine emrettiğim veya yasak ettiğim hususlard an bir husus tebliğ edildiğinde, “Biz bunu tanımayız, biz ancak Kur’an-ı kerim’de olanlara tabi oluruz.”diyerek bunu alışkanlık haline getirmesi n.” (Ebu Davud, İbn-i Mace)

    Hasan b. Cabir dedi ki; Mikdam b. Madi Kerib’in şöyle dediğini işittim.

    Rasululla h (Sallallah u Aleyhi Vessellem) Hayber günü bazı şeyler haram kıldıktan sonra şöyle buyurdu. “Sizden birinizin koltuğuna yaslanara k:”Aramızdaki hakem Allah’ın kitabıdır. Ondan helaldan ne bulduysak helal, haramdan ne bulduysak da haram kılarız,” sözünü sarfetmes inin yakın olmasından korkulur. İyi biliniz ki Allah Rasulünün bir şeyi haram kılması Allah’ın o şeyi haram kılması gibidir.” (Hakim,Tirmizi, İbn-i Mace)

    Rasululla h (Sallallhu Aleyhi Vessellem)’den tevatür gelen hadislerd en anlaşıldığına göre o hutbeleri nde eshabına hazır olanın hazır olmayana tebliğ etmesini tavsiye ettiği ve yine onlara “Birçok tebliğ edilen var ki bizzat dinleyend en daha kavrayıcıdır.”dediği anlaşılmaktadır. Bu tavsiyele rden birisi Buhari ve Muslim’de bulunan şu hadistir:

    Rasululla h (Sallallah u Aleyhi Vessellem) Veda haccı gününde Arafat’ta müslümanlara hitabettiğinde onlara şöyle buyurdu:

    “Hazır olan hazır olmayana tebliğ etsin. Olabilir ki kendisine tebliğ edilen kişi, bizzat dinleyend en daha çabuk kavrar.” (Buhari, Muslim)

    Eğer sünnet onu bizzat işletene ve kendisine tebliğ edilene delil olmasaydı ve eğer sünnetin geçerliliği kıyamete kadar baki kalmasaydı, Rasululla h (Sallallah u Aleyhi Vessellem) onu başkasına tebliğ için ashabına emretmezd i. Bundan anlaşılıyor ki, sünnet, onu bizzat Rasululla h’ın ağızından işitene ve kendisine sahih senedli hadislerl e tebliğ edilen herkese delil teşkil eder.

    Rasululla h (Sallallah u Aleyhi Vessellem)’in ashabı, onun fiili ve kavli sünnetlerrini ezberleyi p tatbik ederek, tabiine, tabiin de onlardan sonra gelenlere tebliğ ettiler. Böylece güvenilir alimler onu nesilden nesile, asırdan asıra aktardılar. Sünneti müstakil kitaplard a toplayara k sahihini zayıfından ayırdılar.

    Sahihini zayıfından ayırmak için aralarında bilinen özel kaide ve yöntemler koydular. Alimler Buhari, Muslim ve benzeri kitapları okudular. Onlar elden ele vererek böylece sünneti tam bir şekilde korudular . Cenab-ı Allah’ın Kur’an-ı Kerim’i, kotülerin şerrinden ve dinsizler in dinsizliğinden; sapıkların tahrifind en koruması gibi. Şu ayeti kerime de buna delildir:

    “Hiç şüphe yok ki, Kur’an-ı biz indirdik ve muhakkak ki onu, tahrif ile tedbilden biz koruyacağız.” (Hicr, 15:9)

    Hiç şüphe yok ki, Rasululla h (Sallallah u Aleyhi Vessellem)’in sünneti inen bir vahiydir. Allah (Celle Celaluhu), Kur’an-ı Kerim’i koruduğu gibi onu da korumuştur. Sünneti tahrifçilerin tahrifind en, cahilleri n te’vilinden korumak için, şüpheleri izale edilebile cek güçte alimleri ona musahhar kılmıştır. Cahiller, yabancılar ve dinsizler uydurma sözleriyle sünnete hücüm ettikçe, o alimler onu pervane gibi korurlar. Çünkü Cenab-ı Allah, bu sünneti yüce kitabının tefsiri ve ondan özetle bildirdiği hükümlerin açıklayıcısı yapmış ve Kur’an-ı Kerim’de açıkça zikretmed iği bazı hükümleri sünnet ile bildirmiştir. Mesela Süt kardeşliği, mirasla ilgili bazı hükümler, kadını halasıyla veya teyzesiyl e birlikte almak gibi Allah’ın kitabında zikredilm eyen meseleler sahih sünnetle açıklanmıştır.

    Şimdi sünnetin önemini ve onunla amel etmenin gerekliği hakkında sahabe, tabiin ve alimlerin söyledikleri bazı hususları zikredeceğiz.

    Ebu Hureyre (Radiyalla hu anh) anlatıyor:

    “Rasululla h (Sallallhu Aleyhi Vessellem) vefatını müteakib bazı araplar irtidad edince Ebu Bekr: “Vallahi namaz ile zekatı birbirind en ayıranlarla savaşacağım.” demişti. Ömer (Radiyalla hu anh) “Ya Eba Bekr! Rasululla h “La ilahe illallah” deyinceye kadar, insanlarl a savaşmakla emrolundu m. Kim, La ilahe illallah, derse canını ve malını benden korumuş olur. Cezayı hak edenler müstesna. Gerisi Allah’a aittir.” Buyurduğu halde sen, yalnız zekatı vermek istemeyen bu insanlarl a nasıl savaşırsın?” dedi. Ebu Bekr: ”Allah’a yemin ederim ki, Rasululla h’a verip de bana vermek istemedik leri bir yular bile olsa onlarla tereddütsüz savaşırım.” Karşılığını verdi.

    Ömer (Radiyalla hu anh) şöyle der: Nihayet anladım ki Allah Ebu Bekr’in gönlünü savaşa açmış. (Ona susmanın gereğini ilham etmiş). Ve bunun doğru olduğunu anladım.” (Musned-i Ahmed B. Hanbel; İbn-i Hibban; Beyhaki, Kenzul Ummal 3/301, Buhari, Muslim)

    Ve bunun üzerine irtidad edenlerle savaşmak üzere ashabın hepsi Ebu Bekr’e (Radiyalla hu anh) yardımcı oldular. Murtedler le İslama tekrar girinceye kadar savaştılar. İrtidadında israr edenleri ise öldürdüler. Bu hadise, sünnetin önemini ve onunla amel etmenin gerekliliğini ifade eden en açık bir delildir.

    Bir anne Ebu Bekr Sıddike (Radiyalla hu anh) gelerek mirastaki payını sordu. Ebu Bekr: “Allah’ın kitabına göre senin hiç bir payın yoktur. Rasululla h’ın sana bir pay verdiğini de bilmiyoru m. Bu durumu ashabı kirama soracağam.” Buyurdu. Sonra meseleyi ashabına sordu. Onlardan bazıları Rasululla h’ın neneye (Altıda bir) 1/6 verdiğini söylediler. Bunun üserine Ebu Bekr (Radiyalla hu anh), neneye bu payı verdi.

    Ömer (Radiyalla hu anh) valilerin e Allah’ın kitabıyla onda bulamazla rsa, Rasululla h’ın (Sallallah u Aleyhi Vessellem) sünnetiyle amel etmelerin i emrediyor du. Başkasının döğmesinden dolayı çocuğunu düşüren kadın ile ilgili hüküm, Ömer’e (Radiyalla hu anh) karmaşık gelince bunu ashabına sordu. Muhammed b. Selem’e ve Muğire b. Şu’be (radiallah u anhuma), şu şehadette bulundula r:”Rasululla h (Sallallah u Aleyhi Vessellem) bu hususta bir köle veya cariye diyeti verilmesi ni söylediler.

    Kocası vefat etmiş bir kadının kocasının evinde iddet beklemesi nin hükmü Osman’a (Radiyalla hu anh) muşkil gelince, Malik b. Sina’ın kızı ve Ebi Said’in kız kardeşi Furey’e;”Rasululla h (Sallallah u Aleyhi Vessellem), kocan vefat ettikten sonra iddetin bitinceye kadar kocanın evinde beklememi emretti.” Haberini verdi.

    Yine Osman, şarap içtiği için Velid b. Ukbe’ye sünnetin hükmü ile had cezasını tatbik etmiştir.

    Ali (Radiyalla hu anh), Osman’ın (Radiyalla hu anh) haccı temettua men ettiğini işitince onun aksine haccı temettua niyet ederek şöyle dedi:”Ben herhangi birisinin sözü için Rasululla h’ın sünnetini bırakmam.”

    Bir kısım müslümanlar Ebu Bekr ve Ömer’in (radiallah u anhuma) haccı ifradı güzel gördüklerini beyan ederek, haccı temettu yaptığı için İbn-i Abbas’a (Radiyalla hu anh) itirazda bulundula r. Bunun üzerine, İbn-i Abbas (Radiyalla hu anh) şöyle buyurdu:”Üzerinize taş inmesinde n korkulur. Ben size Rasululla h şöyle buyurdu diyorum. Siz de Ebu Bekr ve Ömer şöyle buyurdu diyorsunu z.”

    Ebu Bekr ve Ömer’in (radiallah u anhuma), mücerred sözlerine uymasından dolayı sünnete aykırı davrandığı kabul edilenin cezaya çarptırılmasından korkulurs a, makamca onlardan daha aşağı olanların veya kendi basit görüş ve içtihadına bakarak sünnete muhalefet edenlerin hali nice olacaktır?!

    Adamın biri sünnetle ilgili olarak Abdullah İbn-i Ömer’le (radiallah u anhuma) münakaşaya dalınca, Abdullah İbn-i Ömer o adama: ”Yani biz Ömer’e uymamız mı emredildi . Biz ona uymaya mecburmuy uz?” demiştir.

    İmran İbn Huseyin (Radiyalla hu anh) sünnetten bahsederk en orda bulunanla rdan biri, “bize Allah’ın kitabından söz et” deyince İmran (Radiyalla hu anh) kızdı ve şöyle dedi:

    “Sünnet Kur’an’ın açıklayıcısıdır. Sünnet olmasaydı Öglen 4, akşam 3, sabah namazlarının 2 rekat olduğunu, zekat ve diğer konularla ilgili hükümlerin detaylarını bilemezdi k.”

    Sünnetin önemi, onunla amel etmenin gerekliliği ve ona muhalefet etmenin tehlikeli olacağı ile ilgili olarak sahabeden gelen birçok sözler vardır. Abdullah İbn-i Ömer (radiallah u anhuma) ve çocukları arasında geçen şu hadise bunlardan dır:

    Abdullah İbn-i Ömer (radiallah u anhuma) “Allah’ın kulları olan kadınları Allah’ın mescidler inden alıkoymayız” mealindek i hadisi söyleyince, çocuklarından biri “Vallahi onları alıkoyacağız” dedi. Bunun üzerine Abdullah İbn-i Ömer (radiallu anhuma) ona şiddeltli karşı çıkarak şöyle dedi: “Ben Rasululla h şöyle dedi diyorum, siz de Vallahi onları alıkoyacağız diyorsunu z!”

    Rasululla h’ın (Sallallah u Aleyhi Vessellem) ashabından olan Ebu Said Abdullah b. Muğaffel el- Muzeni (Radiyalla hu anh), akrabalarından birinin sapanla taş attığını görünce onu bu harekette n menederek şöyle dedi: “Peygamber imiz sapan taşı atmakten nehyetti zira o, ne av öldürür, ne düşman yaralar; o, yalnız göz çıkarır ve diş kırar” buyurdu. Sonra İbn-u Muğaffel o adamı tekrar sapan attığını görünce dedi ki: “Vallahi seninle bir daha konuşmam. Ben sana Allah’ın Rasulü’nün sapan taşı atmaktan menettiğini söyluyorum. Sen bunu yapıyorsun.” (Buhari, Muslim)

    Beyhaki, büyük tabiin Eyyub Suhteyani’den rivayet ettiğine göre, mezkür tabii şöyle der: “Birisine sünnetten bahsettiğim zaman, “sünneti bırakta bize Kur’an’dan bahset” derse, bilki o sapıktır.”

    Evzai (rahimahul lah) şöyle der: “Sünnet Kitab’ın bir hükmünü açıklayabilir yahut onun mutlak (genel) bir hükmünü sınırlayabilir yahut onda zikredilm eyen hükümler getirebil ir.”

    Nitekim Allah (subhanehu ve teala) buyurmuştur:

    “Ey Rasulum, sana da Kur’an-ı indirdik. Kendileri ne indirilen i insanlara anlatasın: olur ki iyicene düşünürler.” (Nahl, 16:44)

    Beyhaki’den, Amir Eş-Şabiden naklettiğine göre o bazı insanlara: “Siz eserleri terk ettiğiniz zaman helak oldunuz” demiş bununla Sahih hadisleri n terk edilmesin i kasdetmiştir.

    Yine Beyhaki’nin, Evzai’den rivayet ettiğine göre; o bazı arkadaşlarına: “Rasululla h’dan size bir hadis geldiğinde aksini söylekmekten sakınınız. Çünkü Rasululla h, Allah’tan alarak tebliğ eder” diyordu.

    İmam Sevri’nin (rahimahul lah) “İlmin tamamı hadis ilmidir” sözü yukarıdakiler gibi Beyhaki tarafından rivayet edilmiştir.

    İmam Malik (rahimehul lah): “Bizim içtihadlarımızın başkası tarafından ya reddedili r veya başkasınınkini reddeder, fakat Rasululla h’ın kabri şeriflerini işaret ederek “Bu kabrin sahibinin sözleri müstesnadır” dedi.

    Ebu Hanife (rahimehul lah): “Rasululla h’dan gelen hadisin baş ve gözümün üzerinde yeri vardır” diyor.

    İmam Şafii (rahimehul lah): “Bana Rasululla h’dan sahih bir hadis rivayet edildiği halde, onunla amel etmezsem, aklımın gitmiş olduğuna sizi şahit tutuyorum .”

    Bir başka sözlerinde, “Benim söylediğim bir söz, Allah’ın Rasulunda n gelen bir hadis’e aykırı olursa, sözümü duvara çarpın” demiştir.

    İmam Ahmed (rahimehul lah) bir talebesin e “Ne beni, ne Maliki ve ne de Şafiiyi taklid etme. Bizim aldığımız kaynaktan al.”

    İmam Ahmed (rahimehul lah) şöyle demiştir: “Senedleri ve Allah’ın Rasulün’den gelen hadisin sıhhatini bildikler i halde Sufyan’ın sözüne uyanlara şaşarım.”

    Oysa Allah (Subhanehu ve teala) şöyle buyurmuştur:

    “Onun emrine aykırı gidenler başlarına bir fitne ya da kendileri ne acı bir azab inmekten sakınsınlar” (Nur, 24:63) mealindek i ayeti okuduktan sonra İmam Ahmed (rahimehul lah) şöyle devam etmiştir: “Bilir misin fitne nedir? Fitne şirktir. Belki de insan Peyagambe r’in (Sallallah u Aleyhi Vessellem) bir sözünü reddeders e kalbine bir şüphe girer de bu yüzden helak olur.”

    Beyhaki’nin rivayet ettiğine göre, tabiinden büyük müfessir, Mücahid; “Sonra bir şey hakkında çekiştiniz mi hemen onu Allah’a ve Rasulu’ne arz ediniz.” (Nisa, 4:59) mealindek i ayetin tefsirind e şöyle diyor: “İşi Allah’a havale etmek Kur’an-ı Kerim’in; Rasululla h’a havale etmek ise hadisin hükmüne havale etmek anlamındadır.”

    Beyhaki’nin rivayet ettiğine göre, Zuhri (radiallah u anh) şöyle diyor:

    “Sünnete sarılmak kurtluluştur.”

    Muvaffaku’d-bin İbnu Kudame (rahimehul lah), Ravdatunn azir adlı eserinde edille-i şeriyye bölümünde şöyle der: “Edille-i Şeriyye’nin ikincisi, Rasululla h’ın sünnetidir. Onun sözü delildir. Çünkü onun doğru olduğuna mucizeler şahittirler. Allah (Celle Celaluhu), onun emirlerin e itaat etmeyi yasaklarından kaçmayı emretmiştir.”

    İbni Kesir (rahimehul lah) “Peyagambe rin emrine aykırı hareket edenler; başlarına bir bela inmekten, yahut kendileri ne acıklı bir azap isabet etmekten sakınsınlar.” mealindek i ayeti tefsir ederken şöyle der:

    “Yani Rasululla h’ın emrine muhalefet etmektem sakınsınlar. O emir, onun yolu, sünneti ve şeriatıdır. Sözler ve ameller onun söz ve amelleriy le ölçülür. Söz ve ameline uygun söylenen sözler işlenen ameller, Allah’ın dininde kabul edilir. Rasululla h’ın söz ve amellerin e aykırı olan sözler ve ameller, kimden gelirse gelsin kim tarafından işlenirse işlensin sahibine reddedili r.

    Nitekim Buhari ve Muslim ve diğer hadis kitaplarında sabit olmuşturki:

    Rasululla h’ın (Sallallah u Aleyhi Vessellem) şöyle buyurduğu sabittir: “Bir kimse dinimizde n olmayan bir şeyi ihdas ederse, o şey merduttur .”

    Yani ister zahiri, ister batini olsun Rasululla h’ın (Sallallah u Aleyhi Vessellem) sünnetine aykırı hareket edenler (sakınsınlar)… “Yani kalblerin e küfür, munafıklık ve bidat gibi belalar”… “Yahut kendileri ne acıklı bir azap isabet etmekten (sakınsınlar)… “Yani dünyada; kısas, had, hapis ve benzeri cezalar gibi.

    İmam Ahmed’in (rahimehul lah) rivayet ettiğine göre, Abdurrazz ak, o da Ma’merden, o da Hemmam’den naklettiği ve Ebu Hureyre’nin rivayet ettiğine göre Rasululla h (Sallallah u Aleyhi Vessellem) şöyle buyurdu:

    “Benim ve sizin benzerini z, ateş yakan bir adamın misali gibidir. Ateş etrafı aydınlatınca kelebekle r ve ateşi seven böcekler ateşin içine hücum etmeye başladığında, o da onları ateşten muhafaza etmeye başlar, fakat ona galib gelirler ve ateşe düşerler. İşte bu misal benim ve sizin durumunuz gibidir. Ben bu tarafa gelin sizi ateşten çekmeye çalışıyorum, ama siz beni yenerek ateşin içine atılıyorsunuz.” (Buhari, Muslim)

    Suyuti, “Miftahu’l Cenneh fi’l ihticaci bisünhe” adlı risalesin de şöyle diyor: “Biliniz ki (Allah sizi affetsin) kim ki sahih olduğunu bildiği halde Rasululla h’ın ister sözlü, ister fiili bir sünnetinin delil olduğunu inkar ederse kafir olur ve İslam çerçevesinden çıkarak yahudi, hıristiyan veya Allah’ın dilediği küfür toplumlarından birisi ile haşrolunur.”

    Sahabe, tabiin ve onlardan gelen ilim ehlinin Rasululla h’ın (Sallallah u Aleyhi Vessellem) sünnetine önem verip onunla amel etmenin gerekliliği ve ona aykırı hareket etmenin tehlikeli olduğuna dair sözleri bir hayli çoktur.

    Umarım ki, zikrettiğimiz ayet, hadis ve diğer kıymetli sözler hakkı isteyen için yeterli ve inandırıcı olsunlar.

    Bizim cümle müslümanların Allah’ın razı olduğu amelleri işlemeye muvaffak olmalarını, gazabını gerektire cek sebeplerd en uzak kalmalarını ve yine cümlemizi doğru yola hidayet etmesini Cenab-ı Allah’dan niyaz ederiz. Duaları işitendir ve yakındır.



    Allah’ın salatu selamı, kulu ve elçisi olan Peygamber imiz Muhammed’e Sallallah u Aleyhi Vessellem, onun aline, ashabına ve onlara güzelce tabi olanların üzerine olsun. Amin.

  2. sahabeerkam
    Islam-TR Üyesi

    şehadetin birinci ve ikinci bölümü ile bir bütünlük vardır.

    inşallah bu bütünlükle müslümanlar olabiliriz.

    kelime-i şehadet i bozan şartları bilip bozmayanlardan olmak bizlere nasip olsun


    Allah c.c yar ve yardımcımız olsun

Sayfayı Paylaş

Yüklüyor...