Recep Ayında Oruç Tutmanın Önemi (Mutlaka okumalısınız)

Konu, 'Özel Gün,Gece ve Aylar' kısmında cigdem tarafından paylaşıldı.

  1. cigdem

    cigdem Islam-TR Üyesi

      
    Selam
    Değerli Kardeşlerim,

    Receb ayı iyice yaklaştı ben de sizlere receb ayının güzelliklerinden bahsetmek istedim.


    Sevban (r.a.) dan rivayet edilen bir hadiste şöyle geçiyor:
    '' Resulüllah (s.a.v) ile yürüyorduk.Bir kabristana uğradık.Orada Allah Resulü (a.s )biraz durdu ve şiddetli bir şekilde ağlayıp bana dönerek şöyle dedi:
    ''Ey Sevban! Burada yatanlar azap görmekte idiler .
    Allah'a dua ettimde azaplarını hafifletti.Ey Sevban!
    Eğer bunlar Receb ayında 1 gün oruç tutsalar ve onun 1 gecesini ihya etselerdi, kabirlerinde azap görmeyeceklerdi.,''
    ''Ey Allah'ın Resulü! 1 gün oruç ve 1 gecenin ihya edilmesi ile mi ,onlardan bu kabir azabı önlenecekti?''
    ''Evet,ey Sevban Beni Hak peygamber olarak gönderen Allah'a yemin ederim ki ,kadın erkek herhangi bir müslüman ,Receb ayında 1gün oruç tutar veya 1 gecesini Allah rızası için ihya eder,sırf bunu Allah rızası için yaparsa ,Allah gündüzü oruçlu ,gecesi kıyamlı geçen bir senelik ibadet ihsan eder.''

    Receb ilk günü ilk cuma gecesinin duası kabule müstecaptır.Onun için,ogün ve gecede duadan uzak durmamalıdır.

    Ebu Hureyre (r.a.)'den rivatet edilen bir hadis-i şerifte Efendimiz (s.a.v.)şöyle buyurdu:
    ''Kim Receb ayının yirmi yedinci gününde oruç tutarsa ,altmış ay oruç tutmuş gibi ecir alır.Cebrail (a.s)'in,bana vahiy getirdiği ilk gece, o gecedir.''
    ''Dikkat edin , Receb ayı Allah'ın en değerli bir ayıdır. Kim o aydan
    1 Günü, inanarak ve karşılığını ancak Allah'tan bekleyerek oruç tutarsa ,Allah'ın en büyük rızasına hak kazanır.
    2 Gün oruç tutarsa,gök ve yer ehlinden hiç kimse ,onun Allah katındaki keramet ve sevabını anlatamaz.
    3 Gün oruç tutarsa,Allah onunla cehennem arasında yetmiş senede aşabilen bir mesafeyi engel yapar.
    4 Gün oruç tutarsa , nice bela ve hastalıklarda kurtulur.''
    Ashabtan birisi sevgili peygamber (s.a.v)' den şefaat istedi.Sevgili peygamber (s.a.v.), de ona :
    ''Böyle tembelce şefaat isteyeceğinize ,Receb ayında oruç tutunuz'' buyurdu.
    ''Nasıl tutalım, ey Allah'ın Resulü?''
    ''Şayet Receb ayında 5 gün , Şa'ban ayında 10 gün oruç utarsanız,Ramazan-ı Şerif'in ortasına geldiğiniz vakit ,Allahü Teala üzerinizde hiçbir günah bırakmaz.''
  2. ruveyda

    ruveyda İyi Bilinen Üye Yetkili Kişi Forum Yöneticisi

    allah razı olsun
  3. eylemzayi

    eylemzayi Islam-TR Üyesi

    ALLAH razı olsun
    hadislerin kaynaklarını bilen varsa yazabilir mi?
    kaynaksız hadis yazmayalım inşallah...
  4. hayalet

    hayalet Islam-TR Üyesi

  5. Pulcet

    Pulcet Forumun Bekçisi

    Hadisler...

    Allahü teâlâ, Receb ayında oruç tutanları mağfiret eder. [Gunye]

    Receb-i şerifin bir gün başında, bir gün ortasında ve bir gün de sonunda oruç tutana, Recebin hepsini tutmuş gibi sevap verilir. [Miftah-ül-cenne]

    Ramazan ayı dışında Allah rızası için bir gün oruç tutan, iyi bir yarış atının bir asırda alacağı mesafe kadar Cehennemden uzaklaşır.) [Ebu Yala]

    Şu beş gecede yapılan duâ geri çevrilmez. Regaib gecesi, Şabanın 15. gecesi, Cuma, Ramazan bayramı ve Kurban bayramı gecesi.) [İbn-i Asâkir]

    Receb-i Şerîfin birinci gününde oruç tutmak üç senelik, ikinci günü oruçlu olmak iki senelik ve yine üçüncü günü oruçlu bulunmak bir senelik küçük günahlara kefaret olur. Bunlardan sonra her günü bir aylık küçük günahların af ve mağfiretine vesile olur.buyuruyorlar. (Camiu-s sağir)

    İbn-i Abbas -radiyallahu anh- Hazretleri: Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Recep ayında bazen o kadar çok oruç tutardı ki, biz Onu hiç iftar etmeyecek zannederdik. Bazen de o kadar çok iftar ederdi ki, biz Onu hiç oruç tutmayacak zannederdik.buyurmuştur. (Müslim)

    Muhakkak zaman, Allahın yarattığı günkü şekliyle akıp gitmektedir. Yıl on iki aydır. Bunlardan dördü haram aylardır. Ve üçü ard arda gelmektedir. Zilkade, Zilhicce, Muharrem bir de Cemaziyel-âhirle Şaban ayları arasında gelen Mudar kabilesinin ayı Recep ayıdır." (Buhârî, Tefsir, Sure, 8,9)

    "Recep ayı Allahın ayı, Şaban benim ayım, Ramazan da ümmetimin ayıdır." (Aclûnî, Keşful-Hafâ, 1/423)
    Yine mübarek üç aylardan ilki olan Receb ayının önemi ve değeri hakkında Enes b. Malik ( radyallahü anh)'dan şöyle rivayet edilir: Receb ayı girdiğinde Hazreti Peygamber şöyle derdi: "Allahım! Recep ve Şaban'ı bize mübarek kıl ve bizi Ramazan'a ulaştır." (Ahmed bin Hanbel, Müsned, 1/259)

    Receb büyük bir aydır. Allah bu ayda hasenatı kat kat eder. Receb ayında bir gün oruç tutana, bir yıl oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur. 7 gün oruç tutana, Cehennem kapıları kapanır. 8 gün oruç tutana Cennetin 8 kapısı açılır. On gün oruç tutana, Allah istediğini verir. 15 gün oruç tutana, bir münadi, Geçmiş günahların affoldur der. Receb ayında Allahü teâlâ Nuh aleyhisselamı gemiye bindirdi ve o da, Receb ayını oruçlu geçirdi. Yanındakilere de oruç tutmalarını emretti. [Taberânî]

    Kim Receb ayında, takva üzere bir gün oruç tutarsa, oruç tutulan günler dile gelip Ya Rabbi onu mağfiret etderler. [Ebû Muhammed]

    Hazreti. Aişe ( radyallahü anh ) validemiz, Resûlullah, pazartesi ve perşembe günleri oruç tutmaya çok önem verirdi. buyuruyor. Çünkü Hadis-i Şerifte, Ameller Allahü teâlâya pazartesi ve perşembe günleri arz edilir. Ben de amelimin oruçlu iken arz edilmesini istiyorum.buyururdu. (Tirmizî)
  6. Pulcet

    Pulcet Forumun Bekçisi

    Recep Ayının Fazileti(1)

    Receb, tazim ve saygı anlamına gelir, îslâm öncesi Araplar Receb ayına ayrı bir ehemmiyet verirler, saygı gösterir ve şanını yüceltirlerdi. Receb ayı gelince kılıçlar kınına sokulur, oklar torbalarına yerleştirilir, derin ve kanlı husumetlerin üzerine geçici de olsa bir sükûnet örtüsü çekilirdi. Artık o gürültülü ve korkunç çöller tatlı bir huzurun baharına dalar, her taraf bir güven ve selâmet sahasına dönerdi. Öyle ki, bu ayda bir kimse babasının katiline rastlasa bile başını kaldırıp kaşına bakmazdı. Bu aya "sağır ay" denilmesi de sükûnet mevsimi olmasındandır.
    Receb ayına sağır denmesinin bir başka anlamı da şöyle ifade edilir: Bu ayın bereketi hürmetine, bu ayda işlenen günah ve hataları manen bu ay duymamakta, mü'minlerin sadece ibadet ve sevaplarına şahitlik etmektedir. Böylece Cenab-ı Hak mü'min kullarının bu ayda işlemiş oldukları günahları bağışlamaktadır.
    İslâmiyet gelince de Receb ayına mahsus olan saygı devam ettirildi. Bilhassa Regaib ve Mi'rac gibi tecellilerle şereflendirildi.
    Resul-i Ekrem Efendimiz dualarında, “ALLAHım! Receb'i ve Şâban'ı hakkımızda hayırlı ve mübarek kıl, bizi Ramazan'a ulaştır” buyururlardı. (2)
    Receb'e, “recm ayı” da denir. Buna göre, mü'minlerin eziyet ve zahmet vermemesi için şeytanlar bu ayda taşlanır, kovulup uzaklaştırılır.
    Receb kelimesindeki “R” ALLAH'ın rahmetine, “C” ALLAH'ın cömertliğine ve yardımına, “B” ise ALLAH'ın birrine (iyilik ve ihsanına) işaret eder.
    Receb ayına “mutahhar” denmesinin sebebi, bu ayı oruçlu geçirenlerin günah ve hatalarından temizlenip paklanmasıdır. Receb ayının Peygamberler tarihinde ayrı bir yeri vardır. Meselâ, Nuh Aleyhisselâm ve kavmi Receb ayında gemiye binmiş ve tufandan kurtulmuşlardır.
    Receb ayı Hicrî ayların yedincisi ve Ramazan'dan iki ay öncesidir. Fazileti bakımından ayrı bir yeri vardır. Regaib ve Mi'rac gibi mübarek geceleri içinde bulundurması faziletini daha da arttırmaktadır. Ayrıca, Kur'ân'da haram ayları olarak geçen dört aydan birisi olması, Müslüman kalblerdeki yerini bir kat daha daha artırmıştır.
    Receb ayı, “üç aylar” olarak bilinen mübarek bir mevsimin ilk ayıdır. Bu aylara “çok sevaplı ibadet ayları” diyen Bediüzzaman, onların kazandırdıkları sevap ve mükâfatlar bakımından, mü'minlerin önünde nasıl bir kademeli yükseliş vesilesi olduklarına şöyle işaret eder:
    “Her hasenenin (ibadetin) sevabı başka vakitte on ise, Receb-i Şerifte yüzden geçer, Şâban-ı Muazzamada üç yüzden ziyade ve Ramazan-ı Mübarekte bine çıkar ve Cuma gecelerinde binlere ve Leyle-i Kadirde (Kadir Gecesinde) otuz bine çıkar.” (3)
    Buna göre Receb ayında işlenen ibadet, edilen iyilik, yapılan hizmetlerin manevî ecri ve sevabı bire yüz verilmektedir. Bunun için mü'minler bu aydaki nasiplerini arttırmak maksadıyla daha çok gayret sarf ederler. Hayır ve hasenata biraz daha ağırlık verirler.
    Bazı hikmet ehli âlimler Receb ayı hakkında şu yorumları getirmişlerdir:
    Receb eza ve cefâyı terk içindir, Şaban amel ve vefa içindir, Ramazan sıdk ve safa içindir.
    Receb tevbe ve pişmanlık ayıdır, Şaban muhabbet ayıdır, Ramazan kurbet (ALLAH'a yakınlık) ayıdır.
    Receb hürmet ayıdır, Şaban hizmet ayıdır, Ramazan nimet ayıdır.
    Receb ibadet ayıdır, Şaban dünyanın safasını terk etme ayıdır, Ramazan ibadetlerin mükafatını artıran aydır.
    Büyük tasavvuf ehli Zünnün Mısrî der ki:
    “Receb ekme ayıdır, Şaban sulama ayıdır, Ramazan derleyip toplama ayıdır. Herkes ne ekerse onu biçer, ne yaparsa cezasını çeker. Bir kimse ekimi bırakırsa, hasat zamanı ekmediğine pişman olur. Kıyamet gününde ise çok kötü duruma düşer.” (4)
    Receb ayının diğer aylardan farklı bir ibadeti de oruçtur. Mümkün mertebe bu ayda daha fazla oruç tutulmaya çalışılır. Ebû Davudta, hiç ara vermeden devamlı surette oruç tutan bir zâta Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselamın bazı tavsiyelerden sonra şöyle buyurduğu rivayet edilir:
    “Haram aylarından bazısını tut, bazısını bırak, haram aylarda tut ve bırak, haram aylarda tut ve bırak.” (5)Hadisin devamında ravî olan Şahabı şöyle demektedir:
    “Resulullah 'tut' dedikçe, üç parmağını yumdu, 'Bırak' deyince de üç parmağını bıraktı.” Böylece Peygamberimizin o zata, “Üç gün tut, üç gün ara ver” dediği anlaşılıyordu.
    Bilindiği gibi haram ayları, "Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Receb" aylarıdır.
    Receb ayında devamlı olarak bir ay boyu oruç tutmanın uygun görülmeyişinin sebebi, Receb ve Şaban aylarının Ramazan ayına benzemesinden kaçınılmasıdır. Çünkü hiç kesintisiz bir ay boyunca oruç tutmak sadece Ramazan ayına mahsustur. Hattâ Receb ayında bir ay süresince oruç tutmanın mendup bile olmadığını söyleyen İmam Gazâlî ve İbni Kayyim el-Cevzî gibi müçtehidler, Ramazan ayına benzememesi için diğer aylardan farklı olarak Receb ayında devamlı bir ay boyu oruç tutmayı mekruh görürler. (6)

    Diğer aylarda nasılsa, Receb ayında da ayın ortasında veya belli günlerinde, yahut üçer gün ara vermek suretiyle oruç tutulması tavsiye edilmektedir.
    Görüldüğü gibi Receb ayında tamamen oruçlu geçirme hususunda bir hadis ve rivayet yoktur. Üç ayları hiç ara vermeden tutmak sünnet ve müstehap da değildir, sadece sâlih zatların güzel bir âdetidir. Receb ayını tam olarak tutanlara “Tutma” denilmez, ama fıkhı olarak da hükmünü belirtmek gerekir.
    Bu arada Ramazan ayında bozmuş olduğu bir oruçtan dolayı kefaret orucu tutmak isteyenler için Receb ve Şaban ayı iyi bir fırsattır. Receb ayının birinci gününden itibaren hiç ara vermeden Şaban ayı da dahil olmak üzere iki ay üst üste oruç tutarsa tam bir kefaret borcunu ödemiş olur. Peşinden Ramazan ayının orucu da geleceğinden böylece üç ay boyu, bir gün dahi yemeden oruç tutmuş olur. Bu durumda oruç borcunu öderken aynı zamanda sevap hazinesini de doldurmuş ve geliştirmiş sayılır.
    Madem Receb ayı günahların affedildiği aydır. Bağışlanmanın yolunu ve istiğfarın nasıl yapıldığını bilmek gerekiyor. Rivayete göre şu istiğfar duasını Receb ayında yedi kere okuyan kimsenin günahları affolunmaktadır.
    “Estağfirullâhe'l-Azîme'llezî la ilahe illâ hû el-Hay-yü'1-Kayyûmu ve etûbü ileyh. Tevbete abdin zâlimin li-nefsihî lâ-yemlikü li-nefsihî mevten velâ hayâten velâ nüşûrâ.”
    Mânâsı: “Hayat sahibi olan, her şeyi idare edip ayakta tutan, kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan ALLAH'tan mağfiret dilerim. Kendi nefsine zulmetmiş kulun tevbesi gibi Ona tevbe ederim. Öyle bir kul ki, kendi nefsi adına ne ölüme, ne hayata ve ne de tekrar dirilmeye sahip değildir.” (7)
    Üç aylar birer dua ve niyaz mevsimidir. En güzel duaları başta sahabiler olmak üzere İslâm büyüklerinden öğreniyoruz. Hz. Ali'nin Receb ayında şu şekilde dua ettiği rivayet edillir:
    “ALLAHım, salat eyle Muhammed Aleyhissalâtü Vesselamın üzerine; hikmet yıldızları ve devamlı nimet ve ismet kaynağı ehl-i beytine.
    ALLAHım, beni her türlü kötülükten koru. Beni unutkan etme ve gaflet üzerinde bırakma. Sonumu da hasret ve pişmanlıkla bitirme. Benden razı ve hoşnut ol. Senin mağfiretin zalimler içindir, ben de nefsime zulmettim.
    ALLAHım, beni bağışla, beni bağışlamakla Sana bir zarar gelmez. Bana nimetlerini ihsan et, bana vermekle senin ihsanın azalmaz. Senin rahmetin geniş ve boldur. Hikmetlerin ise hoş ve güzeldir.
    ALLAHım, bana sıhhat ve afiyet ver. Güven ve huzur ihsan eyle. Şükür ve takvaya ulaştır.
    ALLAHım, Senden sabır ve doğruluk istiyorum. Bana işimde kolaylık ver. İşlerimi güçlükle gördürme. Aileme, çocuklarıma ve kardeşlerime iyilik ve ihsanda bulun. Onları mü'min ve Müslümanlardan kıl ve bu şekilde dünyadan ayrılmalarını nasip eyle.”
    Bazı Selef büyükleri de Receb ayı gecelerinde şöyle dua etmişler:
    “ALLAHım, Sana mahzun gönlümle, isteklerini kabul buyurduğun dostlarının duası ile niyaz ediyorum. Zatına eriştirdiğin ve Senin rızanı isteyenlerin dili ile Senden talep ediyorum. Umarım Senin ululuğundan, Seni bileyim ve kulluk edeyim.
    Yâ Rab, bu gecenin rahmet ve bereketinden sevap ve mükâfatından beni nasiptar et.
    ALLAHım, kullarından istediğine, istediğini verirsin, kim Seni onlara ikram etmekten alıkoyabilir? Ben fakir ve âciz bir kulum. Fazl ve kereminden nimetlerini ümit ediyorum. Sana sığınırım ve ancak Senden yardım dilerim
    Yüce Mevlam, bu gece kullarına çok rahmet ve bereketini döker, saçarsın. ALLAHım, Sana yalvaran dilleri, Sana kalkan elleri boş çevirme. İyilik ve yardımınla faydalandır bizi. Nimetlerinle donat hepimizi.
    ALLAHım, salât eyle Muhammed ve evladına, eşlerine ve dostlarına, bitip tükenmeyen rahmet ve bereketinle. Yâ Rabbe'l-Âlemin!”

    Recep Ayı İbadetleri (8)Recep Ayı Girdiğince Yapılacak Duâ

    Okunuşu: "ALLAHumme barik lena fi recebe ve şa'ban ve belliğna ramazan"
    Açıklaması:
    "ALLAH'ım! Recep ve Şaban aylarını bizim için mübarek kıl ve bizi Ramazan ayına ulaştır". Amin!..
    Üç ayların ilki olan recep ayı girdiğinde bu duayı sıkça yapalım, Resulullah SallALLAHu Aleyhi ve Sellem bu duayı yaparlardı ve ümmetinin de yapmasını istemiştir.

    Recep Ayı Orucu

    Abbad ibnu hanif anlatıyor: “Said İbnu Cübeyr Rahimehullah'a Recep ayındaki oruçtan sordum. Bana şu cevabi verdi.
    İbnu Abbas RadıyALLAHu Anhüma'yı dinledim, şöyle demişti:
    - Resulullah SallALLAHu Aleyhi ve Sellem Efendimiz Recep ayında bazı yıllarda öyle oruç tutardı ki biz; galiba hiç yemeyecek (ayın her gününde tutacak) derdik, (bazı yıllarda da öyle) yerdi ki biz, galiba hiç tutmayacak derdik.” (9)
    Yukarıda ki hadisi şeriften anlaşıldığı üzere Recep ayında oruç tutmak pek faziletlidir. Çünkü Resulullah SallALLAHu Aleyhi ve Sellem efendimiz bu ayda oruç tutmuştur. Bazı yıllarda tamamına yakınını oruçlu geçirmiş, bazı yıllarda da az bir kısmını oruçlu geçirmiştir.
    Resulullah SallALLAHu Aleyhi ve Sellem'in Recep ayı ve Recep ayında tutulacak oruç hakkında şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:
    -“Recep ALLAH'ın ayıdır; Şaban benim ayımdır, ramazan ise ümmetimin ayıdır". Recep ayının niçin ALLAH'ın ayı olduğu sorulduğunda: -"Çünkü bu ayda özellikle mağfiret boldur. Bu ayda, halkın kan dökmesine mani vardır. Bu ayda, ALLAH-ü Teala, Peygamberlerinin tövbelerini kabul buyurmuştur. ALLAH-ü Teala bu ayda, peygamberlerini düşmanlarından korumuştur. Birkimse, recep ayını oruçlu geçirirse, Alla-ü Teala üç şeyi onun için gerekli kılar. Şöyle ki:
    -Geçmiş günahlarının tümünü bağışlar.
    -Kalan ömrünün temiz geçmesini temin eder.
    -Büyük huzura çıkılan kıyamet gününün susuzluğundan da onu emin kılar.”;
    Resuhullah SallALLAHu Aleyhi ve Sellem'e sorarlar:
    “Ya Resulullah Recep ayının tümünü oruçlu geçirmeye gücüm yetmez.
    - O halde, ilkinden bir gün, ortasından bir gün, sonundan da bir gün tutarsın. Böyle ettiğinde ayın tümünü oruçlu geçirmiş olursun. Zira, yapılan iyilikler on misli sevap getirir". (10)

    Ashab'tan Mucibetü'l-Bahiliyle RadıyALLAHu Anh'dan: babası veya amcası, kabilesinin elçisi olarak Peygamber SallALLAHu Aleyhi ve Sellem'e geldi ve gitti. Bir sene sonra kılık ve kıyafeti değişmiş olduğu halde peygamberimizin yanına geldi, ve:
    -“Ya ResulALLAH ! beni tamdınız mı?” dedi. Resulullah SallALLAHu Aleyhi ve Sellem:
    - “Sen kimsin?” Diye sordu:
    - “Geçen sene huzurunuza gelen Bahili'yim” dedi.
    - “Neden bu kadar değiştin? Halbuki kılık kıyafetin düzgündü” dedi.
    - “Ya Resulullah! Senden ayrıldığım günden beri yemek yemedim; yalnız geceleri yedim.” Cevabını verdi. Bunun üzerine Resulullah SallALLAHu Aleyhi ve Selem:
    - “Kendi kendine işkence yapmışsın. Sabır ayında (Ramazan) tamamıyla, diğer ayların her birinden birer gün oruç tut” buyurdu.
    - “Ya Resulullah, günün sayısını artır. Zira bundan fazla tutmağa gücüm yeter” dedi. Resulullah SallALLAHu Aleyhi ve Sellem:
    -“O halde her aydan ikişer gün oruç tut” dedi.
    -“Biraz daha arttır ya Resulullah” dedi.
    -“Her aydan üç gün” dedi.
    -“Daha artır ya Resulullah” deyince,
    -“Recep, Zilka’de, Zilhicce, Muharrem aylarında üçer gün oruç tut, kalan günlerde iftar et.” Emrini üç defa tekrarladı ve üç parmağıyla işaret etti. Onları yumdu sonra bıraktı. (11)

    Recep Ayı Namazı

    Recep ayı içinde otuz rekat namaz kılınır. Bu otuz rekatın on rekatı Recep ayının ilk on günü içinde kılınır. İkinci on rekatı da ikinci on günü içinde kılınır. Üçüncü on rekatı da üçüncü on günü içinde kılınır. Her rekatta fatiha okunduktan sonra üç kere ihlas suresi okunur, ihlası okuduktan sonra da üç kere de Kâfirun suresi okunur. Bütün rekatlar bu şekilde okunarak tamamlanır. Bu namazın kılınma zamanı nafile namazların kılınacağı vakitlerdir. Belli bir vakti yoktur. (12)
    (1). Mehmet Paksu, Mübarek Aylar, Günler ve Geceler, Nesil Yayınları
    (2). Camiü's-Sağîr, 2:90; Râmuzu'l-Ehâdis, 532.
    (3). Şualar, s. 416.
    (4). Abdülkadir Geylânî, Üç Aylar ve Faziletleri. Haz: Mustafa Güner.
    (5). Ebû Dâvud, Savm: 54.
    (6). İhya, 1:237; Zâdü'I-Meâd, 2:64.
    (7). Mecmûatü'l-Ahzâb, 1:599.
    (8). Muhammed Yusuf, Üç Aylar İbadet Rehberi, Ekmel Yayımcılık
    (9). Buhari, Savm; Müslim, Sıyam 179,1157;Ebu Davud, Savm 55, 2430
    (10). Gunyet’üt Talibin, Abdulkadir Geylani
    (11). Riyazü’s-Salihin
    (12). Gunyet’üt Talibin, Abdulkadir Geylani
  7. cigdem

    cigdem Islam-TR Üyesi

    Selamunaleyküm pulcet kardeş.
    Uzun zamandan beri giremiyordum siteye yeni gördüm. Seninde katkılarından dolayı teşekkürler.
    Kal Sağlıcakla...
  8. eL_Muhacir

    eL_Muhacir Cemaat cihad için,cihad cennet içindir !!! Yetkili Kişi Forum Yöneticisi

    Bu çiğdem kardeşin vermiş olduğu kaynak sağlam mı acaba ?

    Bir arkadaş Recep ayı orucu hakkında bilgi istiyorda

    ALLAH Resulu (s.a.v) Recep ayında oruç ibadetini nasıl yapardı ?bu konu hakkında yardımcı olursanız sevinirim
  9. afganistan mücahidi

    afganistan mücahidi Islam-TR Üyesi

    bismllah..selmn alykm ..biiznillah bu rivayetler sahihdir ...sohbet yapacagım arkadaşlarımın vebalıne girmem..
  10. Abdulmuizz Fida

    Abdulmuizz Fida أَلَيْسَ اللَّهُ بِأَحْكَمِ الْحَاكِمِينَ Yetkili Kişi Site Admin Forum Yöneticisi

    RECEB AYINDAKİ İBADETLER HAKKINDAKİ HADİSLERİN SIHATİ

    Kur’an-ı Kerim’de receb ayı hakkında "...bunlardan dördü hürmetli aylardandır... “(Tevbe: 9/36)
    Bu aylar da: Receb, zilkade, zilhicce ve muharrem aylarıdır. Receb ayının faziletine dair herhangi özel bir hadis rivayet edilmemiştir. Receb ayı haram (içinde savaş açılması yasak) aylardan biridir. Bu ayla ilgili olarak Peygamberimizin:
    “Ya Rabb'i, Receb ve Şaban aylarını hakkımızda mübarek eyle ve bizi Ramazan'a erdir” diye buyurduğu rivayet edilmiştir.
    (Bu hadisi İbn Hacer El-Askalanî, Tebyin El-Aceb Bima vera fi Fazli Receb adlı eserinde anlatmaktadır: s. 11, 12. Orada hadisin Bezzar tarafından Müsned'inde, El-Taberâni ve Beyhaki tarafından faziletli vakitler bölümlerinde ve Ebu Yusuf el-Kadî'nin Kitab El-Sıyamında, kaydettiklerini söylemektedir. İbn Hacer-El-Askalanide bu hadisin senedinin sağlam olmadığını söylemektedir. Heysemi, Keşi el-Üstaz An Zevaid'il Bezzar, Tahkik: Habib El-Rahman El-Atemi, c. 1, s. 457, H. No: 961.)


    Duası da sahih bir hadise dayanmamaktadır. Zira bu hadisin senedinde yer alan Zâide b. Ebi’r-Rukâd adlı kişinin İmam Buhari tarafından munkeru’l-hadîs [Münker hadis: Zayıf bir ravinin tek başına rivayet ettiği hadis. Münkeru’l-hadis: Bu tür hadisleri rivayet eden ravi] olduğu ve bu ravinin bir takım hadisçiler tarafından tanınmadığı belirtilmiştir.[Nûruddîn Ali b. Ebi Bekr el-Heysemî, Mecmeau’z-Zevâid ve Menbau’l-Fevâid, Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, 10 cilt, Beyrut, 1988, c: 2, s: 165 (Bâb fi’l-Cumua ve fadlihâ)]
    Yalnız Peygamberimizin her ay tuttuğu ve tutulmasını tavsiye ettiği Pazartesi ve Perşembe günü oruçları ile eyyâm-ı bîz denilen her ayın 13, 14 ve 15. günleri tutulan oruçlara Recep ayında da devam edilebilir. Bunları yukarıdaki uydurma hadislerle karıştırmamak gerekir. Burada özellikle vurgulanmak istenen husus, diğer aylarda yapılmayıp da sadece bu aya, Recep ayına- mahsus namaz, oruç gibi herhangi bir ibadet bulunmadığıdır.


    Aclûnî’nin tabiri ile “bu hadislerin Kûtu’l-Kulûb, İhyâu Ulûmiddîn, Tefsîr-i Sa’lebî gibi (tasavvuf ağırlıklı) kitaplarda yer almasına aldanılmasın.” [İsmail b. Muhammed el-Aclûnî, Keşfu’l-Hafâ ve Müzîlü’l-İlbâs, 3. Baskı, Dâru’l-Kutubi’l-İlmiyye, 2 cilt, Beyrut, 1998, c: 2, s: 410]
    Aclûnî de bu kaideye değindikten sonra şöyle diyor:
    “Her ne kadar İhyâu Ulûmiddîn, Kûtu’l-Kulûb adlı kitapların yazarları (İmam Gazali ve Ebû Talib el-Mekkî) bu hadisleri zikretse de bu konuda ne sünnette ne de hadis imamlarının yanında herhangi bir (sahih hadis) bulunmaktadır. Çünkü sünnet (onların demesiyle değil) ancak Peygamberin sözü, fiili ve takriri ile sabit olur.” [Aclûnî, Keşfu’l-Hafâ, c: 2, s: 417]

    Bu uydurma hadislerden bazıları şunlardır:

    1. “Recep Allah’ın, Şa’ban benim Ramazan ise ümmetimin ayıdır.”

    2. “Recep’in ilk Cuma gecesinden gafil olmayasınız. Zira o gece, meleklerin “Regâib” ismini verdikleri gecedir.” [İbn Kayyim, el-Menâru’l-Munîf, s: 95, Terc: Muzaffer Can, s: 88-89]

    Bunun dışında Recep ayının fazileti ile ilgili olarak Peygamberimizden bize hiç bir sağlam hadis gelmiş değildir. Başka bir deyimle, bu konuda var olduğu ileri sürülen hadislerin tümü asılsız ve yalandır.

    "Receb ALLAH'ın ayıdır. Şaban benim ayımdır. Ramazan da tüm ümmetin ayıdır. Denildi ki ; ey ALLAH'ın rasulu ! Receb ALLAHın ayıdır sözünün anlamı nedir? dedi ki ; o ay mağfirete mahsus bir aydır."
    Sonra uzun bir hadis rivayet etti ve orucu teşvik etti . sonra dedi ki ; Recebin ilk gecesi gafil olmayınız. O meleklerin Reğaib diye adlandırdığı gecedir. Sonra şöyle dedi ; kim Receb'in ilk perşembesi oruç tutar , sonra akşam ile yatsı arasında (yani cuma gecesi) oniki rekat namaz kılar ve her rekatta bir kez Fatiha , kadr suresini üç kez , ihlası oniki kez okur sonra her iki rekat arasını bir selamla ayırır ve namazını bitirince bana yetmiş kez selavat getirir , sonra da ; ALLAHım ! Ümmi olan Nebi Muhammed'e ve aline salatta bulun, der , sonra secde eder ve secdesinde Subbuhun Kuddusun Rabbu'l Melaiketi ve'r Ruh der ve başını kaldırır yetmiş kez de ; rabbim bağışla ve merhamet et, bildiğin günahlarımı affet. Çünkü sen yüce olansın der ve ikinci secde de birinci secdede söylediği gibi söylerse ve ALLAH'tan ihtiyacını dilerse o ihtiyacı görülür"
    " şeklinde rivayet edilen hadis ise münker bir hadistir.
    Uydurmadır.
    Ravileri bilinmez. Meşhur Reğaib namazı budur !
    Hadis hafızlarının hepsi bu hadisin uydurma olduğunu söylemişlerdir. Bu konuda eserler yazdılar. El Hatib'in bu namaz hakkındaki sözünün yanlış olduğunu söylediler.
    Onun çağdaşlarından , ona ilk cevap veren İbn Abdusselam'dır. Bu namazın uydurma olduğu el Hatib gibi insanlara gizli kalmaz. Onun bu sözü neden söylediğini ALLAH bilir. Hafızların bu uydurma namaz hakkında uzunca konuşmalarının sebebi el Hatib'in sözüdür. Bu uydurma hadis el Hatib'in onunla onunla uğraşamayacağı kadar önemsizdir.
    Bu hadisin uydurma olduğunu , hadis ilminden en küçük ilmi olan dahi anlar.
    El Feyruzbadi , el Muhtasar'da ; "O hadisin uydurma olduğu ittifakla kabul edilmiştir" der. Hakeza el Makdisi de aynı şeyi söyler ve bu konuda konuşulması gereken yeterince uzun söz söylenmiştir. Bu hadisi , Rezin İbn Muaviye el Abderi'nin nereden derlediği belli olmayan uydurma haberleri , İslam diyarlarına karıştırarak yazdığı kitaba , bu hadisi koyması müslümanlara yaptığı (açık) hıyanettir.
    (İmam Şevkani ; El-Fevaid El-Mecmua Fi'l-Ehadis El-Mevdua -MEVZU HADİSLER, sayfa 250-251 , Medarik yayınları)

    Aynı zamanda receb ayının fazileti hakkında; "Kim bu ayda şu kadar namaz kılarsa onun için şu kadar ecir vardır. Kim de şu kadar istiğfarda bulunursa ALLAH katında onun için şu kadar ecir vardır" gibisinden rivayet edilen diğer hadislere gelince bunların hepsi olduğundan fazla abartma hadislerdir. Hepsi de yalan ve uydurma hadislerdir. Bu hadislerin mevzu olduğunun alametleri olduğundan fazla mübalağaların yapılmasındadır.

    Alimler şöyle der: "Küçük bir işe karşılık büyük sevaplar vadedildi mi, ya da küçük bir günaha karşılık büyük azap verileceği tehdidi yapıldı mı bu durum, böyle hadislerin uydurma olduğunu gösterir."
    Alimlerin bu hadisleri açıklamaları ve insanları bunlardan sakındırmaları gerekir. "Yalan gördüğü bir hadisi rivayet eden bir kimse de yalancılardan biri olur."( Muslim.)

    Bazan insan rivayet ettiği hadisin mevzu olduğunu bilmez. Aslında bilmek gerekir. Hadislerin kaynaklarını tanımak gerekir. Güvenilir bir çok hadis kitapları var. Özellikle de zayıf ve mevzu hadisleri bildiren kitaplar. Bunlardan bazıları şunlardır. "El-Makasit El-Hasene" Sahavi'ye ait. "Temyiz-i'l-tayyib min-el'habisi limâ yedru alâ elsineti'l-n 'Nâsi min'l-Hadisi" İbn Diyb'in "Keşfu'l Hâfâ ve'l ilbâsi fimâ iştehere min-el'ehâdisi alâ el'sinet-i'n-Nâsi" Acûlini'nin.
    Daha bir çok hadis kitapları mevcuttur. Bunları hatiplerimize bildirmek gerekir. Hem de iyiden iyiye tanıtmak lazım gelir ki bir daha kaynaksız tek bir hadis dahi rivayet etmesinler.


    Receb Ayında Oruç Tutmak
    Regaib Kandili Dolayısıyla Oruç Tutmak

    Önce konuyla ilgili uydurma ve zayıf hadislerin bir kısmını da bu başlık altına zikredelim sonra devamına sahih hadislerle sünneti görelim:

    “Recep Allah’ın, Şa’ban benim, Ramazan ise ümmetimin ayıdır. Her kim Recep ayında iki gün oruç tutarsa ona iki kat ecir vardır. Bu katlardan her biri (nin büyüklüğü) dünyadaki dağlar kadardır.”
    [Muhammed b. Ali eş-Şevkânî, el-Fevâidü’l-Mecmûa fi’l-Ehâdîsi’l-Mevdûa, Tahk: Abdurrahman b. Yahya el-Muallimî el-Yemânî, 2. Baskı, el-Mektebü’l-İslâmî, Beyrut, 1392 h., s: 100. Bu hadis için ayrıca bkz: Aclûnî, a.g.e., c: 1, s: 423-424, hadis no: 1358]

    Şevkânî, bu hadisin râvîsinin daha sonra “her kim dört gün”, “altı gün”, “yedi gün”, “sekiz gün” ve nihayet “on beş gün” oruç tutan kişinin ecrini anlattığını söyledikten sonra şu açıklamayı yapmaktadır:
    “Bu, uydurma bir hadistir. Bu hadisin isnadında yer alan ravilerden Ebû Bekir b. Hasan en-Nakkâş (hadis uydurmakla) itham edilmiş, el-Kisâî ise mechûldür / tanınmamaktadır. Bu hadisi el-Leâlî yazarı (Suyûtî) Ebu Saîd el-Hudrî (ra)’den rivayet etmiştir.” [Şevkânî, a.g.e., s: 100]


    Şevkânî’nin, Suyûtî’nin kitabında da yer aldığını bildirdiği hadise, uzun olduğu ve alıntı bütünlüğünün dağılmaması için aşağıda değinilecektir. Şimdi Şevkânî’nin uydurma olduğunu belirttiği diğer hadislere devam edelim:

    “Her kim Recep ayında üç gün oruç tutarsa, ona bir aylık oruç (sevabı) yazılır. Her kim Recep ayında yedi gün oruç tutarsa, Allah o kişi için Cehennemden yedi kapı kapatır. Her kim Recep ayında sekiz gün oruç tutarsa, Allah o kişi için Cennetten sekiz kapı açar. Ve her kim Recep ayının yarısını oruçlu geçirirse, Allah onu çok kolay şekilde hesaba çeker.”

    Bu hadisin senedinde yer alan ravilerden Ebân adlı kişinin metrûk olduğu, yani kendisinden hadis rivayet edilmediği, Amr b. el-Ezher’in ise hadis uydurduğu belirtilmiştir.[Celâluddîn Abdurrahmân es-Suyûtî, el-Leâli’l-Masnûa fi’l-Ehâdîsi’l-Mevdûa, Tahrîc ve Ta’lîk: Ebû Abdirrahmân Salâhuddîn b. Muhammed b. Uveyza, Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, 3 cilt, Beyrut, 1996, c: 2, s: 97; Şevkânî, a.g.e., s: 100]
    Bu hadisi başka bir yolla Huseyin b. Ulvân babalarından rivayet etmiştir. Fakat bu Huseyin b. Ulvân’ın da hadis uydurmacısı olduğu bildirilmiştir.
    [Suyûtî,, a.g.e., aynı yer; Ebu’l-Hasen Ali b. Muhammed b. Arrâk el-Kinânî, Tenzîhu’ş-Şerîati’l-Merfûa ani’l-Ahbâri’ş-Şenîati’l-Mevdûa, Tahk: Abdulvehhâb b. Abdullatîf, Abdullah Muhammed es-Sıddîk, 2. Baskı, Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, 2 cilt, Beyrut, 1981, c: 1, s: 152; Şevkânî, a.g.e., s: 100]

    “Muhakkak ki Recep ayı, çok büyük bir aydır. Kim o aydan bir günü oruçlu geçirirse, ona bin senelik oruç (sevabı) yazılır.”[Şevkânî, a.g.e., s: 101]

    Bu hadisin devamı, el-Leâli’l-Masnûa’da şöyle geçmektedir:
    “… Her kim Recep ayından iki günü oruçlu geçirirse, ona iki senelik oruç (sevabı) yazılır. Her kim Recep ayından üç günü oruçlu geçirirse, ona üç senelik oruç (sevabı) yazılır. Her kim Recep ayından yedi günü oruçlu geçirirse, cehennemin kapıları o kimseye kapatılır. Her kim Recep ayından sekiz günü oruçlu geçirirse, ona cennetin sekiz kapısı açılır, o da istediği kapısından içeri girer. Her kim Recep ayından on beş günü oruçlu geçirirse, onun seyyiâtı (kötülükleri) hasenâta (iyiliklere) çevrilir. Ve gökten bir ses “(bugüne kadar yaptıklarından dolayı) Allah seni bağışladı, artık her şeye yeniden başla” diye seslenir. Her kim daha fazlasının yaparsa, Allah da ona daha fazlasını verir.”

    Suyûtî bu hadisin sahih olmadığını, senet zincirinde yer alan Harun b. Antere’nin münker hadisler rivayet eden biri olduğunu belirtir. [Suyûtî,, a.g.e., c: 2, s: 98; İbn Arrâk, Tenzîhu’ş-Şerîa, c: 1, s: 152; Şevkânî, a.g.e., s: 101]

    “Kim Recep ayında bir gün oruç tutarsa, onun tuttuğu bu oruç, bir aylık oruca denktir.”

    Bu hadisin senedinde yer alan el-Furât b. es-Sâib, metrûktur, hadisi reddedilir.
    [Suyûtî, a.g.e., aynı yer; İbn Arrâk, a.g.e., c: 1, s: 153; Şevkânî, a.g.e., aynı yer.]

    “Kim recep ayından bir geceyi ihya eder ve bir gün oruç tutarsa, Allah da ona cennet meyvelerinden yedirir.”

    Bu hadis de senedinde yer alan Hafs b. Muhârik yüzünden uydurma kabul edilmiştir.
    [Suyûtî, a.g.e., c: 2, s: 99; Şevkânî, a.g.e., s: 101]

    “Recep ayında çokça istiğfar ediniz. Çünkü o ayda Allah, her saat birilerini Cehennemden azad etmektedir.”
    [Şevkânî, a.g.e., s: 439.]

    “Recep ayında öyle bir gün ve gece vardır ki o günü oruçlu geçirip o geceyi ihya eden kimse için yüz sene oruç tutmuş gibi ecir vardır.”
    [Şevkânî, a.g.e., aynı yer.]

    “Ey İnsanlar! Büyük bir ayın, Allah’ın çok hürmetli ayı (el-esamm) Recep’in, gölgeleri üzerinize düşmüştür. Bu ayda iyilikler katlanır, dualar kabul edilir, sıkıntılar giderilir.”

    Peygamberimizin Recep ayı girmeden önce bir Cuma günü hutbede söylediği iddia edilen bu sözlerin de hiç tereddütsüz bir şekilde münker olduğu ifade edilmiştir.
    [İbn Arrâk, a.g.e., c: 1, s: 163-164; Şevkânî, a.g.e., aynı yer.]

    “Recep ayının diğer aylara olan üstünlüğü, Kur’an’ın diğer kelamlara olan üstünlüğü gibidir.”
    [Şevkânî, a.g.e., s: 440. Ayrıca bkz: İbn Arrâk, a.g.e., c: 1, s: 160-161; Aclûnî, a.g.e., c: 2, s: 85, hadis no: 1824]

    “Allah Teala, Nuh (as)’a gemi yapması emrini Recep ayında vermiş, onun yanında bulunan mü’minlere de bu ayda oruç tutmalarını emretmiştir.”
    [Şevkânî, a.g.e., s: 440.]

    Şevkânî’nin yukarıda, birinci maddede bahsettiği uzun hadis, Suyûtî’nin kitabında şöyle geçmektedir:

    “Ebû Said el-Hudrî (ra)’nin Peygamberimizden rivayet ettiği (merfû) hadis:
    “Recep Allah’ın, Şa’ban benim, Ramazan ise ümmetimin ayıdır. Her kim inanarak ve sevabını yalnız Allah’tan bekleyerek Recep ayını oruçlu geçirirse, Allah’ın en büyük rızasını hak etmiş demektir. Allah, onu Firdevs-i Âlâ’ya yerleştirecektir.

    Her kim Recep ayında iki gün oruç tutarsa, ona iki kat ecir vardır. Bu katlardan her birinin ağırlığı, dünyadaki dağlar kadardır.

    Her kim Recep ayında üç gün oruç tutarsa, Allah onunla Cehennem arasına uzunluğu bir senelik yürüyüş mesafesi kadar olan bir hendek koyar.

    Her kim Recep ayında dört gün oruç tutarsa, (her türlü) beladan, delilikten, cüzzamdan, alaca hastalığından, Deccalın şerrinden ve kabir azabından kurtulur.

    … altı gün oruç tutarsa, o kişi, yüzü ayın on dördünden daha parlak bir şekilde kabrinden kalkar.

    … yedi gün oruç tutarsa, onun tuttuğu her bir günlük oruca karşılık Cehennemin yedi kapısı birer birer o kişiye kapanır.

    … sekiz gün oruç tutarsa, onun tuttuğu her bir günlük oruca karşılık Cennetin sekiz kapısı birer birer o kişiye açılır.

    … dokuz gün oruç tutarsa, o kişi kabrinden “Lâ ilâhe illallâh” nidaları ile kalkar ve onun yüzü Cennetten başka bir tarafa çevrilmez.

    … on gün oruç tutarsa, Allah, Sırat üzerinde her milde onun istirahat edeceği bir yatak var eder.

    … on bir gün oruç tutarsa, o kişi yarın kıyamet gününde - kendisi kadar veya daha fazla oruç tutanlar hariç- kendisinden daha faziletli kimse görmez.

    … on iki gün oruç tutarsa, Allah Teala ona kıyamet gününde bir tanesi dünyadan ve içindekilerden daha hayırlı olan iki güzel elbise giydirir.

    … on üç gün oruç tutarsa, kıyamet gününde insanlar büyük zorluklar içindeyken o kişi için arşın gölgesinde bir sofra kurulur ve o kişi bundan yer.

    … on dört gün oruç tutarsa, Allah Teala ona kıyamet gününde hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir insanoğlunun tahmin edemediği bir sevap verir.

    … on beş gün oruç tutarsa, Allah Teala kıyamet günü o kişiyi güvende olan kimselerin duracağı bir yere sokar. Oraya her ne zaman bir melek-i mukarreb ve bir peygamber uğrasa ona şöyle derler: “Müjdeler olsun sana ki güvende olanlardansın.”
    [Suyûtî, a.g.e., c: 2, s: 96-97; İbn Arrâk, a.g.e, c: 1, s: 151-152]

    Bu hadisi verdikten sonra “uydurulmuştur” ibaresini ekleyen İmam Suyûtî, hadisin senedinde yer alan el-Kisâî adlı şahsın tanınmadığını, en-Nakkâş’ın ise hadis uydurmakla itham edilen biri olduğunu belirtmiştir.
    [Suyûtî, a.g.e., c: 2, s: 97; İbn Arrâk, a.g.e., c: 1, s: 152]


    Bundan sonra ise sahih hadisler ile konu hakkında açıklamalarda bulunalım :

    Peygamber (s.a.v.)'den ramazanın dışındaki diğer ayları oruçlu geçirdiğine dair herhangi birşey rivayet edilmemiştir. En çok oruç tuttuğu ay şaban ayıdır. Bu ayı da tamamen oruçlu olarak geçirmemiştir. İşte asıl sünnet olan budur. ALLAH Rasulu (s.a.v.)bazı aylarda tutar bazı aylarda ise tutmazdı.
    "Bazan oruç tutardı biz derdik herhalde daha orucunu açmayacak bazı zamanlar da tutmazdı biz derdik herhalde daha oruç tutmayacak" ( Buharı, Müslim ve Ebu Davut.)

    Türkiye gibi halkının çoğunun geneleksel dini yaşandığı ülkelerde bazı kişiler Receb ayının hatta Şaban ayının da tümünü oruçlu olarak geçiriyorlar. Böyle bir şey ne Peygamber (s.a.v.)'den varit olmuş ne sahabeden ne de selef-i salihinden rivayet edilmiştir.
    Ramazanın dışındaki aylarda oruç tutmanın en evlası bir gün tutup bir gün terketmektir. Yoksa ardı ardına oruç tutmak olmaz. Kim birilerine uymak istiyor ve sevap elde etmeyi amaçlıyorsa Peygamber (s.a.v.)'e uysun. Receb ve Şaban ayının tümünü oruçlu olarak geçirmesin. Bu evla olanıdır.

    Hazret-i Enes (ra) anlatmıştır:
    Üç kişilik bir grup Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) ibadetinden sordular. Kendilerine anlatılınca, azımsayarak şöyle dediler:
    “Peygamberin (asm) yüce mevkiinden kendimize bakacak olursak biz neredeyiz? onun geçmiş ve gelecek günahları bile bağışlanmıştır.”
    Onlardan birisi:
    “Ben geceleri hep namaz kılacağım ve hiç uyumayacağım” dedi.
    Diğeri:
    “Ben bayram günlerinden başka tüm seneyi oruçlu geçireceğim ve hiç ara vermeyeceğim” dedi.
    Öbürü:
    “Ben de kadınlardan ayrı bir yere çekileceğim ve hiç evlenmeyeceğim” dedi.
    Rasûlullah Efendimiz (asm) gelince bunları çağırttı ve dedi ki:
    Şöyle şöyle konuşanlar sizler misiniz? Haberiniz olsun; ALLAH’a and olsun ki, ben sizin ALLAH’tan en çok korkanınızım ve sizden daha çok takva sahibiyim. Fakat ben bazen oruç tutar, bazen ara veririm. Geceleri namaz da kılarım, istirahat için uyurum da. Benim sünnetim budur. Kim benim sünnetimden yüz çevirirse benden değildir.
    (imam Nevevi ; Riyazus salihin 143)

    Buna benzer başka bir hadiste şöyledir :

    Ebû Muhammed Abdullah b. Amr b. El-Âs (ra) anlatır: Benim “Yaşadığım sürece gündüzleri oruç tutacağım ve geceleri ibadete kalkacağım” dediğimden Rasûlullah (asm) haberdar olmuştu. Bana:
    “Bu sözü söyleyen sen misin?” buyurdu. Ben:
    “Evet, ya RasulALLAH, doğrudur” dedim. Rasûlullah (asm):
    “Böyle yapma. Bazen oruç tut. Gecenin bir kısmında uyu. Gecenin bir kısmında namaza kalkman yeter. Şüphesiz cesedinin senin üzerinde bir hakkı vardır. İki gözünün senin üzerinde bir hakkı vardır. Eşinin senin üzerinde bir hakkı vardır. Misafirlerinin senin üzerinde bir hakkı vardır. Her ayda üç gün oruç tutman sana yeter. Zira sana her iyiliğin o*n misli sevap vardır. Bu üç günlük oruç yıl orucu gibi olur” buyurdu.
    Ben:
    “Ey ALLAH’ın Rasûlu, benim daha fazlasına gücüm yeter!” dedim. Rasûl-u Ekrem (s.a.v.):
    “ O zaman ALLAH’ın Peygamberi Hz. Davut (as) orucunu tut. Üzerine fazlalaştırma” buyurdu.
    Ben: “Dâvud orucu nedir?” dedim.
    Rasûl-u Ekrem (s.a.v.): “Yılın yarısında tutulan oruçtur. Bir gün oruç tutar, bir gün yersin” buyurdu. Ben: “Bundan daha fazlasına gücüm yeter” dedim. ALLAH Rasûlu (s.a.v.): “Bundan daha faziletli oruç yoktur. En faziletli oruç Dâvûd orucudur” buyurdu.

    Abdullah (ra) yaşlandıktan, güç ve kuvvetten düştükten sonra derdi ki: “Keşke ben Rasûlullah’ın (asm) tavsiye ettiği üç günlük orucu kabul etmiş olsaydım. Bana ailemden de, malımdan da daha sevimli olacaktı. Fakat heyhat! Şimdi çok geç!”
    (imam Nevevi ; Riyazus salihin 150)



    Söz konusu cuma günü oruç tutmak, sözgelimi bir önceki veya bir sonraki cuma günü oruç tutmaktan daha kuvvetli ve öncelikli bir müstahabdır. O cumanın gecesi de öbür cuma gecelerinden daha üstün olduğu gibi o gece kılınacak olan nafile namaz özel olarak öbür cuma geceleri kılınacak nafile namazlardan ve genel olarak diğer bütün gecelerde kılınacak olan nafilelerden daha faziletli ve daha çok sevap kazandırıcıdır. Çünkü eğer adamın zihnine böyle bir inanç yerleşmeseydi bu güne ve geceye özellik tanıma isteği içinde uyanmazdı. Çünkü sebepsiz yere tercih, olacak şey değildir.
    Peygamber Efendimiz (salât ve selâm üzerine olsun) şöyle buyuruyor:
    “Geceler arasında cuma gecesini nafile ibadet için ve günler arasında cuma gününü de nafile oruç için özel olarak belirlemeyiniz. Eğer cuma günü tutmakta olduğunuz bir oruca rastlarsa o başka.”
    (Müslim, Sahih, H. No: 1144, K. Oruç, Bab: Cuma Gününü Tek Olarak Tutma, c. 2, s. 801.)

    Buharî ile Müslim'in, yine Ebu Hureyre'ye dayanarak kaydettikleri aynı konudaki bir başka hadisde şöyledir:
    “İçinizden biri, cuma günü, ancak bir gün öncesi veya bir gün sonrası ile birlikte nafile oruç tutsun.”
    (Buhari, H. No: 1985, c. 4, s. 232, Feth-El-Bari, Müslim, K. Oruç, Bab: Cuma Gününü Tek Olarak Oruç Tutma, H. No: 1144.)
    Öte yandan Buharî'nin bildirdiğine göre: peygamberimiz, (salât ve selâm üzerine olsun) bir cuma günü Cüveyriye bint-i Haris'in evine gittiğinde kendisinden onun oruçlu olduğunu öğrendi. Bunun üzerine ona:
    “Dün de oruç tuttun mu?” diye sordu. Cüveyriye:
    “Hayır” deyince Peygamberimiz kendisine:
    “Peki, yarın da oruç tutmak istiyor musun?” diye sordu. Cüveyriye bu soruya da:
    “Hayır” diye cevap verince Peygamberimiz ona:
    “O halde orucunu boz” diye buyurdu.

    Buharî ile Müslim'de belirtildiğine göre:
    Muhammed b. Abbad b. Cafer bir defasında Kâbeyi tavaf ederken sahabilerden Cabir b. Abdullah'a:
    “Peyamberimiz, cuma günü nafile oruç tutmayı yasakladı mı?” diye sordu ve Cabir de bu soruyu:
    “Şu Beytullah'ın Rabb'i hakkı için, evet” diye cevap verdi.
    (Müslim, K. oruç, Bab: Cuma Gününü Tek Olarak Oruç Tutmanın Keraheti, H. No: 1143, Buhari, c. 4, s. 232, H. No: 1984)

    “Tek başına cuma günü nafile oruç tutmayınız” demiştir. (Müsned-i Ahmed, c. 1, s. 288)

    Biri ortaya çıkar da “söz konusu gün ve gecede (Regaib adı ile anılan gün ve gece) oruç tutup namaz kılmak diğer vakitlerde tutulan oruç ve kılınan namaz gibidir. İnancım budur. Bununla birlikte bu gün ve gecelere özellik tanıyorum” derse, adamın bu davranışı ya taklitçilikten ya yaygın adetlere uymaktan ya kınanma endişesinden veya bunlara benzer bir başka sebepten ileri gelebilir. Yoksa adam yalan söylüyor demektir. Buna göre bu davranış, mutlaka asılsız bir inançtan veya din dışı başka bir gerekçeden kaynaklanıyor demektir ki, bunlar batıl itikatlardır.
    Kesinlikle öğrendik ki, ne Peygamber Efendimiz ne sahabiler ve nede diğer imamlar bu günün (Regaib adı ile anılan günün) üstünlüğü veya özellikle bu gün oruç tutup bu gece ibadet etmenin faziletli olduğu hakkında tek bir söz söylemiş değillerdir. Bu gün ve bu gece ile ilgili olarak var olduğu ileri sürülen hadis uydurmadır (mevzudur).
    Böyle bir gün ve gecenin İslâma maledilmesi girişimi, hicrî dördüncü yüzyıldan sonra ortaya çıkmıştır.

    Regaib Gecesi Namazı !

    [​IMG]

    Bu geceyi İhya etmek maksadıyla Recep ayının ilk Cuma gecesi yani akşamla yatsı arası kılınan 12 rekatlık namazın ve bu gecenin fazileti hakkında dayanılan rivayet şudur:
    Enes İbn Malik (r.a.) ALLAH Rasulu (s.a.v)'in şöyle dediğini rivayet eder:
    "Receb ayında orucun faziletini zikrettikten sonra, devamla) "O ayda bulunan ilk cuma gecesinden gafil olmayın. Çünkü o, meleklerin regaip diye isimlendirdikleri bir gecedir. Kim recep ayının ilk Perşembe gününü oruç tutar ve o günün, akşamla yatsı arası on İki rekat namaz kılarsa, (namazın keyfiyetini açıkladıktan sonra) ALLAH-u Teala o kimsenin günahlarını bağışlar."
    (Ebu Şame el-Baisu Ala inkari'l-Bida'i ve'l-Havadisi s. 39-40)

    İbnu'l-Cevzi bu hadis hakkında şunları söyler:
    "Bu hadis ALLAH Rasûlu (s.a.v.) üzerine uydurmadır. Ali İbn Abdillah İbn Cahdami bu rivayetiyle ilim ehli tarafından itham olunup yalancı sayılmıştır. Bu hadisin ravileri meçhuldür. Ravilerle ilgili bütün kitaplarda onları aradım ve bulamadım."
    (Ebu Şame el-Baisu Ala inkari'l-Bida'i ve'l-Havadisi s. 40, İbnu'l-Cevzi, el-Mevdu'at, c.2s. 125-126)
    İbnu'l-Cevzi sözüne şöyle devam eder:
    "Bu hadisi uyduran kimse bid'atında çok aşırı gitmiştir. Çünkü bu namazı kılan kimse önce gündüz oruç tutacaktır. Belki de o günün gündüzü çok sıcaktır, oruçlu olunca da akşam namazına kadar haliyle yemek yeme imkanı bulamıyacaktır. Akşam namazından sonra, bu namaz için uzun tesbihat sebebiyle kıyamda ve secdede duracak gayet eziyet çekmiş olacaktır. Ben doğrusu ramazan ve teravih namazlarına nazaran insanların bunda, nasıl izdihamlaştıklarını kıskandım. Bilakis bu namaz halk indinde diğerinden daha büyük ve değerlidir. Çünkü bu namazda diğer beş vakit namaza gelmeyenler hazır bulunuyor.
    ( Ebu Şame el-Baisu Ala inkari'l-Bida'i ve'l-Havadisi s.30. İbnu'l-Cevzi. el-Mevdu'at c.2s. 127)

    Bu günü ve geceyi kutlamak, müslümanlar arasında hicrî dördüncü yüzyıldan sonra adet olmaya başlamıştır. Bu kutlama ile ilgili olarak bütün alimlerin söz birliği ile uydurma sayılan bir hadis ortaya atılmıştır. Bu sözde hadise göre, o gün oruç tutmanın ve o gece cahiller arasında “Regaib Namazı” adı ile anılan bir namaz kılmanın fazileti belirtilmiştir. Bir kısmı bizim mezhebimizden olan bazı son dönem alimleri (Muteahhirin) de bu gün ve geceden söz etmişlerdir.
    Bu konuda araştırmacı alimlerin savundukları ortak doğru görüşe göre, o gün oruç tutmaktan ve o gece adı geçen asılsız namazı kılmaktan kaçınmak gerekir. Ayrıca o gün kutlamak için ortaya çıkarılan özel yemekler hazırlama ve güzel elbiseler giyinme gibi geleneklerden de uzak durmalıdır. Böylece o gün, öbür normal günler gibi bir gün sayılsın ve ona hiç bir özellik tanınmamış olsun.
    Bu kategoriye giren asılsız kutlama günlerinden biri de Receb ayının ortasına rastlayan gündür. Bu gün “Ummu Davud” adı ile anılan bir namaz kılma adeti ortaya atılmıştır. Oysa bu günü kutlamanın şeriatta asla yeri yoktur.

    Hafız Ebu'l-Hitab ise şunu söyler: "Regaib namazını uydurmakla ittiham edilen kimse Ali Ibn Abdillah İbn Cahdami'dir. Meçhul olan raviler üzerine uydurmuştur. Ki bunlar, kitkardeşrın tümünde mevcut değildir”.
    ( Ebu Şame el-Baisu Ala inkari'l-Bida'i ve'l-Havadisi s.40)

    Hafız el-Irakı şöyle der:
    "Rezzin, kitabında bunu irad etmiştir. O uydurma bir hadistir" (Çukayn, Es-Sunenu ve'l-Mubîede'at s. 140)

    İmam Tartuşi şu sözünü ekler:
    "Receb ayındaki regaib namazı ise, Beyti'l-Makdis'de bizim bulunduğumuz yerde ancak h. 480 senesinde ihdas (uydurulmuş) edilmiştir. Bundan önce bu namazı ne gördük ve ne de duyduk." (Tartusi, EI-Havadisu ve'l-Bida'us. 133)

    Özellikle Regaib gecesi ile ilgili olarak halk arasında meşhur olan Regaib namazıyla ilgili rivayeti, 1023 (h. 414) yılında vefat eden Ali b. Abdullah b. Cehdâm isimli Mekkeli sûfî bir zatın ihdas ettiği / ortaya çıkardığı kaynaklarda belirtilmektedir.
    [İsmail b. Ömer İbn Kesir, el-Bidâye ve’n-Nihâye, Beyrut, c. 12, s.16; Nebi Bozkurt, “Kandil”, DİA, c. 24, s. 301]

    Görüldüğü gibi bu gecede mevlit okuma işi bu namaza nisbeten yeni sayılıp daha sonra uydurulmuştur.
    Zaten bu hadis sahih olsa , onu en başta kuran sünnet takipçisi olan bizler kabulleniriz. Bidat olan kandilleri kabullenenler bu hadisi sahih diyerek yapmamaktadırlar. İçlerinden ilimden uzak sefihleri , hadis alimin kitabında gördüğü hadis hakkındaki şerhi ve hadisin sıhhat derecesini beyan eden açıklamalarını dikkate almadan mal bulmuş mağribi gibi delil diye sarılmışlardır.
    İçlerinden ilmi yönden mürekkeb yalamışları bu hadisin sahih olmadığının farkındadırlar. Adet haline getirilen bu kandil tabusuna boyun büküp teslim olduklarından sürü pisikolojisiyle hareket ederek ikamet ettikleri yerlerde kalabalığa-çoğunluğa uymaktadırlar.

    Eğer yeryüzündekilerin çoğunluğuna uyarsan seni ALLAH yolundan saptırırlar. Çünkü onlar sadece "zann"a uyarlar ve saçmalarlar. Enam 116

    http://www.islam-tr.com/forum/konu/kandil-geceleri-bidatci-niceleri-kitap.8101/
Yüklüyor...

Sayfamızı paylaşarak bize destek verebilirsiniz.