Ülkemizde yaşayan insanların istatistiklere göre % 99’u (onların demellerine göre) Müslüman’dır. Haydi abartmadan söyleyelim, en azından % 95’i Müslüman olsun!!!!. Müslüman’ın da uyması gereken bir prospektüsü vardır. O da Kur’an’dır. Diğeri sünnet-i seniyye, bir başkası icma-i ümmet ve kıyas-ı fukuhadır.

Yani, inancını, hayat tarzını bu kaynaklara göre tanzim eden Müslüman’dır. Ona inanmış adam denir. Bu sayılan kaynaklar faydalı olanı, zararlı olanı, çirkin olanı, güzel olanı, emredileni, nehyedileni tasnif eder. Böylece hakkı batıldan ayırmış olur.

Kahır çoğunluğu Müslüman milletimizin bahis konusu kaynaklara uyma oranı acaba yüzde kaçtır? Bu kaynaklara uyma gayreti içinde olanlar, mevcut gidişatlara karşı tavır sergileyenler var mıdır?

Her ALLAH’ın günü TV’lerde oynatılan dizilerdeki ahlakı çökerten rezilliklerden ne kadarımız alakadarız. Güney ve batı sahillerimizdeki eğlenme merkezlerindeki ahlaksızlık gösterilerinden, sarmaş dolaş olup TV ekranları ile tüm Anadolu insanını rencide eden görüntülerden rahatsızlık duyanlarımızın sayısı ne kadardır?

..............................................., ilk çağ insanlarının dahi haya edeceği sokaklarımızdaki bugünkü görüntülerden, yılışık tavırlardan tüyleri diken diken olan ne kadar insanımız kaldı?

....................................., insan görünümlü hayvancıklara dur ihtarında bulunabilecek kaç cesur insanımız kaldı? Bu TV’leri evlerinde fütursuzca seyreden Müslüman erkeklerin oranı herhalde % 90’ların üstündedir. O zaman bu keyfiyeti Müslüman olmakla nasıl bağdaştıracağız.

TV ekranlarında gösterime sunulan dizilerin % 99’una yakını gayrımeşru ilişkiler sergilemekte ve meşru gidişat anlamsız hale getirilmeye çalışılmaktadır. Manevi dünyamızı ve milli geleneklerimizi dumura uğratan nikah dışı beraberlikler ve nikahsız çocuk dünyaya getirme bir nevi övünç vesilesi haline getirilmektedir.

Boyalı basındaki rezaletler ise diz boyu. Her sayfasında fuhuş reklamları, .................ve ülkenin geleceğini ahlaken tehlikeye sokacak her türlü tavırları haber olarak sundukları görmemezlikten gelinemez. Üryan kadın resimlerinin boyalı basında ziyade yer alması, adeta ben daha çok kadın resmi koyar, kadını daha güzel teşhir ederim yarışını göstermektedir. İlgili, ilgisiz her reklamda mutlaka bir kadın resmi konmakta, en ............... teşhir edilmekte ve Müslüman kılıklı insanlar da o gazeteleri alıp, çoluk çocuğu içinde açıp, okumakta ve biz bunları üzülerek müşahede etmekteyiz.

ALLAH’ın haram kıldığını icra etmek, ALLAH’ın men ettiğine meyletmek, müstehcenliklere bakmak milletimizin geleneksel yapısını dinamitleyen ve manevi değerlerimizi de hiçe sayan bir kepazeliktir. Zira, bu hal insanımızı inancından uzaklaştırır ve insanımızı maddileştirir, ruhsuz bir varlık haline getirir.

Demokrasi ve hürriyet sapkınlığı anlayış bozukluğunu desteklemez. Başkalarını rahatsız edecek tavır ve görüntüler hürriyet anlayışı ile bağdaşmaz. Kişinin bedenini, nefsi duygularını cömertçe teşhir etme hürriyeti yoktur, olamaz. Ammenin düşüncelerini dikkate almaya mecburdur. Ahlaksız davranışları hukuki kalıplara sığdırmaya çalışmak, sadece nefisperestliktir, taşkınlıktır, teşhirdir. Teşhir ise kanunlarımızca yasaklanmaktadır.

Sokaklarda nikahlı da olsa ................., sarmaş dolaş olmalarına ses çıkarmayan toplum, zaman geçtikçe parklarda, tenha yerlerde köpekler gibi .................. zemin hazırlar. Umuma açık vasıtalarda, alanlarda cereyan eden ahlak dışı görüntüler toplumun nereye varacağını gösterir. Açık saçıkların bu tarz davranış sergilemeleri bir yana, sözüm ona tesettür içinde bulunan hanımların ve bilhassa genç kızların da aynı kervana katıldıklarını, histerik tavırlar içerisinde olduklarını gördükçe eyvah demek mecburiyetinde kalıyoruz.

Histerik davranışlar,............, sarkıntılıklar, sokak ortasında seyredenlere .........................neslin sıhhat bozukluğunu gösterir. Analar, babalar, kardeşler, eşler neredesiniz? Yaklaşmakta olan felaketleri görmemezlikten gelemezsiniz. Aksi halde Nuh tufanı, Lut tufanı gibi felaketlerin gelmesi yakındır. Kendimizi bu sorumluluğun dışında tutamayız. İddialı Müslüman olduğumuzu da söyleyemeyiz.

Şairin dediği gibi;

" Ne bir savcı kalırdı, ne bir yargıç, ne yasa,

Şu insanoğlu önce, kendini yargılasa."

ismail müftüoğlu