şehid Adil Yeşilbağdan /

Konu, 'Türkiye'li Şehidler' kısmında inan01 tarafından paylaşıldı.

  1. inan01

    inan01 Islam-TR Üyesi

      
    <TABLE class=border cellSpacing=0 cellPadding=0 width="100%"><TBODY><TR><TD class=capmain></TD></TR><TR><TD class=main-body>Şehid Fuad ve şehid Hanifi’den sonra Silvan’da matem vardı. Bu iki narin bedenli Şehidin ardından, mümin kardeşlerinden kimisi gözyaşını, kimisi de gönül yaşını akıtıyordu… Ama birisi vardı ki, Şehid kardeşlerinin ardından hem gönül yaşını hem de gözyaşını akıtmaktaydı… Şehid kardeşlerinin intikamını kendisine nasip etmesi için ısrarla dua ederek Allah’tan isteyen bu gizli İslam kahramanın adı Adil Yeşilbağdan idi…
    Adil Yeşilbağdan; 1972 Silvan-Sılténiyé köyü doğumluydu. Babasının en büyük çocuğu olan Adil, çocukluğunun ilk dönemini köyün zor hayat şartları altında geçirdi… Adil, babası tarafından Silvan yatılı bölge ilköğretim okuluna kaydedildi. Akranlarına oranla biraz geç okula başlayan Adil, o tür okullarda okuyan her öğrenci gibi artık nispeten anne ve babasından uzak bir okul ortamında yaşayacaktı. İlk dönemlerde sıkıntı ve yabancılık çeken Adil, zamanla ortama ayak uydurunca, bu durum o’nun için hayat şartlarının alışık bir vakiiyeti oldu…
    Adil, Silvan yatılı ilköğretim bölge okulu (Y.i.b.o)’nun ortaokul kısmında okuduğu bir zamanda, Cemaatin tebliğ çalışmaları o’na da ulaştı. Zaten dindar bir aileden gelen ve bir kısım İslami terbiyesini ailesinden alan Adil, kendisine tebliğ ulaşınca bunu büyük bir memnuniyetle karşıladı. Kısa sürede cemaatsel çalışmanın içerisine girip, tebliğ çalışmaları için elinden geleni yapmaya çalışıyordu. Aynı zamanda kitap okuyarak kendini İslami yönden geliştirmek için de büyük bir gayret içerisine girmişti…
    1990-91 öğretim yılında Silvan lisesine kayıt oldu. Bu öğretim yılında şehid Fuad Yaşasın ile tanıştı ve beraber cemaatsel çalışmalarda bulundular. Kendisinden küçük olan Fuad’ı çok sever, adeta küçük kardeşi gibi ilgi ve alaka gösterirdi. Fuad da, onu sevip sayar ve saygısında kusur etmezdi… Bu dönemde okulda gelişen siyasi gelişme ve gerginliklerde Adil, kendisine düşeni hakkıyla yerine getirerek, mümin kardeşlerinin yanında ve en ön saflarda yerini aldı…
    1991-92 öğretim yılı başladıktan kısa bir müddet sonra Adil, iki acı olayı kısa aralıklarla yaşadı. Babası ve dedesi çok kısa bir zaman farkıyla vefat ettiler. Şüphesiz bu iki vefatın Adil üzerinde çok büyük bir etkisi oldu. Evin büyük çocuğu olduğundan bir anda tüm sorumluluklar üzerine düşmüştü. Amcaları ona yardımcı oldukları için okuluna devam edebildi… Bu dönemde eskiden tek başına kaldığı öğrenci evini terk ederek Susa’lı Meki Fidancı, Zeki Fidancı ve Adnan Kantar’ın da içinde bulunduğu birkaç dava ve okul arkadaşıyla beraber yeni bir öğrenci evine taşındı. Bu öğrenci evinde sorumluluğu üstlenen Adil, arkadaşlarının madden ve manen rahatlıkları için elinden gelen her türlü fedakârlığı yapmaktan geri durmuyordu…
    Bu öğretim yılında Mülhid örgütün başlattığı ve tüm bölgeye yaydığı gerginlik Silvan lisesine de taşınmıştı. Hizbullahi öğrenciler ile Mülhid örgüt taraftarı öğrenciler arasında sık sık gerginlikler yaşanır ve zaman zaman da bu gerginlikler, sopalı-yumruklu kavgalarla sonuçlanırdı. Adil Yeşilbağdan, bu dönemde çıkan siyasi kavgalarda adeta mümin öğrencilerin, Mülhid örgüt öğrencilerinin yüzüne inen demir yumruğu gibiydi. Bazen tek bir yumruk darbesiyle, hasmını yere sererdi…
    Haci Biçer’in şehadetiyle beraber Mülhid örgütle yaşanan silahlı çatışma Silvan’a taşınınca, Adil, cemaatin tavsiyesiyle bir yandan okuluna devam etti, bir yandan da Müslüman kardeşlerinin yanlarından ayrılmayarak onlara destek olmaya çalıştı. Yaz tatili başladığında da Adil, Silvan’da Müslüman kardeşlerinin yanında kalmayı tercih etti. Annesi ve kardeşleri köyde kalmaya devam ediyorlardı. Annesi ve yakın akrabaları onu tehlikeli bölge olan Silvan’dan uzaklaştırıp köye götürmek için ısrar ediyorlardı. Adil ise, annesini ve kardeşlerini Silvan’a yanına getirip orada onlara sahip çıkmak istiyordu. Neticede annesi bu teklife sıcak bakmayınca, onlar köyde, Adil ise Silvan’da mümin kardeşlerinin yanında kaldı…
    Okul ve öğrenci evi arkadaşlarından Meki Fidancı, Zeki Fidancı ve Adnan Kantar’ın Susa’da cami avlusunda Mülhid örgüt tarafından şehid edilen on mümin’in arasında olması, şüphesiz Adil’i bir hayli üzmüştü. Zira bu üç dava arkadaşıyla yaklaşık bir yıl boyunca aynı öğrenci evinde kalarak acı-tatlı anıları olmuştu…
    Mücadele ortamında kısa süren yaz tatilinin ardından Adil, 1992-93 öğretim yılı başlarken yeni bir heyecanla okula başlamıştı. Bu yıl lise 3. sınıfını bitirecekti… Ancak eli kanlı caniler buna fırsat vermediler. Zira henüz okulun ilk hafta sonunda Adil’in çok sevdiği iki arkadaşı Hanifi Poyraz ve Fuad Yaşasın, Mülhid örgüt destekli aşiret reisi (Şéğo)’nin silahlı adamları tarafından şehid edildiler…
    Adil, Hanifi ve Fuad’ın şehadetinden hemen sonra okulu terk etti. Arkadaşlarının, hele de küçük Fuad’ın şehadetine çok üzülmüştü. Bir türlü onları unutamıyordu. Onları hatırladıkça duygularına hakim olamıyordu. Çok sevdiği kardeşlerinin şehadetinden sonra Adil, sürekli düşünüyor, Şehid kardeşlerinin kanlarının yerde kalmaması gerektiğine inanıyordu… Bunun için sık sık Allah’a dua eder, kendisine bunu nasip etmesi için adeta yalvarıyordu. O, birçok şehidin kanına giren ve adeta firavunlaşan bu aşiret reisinin, artık durdurulması gerektiğine inanmıştı ve bunun kendi elleriyle olmasını istiyordu… Adil, bu duygularını; [​IMG]şehadetinden iki gün önce, şehid Fuad ile çalışmış bir dava kardeşini görünce, omzuna asılıp “Biz Fuad’ı nasıl unutacağız, o’nun kanına girenlere bu yaptıkları kalmalı mıdır?!..” diyerek duygularını dile getirmişti…
    Şehid Hanifi ve Fuad’ın şehadetinden yaklaşık bir ay kadar sonraydı. Şehid Fuad ve birçok Müslüman’ın kanına giren mülhid örgüt yandaşı aşiret reisinin dışarı çıktığı bilgisi Adil’e ulaşmıştı. Sıkı güvenlik tedbirlerinin alındığı, her tarafta polisin kaynadığı gerçeğinin Adil için bir önemi yoktu. Zira o, bugün şehid kardeşlerinin kanlarının ucuz olmadığı hakikatini tüm zalimlere göstermek istiyordu. Haftalarca bu anı beklemişti…
    Nihayet birçok Müslüman’ın katledilmesinde parmağı bulunan bu zalime gereken ceza verilmişti. Şimdi Adil, gönül rahatlığıyla olay yerini terk edebilirdi… Ancak bu arada silah seslerinin geldiği noktaya akın eden polis ve özel harekat timleri de olay mahalline yaklaşmışlardı. Adil’in kaçtığını gördüklerinde dört bir yandan onun üzerine ateş ettiler… ve çok geçmeden Adil başından isabet aldı. Adil, şehid kardeşlerine karşı olan görevini yerine getirmenin sevinciyle, yere yığılmıştı…
    Şehid Adil’in naşı, geride kalan dava kardeşlerinin katılımıyla Susa’da defnedildi. Böylece dört ay kadar uzak kaldığı dava ve okul arkadaşları şehid Meki Fidancı, Zeki Fidancı ve Adnan Kantar’a kavuşmuş oldu…
    Şüphesiz Adil Yeşilbağdan; kendini davasına feda eden, şehid kardeşlerinin kanına sahip çıkan ve dünyevi hiçbir endişe duymadan Allah için ölüme koşan bir kahramandı. O’nun gösterdiği fedakarlığın bereketiyle, Silvan’ın göğünü kaplayan kara bulutlar dağılıverdiler. O’nun kanının bereketiyle, umutlar filizlendi, tomurcuklar çiçek açtı ve bir memleketin tarihi kaderi değişti…
    Şüphesiz ki Şehadet, bir mümin için kayıp değil, bir kazanımdır.
    Ölüm değil, saadet dolu ebedi bir hayattır.
    Teslim oluş ve çaresizlik değil, küfrün temellerini sarsan izzetli bir haykırıştır.
    Ümmetin izzet sembolü olan tüm Şehidlerin ruhuna el-fatiha….
    </TD></TR></TBODY></TABLE>
  2. _WEFADARİ_

    _WEFADARİ_ Islam-TR Üyesi

    Şüphesiz ki Şehadet, bir mümin için kayıp değil, bir kazanımdır.
    Ölüm değil, saadet dolu ebedi bir hayattır.
    Teslim oluş ve çaresizlik değil, küfrün temellerini sarsan izzetli bir haykırıştır.
    Ümmetin izzet sembolü olan tüm Şehidlerin ruhuna el-fatiha
  3. MIZGIN

    MIZGIN Islam-TR Üyesi

    ADILIN KANI IFTIHARIMIZ SONUNA KADAR CENK ŞIARIMIZ SENINDE KANIN YERDE KALMAYACAK AZIZ ŞEHIDIMIZ ADIL
Yüklüyor...

Sayfamızı paylaşarak bize destek verebilirsiniz.