NEDEN MUAVİYE YE HZ DİYORSUNUZ?

Konu, 'Serbest Kürsü' kısmında mühür1 tarafından paylaşıldı.

Konu Durumu:
Daha fazla cevap için açık değil.
  1. mühür1

    mühür1 Üyeliği İptal Edildi

      
    Hz. Muhammed Buyurdu ki:

    "...Ey Ali, seni müminden başkası sevmez ve münafıktan başkası da sana kin beslemez...

    Ali'ye söven bana sövmüştür””

    İbn-i Abbas'tan Rivayettir

    Hz. Muhammed dedi ki:

    "...Ali'ye söven bana sövmüştür, bana söven de Allah’a sövmüştür, Allah’i söven kişiyi, Allah onu burnu üzere ateşe dökecektir...”



    MUAVİYE ŞAM CAMİLERİNDE HZ. ALİYE KÜFR EDİLMESİNİ EHLİBEYTE HAKARET EDİLMESİNİ EMREDİYOR:


    MUAVİYE'NİN Hz. Ali’ye Lanet Edip, Lanet etmeye de Emir Vermesi:

    "...Muaviye Hz. Ali’ye lanet etti..."

    (İkd’ül Ferid İbn-i Abdu Rabbih’in c.4, s.366 / İbni Ebil Hadit' in "Şerhu Nehc'ül Belağa"c.1, s.356; c.3, s.258 – 1.Baskı-Mısır)


    "....Muaviy e Hz.Ali’ye sövdü...."

    (İbn' ül Esir' in "Üsd' ül Gabe" c.1, s.134 / el-İsabe c.1, s.77 / El-Kamil İbn’ül
    Esir c.3, s.302 / el-Suyuti' nin "Tarih'ül Hulefa" s.190 / İbn-i Abdurabbih’in
    “el-İkd’ül Ferid” c.2, s.144 / İbni Hacer el-Heytemi' nin "Sevaik' ul Muhrika"
    s.33 / Nehc'ül Hak ve Keşf'üs Sıdk s.310)


    "...Muaviye namaz kıldığında Ali'ye, Hasan’a, Hüseyin’e, İbn-i Abbas’a Kays bin Sa’d bin İbadet ve Eşter’e lanet etti...."

    (Şeyhülislam Süleyman el-Kunduzi el-Hanefi el-Belhi'nin "Yenabi'ul Mevedde" s.162)


    "...Muaviye Hz. Ali’ye sövmeleri için emir verdi...."


    kaynaklar:

    (Sahih-i Müslim c.2, s.360 / Sahih-i Tirmizi c.5, s.301, Hadis No: 3808 / el-Hakim Nişaburi'nin "Müstedrek alas-Sahihayn" c.3, s.109 / Hasais en-Nisai s.48, 81 Haydariye Bas. / el-Künci eş-Şafii'nin "Kifayet'üt Talib" s.84,86 Haydariye Bas./ İbn-i Asakir'in "Tarih-i Dimaşk" c.1, s.206, Hadis No: 271,272 / ez-Zerendi el-Hanefi'nin "Nazım Dürer es-Simtayn" s.107 / Menakib-i Hüvarezmi s.59 / İbn-i Esir'in "Üsd'ül Gabe" c.1, s.134; c.4, s.25-26 / el-Askalani eş-Şafii’nin “el-İsabe fi Temyiz es-Sahabe” c.2, s.509 / İbn-i Mezahim’in “Vak’it Siffiyn” s.82, 92 / İbn-i Abdu Rabbih’in “İkd’ül Ferid” c.4, s.29 / İbn-i Ebil Hadit'in "Şerhu Nehc'ül Belağa" c.1, s.256, 361, Mısır 1. Bas. / Sıbt İbn-i Cevzi’nin “Tezkiret’ ül Havas” s.63 / el-Emini’nin “el-Gadir” c.1, s.257; c.3, s.200)


    Muaviye mimberde Hz.Ali'ye lanet okudu ve bütün valilerine de ona lanet okumalarını emretti.

    Peygamberin zevcesi Ümmü Seleme, Muaviye'ye mektup yazarak şöyle dedi :

    Siz mimberde Hz. Ali'ye ve onu seven herkese lanet ettiğiniz için Allah ve resulüne küfrediyorsu-nuz.

    Ben, Allah ve Resulünün Hz.Ali'yi sevdiğine şehadet ediyorum. Ama Muaviye onun sözlerini dinlemedi.

    (Bkz. İbn-i Abdurabbih'in "İkd'ül Ferid" kitabı c.4, s.366)


    muaviye, İslam ülkelerinde minberlerde Ali'ye (a.s) küfür edilmesine emir verdi. (Bu emir Emevi halifelerinden Ömer b. Abdulaziz'in (99-101) dönemine kadar icra edildi).

    Muaviye mümessillerinin ve içlerinde sahabelerin de bulunduğu idarecilerinin yardımıyla, has ve seçkin Ali taraftarlarını öldürdü ve bazılarının başını mızraklara takıp şehirlerde gezdirdi. Rastladıkları Şiilere, Ali'den (a.s) uzak olduklarını ve ona sebbetmelerini teklif ediyorlardı. Bu tekliften çekinenler derhal katlediliyordu.

    (en-Nesaih’ül Kafiye S.58,63, 77-78)



    Kaynak:

    1. el-Hasais en-Nisai s.24
    2. İbn-i Asakir'in 'Tarih-i Dimaşk' c.2, s.184
    3. el-Müttaki el-Hindi'nin 'Muntahab'ul Kenz' c.5, s.30
    4. el-Suyuti'nin 'Tarih'el Hulefa' s.73
    5. el-Nebehani'nin 'Feth'ül Kebir' c.3, s.196
    6. Tabari'nin 'Zehair'ul Ukba' s.66
    7. Menakıb-ı Hüvarezmi s.82
    8. Mişkat'ül Mesabih c.3, s.235, İbn-i Sabbağ el-Maliki'nin 'Füsul'ül Mühimme' s.111

    9. Tabari' nin 'Zehair'ul Ukba' s.66 ve 'Riyad'ul Nadara' c.2, s.219
    10-. Menakıb-ı Hüvarezmi s.81-82
    11-. Menakıb-ı Meğazeli s.83
    12. Süleyman el-Kunduzi' nin 'Yenabi' ul Mevedde' s.205
    13. eş-Şeblenci' nin 'Nur'ül Absar' s.110
    14. el-Künci' nin 'Kifayet' üt Talib' s.82
    15. el-Hamvini eş-Şafii' nin 'Feraid es-Simtayn' c.1, s.302
    16. el-Murkat fi Şerh’ül Müşkat c.10, s.474
  2. mümkündür

    mümkündür Islam-TR Üyesi

    ARKADAŞIM ALLAHIN ELİMİZİ UZAK TUTTUĞU O KANDAN,

    BİZDE DİLİMİZİ UZAK TUMAMIZ LAZIM KANAATİNDEYİM,BUNUN DIŞINDA ANCAK ÜMMETİN AYRILIĞINA SEBEBİYET OLUR VE ZATEN BU OLAY O DÖNEMDE YAŞAYANLARIN SINAVIDIR.
  3. mühür1

    mühür1 Üyeliği İptal Edildi

    PEKİ ARKADAŞ BU SİTEDE EHLİ HADİS DİYE BİR ARKADAŞIN YAZDIĞI YAZIDAN BİR ALINTI. BUNA NE DİYECEKSİN.


    Sahiheyn’de Bera radıyallahu anh’den rivayet edilir Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Ensar’ı ancak mümin sever ve onlara ancak münafık buğzeder.Kim onları severse Allah da onu sever kim onlara buğz ederse Allah da ona buğz eder.(Buhari (3783) Müslim (75)

    Müslim Ebu Hüreyre ve Ebu Said radıyallahu anhuma’dan rivayet ediyor Resülullah sallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Allah’a ve ahiret gününe iman eden bir kimse Ensar’a buğz edemez (Müslim (76,77)


    روى الخلال عن أبي بكر المروذي قال: سألت أبا عبد الله عمن يشتم أبا بكر وعمر وعائشة؟ قال: ما أراه على الإسلام

    İmam Ahmed b Hanbel dedi ki:

    İmam Hallal Ebu Bekir el-Mervezi’den rivayet ederek dedi ki: Ebu Abdullah’a (İmam Ahmed’e) Ebu Bekir Ömer ve Aişe’ye Söven hakkında soruldu: Dedi ki: Onu İslam üzere görmüyorum.Ebu Bekir el-Hallal Sünne 2/557 sahih bir sened ile.

    Yine Abdulmelik Bin Abdulhamid’den rivayet Ebu Abdullah’ın şöyle dediğini işittim Peygamber sallahu aleyhi ve sellem’in ashabına dil uzatan kişinin Rafiziler gibi kafir olmasından korkarım sonra dedi ki: Peygamber sallahu aleyhi ve sellem’in ashabına söven kişinin dinden çıkmamış olmasından emin olamayız.
    Yine Abdullah Bin Ahmed Bin Hanbel’den rivayet eder Babama Peygamber sallahu aleyhi ve sellem’in ashabına dil uzatan bir kimse hakkında sordum dedi ki: Onu Müslüman görmem


    عن محمد بن يوسف الفريابي قال: سمعت سفيان ورجل يسأله عن من يشتم أبا بكر وعمر؟ فقال: كافر بالله العظيم

    Sufyan es-Sevri:

    Muhammed İbn Yusuf el-Firyabi’den bir kişiden işittim ki Sufyan’a Ebu Bekir ve Ömer’e Söven Hakkında sordular Aziym olan Allah’a Küfretmiştir.Zehebi Siyeru Alemin Nubela 7/253


    عن موسى بن هارون قال: سمعت الفريابي ورجل يسأله عمن شتم أبا بكر وعمر؟ قال: كافر...، قال: فيصلى عليه؟ قال: لا، وسألته كيف يصنع به وهو يقول: لا إله إلا الله؟ قال: لا تمسوه بأيديكم ارفعوه

    بالخشب حتى تواروه في حفرته



    Musa İbn Harun’dedi ki: işittim ki Firyabiye bir adam Ebu Bekir ve Ömer’e söven hakkında sordu dedi ki: Kafir’dir dedi Cenaze naması kılınırmı dedi Hayır dedi O La ilahe illalllah dediği halde ona ne yapılır diye sorunca da Ona ellerinizi sürmeyin Çukuruna atılıncaya kadar odunla kaldırılır dedi.Tabakatu’l-Hanabile (1/24)


    إذا رأيت الرجل ينتقص أحدا من أصحاب رسول الله - صلى الله عليه وسلم- فاعلم أنه زنديق ، وذلك أن رسول الله - صلى الله عليه وسلم- عندنا حق والقرآن حق ، وإنما أدى إلينا هذا القرآن والسنن أصحاب رسول الله - صلى الله عليه وسلم- وإنما يريدون أن يجرحوا شهودنا ليبطلوا الكتاب والسنة والجرح بهم أولى وهم زنادقة



    Ebu Zür’atu’r-Razi rahımullah dedi ki: Resülullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ashabından birine dil uzatan bir kimse görürsen bil ki o zındıktır.Bize göre Resul sallallahu aleyhı ve sellem haktır Kur’an haktır.Biz bu Kur’an’ı ancak Resülullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ashabının sünnetleri ile eda ederiz.Onlar ise ancak şahitlerimizi cerh etmek istiyorlar ki Kitap ve Sünneti boşa çıkarsınlar.Onları cerh etmek zındıklıktır.(Hatib el-Bağdadi el-Kifaye fi İlmi’r-Rivaye Tarih-i Dımeşk el-İsabe fi Temyizi’s-Sahabe et-Tehzibu’l-Kemal

    El-Lalekai Süfyan Bin Uyeyne Halef Bin Havşeb Said Bin Abdurrahman Bin Ebza isnadıyla rivayet ediyor Babama:

    Ebu Bekir radıyallahu anhuma’ya dil uzatan bir adam gelirse ona ne yaparsın diye sordum dedi ki:

    Boynunu vururum

    Ya Ömer’e söven kişiye? Dedim Yine:

    Boynunu vururum dedi.(El-Lalekai (2378)

    Ahmed bin Cafer Bin Yakub el-Istahari’nin rivayet ettiği risalesinde İmam Ahmed der ki: Onların kötülüklerinden bir şey zikredilmesi onlardan birine hakaret etmek ve kusur bulmak caiz değildir Kim böyle yaparsa sultanın onu takip ederek cezalandırması gerekir O affedilemez Bilakis mutlaka cezalandırılmalı ve tevbe etmesi istenmelidir Tevbe ederse kabul edilir Etmezse ölünceye yahut dönünceye kadar hapsedilir.Tabakatu’l-Hanabile (1/24)

    İbn Kesir, Allah Teala’nın: “Muhammed Allah'ın rasulüdür. Beraberinde bulunanlar da kâfirlere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler. Onları rükûya varırken, secde ederken görürsün. Allah'tan lütuf ve rıza isterler. Onların nişanları yüzlerindeki secde izidir. Bu, onların Tevrat'taki vasıflarıdır. İncil'deki vasıfları da şöyledir: Onlar filizini yarıp çıkarmış, gittikçe onu kuvvetlendirerek kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş bir ekine benzerler ki bu, ekicilerin de hoşuna gider. Allah böylece onları çoğaltıp kuvvetlendirmekle kâfirleri öfkelendirir. Allah onlardan inanıp iyi işler yapanlara mağfiret ve büyük mükâfat vaat etmiştir.”(Fetih 29) ayetinin tefsirinde der ki: “İmam Malik - Allah ona rahmet eylesin - kendisinden gelen rivayetlerden birisine göre bu ayet-i kerime’den sahabeye karşı buğz eden Râfızîleri tekfir hükmü çıkarmıştır. O der ki: “Çünkü onlar, Ashâb-ı Kirâm'a buğz etmektedirler. Herkim sahabeye buğz ederse bu ayet gereğince o kâfirdir.”

    El-Kurtubî der ki: “Gerçekten de Malik çok güzel söylemiş ve âyeti böyle tevil etmekte isabet etmiştir. Onlardan birisinin değerini küçük gören yahut yaptığı rivayette birilerine dil uzatan bir kimse, âlemlerin Rabbi olan Allah'ın buyruğunu reddetmiş, Müslümanların şeriatlarını iptal etmiş olur. Dr. Nasır el-Kafarî; Usulü Mezhebiş Şiati’l İmamiyeti’l İsna Aşeriye (3/1250)
  4. mümkündür

    mümkündür Islam-TR Üyesi

    O DÖNEMDE Kİ OLAYA ŞAHİD OUP,SAF TUTMAYAN,SAD BİN EBU VAKKAS,ın hayatına bir bakın.
    Birde HACCACIN,CÜBEYİR BİN SAİDE bu olayı sorunca verdiği cevap,
    yusuf el kardavinin,ALİM VE TAĞUT adlı kştabında daha detaylı geçer ,ve ayrıca yukarda verdiğiniz olay doğru biz zaten birini severken HABİBİ FİLLAH VE BUĞUZİ FİLLAH ÖLÇÜSÜNDE SEVMEMİZ LAZIM ama ne varki bu olay o dönemde çıkan fitnenin boyutuylada ilgili ve zaten İKİ MÜSLÜMAN GURUPTA bu yüzden karşı karşıaya geliyor.ve zaten iki müslüman gurup karşı karşıya gelince rabbim ayetindede onların aralarını bulmayı ,daha sonra eğer bunlardan bir gurup durmazsa ,haklı tarafla birlikte karşı tarafı durduruncaya kadar savaşın diyor.
    Fakat bu iki gurupta günümüzde değil,geçmişte olmuş ve bizler bu olaya şahit te değiliz bizim bunun üstünde yapacaklarımız ancak AYRILIKLAR VE UYUYAN BİR FİTNEYİ UYANDIRMA OLUR. Ve ben bu kanaati taşıyorum tabiki sizinde fikrinize ,sizin müslüman olduğunuz içinde saygı duyuyorum.

    Ayrıca bakın HZ.ALİ bile HARİCİLERİ tekfir etmemiştir.
  5. Ehli_Hadis

    Ehli_Hadis Islam-TR Üyesi

    مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِ وَالَّذينَ مَعَهُ اَشِدَّاءُ عَلَى الْكُفَّارِ رُحَمَاءُ بَيْنَهُمْ تَرٰیهُمْ رُكَّعًا سُجَّدًا يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِنَ اللّٰهِ وَرِضْوَانًا سيمَاهُمْ فى وُجُوهِهِمْ مِنْ اَثَرِ السُّجُودِ ذٰلِكَ مَثَلُهُمْ فِى التَّوْرٰيةِ وَمَثَلُهُمْ فِى الْاِنْجيلِ كَزَرْعٍ اَخْرَجَ شَطْپَهُ فَاٰزَرَهُ فَاسْتَغْلَظَ فَاسْتَوٰى عَلٰى سُوقِه يُعْجِبُ الزُّرَّاعَ لِيَغيظَ بِهِمُ الْكُفَّارَ وَعَدَ اللّٰهُ الَّذينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِنْهُمْ مَغْفِرَةً وَاَجْرًا عَظيمًا



    Allah Teala buyurur ki; “Muhammed Allah'ın rasulüdür. Beraberinde bulunanlar da kâfirlere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler. Onları rükûya varırken, secde ederken görürsün. Allah'tan lütuf ve rıza isterler. Onların nişanları yüzlerindeki secde izidir. Bu, onların Tevrat'taki vasıflarıdır. İncil'deki vasıfları da şöyledir: Onlar filizini yarıp çıkarmış, gittikçe onu kuvvetlendirerek kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş bir ekine benzerler ki bu, ekicilerin de hoşuna gider. Allah böylece onları çoğaltıp kuvvetlendirmekle kâfirleri öfkelendirir. Allah onlardan inanıp iyi işler yapanlara mağfiret ve büyük mükâfat vaat etmiştir.”(Fetih 29)

    Bu ayeti kerime bütün sahabeleri (radıyallahu anhum) kapsar. Zira onların hepsi de Rasul Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in beraberinde idiler.


    وَالسَّابِقُونَ الْاَوَّلُونَ مِنَ الْمُهَاجِرينَ وَالْاَنْصَارِ وَالَّذينَ اتَّبَعُوهُمْ بِاِحْسَانٍ رَضِىَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ وَاَعَدَّ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرى تَحْتَهَا الْاَنْهَارُ خَالِدينَ فيهَا اَبَدًا ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظيمُ



    Allah Teala buyurur ki; “Öne geçen ilk muhacirler ve ensar ile onlara güzellikle tabi olanlar var ya, işte Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır. Allah onlara, içinde ebedî kalacakları, zemininden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük kurtuluştur.”(Tevbe 100)

    Bu ayet de aynı şekilde bütün sahabeleri kapsamaktadır. Allah hepsinden razı olsun.


    وَالَّذينَ اٰمَنُوا وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا فى سَبيلِ اللّٰهِ وَالَّذينَ اٰوَوْا وَنَصَرُوا اُولٰـئِكَ هُمُ الْمُؤْمِنُونَ حَقًّا لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَريمٌ

    وَالَّذينَ اٰمَنُوا مِنْ بَعْدُ وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا مَعَكُمْ فَاُولٰئِكَ مِنْكُمْ وَاُولُوا الْاَرْحَامِ بَعْضُهُمْ اَوْلٰى بِبَعْضٍ فى كِتَابِ اللّٰهِ اِنَّ اللّٰهَ بِكُلِّ شَیْءٍ عَليمٌ



    Allah Teala’nın Kitab’ında şu ayet ile gelenlere uygundur; “İman edip de Allah yolunda hicret ve cihad edenler, (muhacirleri) barındıran ve yardım edenler var ya, işte gerçek müminler onlardır. Onlar için mağfiret ve bol rızık vardır. Sonradan iman eden ve hicret edip de sizinle beraber cihad edenler de sizdendir. Allah'ın kitabına göre yakın akrabalar birbirlerine (vâris olmağa) daha uygundur. Şüphesiz ki Allah her şeyi bilendir.”(Enfal 74-75)

    Geçenlerden, Allah Teala’nın ve Rasulü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem’in bütün sahabelerine (Allah hepsinden razı olsun) olan övgüleri ortaya çıkmıştır. Şüphe yok ki, gaybı bilen Allah Teala, rasulü için ashabını da seçmiştir.

    İmam Ahmed, Müsned’inde; Ali Biin Bahr – el-Velid Bin Müslim – Said Bin Abdulaziz – Rebia Bin Yezid – Abdurrahman Bin Ebi Umeyretul Ezdî isnadıyla rivayet ediyor; Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Muaviye radıyallahu anh’den bahsetti ve buyurdu ki; “Allahım, onu hidayet edici ve hidayeti bulmuş kıl ve onunla (insanlara) hidayet ver.

    El-Velid Bin Müslim’in rivayetine; Abdula’lâ Bin Müshir mutabaat etmektedir; Tirmizi(3842) el-Âcurrî eş-Şeria(1914-1915) Abdula’lâ Bin Mushir’in Said Bin Abdulaziz et-Tenuhî’den işitmesi daha öncedir. Nitekim el-Âcurrî’nin rivayetinde olduğu gibi Abdurrahman Bin Ebi Umeyretul Ezdî, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den işittiğini açıkça belirtmiştir. Buharî’nin Tarih’inde; Abdullah Bin Mervan, Said’den, o da Rebia’dan; Rebia, Abdurrahman’dan işitti ki; Abdurrahman da Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den işitti” diyerek aynısını rivayet etmiştir.


    Yine burada Mervan Bin Muhammed Bin Hassan el-Esedî, el-Velid Bin Müslim’e mutabaat etmiştir.


    O halde Said Bin Abdulaziz’den; el-Velid Bin Muslim, Ömer İbn Abdulvahid, Muhammed Bin Süleyman el-Harranî, Abdula’lâ Bin Mushir ve Mervan Bin Muhammed bu hadisi rivayet etmişlerdi. Fakat Abdurrahman Bin Ebi Umeyre’nin sahabeliğinde ihtilaf edildi. Ebu Hatem, Buhari, İbnus Seken, İbn Sa’d, İbn Hibban ve eş-Şeria’da el-Âcurrî onun sahabe olduğu görüşünü tercih etmişlerdir.


    Hadisin Sıhhati: Ahmed(4/216) Tirmizi(3842) Acurri(1915) Ebu Nuaym Marifetus Sahabe(4634) Buhari Tarih(5/240) İbn Asakir Tarih’inde Muaviye radıyallahu anh’ın hal tercemesini verirken bunun rivayet yollarını uzun uzun zikretti ve hadisin sabit olduğuna meyletti. İbn Hacer el-Heysemî(s.262) hadisin hasen olduğunu söyledi. Aynı şekilde İbn Kesir de el-Bidaye’de sahih dedi. Bu isnad sahihtir. Bütün ravileri güvenilirdir. Zehebî,Siyer’de hadisleri zikrettikten sonra “bu hadisler birbirine yakındır” dedi(3/124) Said Bin Abdulaziz’in Rebia Bin Yezid’den rivayetinde ihtilaf edildi. El-Velid Bin Müslim – Said Bin Abdulaziz – Yunus Bin Meysera – Abdurrahman Bin Ebi Umeyre isnadıyla da rivayet edildi. İbn Asakir bu rivayet yollarını zikrettikten sonra; “Bu cemaatin kavli olup doğru olanıdır” dedi. Bu, Said Bin Abdulaziz – Rebia Bin Yezid – Abdurrahman Bin Ebi Umeyre yolunu açıklamaktadır. derim ki; el-Cuzekanî el-Ebatil’da(1/193) “bu hadis hasendir” dedi.

    Derim ki; Abdurrahman Biin Ebi Umeyre hadisinden geçenleri destekleyen rivayetler vardır. Nitekim İbn Abbas radıyallahu anhuma onu fakih olmakla övmüştür. Buharî, Sahih’inde Nafi Bin Ömer’den rivayet ediyor; “Bana İbn Ebi Mulyke rivayet etti; İbn Abbas’a; “Müminlerin emiri Muaviye’ye ne diyorsun, o sadece bir rekat vitir kılıyor” denildi. Bunun üzerine dedi ki; “İsabet etmiştir. Zira o fakihtir. Buhari(3765)

    Deniz seferine çıkan ilk ordunun komutanı olması da onun faziletlerindendir. Buhari Sahih’inde, Ümmü Haram radıyallahu anha’dan rivayet ediyor; O, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem’i şöyle buyururken işitmiştir; “Ümmetimden deniz seferi yapan ilk ordu (cenneti) hak etmiştir. Buhari(2924)

    Muaviye radıyallahu anh bu ordunun komutanı idi. Onun yönetimi altında deniz savaşı yaptılar. Bu orduda oğlu Yezid’i görevlendirmişti.

    Muaviye radıyallahu anh’ın müminlerin dayısı olması da onun faziletlerindendir. Zira onun kızkardeşi Ummü Habibe radıyallahu anha Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in eşi idi.

    Âlemlerin Rabbinin Rasulünün vahiy kâtibi olması da onun faziletlerindendir. Sahihu Müslim’de geldiği üzere, Ebu Süfyan Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e; “Muaviye’yi de kâtibin yap” dediği zaman “Evet” buyurmuştur. Müslim(2501) Bkz.: Ahmed(1/291) İbn Abbas radıyallahu anhuma’dan; Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem “Git Muaviye’yi bana çağır” dedi. O onun katibi idi.” İsnadı sahihtir.

    O, bu ümmetin dâhilerinden idi. İbn Sad, Tabakat’ında; Affan Bin Muslim – Vuheyb – Davud Bin Amir isnadıyla rivayet ediyor; “Bu ümmetin kadıları şu dört kişidir; Ömer, Ali, Zeyd ve Ebu Musa. Bu ümmetin dâhileri şu dört kişidir; Amr Bin el-As, Muaviye Bin Ebi Süfyan, Mugire Bin Şube ve Ziyad. İbn Sad Tabakat(2/351) isnadı sahihtir.

    Ömer Bin el-Hattab radıyallahu anh onu Şam valisi yapmış, Osman Bin Affan radıyallahu anh de onu o görevde tutmuştur. Nitekim o valilik ve yönetim için uygun birisiydi. Buhari, Tarih’te; İbrahim Bin Musa – Hişam Bin Yusuf – Ma’mer – Hemmam Bin Munebbih – İbn Abbas radıyallahu anhuma isnadıyla rivayet ediyor; “Muaviye’den başka meliklik için yaratılmış kimse görmedim. Buhari Tarihul Kebir(7/327) isnadı sahihtir. Abdurrazzak Musannef’te(20985) Mamer – Hemmam yoluyla ondan rivayet etti.

    El-Hallal; Muhammed Bin Muhalled Bin Hafs el-Attar – Muhammed Bin el-Müsenna – Nuh Bin Yezid Bin Sinan – İbrahim Bin Sad – Muhammed Bin İshak – Nafi – Abdullah Bin Ömer radıyallahu anhuma isnadı ile; İbn Ömer radıyallahu anhuma dedi ki;

    “Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den sonra Muaviye gibi lider şahsiyetli birini görmedim.” Dedim ki;

    “O Ebu Bekir radıyallahu anh’den daha mı lider şahsiyetli idi?” şöyle dedi;

    “Ebu Bekir ondan üstün idi ama Muaviye lider şahsiyetli idi.” Dedim ki;

    “O halde o Osman’dan da lider şahsiyetli idi.” Şöyle dedi;

    “Allah rahmet eylesin, Osman radıyallahu anh ondan üstün idi. Ama o, Osman’dan da lider şahsiyetli idi. Hallal es-Sunne(10679) İbn Adiy el-Kamil(6/110) İbn Asakir Tarihu Dımeşk(59/174) pek çok rivayet yolu olup isnadı hasendir.

    Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e sahabe olmak Muaviye’ye mübarek olsun. Nitekim o aynı zamanda Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in vahiy kâtibi idi. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte cihad etmişti. Onunla Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem arasında akrabalık bağı vardı. Ömer ve Osman radıyallahu anhuma onu Şam valisi yapmışlardı. Ömer ve Osman radıyallahu anhuma’nın vali tayin ettiği kiş sana yeter. Allah hepsinden razı olsun. Yine İbn Abbas radıyallahu anhuma’nın Muaviye’nin fıkıh bilgisine ve yönetim işinde güzel seyrine şahitlik etmesi sana yeter. İşte İbn Ömer radıyallahu anhuma’nın onun hilmi ve liderliği hakkında söyledikleri de geçti. Muaviye radıyallahu anh valilik ve krallığını hayırla ikame etmiştir. Aklının kemali, ağırbaşlılığı, geniş gönüllülüğü, kıvrak zekâsı ve keskin görüşü ile dünya siyaseti yapmış, insanları cömertliği ve hilmi ile memnun etmiştir.

    “Bilginin ilmi ile akıllının aklı anlaşmazlığa düştü: Acaba kendisi ile şerefe ulaşılan hangileridir diye.

    İlim: Ben şerefin en ileri noktasını elde ettim dedi.

    Akıl: Rahman (olan Allah) benimle tanındı dedi.

    İlim çok açık ifadelerle ona dedi ki: Peki Allah Kur’an’ında hangimiz ile vasfedilmiştir.

    Akıl anladı ki ilim efendisidir.

    Bu sebeple akıl ilmin başını öpüp gitti.”
  6. mühür1

    mühür1 Üyeliği İptal Edildi

    EL HADİS KARDEŞ MADEM Kİ İLİM İLE AKIL DAN BAHSETMİŞŞİN

    HZ MUHAMMED S.A.V BEN İLMİN ŞEHRİYİM, ALİ İSE KAPISIDIR
    (el- Cami’us-Sağir 1/415, Sevaik’ul Muhrika 73; Tehzib’ut-Tehzib 6/320; Müstedrek-i Hâkim 3/126)

    BENİM BU YAZDIKLARINDAN HABERİM VAR ALLAHA ÇOK ŞÜKÜR.
    AMA SENİN YAZIN SANA KARŞI GELİYOR.

    Sahiheyn’de Bera radıyallahu anh’den rivayet edilir Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Ensar’ı ancak mümin sever ve onlara ancak münafık buğzeder.Kim onları severse Allah da onu sever kim onlara buğz ederse Allah da ona buğz eder.(Buhari (3783) Müslim (75)

    Müslim Ebu Hüreyre ve Ebu Said radıyallahu anhuma’dan rivayet ediyor Resülullah sallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Allah’a ve ahiret gününe iman eden bir kimse Ensar’a buğz edemez (Müslim (76,77)

    MUAVİYE' NİN HZ ALİ YE SÖYLEDİKLERİNİ PEYGAMBERİMİZİN EŞİ ÜMMÜ SELEME R.A ÖZETLEMİŞ.

    ŞİMDİ SENİN YAZDIĞINA GÖRE ALLAH C.C MUAVİYE' Yİ SEVMİYOR, VE MUAVİYE ALLAH' A VE AHİRET GÜNÜNE İNANMIYOR
  7. Ehli_Hadis

    Ehli_Hadis Islam-TR Üyesi

    Ben ilmin şehriyim Ali ise onun kapısıdır.Kim ilmi istiyorsa kapıya gelsin.

    Uydurmadır:

    El-Hatib bunu İbn Abbas,tan merfu olarak rivayet etmiştir.et-Taberani,İbn Adiy,el-Ukayli ve İbn Hibban,İbn Abbas,tan merfu olarak rivayet etmişlerdir.el-Hatib,in-rivayetinin- isnadında,Ca,fer İbn Muhammed el-Bağdadi vardır,o suçlanan birisidir. Et-Taberani,nin isnadında,Ebu,s-Salt el-Herevi (Abdusselam İbn Salih) vardır.Onun bu hadisi uydurduğu söylenir.

    İbn Adiy,in isnadında Ahmed İbn Seleme el-Cürcani vardır.Güvenilir kimselerin adını kullanarak batıl olan hadisler rivayet eder.el-Ukayli,nin isnadında ise Ömer İbn İsmail İbn Mücalid vardır yalancıdır.İbn Hibban,ın isnadında da İsmail İbn Muhammed İbn Yusuf vardır hadisleri delil olarak alınmaz.İbn Merdeveyhi bunu Ali,den merfu olarak rivayet etmiştir.İsnadında hadisi alınmayan kimse(ler) vardır.(İmam Şevkani el-Fevaid El-Mecmua Fi,l-Ehadis el-Mevdua.s.445)

    İbn Teymiyye Rahımullah bu hadis hakkında şöyle der :Ben ilmin şehriyim Ali de onun kapısıdır hadisi zayıftır.Hatta hadis alimlerine göre uydurmadır.Ancak bunu Tirmizi ve başkaları rivayet etmiştir.Bu sözün Peygamber (s a v),e nispet edilmesi yanlıştır.(İbn Teymiyye Külliyatı 9 cilt.s.119)

    Elbani Rahımullah hadisin uydurma olduğunu söylemiştir.Sahıhu ve Zaifu,l-Camii,s-Sağır,VIII.185) Ayrıca Suyuti bunu el-Le,ali,l-masnü,a fi,l-ahadisi,l-mevzu,a.s.I/329 zikretmiştir.Mevzu ve uydurma hadisin tarifi –Hadis tarihi Talat Köçyiğit.s.112)

    Yine İbn Adiy bunu Cabir,den merfu olarak şu lafızla rivayet etmiştir.Ali hayırlıların emiri facirlerin katili kendisine yardım edenin yardımcısı kendisini yalnız bırakanı yalnız bırakıcıdır.Ben ilmin şehriyim Ali onun kapısıdır.Kim ilmi diliyorsa kapıya gelsin….

    Denildi ki: Bu hadis sahih değildir.aslı yoktur.İbnü,l-Cevzi bunu el-Mevduat isimli kitabında çok farklı yollardan rivayet etmiştir ve bütün yolların hepsinin de batıl olduğuna hükmetmiştir.ez-Zehebi ve diğer birçok alim de-onu izlemişlerdir.

    Buna cevap olarak denildi ki: Muhammed İbn Cafer el-Bağdadi el-Feydi,yi Yahya İbn Main güvenilir görmüştür.Ebu,s-Salt el-Herevi ise İbn Main ve el-Hakim tarafından güvenilir görülmüştür.Yahya,ya bu hadis hakkında sorulduğunda sahih tir dedi.et-Tirmizi bunu Ahmed,den merfu olarak rivayet etmiştir.

    El-Hakim bunu el-Müstedrek,te İbn Abbas,tan merfu olarak rivayet etmiştir ve isnadı sahihtir demiştir.

    İbn Hacer dedi ki: Doğrusu o ikisinin de aksidir.(İbnü,l-Cevzi ve el-Hakim) hadis hasen olan kısma giren bir hadistir.Hiçbir zaman sahih derecesine yükselmediği gibi yalan hadis derecesine de inmez.Doğru olan da budur.Çünkü Yahya İbn Main ve el-Hakim,e Ebu,s-Salt ve onun rivayet yolunu izleyenler hakkında muhalefet edilmiştir.Bu muhalefete rağmen bu hadis sahih olamaz.Aksine hasen li-ğayrihi olur.Bunun sebebi de söylediğimiz gibi yollarının çok olmasındandır.Bunun diğer birçok yolları vardır.es-Suyuti ve diğerleri bunu zikretmişlerdir.

    Dipnot : Ben önceleri bu haberin kuvvetli bir haber olduğu inancına sahiptim Bu haber,in iki lafzı vardır.

    Birincisi: Ben ilmin şehri Ali onun kapısıdır.

    İkincisi: Ben hikmetin eviyim Ali onun kapısıdır.

    Bu iki lafzında hadis olamayacak kadar düşük olan lafızlarına bakmanın hiçbir gereği yoktur.Bunun dışındaki haberlere üç makamda bakarım:

    Birinci makam: Birincisi haberin senedi Ebu Muaviye,ye kadar uzanır.İkincisinin ki Şerik,e kadar.Birincisini Ebu,s-Salt Abdüsselam İbn Salih Ebu Muaviye,den rivayet etmiştir.İkincisini ise Muhammed İbn Ömer İbnu,r-Rumi Şerik,ten rivayet etmiştir.İbnu,r-Rumi,yi Ebu Zur,a ve Ebu Davud zayıf görmüşlerdir.Ebu Hatim dedi ki: O eski bir doğru sözlü bir insandır.Şerik,ten münker olan bir hadis rivayet etmiştir.

    İbn Hibban onu es-Sikat adlı kitabında zikretmiştir.İbn Hacer et-Takrib,de ona hadisi gevşek birisidir demiştir.Buhari ve Müslim,in ondan hadis rivayet ettiğini sanan vehme kapılmıştır.et-Tirmizi,de onun yoluyla rivayet etmiştir.Sonrada kendisine garip münker demiştir.

    İkinci makam: Farz edelim ki Ebu Muaviye bunu rivayet etmiştir.Şerik,in de bundan bahsettiğini düşünelim.Ancak Ebu Muaviye,den el-Ameş,ten Şerik,ten gelmektedir.Hepside müdellis (tedlis yapan) Şiilerdir.Bunun yanında Şerik,in çok hatası vardır.(…)

    Üçüncü makam:Haberin metnine bakın bu haberin mantukunu düşünen ve onu gerçeğe arz eden herkes durumunun hakikatini bilir.(İmam Şevkani el-Fevaid el-Mecmua Fi,l-Ehadis el-Mevdua.s.445-446)
  8. Ehli_Hadis

    Ehli_Hadis Islam-TR Üyesi

    İbn Asakir; İbrahim Bin İsa – Ahmed ed-Devrî – Muhammed Bin Yahya Bin Said tariki ile rivayet ediyor; İbnul Mübarek’e Muaviye hakkında ne diyorsun diye soruldu. Dedi ki; “Ben Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem; “Semiallahu limen hamideh” dediği zaman arkasında “Rabbena ve lekel hamd” diyen Muaviye hakkında ne diyebilirim ki?!” Ona; “Muaviye mi üstün yoksa Ömer Bin Abdulaziz mi?” dediler. Dedi ki; “Muaviye’nin burnuna Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile beraber iken giren toprak, Ömer Bin Abdulaziz’den üstündür. İbn Asakir Tarihu Dımeşk(59/209) el-Bidaye ven-Nihaye(8/139)

    Hatib, Tarih’inde; Muhammed Bin Ahmed Bin Ebil-Avvam – Rabah Bin el-Cerrah el-Mavsılî tarikiyle rivayet ediyor; “Bir adamın el-Muafa Bin İmran’a; “Ey Ebu Mesud! Ömer Bin Abdulaziz’in Muaviye Bin Ebi Süfyan’a göre yeri nedir?” diye sorduğunu duydum. Buna şiddetli bir şekilde öfkelendi ve dedi ki; “Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in ashabını kimseyle kıyaslamayın! Muaviye onun sahabesi, akrabası, kâtibi ve Allah Azze ve Celle’nin vahyinin emini idi. Hatib, Tarihu Bağdad(1/223) İbn Asakir Tarihu Dımeşk(59/208) diğer bir isnad ile; el-Hallal, es-Sunne(664)

    İbn Asakir; Ömer Bin Ahmed Bin Şahin – Ahmed Bin Muhammed Bin İsmail – el-Fadl Bin Ziyad tariki ile rivayet ediyor; “Ebu Abdullah’ı işittim, ona Muaviye ve Amr Bin el-As’ı eleştiren kişiye Rafızî denilir mi?” diye soruldu da şöyle dedi;
    “Bu iki kişinin aleyhinde konuşmaya cüret eden adamın içinde mutlaka kötü bir düşünce vardır, sahabelerden herhangi biri hakkında kötü sözler sarfeden adamın niyeti mutlaka kötüdür. İbn Asakir Tarihu Dımeşk(59/210) el-Hallal es-Sunne(690) el-Bidaye ven-Nihaye(8/139)

    Bunlar Muaviye radıyallahu anh’ın faziletine dair bazı imamların görüşleridir. Allah ona söven ve düşmanlık edenlerin, münafıklıkla suçlayanların burunlarını sürtsün. Bundan Allah’a sığınırız.

    Müslim, Sahih’inde Ebu Said el-Hudrî radıyallahu anh’den rivayet ediyor;

    “Muaviye radıyallahu anh mescidde bir halkaya uğradı ve;

    “Niçin oturdunuz?” dedi.

    “Allah’ı zikretmek için oturduk” dediler.

    “Allah hakkı için sizi burada oturtan sebep bu mudur?” dedi. Onlar da:

    “Vallah’i sadece bu sebeple burada oturmaktayız”dediler. Muaviye:

    “Dikkat ediniz sizi itham ettiğimden dolayı sizden yemin istemiş değilim. Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e karşı benim yakınlık derecemde olup da kendisinden benden daha az hadis rivayet eden yoktur. Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, ashabından bir halkanın yanına çıkmış ve:

    “Sizi bu toplulukta oturtan sebep nedir?” diye sormuştu. Onlar da şöyle demişlerdi:

    “Allah’ı zikretmek, bizi İslam üzere hidayet ettiği için ve bize verdiği her türlü nimetlere hamdetmek için oturduk.” Bunun üzerine Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

    “Allah hakkı için sizi oturtan sebep sadece bu mudur?” Onlar da:

    “Vallahi bizi oturtan sebep budur” dediler. Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdular ki:

    “Dikkat ediniz sizi itham ettiğimden dolayı sizden yemin istemiş değilim. Lakin Cibril bana geldi ve meleklere karşı Allah’ın sizinle övündüğünü bildirdi. Müslim(2701) bkz.: İbn Asakir Tarihu Dımeşk(59/206)

    “Ashabından bir halkanın yanına geldi” ifadesi, bütün sahabeleri (rıdvanullahi aleyhim ecmain) kapsamaktadır. Lakin eğer kalp nifak ve sapıklık taşıyorsa, seçkin Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in sahabesi görününce, kafir tagutların, bidatçi sapıkların sözlerinin arkasına geçer. Dilini çıkarır, Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in ashabına sövmeye ve hakaret etmeye başlar. Abdullah Bin Mübarek’in dediği gibi ayıplamaya önce Muaviye’den başlar. İbnul Mübarek der ki;

    “Muaviye radıyallahu anh, bize göre bir imtihandır. Kimin Muaviye’ye öfke ile baktığını görürsek, onu Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in bütün sahabelerine kötü söz söylemiş olmakla itham ederiz. İbn Asakir Tarih(59/208) el-Bidaye ven- Nihaye(8/139)

    Ahmed rahimehullah’a birisi şöyle dedi; “Dayım bana Muaviye’yi ayıplıyor. Ben bazen onunla beraber yemek yiyorum.” Ebu Abdullah (İmam Ahmed) hemen dedi ki; “Onunla beraber yemek yeme. El-Hallal, es-Sünne(693)

    İbn Asakir; Ahmed Bin Zekeriya Bin Yahya es-Sâcî – Musa Bin Harun tariki ile rivayet ediyor; “Bana bir ilim ehlinden – zannederim o Vekî’dir - ulaşan habere göre o şöyle demiştir; “Muaviye kapının halkası gibidir. Onu hareket ettireni daha fazlasıyla suçlarız. İbn Asakir Tarihu Dımaşk(59/210)

    İbn Batta rahimehullah, en-Nehyu Anil Havd Fi Ahdasil Fitnetil Kübra’da diyor ki; “Bundan sonra Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in ashabı arasında geçenler hususunda uzak dururuz. Nitekim onlar Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile beraber savaşlara katılmış, fazilette insanları geride bırakmışlardır. Allah onları bağışlamış, onlar için bağışlanma dilemeyi ve kendisine onların sevgisiyle yaklaşılmasını emretmiş, bunu peygamberinin dili ile farz kılmıştır. Allah onların ne yapacaklarını, birbirleriyle savaşacaklarını biliyordu. Şüphesiz onları diğer insanlardan üstün kılmıştır. Zira hata ile ve kasten yaptıkları, aralarında geçen hadiseler onlardan affedilmiştir. Kitabu Sıffin vel-Cemel’e ve aralarında geçen diğer çekişmelerine bakılmaz. Bunları ne kendin için ne de başkaları için yazma, kimseye gösterme, başkalarına okutma, bunu rivayet edenleri de dinleme.

    Bu ümmetin seçkin alimleri anlattığımız şekil üzere ittifak etmişlerdir. Bu alimlerden bazıları; Hammad Bin Zeyd, Yunus Bin Ubeyd, Süfyan es-Sevrî, Süfyan Bin Uyeyne, Abdullah Bin İdris, Malik Bin Enes, İbn Ebi Zi’b, İbnul Münkedir, İbnul Mübarek, Şuayb Bin Harb, Ebu İshak el-Fezarî, Yusuf Bin Esbat, Ahmed Bin Hanbel, Bişr Bin el-Haris, Abdulvehhab el-Verrak bütün bu alimler bunlara bakmanın ve dinlemenin yasaklanması görüşündedirler. Bu rivayetleri bir araya getirme talebinden sakındırmışlardır. Onlardan bu işi yapanlar hakkında çeşitli lafızlarla bunun çirkinliğini belirten sözler rivayet edilmiş, onlar bu hadiselerin rivayet edilmesine ve bunları dinlemeye karşı çıkmışlardır. İbn Batta el-İbane(s.268) daha fazla bilgi isteyen el-Hallal’ın es-Sunne adlı eserine müracaat etmelidir. Orada Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in sahabelerine hakaret içeren kitap yazanlara sert eleştiriler vardır.
  9. suskun-

    suskun- Üyeliği İptal Edildi

    ŞİMDİ SENİN YAZDIĞINA GÖRE ALLAH C.C MUAVİYE' Yİ SEVMİYOR, VE MUAVİYE ALLAH' A VE AHİRET GÜNÜNE İNANMIYOR SONRA MUAVİYEYİ AKLIYACAK HADİSLER YAZIYORSUNUZ.


    PEKİ BU İŞTE BİR YANLIŞ YOK MU ŞİMDİ,
    İKİSİNİN DE DOĞRU OLMASINA İHTİMAL YOK DOĞRU HER ZAMAN BİRDİR.


    YA İLK YAZDIKLARIN YANLIŞ YA İKİNCİSİ.

    UYDURMA HADİS MESELESİNE GELİNCE ARKADAŞ SIRF SÜNNİ CAMİASINDAN NAKLETMİŞ AMA SEN YİNE UYDURMA DEMİŞSİN.


    EMEVİLER VE MUAVİYE' YE HZ ALİ' YE MİMBERDE CAMİDE KÜFÜR EDİYOR BUNLARI AKLIYORSUN.


    ŞİİLER BAZI SAHABEYE LANET OKUYOR DİYORSUNUZ, ONLAR KAFİR OLUYOR.


    AZERBAYCANDA BİR ATA SÖZÜ VARDIR ONU SÖYLEYİM EŞEK NEDİR, KÖTEK NEDİR?
  10. Ehli_Hadis

    Ehli_Hadis Islam-TR Üyesi

    Eşşeklik Yapmayında Sizin zorunuz nedir onu söyleyin ne demek istiyorsunuz bunu açıkça yazın sizin derdiniz nedir Sahabe ile onu söyleyin Allah'ın Razı olduğu insanları Cerh etmek sizin ne Haddinize Onların bir sürü Ameli var Ya sizin yaptığınız Nedir onların Kendilerini bağışlatacak Cihad Allah yolunda infak ve daha sayamayacağım bir sürü ameli var Ya sizin Hangi amelleriniz var siz kendi yaptığınız amelleri sayın Sahabelerin yaptıklarından size ne ......Siz kimsiniz mezhebiniz meşrebiniz nedir Sakın Ha Ehli Sünnetiniz demeyin .....Çünkü Ehli Sünnet akidesinde Sahabeyi Cerh etmek yoktur ...Şimdi bana kimliğinizi söyleyin ona göre de size Muamele edelim?
  11. mümkündür

    mümkündür Islam-TR Üyesi

    enam süresi,159,160,161,162 ve 163 iyi bakın ve iyi düşünün.

    fizilali kurandan veya başka tefsirlerdende baksanız faydalı olur inşaallah...
  12. Ehli_Hadis

    Ehli_Hadis Islam-TR Üyesi

    ŞİMDİ SENİN YAZDIĞINA GÖRE ALLAH C.C MUAVİYE' Yİ SEVMİYOR, VE MUAVİYE ALLAH' A VE AHİRET GÜNÜNE İNANMIYOR SONRA MUAVİYEYİ AKLIYACAK HADİSLER YAZIYORSUNUZ.

    Allah Azze ve Celle Kendisine İysan edilmesini sevmiyor Allah azze ve celle günah işlenmesini sevmiyor ..Allah Azze ve Celle Resülüne muhalefet edilmesini sevmiyor vs vs Senin mantığınla gidersek Bir kişi bir günah işlediğinde Allah azze ve celle artık onu sevmiyormu demektir..........

    UYDURMA HADİS MESELESİNE GELİNCE ARKADAŞ SIRF SÜNNİ CAMİASINDAN NAKLETMİŞ AMA SEN YİNE UYDURMA DEMİŞSİN.

    Hadisler bize senedler ile nakledilmiştir Yukarıdaki hadisin illetlerini açıkladım senedinde geçen ravilerin durumlarını az çok beyan ettim sonuçta hadisin illetli olduğu ortaya çıkmış oldu .......Aksini iddia ediyorsan senedde gecen ravilerin bana Sika olduklarını ispatla ....




  13. mümkündür

    mümkündür Islam-TR Üyesi

    BELKİ FAYDASI OLUR ÜMİDİYLE[GURUPLAŞMAYA MAHAL VERMEYELİM]

    ENAM..
    159- Gerçek şu ki, dinlerini parça parça edip kendileri de gruplaşanlar, sen hiçbir şeyde onlardan değilsin. Onların işi ancak Allah'adır. Sonra O, işlemekte olduklarını kendilerine haber verecektir.
    160- Kim bir iyilikle gelirse, kendisine bunun on katı vardır, kim bir kötülükle gelirse, onun mislinden başkasıyla cezalandırılmaz ve onlar haksızlığa uğratılmazlar.
    161- De ki: "Rabbim gerçekten beni doğru yola iletti, dimdik duran bir dine, İbrahim'in hanif (muvahhid) dinine… O, müşriklerden değildi."
    162- De ki: "Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, dirimim ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah'ındır."
    163- "O'nun hiçbir ortağı yoktur. Ben böyle emrolundum ve ben Müslüman olanların ilkiyim."
    164- De ki: "O, herşeyin Rabbi iken, ben Allah'tan başka bir Rab mi arayayım? Hiçbir nefis, kendisinden başkasının aleyhine (günah) kazanmaz. Günahkar olan bir başkasının günah yükünü taşımaz. Sonunda dönüşünüz Rabbinizedir. O, size hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyleri haber verecektir."
    165- O sizi yeryüzünün halifeleri kıldı ve size verdikleriyle sizi denemek için kiminizi kiminize göre derecelerle yükseltti. Şüphesiz senin Rabbin, sonuçlandırması pek çabuk olandır ve şüphesiz O, bağışlayandır, esirgeyendir.

  14. irhabiyyun ene

    irhabiyyun ene Islam-TR Üyesi

    şu zamanda bile dibimizde yaşayıp münafık oldugunu,fasık oldugunu vs vs bildigimiz insanları alınları secdeye vardıkları için tekfir edemiyoruz zaten etmekte bize düşmez ki bu işler kadıların ilim ehli olan ların işi....kimsenin amelleri bizi ilgilendirmez...kimse kimsenin amelinden yargılanmaz takii onun tasubunu savunup başkalarını iftira derecesine gelene kadar....muaviye namz kılmıo diyemicemize göre onuda tekfir edemzzsiniz yada yanlıstır söledir böledir diyemesizniz ,....şaye dedikleriniz dogruysa ki bana göre muaviye hz dir bundan sizene bir kardesinin günahını kaççç bin seneden sonra açığa vurmak vask birini yermek neci???? kimi kızıstırmaya çalısıyorsunuz.......meshebiniz ne görüşünüz ne cok merak ediyorum.......bildiğiniz ve inandıgınız seyleri kimseye kabul ettirmek zorunda değilsiziniz üzerinize vazifede değil herkesin aklı ve okuma yetenegi var merak eden acar okur.....müslümanları kızıstırıpp ara acma devrii coktan bittii!!!!!!!!!!!!!!
  15. irhabiyyun ene

    irhabiyyun ene Islam-TR Üyesi

    Evet, mü'min mü'minin kusurunu araştırmamalı, istemeyerek görecek olursa onu kimseye duyurmamalı, görmemiş gibi hareket etmeli, mü'minin utanmasına vesile olmamalı veya onu: "Nasıl olsa bu suçumu gördü. Bunu yapmaya devam edeyim." düşüncesine sevketmemelidir. Allah Resûlü (s.a.s.) şöyle buyurmaktadır: "Sen insanların kusurlarını araştıracak olursan, onları perdeyi yırtarak açıktan günah işlemeye cesaretlendirmiş olursun." (Ebû Dâvûd, "Edeb", 37)


    Hz. Ömer bir gece Medine'de dolaşıyordu. Birden evlerden birinden şarkı sesleri duydu. Hemen duvara tırmanıp içeri girdiğinde hoşlanmadığı bir manzara gördü ve içerideki adama çıkıştı:

    - Ey Allah'ın düşmanı, yaptığın kusuru Allah'ın örteceğini mi zannettin diye bağırdı. Adam:

    - Ey mü'minlerin emiri, dur, acele etme. Eğer ben, Allah'a karşı bir bakımdan hata işlediysem, sen üç bakımdan hata işledin: 1- Allah Teala, "Birbirinizin gizli hâllerini araştırmayın." (Hucurât 49/12) buyurduğu hâlde, sen ayıp araştırdın. 2- Allah, "Evlere kapılardan girin!" (Bakara 2/189) buyurduğu hâlde, sen duvara tırmandın. 3- Allah, "Ey iman edenler! Kendi evleriniz dışındaki evlere, sahiplerinden izin isteyip onlara selâm vermeden girmeyiniz. Böyle yapmanız sizin için daha münasiptir. Olur ki düşünür, hikmetini anlarsınız." (Nûr 24/27) buyurduğu hâlde, sen evime izinsiz girdin ve üstelik selam da vermedin, diye karşılık verince

    Hz. Ömer:

    "-Eğer ben seni affedersem, sen de beni affeder misin" dedi. Adam:

    "- Evet" deyince, Hz. Ömer:

    "-Afvettim" diyerek evden çıkıp gitti. (Kenzu'l-Ummâl, 3/808 hadis no; 8827)

    Bundan sonra da o adam, orada işlemekte olduğu günahı bir daha işlemedi......
  16. DAVA

    DAVA Islam-TR Üyesi

    Hz. Muaviye ve Hz. Ali Ra. arasindaki o Kanli durumla ilgili Bir Konu daha acan Olursa Ceza yer. !

    Konu Kilit
Yüklüyor...
Konu Durumu:
Daha fazla cevap için açık değil.

Sayfamızı paylaşarak bize destek verebilirsiniz.