İsrail komandolarının kurşunuyla şehit olan Cengiz Songür, yardım konvoyuna İzmir’den katıldı.
Mavi Marmara gemisi Gazze’ye insani ayardımın yanı sıra yolcuların aileleri tarafından Gazzelilere yazılmış mektupları da taşıyordu. Gemi yolcularıyla dua ve özgürlük dilekleriyle dolu bu mektupları konuşurken Cengiz Songür adlı Gazze gönüllüsünün başından geçen ilginç bir olayı öğrendim. Songür’e ulaşmak için kaldığı 1. kata gittim. Songür’le öğlen yemeği için girdiği sırada karşılaştım. Ardından geminin güvertesinde buluştuk.
Elinde sıkıca tuttuğu bir mektup vardı. Gösterirken dahi çok dikkatliydi. Yavaş yavaş 4′e katladığı mektubu açtı. Bu arada diğer elinde tuttuğu pasaporta işaret eden Songür’ün ağzından “Mektubum elimdeki pasaportumdan daha değerli” sözleri döküldü.
HANGİ KIZIM YAZMIŞ BİLMİYORUM
İzmirli Gazze yolcusu, üzerindeki yazıyı merak ettiğim mektubu yeni giydiği pantolonun cebinde bulduğunu söyledi. Mektup, ‘Selamün aleyküm baba’ diye başlıyordu. Mektubu okumaya başladığım sırada Songür, 6 kızı olduğunu, fakat bu mektubu hangisinin yazdığını bilmediğini dile getirirken bir anda duygusallaştı ve “3 küçük kızımdan biri yazmış olabilir” dedi. Songür’ün duygusallığı mektubu bir kez daha okuduğumuzda iyice arttı. Gözyaşlarını tutamadı.
SADECE ADIN KALSA DA GİT BABA
Songür’ün gözyaşları eşliğinde kızının mektubunu okuduk. Mektup, saatler sonra vahşet işleyecek İsrail’e, hatta tüm dünyaya insanlık dersi verecek ifadelerle doluydu. Babasını kilometrelerce ötedeki yetimler ve anneler için Gazze’ye uğurlayan kızın “Aslında sana söylemek istediğim yüzlerce cümle var” sözleriyle başlayan mektup şöyle devam ediyordu: “Ama Filistin denilince hele ki oraya giden sen olunca kelimeler ağzımda düğümleniyor. Korkuyorum baba. Kardeşlerimin gözündeki hüznü annemin yüzündeki endişeyi gördükçe korkuyorum. Ama sonunda seni kaybetmek de olsa git baba. Bir yetimin gülümsemesi için, bir annenin duası için git baba. Geriye bir tek adın dönse de git baba. Senin kızın olmak çok güzel baba.”
MEKTUP GEMİYİ AĞLATTI
Songür, “Benim için çok önemli” dediği yolculuk boyunca kızının mektubunu cebinde sakladı. Şahadete uzanırken de kızının mektubu cebindeydi. Güvertede okuma fırsatı bulduğum mektup, gemideki herkesi ağlattı. “Kızımın yazdığı her cümle her kelime ve her harf beni etkiledi” diyerek gözyaşlarının sebebini anlatan Songür, mektubun gemide estirdiği havayı şöyle dile getirmişti: “Arkadaşlarıma bile gösteriyorum mektubumu onlar bile duygusallaşıyor ağlıyorlar. O sözlerin o kelimelerin her birine duygulanmamak ağlamamak mümkün değil.”
MEKTUPLA ŞAHADET MAKAMINA UÇTU
Güvertedeki konuşmamız bitince Cengiz Songür’e hem kendisinin hem de mektubunun fotoğrafını çekmek istediğimi söyledim. Songür’ün fotoğrafını çektim. Sıra mektuba gelmişti. Elimi uzattığım anda Songür, mektubu geri çekti. Mektup onun için o kadar önemliydi ki “Footğrafını çektikten sonre geri verecek misin” diye sordu. “Evet” diyerek ikna etmeye çalıştım. İstemeyerek de olsa mektubu elinden bıraktı. Fotoğrafını çektiğim mektubu geri verdim. Songür, cebine koyduğu mektupla bir gün sonra şahadet makamına uçtu.