Çözüldü Namazla Ilgili 8 Önemli Soru

Konu, 'Namaz Soru - Cevap' kısmında morueqq tarafından paylaşıldı.

  1. morueqq

    morueqq لا إله إلا الله Yetkili Kişi Forum Yöneticisi

      
    es-Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berekad

    bu sorulara ilişkin birkaç şey biliyorum ama delilini de bilmek istiyorum yada yanlış mı biliyorum öğrenmek istiyorum

    1)Namazda ilk okuduğumuz sure ikinci okuduğumuz sureden daha kısa olabilir mi ?en az kaç ayet okunabilir

    2)Namazda bir rekatta fatihadan sonra bir sureyi bitirdikten sonra yine aynı rekatta farklı sureler ek olarak okunabilir mi ?

    3)fatihadan önce euzu besmeleyi her rekatta mı okuyacağız
    Şimdi Kur'ân okumak istediğin zaman önce o kovulmuş şeytandan Allah'a sığın.
    (NAHL/98)

    4)fatihadan sonra iki rekatta da aynı sure okunabilir mi

    5)sünnet namazlarda tüm rekatlarda fatihadan sonra bir sure okunmasının delili nedir

    6) ikindi namazının sünnetini tek selamda 4 rekat mı yoksa iki selamda 4 mü kılacağız?(2+2) - birde tek selamda kılındığında ilk oturuşta da salli-barik okunmasının delili nedir

    hadisler aşağıda;
    Peygamber Efendimizin (s.a.v.) ikindi sünnetini kılış şekline gelince; Ebû Dâvud’ta rivayet edilen bir hadis-i şerife göre, Rasul-u Ekrem Efendimiz ikindinin sünnetini 4 rekât kılar, her iki rekâtın arasını da selâmla ayırırdı.


    Bu namazla ilgili olarak Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    ـ2961 ـ2ـ وعن ابن عمر رَضِىَ اللّهُ عَنْهما قال: ]قال رسولُ اللّهِ #: رَحِمَ اللّهُ امْرأ صَلّى قَبْلَ الْعَصْرِ أرْبَعاً[. أخرجه أبو داود والترمذي .
    2. (2961)- İbnu Ömer (radıyallahu anhumâ) anlatıyor: "Rasûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
    "İkindiden önce 4 rek'at nafile kılan kimseye Allah rahmetini bol kılsın."
    (Ebû Dâvud, Salât: 297, (1271); Tirmizî, Salât: 318, (430)
    AÇIKLAMA:
    Bu hadis, bazı rivâyetlerde "arasını selamla ayırdığı 4 rek'atı kılan" şeklinde gelmiştir. Yani ikindinin dört rek'atli sünneti ikişer ikişer kılınabilecektir. Mamafih selamı teşehhud olarak anlayan da olmuştur. Böyle anlayanlar için ikindi namazında dördüncü rek'atın sonunda olmak üzere bir kere selam vardır.
    Rasûlullah bu sünnete çeşitli ifadeleriyle teşvik etmiştir:
    "Kim ikindiden önce 4 rek'at nafile kılarsa ona ateş değmez";
    "Kim ikindiden önce 4 rek'at kılarsa Allah ona mağfiret eder";
    "Kim ikindiden önce 4 rek'ati devam ettirirse Allah ona cennette bir bina yapar";
    "Kim ikindiden önce 4 rek'at kılarsa Allah onun bedenini ateşe haram eder."
    Rasûlullah'ın tergib ve teşvik edici ifadelerle ehemmiyetini dile getirdiği 4 rek'atli ikindi sünneti mustehabtır.
    (İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 9/277)


    7) nafile namaz kılarken rekat sınırı nedir yani tek selamda en fazla kaç rekat kılınabilir ve her rekatte fatihadan sonra sure mi okunur

    8) Cemaatle Namazda İlk İki Rekattan Sonraki Rekatlarda Kıraatin Sessiz Olmasının Delili Nedir?
  2. Abdulmuizz Fida

    Abdulmuizz Fida أَلَيْسَ اللَّهُ بِأَحْكَمِ الْحَاكِمِينَ Yetkili Kişi Site Admin Forum Yöneticisi

    Aleykum selam we rahmetullahi we berakatuhu kardeşim,





    C 1- Hanefî Mezhebi'nde prensib olarak, bir vacibin terki tahrimen mekruh, sünnetin terki ise tenzihen mekruhtur.
    İlk rekatta okunan surenin, ikinci rekatta okunan sureden daha uzun olması sünnettir. Bunun tersini yapmak tenzihen mekruhtur.
    Ancak, iki surenin ayetleri kısalık, uzunluk bakımından farklı ise, bunları kelimeler açısından değerlendirmek uygun görülmüştür. Buna göre, on beş ayetli bir sure, kelimeler bakımından yirmi ayetli bir sureden daha uzun sayılıyorsa, on beş ayetli sureyi ilk rekat okumakta bir kerahet yoktur. (Reddu’l-Muhtar, 1, 542 - 543)


    Kur'ân-ı Kerim’in tertibi, Fatiha Suresi'nden, Nâs Suresi’ne doğrudur. Namazda Fatiha Suresi’ne ilâve sure okunması gereken rekatlarda, önceki rekatta okunan sûrenin ya hemen takip eden sûre, ya da en az iki sûre atlanarak gelen sûreyi okumalıdır. Aksi takdirde namaz bozulmaz ise de mekruh olur.



    C 2- İlk iki rekatta Fatiha'dan sonra zamm-ı sura olarak , en az 3 kısa ayet veya 1 uzun ayet okunmalıdır. Bu en alt sınırıdır. Dilediğin gibi uzatmak caizdir. Delil olarak
    "... Bundan böyle Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun; O, içinizden hastaların olacağını, diğer bir kısmının Allah'ın lutfundan bir kar aramak üzere yeryüzünde yol tepeceklerini, diğer bir kısmının da Allah yolunda çarpışacaklarını bilmektedir; O halde, o (Kur'an)dan kolayınıza geleni okuyun; namazı kılın, zekatı verin ve Allah'a karz-ı hasen verin!" (Muzzemmil 20)

    Namazda kıraatın (en az) farz olan miktarı, İmam Azam'a göre bu farz olan miktar, kıraat farz olan her rekatta, ayet kısa dahi olsa, en az bir ayettir. Bu miktar Kur'an okundu mu, bu farz yerine getirilmiş olur. Fakat iki İmama ve İmam Azam'dan diğer bir rivayete göre, bu mikdar üç kısa ayet veya en az üç kısa ayet miktarı olacak kadar uzun bir ayettir. İhtiyata uygun olan da budur.
    Bir harften veya bir kelimeden ibaret olan "Nun" ve "Mudhammetân" ayetlerinin okunması, sahih olan görüşe göre, ittifakla yeterli olmaz. Çünkü bu mikdar kıraat sayılmaz.


    Bir ayet-i kerîmeden başkasını okumaya gücü yetmeyen kimse, o ayet-i kerîmeyi İmam Azam'a göre bir rekatta bir defa okur, üç kez okumaz. İki imama göre, üç kez tekrarlar. Fakat üç ayet okumaya gücü yeten kimsenin bir ayeti üç kez tekrarlaması iki İmama göre de caiz değildir.







    C 3- Malikilere göre, Fatiha ile süreden önce taavvuz (euzu) ve besmele getirmek mekruhtur. Bunun delili daha önce geçmiş bulunan Enes (r.anh) in hadisidir. Hz. Peygamber (a.s.v.) Ebu Bekir ve Ömer namaza "Elhamdulillahi rabbil alemin" ile başlarlardı.

    Hanefi mezhebine göre ise sadece birinci rekatta taavvuz (euzu) okunur.
    Hanefi ve Hanbelilere göre her rekatta gizli olarak besmele çekilir. Şafiilerce açıktan okunan namazlarda besmele açıktan söylenir.
    Buna göre Hanefiler ilk rekatta taavvuz (euzu) ve besmeleyi, diğer rekatlarda da sadece besmeleyi okumak sünnettir.


    Şafii ve Hanbelilere göre, kıraatten önce her rekatın başında "euzubillahimineşşadanirracim" demek suretiyle gizlice taavvuzde bulunmak sünnettir.
    Şafii ve Hanbeli mezhebine göre ise, her rekatta taavvuz (euzu) ve besmeleyi söylemek sünnettir.
    Maliki mezhebinde ise hiç bir rekatta taavvuz (euzu)ve besmele çekilmez.


    Zamm-ı sureden evvel Besmele çekilmez. Yalnız İmam-ı Muhammed, hafî kırâetle kılınan namazlarda Fâtiha'dan sonra okunacak sûre başında Besmele çekilmesini caiz görür. Ancak fukahanın çoğu, okunmaması üzerinde durmuştur.
    (İslam Fıkhı Ansiklopedisi- Vehbe Zuhayli)


    Fakihler besmelenin namazda okunması konusunda farklı görüşlere ayrılmışlardır :

    Şafii'lerde sesli namazlarda Fatiha'da olduğu gibi, Fatiha'dan sonra sure okurken de besmele sesli okunur. Asıl olan budur. Ancak sessiz okunsa da bir sakıncası yoktur.
    İmam Şafi'ye göre besmelenin gizli okunacak yerde gizli, açık okunacak yerde açık okunması farzdır. Fatiha ve diğer surelerin başında okunur.

    İmam Malik'e göre besmele farz namazlardaki Fatiha ve diğer surelerin başında gizli ve açık olarak okunmaz. Farz dışındaki sünnet ve nafile namazlarda isteyen okuyabilir.

    İmamı Azam'a göre besmele namazlardaki her rekatta Fatiha suresinden önce okunur. Diğer surelerin başında okumak ise güzeldir. (Cessas, Ahkamu'l-Kur'an, 1/15; Kurtubi, Tefsir, 1/98)


    İmam Ahmed b. Hanbel'e göre besmele namazda gizil okunur. Açık okunması sünnet değildir.

    Adı geçen imamların besmele hakkındaki görüş ayrılıklarının sebepleri Besmele’nin her Sureden bir ayet olup olmadığı konusu ile farklı hadis rivayetlerinden kaynaklanmaktadır. (Muhammed Ali Sabuni, Ahkâm Tefsiri, Şamil Yayınları: 1/20-50)



    İbni Cevzi, Zâdu'l Mesir'inde: «Alimler arasında besmelenin Fatiha'dan olup olmadığı konusunda görüş ayrılıkları vardır. Bununla ilgili olarak Ahmed bin Hanbel (r.aleyh)den rivayet edilen iki görüş bulunmaktadır.
    Birisi, besmelenin Fatiha'dan olduğunu, dolayısıyla namazda okunmasının farz olduğunu söyleyenlerin görüşüdür. Diğeri ise Fatiha'dan olmadığını, bundan dolayı namazda okunmasının sünnet olduğunu söyleyenlerin görüşüdür. Bu görüşe yalnız İmam Malik (r.aleyh) karşıdır. Hatta ona göre besmelenin farz namazlarda okunması mustehab bile değildir.

    «Besmelenin namazda açıktan okunması da alimler arasında ihtilaf konusu olmuştur. Alimlerin bir kısmı imam Ahmed bin Hanbel (r.aleyh)in 'Besmelenin namazda açıktan okunması sünnet değildir' görüşünü nakletmişlerdir. Bu görüş Ebu Bekr (r.anh), Ömer(r.anh), Osman (r.anh), Ali (r.anh) ve İbni Mesud (r.anh)un sözlerine dayanır, imam Sevri ve İmam-ı Azam'ın görüşleri de bu yoldadır, imam Şafî'ye göre de besmelenin namazda açıktan okunması sünnettir. Bu da Muaviye(r.anh), Âtâ (r.a.) ve Tâvûs (r.a.)un rivayetine dayanır.» (İbni Cevzi, Zâdu'l Mesir, C. 1. S. 7-8) demektedir.
    (Muhammed Ali Sabuni, Ahkâm Tefsiri, Şamil Yayınları: 1/38-39)

    İstiâze (eûzu) kısık (gizli / içten) sesle -sesli okunmayan namazlardaki okunan surelerin okunması gibi- sessizce okunur. Gizli okumanın ölçüsü, sadece kendisinin duyabileceği kadar kısık bir sesle okumaktır. Kalben okunmaz.








    C 4- Namazın her rekatında aynı sureleri okumak uygun değildir. İkinci bir sureyi bilen kimsenin namazın her rekatinde aynı sureyi okuması mekruhtur. Ancak ikinci bir sureyi bilmeyen kimse her rekatte aynı sureyi okuyabilir.




    C 5 / C 6 / C 7 - Bu durum ğayr-i muekked sunnet olan İkindi namazının sunneti, beş vakit namazın nafileleri (sunnetleri) hariç diğer nafile namazlar ve teravih namazında uygulanabilir. Muekked sunnetlerde üç ve dördüncü rekatlarda zamm-ı sura okunmaz.

    Hanefi mezhebinin görüşü şöyledir:
    Nafile namaz kılmaya başlayan kişi dilerse bir selamla iki rekat kılar, dilerse dört rekat kılar. Bundan fazla rekatı bir selamla kılmak mekruhtur. Gece nafilelerine gelince, bu konuda Ebu Hanife (r.aleyh) şöyle demiştir: "Eğer kişi bir selamda sekiz rekat kılarsa bu caizdir. Bundan fazla rekatı bir selam ile ifa etmek mekruhtur."
    Ebu Hanifeye göre en iyisi, ister gece namazı olsun ister gündüz namazı nafileleri dörder rekat kılmaktır. Fakat bununla beraber, bu tür namazlarda ikinci rekatın sonunda salli / barik duaları okunduğu gibi, üçüncü rekata da subhaneke duasıyla başlanır.
    Hanefi mezhebinde, hadise daha uygun olduğu için iki imamın görüşü ile fetva verilmiştir.


    Ebu Yusuf ile İmam Muhammed'e göre iki rekatta bir selam vererek kılmak daha faziletli olduğu için, kişi bir selamda iki rekattan fazlasını kılmamalıdır. Gece namazlarında en iyisi ikişer, gündüz namazlarında ise dörder rekat kılmaktır.

    Ebu Hanife'nin delili, daha önce de geçtiği üzere, Hz. Peygamber (as) ın yatsı namazından sonra dört rekat namaz kıldığı, yine kuşluk vaktinde dört rekat namaza devam ettiği şeklinde Hz. Aişeden rivayet edilen hadislerdir. Ayrıca bu namaz tahrime yönünden (yani iftitah tekbiri alınıp ara vermeden namaza devam edilmesi bakımından) en çok devam edilen, dolayısıyla zorluğu da fazileti de en çok olan bir namazdır.

    Sekiz rekattan fazla kılmanın mekruh olduğunun dayandığı delil ise ; "Hz. Peygamber'in sekiz rekattan fazla kılmamasıdır." Eğer daha fazlasını bir selamla kılmak caiz olsaydı, Müslümanlara öğretmek için bunu yapardı.

    Bu hususta Ebu Yusuf ile İmam Muhammed teravih namazını ölçü alarak ikişer rekat kılınmasını benimsemiştir.
    İmam Şafii'de sunnet namazların iki rekatta bir selam verilmesini uygun görür. (İslam Fıkhı Ansiklopedisi, Vehbe Zuhayli)




    C 8 - Cemaatle kılınan sabah, Cuma, bayram, teravih ve vitir namazlarının bütün rekatlarında, akşam ve yatsı namazlarının ilk iki rekatında kıraatı cehrî yapmak, yani sesli okumak vacibtir. Akşam namazının üçüncü rekâtında, yatsı namazının da son iki rekâtında gizli okumak vacibtir. Ancak, tek başına sabah, akşam ve yatsı namazını kılan kimse, isterse kıraati sesli yapar, dilerse gizli olarak okur.


    Bu kıraat şekillerinin gündüz namazlarında gizli, gece namazlarında, Cuma ve bayram namazlarında açıktan okunmasının hikmeti de (kesin delil olmamakla birlikte alimlerin yorumları) tefsirlerimizde şöyle anlatılmaktadır:


    Rasulullah (s.a.v.) İslâma dâvetin ilk yıllarında tebliğ vazifesini gizli olarak yapıyordu. Sahabîlere namaz kıldırdığı zaman da kıraatte sesini yükseltir, namazları cehri kıldırırdı. Muşrikler Peygamberimizin sesli kıraatini duyunca şiirlerle ve uydurdukları sözlerle karıştırmaya başladılar. Peygamberimize de hakaret ederek işi alay etmeye kadar vardırdılar. Muşriklerin bu çirkin hareketine meydan verilmemesi ve Müslümanların eziyetlere maruz kalmamaları için bir âyet-i kerime nazil oldu: “Namazında sesini ne çok yükselt, ne de fazlaca kıs; ikisi ortasında bir yol tut.” (İsrâ 110)

    Âyette, muşriklerin duymalarına mâni olmak için Peygamberimizin sesini yükseltmemesi isteniyordu. (ez-Zemahşerî, Keşşâf, (Kahire: Dâru’l-Mushaf, 1397-1977), 3/196)

    Bundan sonra Peygamberimiz, öğle ve ikindi namazlarında, muşriklerin eziyetiyle muhatab olamamak için kıraatı gizli yaptı. Akşam namazı vakit ise onların yemek saati, yatsı ve sabah da uyku saatleri olduğundan bu namazlardaki kıraati açıktan yaptı. Cuma ve bayram namazları da zaten Hicretten sonra farz ve vacib kılındığından, muşriklerin de bir zararı olmayacağından kıraatler cehrî oldu. (krş.Taberî; Zemahşerî, Razî; Kurtubî; Semarkandî, ilgili ayetin tefsiri)

    Ancak Mekke muşriklerinin ilk Müslümanlara neler ettiklerinin bilinmesi için, durum kıyâmete kadar yaşayacak insanların ibretine sunulmuş, gündüz namazlarında gizli okunması emri bu hikmetle devam ettirilmiştir.
    Elbette başka hikmetleri de vardır. Ancak muşriklerin ilk Müslümanlara yaptıklarını hatırlamak bakımından bundaki ibretler akla ilk gelendir.
    Allah'u a'lem

    Gece Namazlarının Sesli, Gündüz Namazlarının Kırâatinin Sessiz Okunmasının Sebebleri :

    Gece namazlanyla gündüz namazlarının kıraatlerini sesli ve sessiz olarak birbirinden ayrılmasına gelince bu da son derece munasib ve hikmete uygundur. Şundan ki gece, seslerin, gürültülerin, hareketlerin sukûn bulduğu, kalplerin dünya meşgalesinden arındığı; gündüzün dağınık vaziyetteki yöneliş ve kasıtlarının bir araya gelip toparlandığı bir zamandır. Gündüz ise, uzun meşguliyetlerin kalbi ve bedeni işgal ettiği bir zamandır. Gece kalbin dile, dilin de kulağa baskın geldiği bir zamandır. İşte bu sebepten ötürü sabah namazlarındaki kıraati, diğer namazlardakine nispetle daha fazla uzatmak sünnet olmuştur. Peygamber (s.a.v.), sabah namazında Bakara sûresini okurdu. Hz. Ömer (r.anh) de, sabah namazında Nah, Hûd, Beni İsrail, Yunus ve benzeri sûreleri okurdu. Çünkü uykudan yeni uyanıklığında kalb, meşguliyetlerden arınmış bir vaziyette bulunur.
    Bu esnada duyduğu ilk sözler hayırlı sözler olunca onları tam olarak telakki eder. Ve hiç zahmet çekmeksizin onları idrâk eder. Gündüze gelince o, geceye zıt olduğundan ötürü gündüz kılınan namazların kıraatleri sessiz olmalıdır. Ancak bazı geçici sebeplerden ötürü bu süre içinde kılman namazların kıraatleri sesli olabilir. Meselâ bayram, cuma, yağmur, güneş ve ay tutulması namazlarında büyük cemaatler teşekkül ettiği için bu namazlarda kıraatin sesli olması icab eder. Bu tür namazlarda kıraatin sesli olması maksadı hasıl etmek, cemaate fayda vermek açısından daha güzel ve daha mükemmeldir. Bu namazlarda okunan Allah kelâmını yüksek sesle okuma halinde cemaate ilâhî mesajı ulaştırmak daha kolay olur. Ki bu da risaletin en büyük amaçlarından biridii. Yine de doğrusunu Allah bilir. (İbn Kayyim, Kıyas, Tevhid Yayınlar: 246)


  3. Muaz ibni Cebel

    Muaz ibni Cebel İyi Bilinen Üye Yetkili Kişi Forum Yöneticisi

    Maşallah akhi Allah cc razı olsun.Allah cc ilmini arttırsın.
  4. morueqq

    morueqq لا إله إلا الله Yetkili Kişi Forum Yöneticisi

    ALLAH razı olsun abi seni yoruyorum Hakkını Helal et ama

    246- Enes (ra)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sav) Ebû Bekir, Ömer ve Osman namazda kıraate “Elhamdülillahi Rabbil Alemin” diye başlayan sûre ile başlardı” (Nesâî, İftitah: 24; Müslim, Salat: 11)
    Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir
    Rasûlullah (sav)’in ashabından, tabiinden ve sonraki dönem ilim adamlarının pek çoğunun görüşü bu hadise göre olup namaza Fatiha sûresiyle başlarlardı
    Şâfii diyor ki: Rasûlullah (sav), Ebû Bekir, Ömer ve Osman, namaza “Fatiha” sûresi ile başlarlardı hadisinin manası: Onlar Fatiha’yı sûreden önce okurlardı demektir Besmeleyi okumazlardı anlamında değildir(bu hadisi böyle açıklamış imam şafi ra.)
    Şâfii: Namazda okumaya besmeleyle başlanmalıdır Eğer okuma açıktan oluyorsa besmele de açıktan okunur demektedir

    teavvuz ile başlamakla ilgili delil olarak neyi aldılar acaba şu ayet var " Şimdi Kur'ân okumak istediğin zaman önce o kovulmuş şeytandan Allah'a sığın.
    (NAHL/98)" şimdi ben her rekatin başında euzu besmele getiriyorum.böyle ihtilaflı konularda sanırım en isabetlisini seçmek gerekiyor ama hangisi işte,Hanbeli ve Şafi imamlarımız her rekatta euzu besmele okunur demiş delillerini araştıracağım besmelenin okunmasına ve sessiz okunmasına dair bir çok hadis buldum bkz:-251-252-253-258 nolu hadisler

    malikilerde delil getirilen hadis hakkında da ilk okuduğumda fatiha suresi ile başlamak olduğu aklıma geldi imam Şafi (ra.) da öyle açıklamış yani besmele okunmaması anlamına gelmez demiş.ve besmele ile başlamakla ilgili hadislere burdan bakabilirsiniz

    euzu besmele her rekatta okunur mu ya da hanefi mezhebinde ki gibi sadece birinci de mi okunur,maliki mezhebinin görüşü direk eleniyor zaten şimdi ne yapacağım şaşırdım çoğunluğun görüşü nedir bu konuda ?
Yüklüyor...

Sayfamızı paylaşarak bize destek verebilirsiniz.