Çözüldü Namazı Terk Etmenin (kılmayanın) Hükmü

Konu, 'Tevhid' kısmında ABDULHAK tarafından paylaşıldı.

  1. ABDULHAK

    ABDULHAK Üye

      
    Namazı Terk Etmenin Hükmü

    [​IMG]

    Namaz Kılmayanın Hükmü

    Bütün alimler, namazın akıllı, bulûğ çağına girmiş hayız ve nifastan temizlenmiş, deli olmayan, baygın bulunmayan her Müslümana farz olduğu hususunda ittifak etmişlerdir.

    Namaz bedenî bir ibadet olup asla vekâlet ve niyabeti kabul etmez. Bir kimsenin başkası yerine namaz kılması sahih olmaz. Bunun gibi, bir kimsenin başka bir kimse adına oruç tutması da sahih değildir.
    Bütün alimler, namazın farz olduğunu inkâr eden kimsenin kâfir ve murted olduğu hususunda ittifak etmişlerdir.
    Çünkü namazın farz oluşu Kur'an, sünnet ve icmadan kesin deliller ile sabittir.


    Tembellik ve umursamazlık sebebiyle namazı kılmayan kimse günahkârdır, fasıktır. Ancak böyle bir kimse eğer yeni Müslüman olan biri ise yahut kendisine namazın farz olduğunun tebliğ edileceği bir müddet boyunca, Müslümanlar arasında bulunmamışsa namaz kılmadığından ötürü fasık olmaz, çünkü sorumluluk yoktur.
    Namazı kılmamak hem dünya, hem de ahirette azaba uğramayı gerektiricidir.

    Ahiretteki, azabla ilgili Allah tealâ şöyle buyuruyor:
    "Mucrimlere soracaklar ki, sizi cehenneme koyan şey nedir? "Namaz kılanlardan değil idik" diyecekler." (Muddesir, 43),


    "Namaz kılıp da namazlarından gafil olanlara azab vardır." (Mâûn, 4),

    "Onlardan sonra öyle bir nesil geldi ki, namazı kılmadılar ve şehvetlerine uydular.", "Onlar yakında gayya kuyusuna gireceklerdir." (Meryem, 59)

    Peygamber (s.a.v.) de şöyle buyuruyor:
    "Bilerek namazı terk eden kişiden, Allah ve Rasulunun zimmeti uzaktır."

    (Ahmed b. Hanbel, IV, 238, VI, 461 isnadı ile Mekhul'den rivayet etmiştir)

    Namaz kılmamanın dünyadaki cezasına gelince:

    Tembelliğinden veya umursamazlığından dolayı kılmayanlar hakkında fakihlerin farklı görüşleri vardır.

    Hanefî'lere göre: (ed-Durru'l-Muhtâr, I, 326, Merakil-Felah, 60)
    Tembellik sebebiyle namazım kılmayan kişi fasık olup, böyle bir kişi haps edilir ve namazı kılıp tevbe edinceye kadar vücudundan kan akacak şekilde dövülür. Ya tevbe edib namazını kılar yahut hapishanede ölür.
    Ramadan orucunu terk eden kimse de bunun gibidir. Namaz ile orucun farz olduğunu inkâr etmedikçe yahut bunlardan birini hafife almadıkça, meselâ, Ramadan'da herhangi bir özür olmaksızın oruç tutmamak gibi bir suç işlemedikçe öldürülmez.
    Bunun dayandığı delil Peygamber (s.a.v.)'in şu hadisidir:
    "Müslüman bir kimsenin kanı ancak üç şey sebebiyle helâl olur: Zina eden dul, cana karşı can, dinini terk edib cemaatten ayrılan kişi (murted)."

    (Buhari ve Muslim)

    Hanefîler buna şu hususu da ilâve etmişlerdir:
    Namaz kılan kimsenin Müslüman olduğuna ancak dört şart ile hüküm verilebilir:
    Namazı vakti içinde kılmak, cemaatle kılmak, yahut vakit içinde ezan okumak, yahut bir secde ayeti okununca bunu duyduğu zaman tilâvet secdesi etmek. Zâhiru'r- rivaye'ye göre, oruç tutup hacca giden yahut zekât veren bir kâfirin Müslüman olduğuna hüküm verilmez

    Hanefîler dışındaki diğer imamlara göre: (el-Kavânînu'l-Fıkkıyye, 42; Bidâyetu'l-Muctehid, I, 87; eş-Şerhu's-Sağîr, I, 238; Muğni'l-Muhtâc I, 327 vd.; el-Muhezzeb, I, 51; Keşşâful-Kınâ', I, 263; el-Muğni, II, 442)

    Bir vakit de olsa, özürsüz olarak namazı terk eden kimse murted de olduğu gibi, üç gün tevbeye çağrılır, (Şafiîlerle Cumhura göre, tevbeye çağırmak burada menduplur. Fakat, murtedi tevbeye çağırmak vacibtir. Çünkü murtedligin cezası cehennem ateşinde ebedî olarak kalmaktır. Dolayısıyla murtedi önce cehennem ateşinden kurtarmak vacibtir. Fakat tembellikten ölürü namazı kılmamak böyle değildir. Böyle bir kimse kâfir olmaz.) tevbe etmezse öldürülür.

    Malikî ve Şafiîlere göre, ceza olarak (hadden) öldürülür, kâfir olduğu için öldürülmez. Yani bu kişinin kâfir olduğu ile hüküm verilmez. Ancak zina, iftira, hırsızlık ve benzeri suçlardan dolayı cezalandırıldığı gibi ceza olarak öldürülür. Böyle bir kimse öldürüldükten sonra yıkanıp cenaze namazı kılınır. Müslümanların kabristanına defnedilir.

    Tacuddîn es-Subkî (ö.77l/l370)'nin ifadesine göre, namazı terk edenin kâfir olacağını savunan Ahmed İbn'u Hanbel (r.aleyh) ile, karşı görüştekilerden eş-Şafiî (r.aleyh) arasında şöyle bir diyalog geçmiştir:
    -Ahmed, sen, "Namaz kılmayan kâfir olur", mu diyorsun?
    -Evet.
    -Eğer kâfir olursa ne ile tekrar müslüman olur?
    -Lâ ilâhe illallah Muhammedu'r Rasulullah, diyerek.
    -Adam bu sözü söylemeye zâten devam ediyor, onu bırakmış değil ki..
    -Namaz kılarak müslüman olur
    -Kâfirin namazı geçerli olmaz. Böyle bir namaz ile de o kimsenin müslüman olduğuna hükmedilemez.

    Ahmed b. Hanbel bu noktada söyleyecek söz bulamaz.
    (
    Tacuddin es-Subkî, Tabakâtu'ş-Şâfiiyyeti'l-Kubrâ, I, 220)


    es-Subkî şöyle demektedir:
    "Bu diyaloğu mezhebimiz (şafiî mezhebi) âlimlerinden el-Hasan b. Ammâr anlatmıştır. Bu zât, Fahr'ul İslam eş-Şâşî'nin öğrencilerinden olan Musul'lu bir adamdır."
    (Tacuddin es-Subkî, Tabakâtu'ş-Şâfiiyyeti'l-Kubrâ, I, 220)

    el-Cassas (ö.370/980) da, namazı terk etmenin küfür sebebi olduğu konusunda delil olarak gösterilen, "Haram aylar çıkınca muşrikleri bulduğunuz yerde öldürün. Onları yakalayın, hapsedin. Onları her gözetleme yerinde oturup bekleyin. Eğer tevbe eder, namazı kılar ve zekatı verirlerse, siz de onların yollarını boşaltın", (Tevbe 5) ayetini yukarıdaki bakış açısı ile değerlendirmekte ve şöyle demektedir:


    "Mâlumdur ki, ayette geçen `Muşrikleri öldürün' emrinin ortadan kalkması için kaçınılmaz şart, şirkten tevbe etmektir. Allah'ın namaz kılmak ve zekat vermek konusundaki emrini kabul etseler de o sırada namaz vaktinde bulunmasalar, müslüman olacakları ve kanlarının haram olacağı konusunda ihtilâf yoktur. Buradan anlıyoruz ki öldürülmekten kurtulmalarının şartı Allah'ın emirlerini kabul edip, onların bağlayıcılığını itiraf etmektir, fiilen namaz kılmak değildir. Bu konuda ayette sözü geçen zekât da namaz gibidir. Çünkü, malın üzerinden bir yıl geçmedikçe, yalnızca müslüman olmakla zekât vermek gerekmez. Şu halde, öldürülmeleri emrinin ortadan kalkması için zekât vermelerinin şart olması da makbul değildir"
    (el-Cassas, Ebûbekir Ahmed b. Ali, Ahkâmu'l - Kur'an, IV, 270)

    Görülüyor ki, Tevbe, 5 ayeti, namazı terk edenin kâfir olacağı konusunda delil olmaktan uzaktır.

    Namazı terk edenin kâfir olacağını ifâde eden hadislere gelince, İslam ulemâsının çoğunluğu bunlarda söz konusu edilen kufru, "kufrân-ı nîmet" (nîmetin görmezlikten gelinmesi) (İbnu Ruşd, el-Mukaddemât, I, 65) ; "Namazı, farz olduğunu inkâr ederek terk etmek" (el-Cassas, Ebûbekir Ahmed b. Ali, Ahkâmu'l - Kur'an, IV, 270) şeklinde yorumlamakta ya da; tehdit ve sakındırma amacına yönelik olduklarını, "namazı ihmal etmek, kişiyi kufre götürecek davranışlara sürükleyebilir" anlamını taşıdıklarını söylemektedirler.
    (es-Suyûtî, Celâluddîn, Şerhu Suneni'n-Nesâî, (en-Nesâî'nin es-Sunen'i ile bir arada) I, 232; Ahmed Abdurrrahman el-Bennâ, Bulûğu'l-Emânî Şerhu'l Fethu'r Rabbânî, II, 80)


    Belirtmek gerekir ki "Onlarla bizim aramızdaki ahid namazdır. Kim onu terk ederse kafir olmuştur," hadisinin zahirî anlamını esas kabul etmek mümkün değildir. Zira hadisin başındaki "onlar" kelimesi ile munafıklar kast edilmektedir. Buna göre hadisin anlamı `İslami hükümlerin onlara uygulanması konusunda temel kriter, namaza gelmeleri ve zahiri hükümlere boyun eğmeleri konusunda müslümanlara benzetilmeleridir. Namazı terk ettikleri zaman bu nitelikleri yok olacağı için diğer kafirler gibi olurlar' demek olur.
    (Ahmed Abdurrahman el-Bennâ, Bulûğu'l-Emânî Şerhu'l Fethu'r Rabbânî, II, 80; et-Tîbî, Huseyin b. Muhammed b. Abdullah, Mişkâtu'l-Mesâbîh- el-Kâşif an Hakâiki's-Sunen, II, 155)

    Kısaca hadisin konusu mu'minler değil, munafıklardır. Zaten kafir olan munafıklar için kufre girmek değil, olsa olsa küfürlerinin açığa çıkması söz konusudur. Şu halde bu hadis, namazı terk edenin kâfir olacağı ve öldürüleceği konusunda delil olmaz:
    Diğer hadislerin ise yukarıda belirttiğimiz biçimlerde yorumlanmasını zorunlu kılan gerekçelere sahib bulunmaktayız.

    Malikîlerin namaz kılmayanın tekfir edilmemesinde dayandıkları delil, Allah tealânın:
    "Allah kendisine eş koşulmasını bağışlamaz, kendisine eş koşma dışındaki suçlan diledikleri hakkında bağışlar." (Nisa, 116)
    Bu konuda bir çok hadis de vardır. Bu hadislerden biri Ubade b. Sâmit hadisidir.

    "Beş vakit namazı Allah tealâ kullar üzerine farz kılmıştır. Bunları yerine getirip hiç birini kaçırmayan, bu namazların hakkını hafife almayan kimseyi Allah tealâ cennete koymaya söz vermiştir. Fakat bu namazları yerine getirmeyenler hakkında böyle bir sözü yoktur. Dilerse âzab eder, dilerse bağışlar."
    (Ahmed; Ebu Dâvud, Vitir, 2, Salât, 9; Neseî, Salat, 6; Darimi, Salat , 208, Muvatta, Salatu'l Leyl, 14 ve İbn Mace,İkâmetu's-Salât, 194) rivayet etmişlerdir. Neylu'l-Eviâr, I, 294)

    Bu hadislerden biri de Ebu Hurayra (r.anh) hadisidir:
    "Kulların kıyamet günü ilk hesaba çekilecekleri amel namazdır. Rabbimiz, meleklere şöyle buyuracaktır: `Kulumun namazlarına bakın, onları tam mı kılmış, eksik mi bırakmış?'
    Eğer namazları tam ise, tam olarak yazılır. Eğer eksiği varsa Allah tealâ şöyle buyuracak: `Bakın kulumun nafile namazı var mı?'
    Eğer nafile namazı varsa Allah: `Kulumun farz namazlarını, nafile namazlarıyla tamamlayın'
    buyuracak, sonra diğer farz ibadetleri de aynı işleme tâbi tutulacaktır."
    (Tirmizî, Salât, 188; Ebû Dâvûd, Salât, 145 - 149; Nesaî, Salât, 9, Tahrîm, 2; İbn Mâce, İkame, 202; Bu hadisi beş imam rivayet etmiştir. Bu iki hadis konusunda başka hadisler de vardır. Neylu'l-Evtâr, I, 295 vd)

    Bir kimse namaz kılmamakla kâfir olmaz. Çünkü kâfir olmak inanmamakla olur. Bu kişinin inancı ise sağlamdır. Eğer namazın farz olduğunu inkâr ederek kılmazsa kâfir olur. Bu alimler, Hanbelilerin delil olarak ileri sürdükleri hadisleri namazı terk etmeyi, helâl kabul eden yahut kâfirlerin mutahak oldukları cezaya (ki, bu da öldürülmektir) çarptırılmayı hak eden manasına tevil etmişlerdir.
    İmam Ahmed b. Hanbel şöyle demiştir: (el-Muğnî, 442-447)

    Namaz kılmayan kâfir olduğu için öldürülür. Çünkü Allah tealâ şöyle buyuruyor:
    "Haram aylar çıktığı zaman muşrikleri nerede bulursanız öldürün, onları yakalayıp esir edin, bütün gözetleme yerlerinde onların yollarını kesin. Eğer tevbe edib namazı kılar, zekâtı verirlerse onları serbest bırakın. Şubhesiz Allah Gafurdur, Rahimdir." (Tevbe, 5)
    Bu ayete göre, namazı kılmayan serbest bırakılma şartını yerine getirmemiş olur. Dolayısıyla öldürülmesi mubah olarak kalır, namazını kılmayan kimse bu sebeble serbest bırakılmaz.

    Peygamber (a.s.) de şöyle buyuruyor:

    "Kişi ile küfür arasındaki fark namazı terk etmektir."
    (Buharî, Neseî, Kutub-i sitte sahibleri ve İmam Ahmed rivayet etmiştir. Neylul'l-Evtâr, I, 291.)

    Bu hadis, namazı kılmamanın küfrü gerektiren hususlardan olduğuna delil teşkil etmektedir.
    Yukarıdaki hadisin bir benzeri de Burayde hadisidir:
    "Bizim ile sizin aranızdaki ahid namazdır. Namazı kılmayan kâfir olur."

    (Bu hadisi beş imam ile İbni Hibban, Hakim rivayet etmiş olup Neseî ile Irakî sahih demişlerdir. Bu konuda başka hadisler de vardır. Neylu'l-Evtâr, I, 293vd)

    Bu hadis de namaz kılmayanın kâfir olduğuna delâlet eder.

    bu görüşü tercih ederek şöyle demiştir: İmam Şevkânî
    Gerçek olan, namaz kılmayanın kâfir olduğudur. Namaz kılmayan kâfir olduğu için öldürülür. Fakat, bazı küfür çeşitleri bağışlanmaya ve şefaata hak kazanmaya mani değildir.

    [​IMG]

    Ben (Prof.) ise . Vehbe Zuhayli birinci görüşe meylediyorum. O da namaz kılmayanın kâfir olmadığına hükmetmektir
    Çünkü, kelime-i şehadet getirdikten sonra bir Müslümanın cehennemde ebedî olarak kalmayacağına dair kesin deliller vardır.

    Peygamber (a.s.) şöyle buyuruyor:
    "Lâ ilahe illallah" deyip Allah'tan başka tapılardan inkar edenin malı ve kanı korunmuştur; dökülmesi, alınması haramdır. Bu kimsenin hesabı Allah'a aittir"
    (Muslim ; Eşcai yolu ile tahric etmiştir. Camiu'l-Usul, I, 161)

    Başka bir hadis-i şerifte de şöyle buyurulmuştur;
    "Lâ ilahe illallah" deyip kalbinde bir arpa ağırlığı kadar hayır bulunan kimse cehennem ateşinden çıkacaktır. Yine kalbinde buğday tanesi kadar hayır bulunduğu hâlde "Lâ ilahe illallah" diyen kimse cehennem ateşinden çıkacaktır. "Lâ ilahe illallah" diyen ve kalbinde zerre kadar hayır bulunan kimse de cehennem ateşinden çıkacaktır"
    (Buhari ; Enes (r.anh)ten rivayet edilmiştir)

    Hanefîler dışındaki cumhura göre öldürülme şekli eğer tevbe etmezse kılıçla boynunu vurmaktır.
    (Prof. Vehbe Zuhayli; İslam Fıkhı Ansiklopedisi, C.1 , S.387-390)

    Ahmed b. Hanbel ile eş-Şâfiî ve Malik b. Enes, namazı kasten terk edenin itikadi durumu hakkında farklı görüşlere sahib iseler de, böyle bir kimseye ölüm cezası uygulanacağı görüşünde birleşmektedirler. Ancak Ahmed b. Hanbel'e göre cezanın gerekçesi irtidat/dinden dönme iken, eş-Şâfiî ve Malik b. Enes'e göre gerekçe namazı kasten terk etme suçudur. Şu halde eş-Şâfiî'ye göre namazı terk etmekle irtidat hariç ölümü gerektiren bir suç arasında fark yoktur. Dolayısıyla namazı terk ettiği için öldürülen bir insan, İslamî hükümler gereğince yıkanır, kefenlenir, cenaze namazı kılınır, müslüman mezarlığına gömülür ve varisleri ile arasında miras hükümleri uygulanır. eş-Şâfiî, namazı kasten terk eden kimseye uygulanacak prosedürü şöyle ifâde etmektedir:

    "Müslüman olanlardan farz namazı terk eden kimseye "niçin namaz kılmıyorsun?" diye sorulur. Eğer sebeb olarak unutmaktan söz ederse, `Hatırladığın zaman kıl' deriz. Eğer hastalıktan söz ederse, `İster ayakta, ister oturarak, ister yan yatarak, ister imâ ile; gücün nasıl yeterse öyle kıl' deriz. Eğer, `Namaz kılmaya gücüm yetiyor, gerektiği gibi de kılabiliyorum(ama yine de kılmayacağım)' derse ona; `Namaz, senin yerine başkasının yapamaycağı bir görevdir. Ancak senin eyleminle yerine gelir. Bu sebeple, kılarsan ne âlâ, kılmazsan tevbe etmeni isteriz. Tevbe etmezsen seni öldürürüz' deriz."
    (eş-Şâfiî, el-Umm, II, 225) Mâlik b. Enes de, "Kim Allah'a inanır, peygamberleri tasdik eder ve namaz kılmazsa öldürülür,"

    (el-Kurtubî, Muhammed b. Ahmed, el-Câmi'li Ahkâm'il-Kur'ân, VIII, 48) ifadesiyle, eş-Şâfiî ile aynı görüşe sahib olduğunu ortaya koymaktadır.

    Ahmed b. Hanbel, namaz kılmamakta direnen kimseyi öldürmeden önce üç gün hapsetmeyi vâcib görürken, eş-Şâfiî bunun iyi bir şey olduğunu, ama şart olmadığını söylemektedir. (eş-Şâfiî, el-Umm, II, 226)

    İslâm Hukukunda had cezaları, bir takım suçlar karşılığında bizzat Allah ve Allah Rasûlu (s.a.v.) tarafından tesbit edilmiş cezâlardır. Ta'zîr cezâları ise, vahiy tarafından netlikle belirtilmeyen; hâkimin takdirine ve âlimlerin içtihadına bırakılmış olan cezâlardır.
    Namaz kılmayanlarla ilgili, Allah ve Allah Rasûlunun (s.a.v.) telaffuz buyurduğu her hangi bir had cezâsı söz konusu değildir. Şubhesiz, âyet ve hadislerde namaza çok büyük emir ve teşvik vardır. Dünya saadetinin de, âhiret saadetinin de zembereğinin namaz olduğu söylenmiştir. Namaz kılmamanın sonucunun da tehlikeli olacağı konusunda ciddî uyarılar mevcuttur.
    Nitekim, Burayde'nin (r.anh) rivâyet ettiği bir hadîs-i şerifte Allah Rasûlu (s.a.v.) namaz kılmamakla ilgili şöyle buyurmuştur:
    "Kâfirlerle aramızı ayıran fark, kılmayı taahhud ettiğimiz namazdır. Kim namazı terk ederse, kâfir olur" (Nesâî, Salât, 8)

    Bu hadîs-i şerîfte yer alan hükmü ile; doğrudan namaz kılmayanın mı kast edildiği, namazı önemsemeyenin mi kastedildiği, namazı inkâr ederek terk edenin mi anlatılmak istendiği konusu âlimler arasında tartışılmıştır. kâfir olur.

    Hâfız, derken de, . Namazı önemsememek küfür sebebi olur. Nihâyet namazı "inkâr" ederek terk edenin kâfir olacağı hükmü yer almıştır

    Bu hadisin zâhirine bakan İmam , Ahmed bin Hanbel namaz kılmayanın küfre girdiği görüşündedir.

    Mâlikîler, Şâfiîler ve Hanefîler ise, "Ta'zîr cezâsı ise, yukarıda beyan ettiğimiz gibi, hâkimin ve ulu'l-emrin takdirine göre verilebilen bir cezâ türüdür. İnkâr" olmadıkça, namaz kılmayanın küfrüne hükmetmemişler, ancak namaz kılmayanın hemen tevbe etmesini teklif etmişlerdir. Tevbe etmediği takdirde, her üç mezhebte de tevbe edene kadar ta'zir cezâsı gündeme getirilmiştir.
  2. ABDULHAK

    ABDULHAK Üye

    İlgili Linkler :

    KUR’AN-I KERİM’DE 5 VAKİT NAMAZ
    http://www.islam-tr.com/forum/tevhid/11998...kit-namaz.html (KUR’AN-I KERİM’DE 5 VAKİT NAMAZ)

    RESİMLERLE NAMAZ

    http://www.islam-tr.com/forum/tevhid/12917...rle-namaz.html (RESİMLERLE NAMAZ)

    Kaza Namazının Hükmü
    http://www.islam-tr.com/forum/tevhid/17414-kaza-namazinin-hukmu.html

    TEŞEHUDDE PARMAĞIN VAZİFESİ
    http://www.islam-tr.com/forum/tevhid/12916...-vazifesi.html (Teşehudde Parmağın Vazifesi)

    NAMAZ İLE İLGİLİ MESELELER (Soruya Cevap)
    http://www.islam-tr.com/forum/tevhid/13744...ara-cevap.html (Namaz Hakkında Bazı Meseleler ( Sorulara Cevap))

    CUMA HUTBESİNDE[n sonra] ELLERİ KALDIRARAK DUA ETMEK
    http://www.islam-tr.com/forum/tevhid/12989...dua-etmek.html (Cuma Hutbesinde Elleri Kaldırarak Dua Etmek)

    İKİNDİ -YATSI SÜNNETİ VE ABDESTTE ENSEYE MESH MESELESİ
    http://www.islam-tr.com/forum/tevhid/10726...-meselesi.html (İKİNDİ -YATSI SÜNNETİ VE ABDESTTE ENSEYE MESH MESELESİ)

    ÇORAPLAR ÜZERİNE MESH ETMEK
    http://www.islam-tr.com/forum/tevhid/12008...esh-etmek.html (Çoraplar Üzerine Mesh Etmek)

    EZAN DUASINDAKİ DOĞRU VE YANLIŞLAR (Soruya Cevap)
    http://www.islam-tr.com/forum/konu/...sindaki-dogru-ve-yanlislar-soruya-cevap.7975/

    Seferilik , Namazların Kısaltılması ve Cem edilmesi
    http://www.islam-tr.com/forum/tevhid/15812...-edilmesi.html (Seferilik , Namazların Kısaltılması ve Cem edilmesi)

    İKİNDİ - YATSI İLK SÜNNETİ VE ABDESTTE ENSEYE MESH MESELESİ
    http://www.islam-tr.com/forum/konu/ikindi-yatsi-sunneti-ve-abdestte-enseye-mesh-meselesi.7329/

    KADININ NAMAZ KILMA ŞEKLİ İLE ERKEĞİN NAMAZ KILMA ŞEKLİ FARKLI MIDIR? NİÇİN ?
    http://www.islam-tr.com/forum/tevhid/10604-kadinin-namaz-kilma-sekli-ile-erkegin-namaz-kilma-sekli-farkli-midir-nicin.html

    CAMİ İMAMLARININ ARKASINDA NAMAZ KILMAK (Kılabilmek)
    http://www.islam-tr.com/forum/konu/cami-imamlarinin-arkasinda-namaz-kilmak-kilabilmek.19361/
  3. kelime-i şehadet

    kelime-i şehadet Islam-TR Üyesi

    Subkî, "Tabakat'uş-Şâfiiye" adlı kitapta şöyle yazmıştır: "Şafiî ile Ahmed (r.a.) namazı terkeden hakkında tartıştılar. Şafiî Ahmed'e: "Ey Ahmed, namazı terkeden kâfir mi olur diyorsun?" Ahmed: "Evet" dedi. Şafiî: "Peki kâfir olduğu zaman ne ile müslüman olur?" Ahmed: "La ilahe illallah Muhammedur Rasûlullah ile" der. Şafiî: "Adam bu sözü henüz terketmiş değil." Ahmed: "Müslüman olduğunu namaz kılmakla gösterir." Şafiî: "Kafirin namazı sahih olmadığına göre onun müslümanlığına hüküm verilemez." deyince, imam Ahmed susmuştur."

    Bu konuda Ahmed bin Hanbel gibi düşünmüyorum. Her ne kadar ictihadında hata eden müctehid ecir de alsa işin sonunda bir insanın -heleki kendini diliyle islama nisbet eden bir insanın- hayat-mematı sözkonusu ise böyle konularda daha bir dikkatli olmak gerekir. Bence Ahmed bin hanbel ve hanbeliler büyük bir vebal altında kalma tehlikesindedirler.
  4. tyilmaz

    tyilmaz Islam-TR Üyesi

    Müctehitleri eleştirmeye yada ictihatlerini tartmaya bizim terazimiz yetmez ... Daha Usul kitablarını hatasız okumayı beceremezken (ki o kasdettiğim usul kitabını yazan büyük Zat (ALLAH ondan razı olsun) dahi müctehit olamamış iken)... bişey yapmak istiyorsak "Haddimizi bilmeliyiz" ...

    Cevaba gelince : Hz Sıddık RA Peygamber Efendimizin صلى الله عليه و سلم Ahirete irtihalinden sonra bazı kavimler zekatları vermek istemedi bazılarıda namazı terketme ... Hz Sıddık RA Halife müşavere yapıldı Hz Sıddık RA onların üzerine gitmeyi ve savaşmaya karar verdi , Sahabeden RA bazısı nasıl savaşırız "La İlahe İLLALLAH diyorlar" dediler... Aşağıda Hadis şeriflerde mesele görülebilir...

    Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v) vefat edince Ebu Bekir onun yerine geçti. Zekat vermemek için Araplardan bir kısmı dinden dönerek irtidat edip kafir oldular. Ebu Bekir de onlara savaş açacağını söyleyince Ömer şöyle dedi: “Ey Ebu Bekir! Onlarla nasıl savaşabiliriz?” Rasûlullah (s.a.v) şöyle dememiş miydi: “İnsanlarla “Lâ ilâhe illallah” deyinceye kadar onlarla savaş etmekle emrolundum. Kim, “Lâ ilâhe illallah” derse, o kimse malını ve canını benden kurtarmış olur. Ancak Allah’ın yasalarına göre yapıp yapmayacağı şeylerden dolayı insanların hesabını Allah görecektir.” (Tirmizî, İman: 1; Buhârî, Zekat: 1)

    Ebu Bekir, onlarla savaşmak için ordu toplayınca; Ömer şöyle dedi: “Ey Ebu Bekir! Onlarla nasıl savaşırsın?” Bunun üzerine Ebu Bekir şöyle dedi: “Rasûlullah (s.a.v) “Lâ ilâhe illallah” deyinceye, namaz kılıncaya, zekat verinceye kadar insanlarla savaşmakla emrolundum” buyuruyor. Ben de; Rasûlullah (s.a.v)’e verdikleri bir oğlağı bana vermezlerse onlarla savaşırım. Bunun üzerine Ömer diyor ki: “Ebu Bekir’in bu görüşünün Allah tarafından verilmiş bir lütuf olduğunu görünce savaş yapmanın veya Ebu Bekir’in görüşünün hak olduğunu anladım.” (Tirmizî, İman: 1; Buhârî, Zekat: 1)


    Tekrar söyliyeyim : Haddimizi Bilmemiz lazım ... Müctehitler ile ilgili bilgi edinmek isterseniz
    şuraya bakın çok önemli bilgiler mevcut : www.medresedersleri.com
  5. Abdulmuizz Fida

    Abdulmuizz Fida أَلَيْسَ اللَّهُ بِأَحْكَمِ الْحَاكِمِينَ Yetkili Kişi Site Admin Forum Yöneticisi

    Sen ne sapık adammışsın. Sitenin tamamı kafir hükmü verip, Kafire verilen selamı vermeyi uygun görüyor birde, Sadece 'kafir var iken' "Kafire önce selamı siz veren olmayın" hadisini utanmadan bize delil getiriyorsun.

    Akılsız aşırı tekfir hastası Sapık; Musluman sitede hiç yok mu? Eğer var ise neden Musluman kafir karışık bir durumda iken Rasulullah (s.a.v.) in sunneti üzere muslumanlara niyetlenerek muslumana verilen selamı vermiyorsun? kalbindeki hastalıktan dolayı mı?


    Rasulullah içinde müslüman, muşrik, yahudi ve putperestlerin bulunduğu bir topluluktan geçti ve onlara selam verdi.” (Buhari, Muslim)

    Bir ayet bir hadis okuyan muctehidliğe, Şeyh'ul İslam'lığa soyunursa aşırı tekfirci Sapık olmazda ne olur?
  6. ENSARİ

    ENSARİ Islam-TR Üyesi


    sayın;Lâ İlahe
    yukarıdaki iki verilen hadis örnekte birbirinin tam zıttı,bu nasıl bir tezattır.. bu bir fitne olsa gerek..
  7. asrinsirri

    asrinsirri Islam-TR Üyesi

    Selamun Aleykum... Şer'i hükümler olsa, kişi zaten namazı bıraktığı zaman yaptırım veya hüküm uygulanırdı. günümüzde şeriat ile yönetilmediğimizden ( Küfür sistemi olduğundan ) kılmayan olduğu zaman, kişiye delilleriyle, kılması gerektiği anlatılır, ne tür bir sınırda ( Büyük Günah İçerisinde )olduğu anlatılır... kişiye yararı olacağından yazmayı düşündüm, hatalı isem allah cc affetsin... Selamun Aleykum...
  8. Abuzer_Bey

    Abuzer_Bey Islam-TR Üyesi

    Elinizde delil var mı yoksa bütün bunları "Dört Mezhebe Göre İslam Hükmü" denen zırva kitaptan mı okuyorsunuz?

    Sizin gibi mezhebçilik yapan ayrılıkçılar için "Şafiiler ve Malikiler" deyince kimi kastediyorsunuz bilemiyorum fakat şu kesin ki, Ebu Hanife ve takipçileri hariç bütün Selefi Salihin imamları namazı kasten terk edenin kafir olacağı ve öldürüleceği hükmünde ittifak ettiler. Ahmed, Malik, Evzai, EsSevri, ElBuhari, Hasan ElBasri, İbni Mubarek ve diğerleri.. İmam EşŞafii, İmam Ahmed'den hadis ilmi okuduktan sonra eski birçok görüşünden döndü.

    Ayrıca itikad üzere ekol olan İmam İbni Teymiyye de tembellik yaparak namazı terkedenin kafir olduğunu söyledi. Diğer bir ekolün sahibi İmam ElEş'ari de namazı terkedenin kafir olacağını söyledi.

    Hem namazı tembellikten kılmayan, inkar ederek kılmayandan daha aşağılıktır. Diğeri inanmadığı için zaten teklif ondan düşmüştür. Fakat o, inandığı ve cehennemlik olduğunu bildiği halde, toplam yarım saatlik namazı kılmıyor. Bunun en büyük sebebi de "namazı terkedenin de Cennete gireceğini(!)" zannetmesidir. Allah, hepsine de cehennemi vaad etti. Ben kendim böylelerinden hangisine, namazı terkedenin ebedi cehennemlik olduğunu anlattıysam, namaza başladılar ve bir vakti bile bırakmadılar. Allah'ın ayetleriyle ve Rasulullah'ın sözleriyle korkutun ve müjdeleyin.

    Bu konuda yazmak için girmiştim ve şimdi tamam oldu. Önceki mesajlarımda verdiğim selamlara kimseden cevap gelmedi. O yüzden;

    Esselamu aleykum minel mu'minin. Velhamdulillah
  9. Abdulmuizz Fida

    Abdulmuizz Fida أَلَيْسَ اللَّهُ بِأَحْكَمِ الْحَاكِمِينَ Yetkili Kişi Site Admin Forum Yöneticisi

    Sapkın banlandı
  10. Beytekin Osmanlı

    Beytekin Osmanlı Islam-TR Üyesi

    Esselamualeyküm , ahiler sünnette böyle bir uygulama var mıdır ? Yani Hz.Muhammed (s.a.v) namaz kılmayan kimseyi öldürmüş müdür ?
Yüklüyor...

Sayfamızı paylaşarak bize destek verebilirsiniz.