Çözüldü Mut'a Nikahı Seyri Ve Hükmü

Konu, 'Tevhid' kısmında Abdulmuizz Fida tarafından paylaşıldı.

  1. Abdulmuizz Fida

    Abdulmuizz Fida أَلَيْسَ اللَّهُ بِأَحْكَمِ الْحَاكِمِينَ Yetkili Kişi Site Admin

      
    Mut'a Nikahının Seyri ve Hükmü

    Mut'a, hür bir kadını, belli bir para karşılığı, muayyen bir zamana kadar beşerî arzularını tatmin için kiralamaktır.

    Cahiliyet döneminde Arablar, bir kadınla bir veya iki aylığına evlenir, ihtiyaçları görüldükten sonra da onu terk ederlerdi. İşte İslâm bu geçici evliliği haram kılmıştır. Çünkü evlilik hayat boyunca bir arada'yaşamak kastı ile yapılırsa mubahtır. Yoksa belli bir zamana kadar nikah yapmak batıldır.

    Bütün alim ve fakihler mut'a nikahının haram olduğuna icma etmişlerdir. Yalnız şii ve rafıziler buna karşı çıkmaktadırlar. Onlara göre mut'a nikahı mubahtır. Onların bu görüşleri reddedilir. Çünkü Kur'an ve Sünnetin nasiarı ile çelişmektedir. Kur'an ve sünnet ile çelişen görüş ve iddialar ise reddedilir.

    Mut'a nikahı, dört ehli sünnet mezhebinin muctehidleri ve bütün İslam alimlerinin icmaı ile haramdır. Her ne kadar İslâmın ilk dönemlerinde caiz görülmüş ise de daha sonra bu hüküm neshedilerek ebediyyen haram kılınmıştır. İbni Abbas (r.anhuma)'dan mut'a nikahının mubah olduğu yolunda nakiller yapılmışsa da daha sonra söz ve görüşünden döndüğü tesbit edilmiştir.

    Nitekim Tiımizî, İbni Abbas (r.anhuma)'dan şöyle rivayet etmektedir:
    «Mut'a nikahı İslâmın başlangıcında vardı. Bir erkek tantsı bulunmayan bir beldeye varınca orada bir kadınla evlenirdi. Kadın onun eşyasını korur, temizlik ve yemek işlerini düzenlerdi. Ne zamanki, «Şu var ki, zevcelerine, yahut sağ ellerinin malik olduklarına (kendi cariyelerine) karşı (olan durumları) mustesnadır...» (Mu'minun: 6) âyeti nazil olunca haram kılındı.»

    İbni Abbas (r.anhuma) sefer, yolculuk ve benzeri zaruret hallerinde geçici nikaha cevaz vermişti. İbni Cubeyr (r.anh) ona, «Senin mut'ayı helal kılan fetvanla herkes şehirlerde dolaşıyor. Şairler de şiirleriyle onu her tarafa yayıyorlar.» dedi.
    Bunun üzerine İbni Abbas (r.anhuma), «Subhanallah, ben böyle bir fetva vermedim. Nasıl olur da ben ona helal diyebilirim. Çünkü o domuz eti. kan ve murdar ölmüş hayvan eti gibi haramdır.» cevabını verdi.
    Ancak oradakiler haberi te’yid edince ibn Ömer: "Rasulullah (s.a.v) hayatta iken ibn Abbas küçük çocuk idi." der ve ilave eder: "Rasulullah mut’ayı bize yasakladı artık zaniler değiliz."
    (Haysemi Mecmau'z Zevaid: 4.c / 265)


    Mut’a nikahına iznin verildiği yerlerin hepsinde bir zorunluluk söz konusudur.
    Abdullah b. Mesud anlatıyor:
    “Biz Rasulullah (s.a.v.) ile birlikte -yanımızda kadınlar olmadığı halde- gazâda bulunuyorduk.
    Peygamber (s.a.v.)’e Kendimizi hadım edelim mi? dedik, buna izin vermedi.
    Sonra bir elbise karşılığında belli bir süreye kadar kadınlarla evlenmemize müsaade etti.’
    İbn Mesud daha sonra Ey iman edenler! Allah’ın size helal kıldığı tertemiz şeyleri kendinize haram kılmayın.” (Maide, 87) mealindeki ayeti okudu.”(Buhari ; Muslim; Neylu’l-Evtar, 6/545).

    İlk zamanlarda muta nikahına cevaz verilmiş, daha sonra neshedilmiş olduğundan, sahabeler arasında farklı görüşler ortaya çıkmıştır. Peygamber (s.a.v)’in buna dair ruhsat verdiğini bilen, ama daha sonra neshedildiğinden haberi olamayan sahabîler, bunun cevazına hükmetmişler. Ancak, neshedilip hükmünün ortadan kaldırıldığını öğrenen sahabiler ise bunun haram olduğu yönünde görüş beyan etmişlerdir.
    Bazı sahabilerin daha sonra bu nikahın yasaklandığını öğrenince eski fikrinden vazgeçtiği bilinmektedir. Bunlardan biri de İbn Abbas olduğuna dair rivayetler vardır. (el-Fıkhu’l-İslamî, VII/64-70)


    Mut’a nikahının neshedildiğine dair bir çok rivayet vardır. Buharî ve Muslim’in Ali (r.anh)’den yaptığı rivayet göre, Peygamberimiz (s.a.v.) Hayber’de ehlî eşeklerin etini ve mut’â nikahını yasakladı.” (Buhari ; Muslim; Neylu’l-Evtar, 6/546).
    Bu neshin Mekke fethinde, Veda haccında yasaklandığına dâir rivayetler de vardır
    (Neylu’l-Evtar, 6/546).

    İbni Mace'den: «Rasulullah (s.a.v.) mut'a nikahını haram kıldığında hutbeden bütün müslümanlara hitabla, «Ey mu'minler, hepiniz biliyorsunuz ki, ben mut'a nikahına musâde etmiştim. Haberiniz olsun. Allah onu kıyamet gününe kadar kesin olarak haram kılmıştır
    (İbni Mâce, Muslim; El-Vakidî; Fahraddin Razi. age, C. 10. S. 51. 390)

    Mut'anın; nesh olduğuna dair delillerden bazıları da, şu hadis-i şeriflerdir de şu rivayetlerdir:
    Rasulullah kadınlarla mut'a nikahını yasakladıktan sonra, "bazı kimselere ne oluyor ki, bu mut'a nikahına tevessul ediyorlar?.." (İbn Hacer, 9/173).

    İbn Mace de Abdullah b. Ömer’den şunu nakletmiştir:
    Ömer halife olduktan sonra bir hutbe irat etti ve şunu söyledi: Rasulullah (s.a.v.) bize üç gün için muta nikahına izin verdi, sonra onu haram kıldı.” (İbn Hacer, 9/172).

    İbn Munzir’in belirttiği gibi, İlk zamanlarda mut’a nikahının caiz olduğunu gösteren alimler olmakla beraber, daha sonra bu nikahın haram olduğu hususunda -Şialar hariç- İslam alimleri arasında icma hasıl olmuştur. (Neylu’l-Evtar, 6/548).

    İslam alimlerinin büyük çoğunluğunun kabul ettiği görüşe göre, daha önce izin verilen muta nikahı daha sonra neshedilip cevaz hükmü ortadan kaldırılmış ve kıyamete kadar kesin olarak haram kılınmıştır. Durum böyle olunca, artık ilk zamanlardaki cevaz şartı gibi görünen “zorunluluk” üzerinde durmanın bir anlamı yoktur. Çünkü bu gün hiçbir zorunluluk böyle bir yolu açamaz.

    Konuyla ilgili daha başka bulunan hadisler de mevcuttur.

    5115- Ali (r.anh)'dan, İbn Abbas'a dedi ki: "Peygamber (s.a.v.) Hayber gazvesi esnasında mut'a nikahını da , yerli eşek etlerini de nehyetmişti" (Fethu'l-Bari; C.9, S:410;Buhari : 11.c / 5208.s, Muslim : 4.c / 1407.n, Tirmizi : 2.c / 1129.n, İbn Mace : 5.c / 1961.n, Nesei : 6.c / 3350.n)

    5116- Ebu Cemre'den, dedi ki: "Ben İbn Abbas'a kadınlarla mut'a nikahını yapmaya dair soru sorduğunu, O'nun da buna ruhsat verdiğini dinledim.
    O'nun bir azatlısı O'na dedi ki: "Ama bu ancak çok zor ve sıkıntılı hallerde ve kadınların oldukça az olduğu zamanlarda (ya da buna benzer hallerde) olabilir (değil mi?)
    İbn Abbas : "Evet" diye cevab verdi. (Fethu'l-Bari; C.9, S:410)


    ... İbn Ömer (r.anhuma)’dan: Babam halife olunca halka bir hutbe vererek şöyle dedi:
    Rasulullah (s.a.v)’in şubhesiz mut’a nikahı için bize üç gün izin verdi. Sonra bunu haram kıldı. Rasulullah (s.a.v)’in mut’a nikahını haram kıldıktan sonra helal kıldığına şahidlik edecek dört şahidi bana getirmedi kçe, evli iken mut’a suretiyle bir kadınla birleştiğini bileceğim herhangi birini Allah’a yemin ederim ki recm ederim. (İbn Mâce : C.5 , Hadis no: 1963)

    ... Abdullah ibn Ömer (r.anhuma)’dan: Kendisine biri mut’a hakkında soru sorar. Abdullah (r.anh)’da haramdır der. Soruyu soran: Ama falan insan bunu caiz görüyor, der.
    Abdullah (r.anh) : Allah’a yemin olsun ki herkes bilir ki Rasulullah (s.a.v) hayber gazvesi sırasında mut’ayı haram etti. Artık zaniler değiliz der. (Tahavi : C. 3, Hadis no 25)

    ... İbn Ömer (r.anhuma) : "Bir erkeğe sadece islam nikahı ile evlendiği karısı helaldir. Bu nikahta mehir vardır. Erkeğin kadına, kadının erkeğe miras hakkı vardır. Kadını muayyen bir müddetle (yani mut’ayla) alamaz. Aldı mı artık o hanımıdır. İkisinden birisi ölürse diğeri ona varis olur" buyurmuştur. (Beyhaki: C3, hadis no 207)
    ... Ömer ibnu Abdulaziz şöyle dedi: Bize er-Rabi ibn Sebre el-Cuheni, babasından tahdis etti ki, Rasulullah (s.a.v) mut’a nikahından nehiy buyurmuştur. Ömer ibn Abdulaziz ilave ederek şöyle dedi: Haberiniz olsun ki mut’a nikahı şu günümüzden itibaren kıyamet gününe kadar haramdır. Her kim bir atiyye vermiş ise onu geriye almasın. (Muslim : C4, S. 300)
    İbn Şihab dedi ki: Bana Urvetu’bnu Zubeyr şöyle haber verdi: Abdullah ibn Zubeyr Mekke’de ayağa kalktı ve (Mut’a nikahını tezviz ettiğinden dolayı ibn Abbas’tan tar’iz ederek) "bir takım insanlar var ki Allah onların gözlerini kör ettiği gibi, kalblerini de körleştirmiştir. Bunlar mut’a nikahına fetva vermektedirler" dedi ve bununla bir kimseyi ta’riz ediyordu.
    O ta’riz edilen zat (ibn Abbas) o zaman halife bulunan ibn Zubeyr'e karşı nida edip: "Muhakkak ki sen kuru ve katı bir kimsesin. Hayatım elinde olana yemin ediyorum ki muttakilerin imamı olan Rasulullah (s.a.v) zamanında mut’a yapılıyor idi" dedi.
    O’na cevaben ibn Zubeyr de: "Öyle ise sen kendi nefsinle tercume et. Allah’a yemin ediyorum ki eğer sen mut’a nikahı yaparsan, ben seni muhakkak ki recm yapılan taşlarınla taşlar recm ederim." dedi.
    İbn Şihab dedi ki: Bana Allah’ın kılıcı olan Muhacir Halid ibn Velid’in oğlu halid haber verdi ki, kendisi bir zatın yanında oturuyordu. O zatın yanına başka birisi gelip ondan mut’a nikahı konusunda fetva istemiştir. Beriki zatta gelen kimseye mut’a nikahı yapmasını emretmiş.
    Orada bulunan Ebu Amre el-Ensarinin oğlu da hemen bu fetvaya karşı o zata: Yavaş ol, acele etme! deyince;

    Bu sefer o kimse: O nedir? Allah’a yemin ediyorum ki mut’a nikahı bütün muttakilerin imamı olan Rasulullah (s.a.v) zamanında yapılmıştır dedi.
    Ebu Amre oğluda : "Hiç şubhe yok ki mut’a islamın evvelinde ona muztar kalan kimseler için, ölmüş hayvan, kan ve domuz etinde olduğu gibi bir ruhsat olmak üzere meşru kılınmıştı. Sonra Allah’u Teala dinini muhkemleştirdi ve mut’adan nehiy buyurdu" dedi.
    (Muslim : C4, hadis No 27)

    ... Abdullah ibn Ömer (r.anhuma)’ya biri gelerek ibn Abbas’ın mut’a konusunda cevaz verdiğini söyler, İbn Ömer ise :
    "Subhanallah! İbn Abbas’ın böyle bir fetva vereceğini zannetmiyorum" der.

    Ancak oradakiler haberi te’yid edince ibn Ömer: "Rasulullah (s.a.v) hayatta iken ibn Abbas küçük çocuk idi." der ve ilave eder: "Rasulullah mut’ayı bize yasakladı artık zaniler değiliz."
    (Haysemi Mecmau'z Zevaid: 4.c / 265)



    5119- Iyas ibn Seleme İbn el-Ekva'dan , o babasından, o rasulullah (s.a.v.): "herhangi bir erkek ve bir kadın birbirleriyle (birlikte kalmak üzere) anlaşırlarsa beraber kalacakları sure 3 gündür. eğer artırmak isterlerse arttırırlar, yahut ayrılmak isterlerse ayrılabilirler, diye buyurdu. Acaba bu , yalnız bize ait bir husus muydu yoksa bütün insanlar için böyle mi idi, bilmiyorum?

    Ebu Abdullah (Buhari) dedi ki: "Buna Ali, Peygamber (s.a.v.)'den , mensuh olduğunu söylediğini belirterek açıklama getirmiştir."

    Açıklama :

    "Peygamber (s.a.v.)in en son Mut'a nikahını yasakladığı"

    Mut'a nikahı, kadın ile belli bir sureye kadar evlenmek demektir. Sure bittiği taktirde birbirlerinden ayrılırlar. Buhari'nin başlıkta "en son, sonunda" lafzını kullanmış olmasından mut'a nikahının önceleri mubah olduğu, yasaklanışının da en son konulan hukum olduğu anlaşılmaktadır.

    Selef mut'a nikahı hakkında ihtilaf etmişlerdir. İbnu'l Munzir der ki. İlklerinden bu hususta ruhsat nakledilmiştir. Ancak bugün (Rafıziler dışında) ona cevaz veren kimse olduğunu bilmiyorum. Allah'ın kitabına ve Rasulunun ve sunnetine muhalif olan bir görüşün de hiç bir anlamı yoktur.
    Iyad der ki : daha sonra bu nikahın haram oluşu üzerinde Rafıziler dışında bütün ilim adamları icma etmişlerdir. İbn Abbas'a gelince; O'nun bu nikahı mubah gördüğü rivayet edilmiştir. Yine O'ndan, bu görüşünden geri döndüğü de rivayet edilmiştir.


    İbn Battal der ki: Mekke'liler ile Yemen halkı İbn Abbas'tan Mut'anın mubah olduğu görüşünü rivayet etmişlerdir. O'nun bu görüşünden geri döndüğü , zayıf senedlerle de rivayet edilmiştir, ama O'ndan mut'a nikahını caiz gördüğü rivayeti daha sahihtir. Şia'nın mezhebi de budur.

    İbn Battal der ki: Ancak ilim adamları icma ile şunu belirtirler: Şu anda bu nikah ne zaman yapılırsa batıl olur. İster duhuldan önce olsun, ister duhuldan sonra olsun.
    Ancak Zufer'in (hanefi mezhebi alimlerinden) görüşü mustesnadır. Çünkü O bunu fasid şartlar gibi değerlendirmiştir. Ancak peygamber (s.a.v) in : "Her kimin yanında mut'a nikahı ile bir kadın bulunuyorsa hemen onu serbest bıraksın" buyruğu bu görüşünü reddetmektedir.



    El-Hattabi de şunları söyler: «Mut'a nikahı İcma ile de haramdır. Yalnız bazı şii alimleri mubah demektedirler. Şiilerin bu görüşü kabul edilirse, onların fıkıh usulleri kurallarına göre Ali'ye muhalefet edilmiş olur. Çünkü Ali'den kesin biçimde yapılan nakillere göre mut'a nikahı İslâm'ın başlangıcında mubah ise de bilahere haram kılınmıştır.

    «Beyhakî, Cafer bin Muhammed'den şöyle bir rivayet nakleder: «Ona mut'a nikahı soruldu. «Mut'a nikahı doğrudan doğruya zinadır.» cevabını verdi.» Bu nakil de gösteriyor ki. şiflerin zonları batıl ve asılsızdır.»

    Allame Şevkanî'nln bir tahkikatı:
    «Her halukarda Resufullah (s.a.v.)'tan bize ulaşanla amel etmemiz lazımdır. Ondan, mut'a nikahının ebediyyen haram olduğu mutevatir hadislerle bize ulaşmıştır. Sohabilerden bir veya İki tanesinin diğer sahabilerin icmaına rağmen mut'anın helal olduğuna dair görüşleri onun haram oluşunu değiştirmez. Biz, bu zayıf görüşle amel ettiğimiz takdirde şer'an mazur sayıtamayız. Çünkü sahabilerin çoğu onu haram bilmiş, haram kabul etmişler ve bu da bize mutevatir rivayetlerle ulaşmıştır.

    «Hatta, Abdullah bin Ömer (r.anhuma), «Rasulullah (sav) bize mut'a nikahıyla evlenmeye musâde ettiği halde bilahere ebediyyen haram olduğunu bildirmiştir. Allaha yemin ederim ki, evli bir kimse, bir kadınla mut'a nikahı yapsa onu recmeder veya ettiririm.» demiştir.

    «İbni Cevzî şöyle der: «Bazı mufessiriere göre, «...O halde onlardan hangisiyle faidelendiyseniz ücretini takdir edildiği vech ile verin...» (Nisa 24) âyetinden maksat mut'a nikahıdır ve mut'a nikahı daha sonra Rasulullah (s.a.v.) tarafından haram kılınmıştır. Bu mufessirlerln görüşü yersizdir. Çünkü âyetin başlangıcı sözkonusu nikahın mut'a değil, daimi bir nikah olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla âyet mut'a nikahının caiz olduğunu göstermemektedir. Mut'a nikahı'bizzat Rasulullah (s.a.v.) tarafından mubah kılınmış, sonra da haram edilmiştir. Ayetteki faldefenmeklen maksat nikah yoluyla faydalanmaktır. Fıkıh usulü kaidelerine göre herhangi bir kayıt ve şarta bağlanmadan kullanılan kelime kamil manasında anlaşılmalıdır.
    Âyette bahis konusu olan faidelenmek geçici veya daimi olarak kayıtlanmadığına göre daimi nikahın anlaşılması gerekir.»

    İyad dedi ki : Bu nikahın batıl olmasının şartının, şartı açıkça ifade etmek olduğu hususu üzerinde ilim adamları icma etmişlerdir. Eğer akit esnasında bir sure sonra ayrılmayı niyet etmişse nikahı sahih olur. Ancak Evzai bunun batıl olduğunu söylemiştir. İlim adamları mut'a nikahı yapan kimseye had mi vurulur, yoksa tazir mi yapılır hususunda iki farklı görüşe sahiptirler. Bu görüşlerin dayanakları da şudur:
    Acaba ihtilaftan sonra meydana gelen ittifak, önceki ihtilafı ortadan kaldırır mı?


    Kurtubi der ki : Bütün rivayetler Mut'anın mubah olduğu surenin uzun sürmediğini ve onun daha sonra haram olduğunu ittifakla belirtmektedir. Daha sonra Selef'de Halef'de (bu hususta kendisine iltifat ve itibar edilmeyen bazı rafıziler mustesna) haram olduğu üzerinde icma etmişlerdir. (Fethu'l-Bari; C.9, S: 411-412)

    Mut'a Nikahını Rasulullah (s.a.v) Serbest bıraktı, Fakat Ömer (r.anh) nefsinden yasakladı! İddiası

    1- “İki muta (hac mutası ve nikah mutası) Rasûlullâh (s.a.v.)’ın döneminde serbest idi. Ben bu iki mutayı da yasaklıyorum ve onları yapanı da cezâlandıracağım.”(Ebu Salih Katibu’l-leys ve Tahavî bu rivayete yer vermiştir, Kenzu’l-Ummal, h. No: 45715).
    Kaynak olarak gösterilen 1. kitap Tahavî’nin “Muşkilu’l-asar”ın da bu rivayete rastlayamadık. 2. kişi Ebu Salih hakkında ise alimler tarafından farklı değerlendirmeler yapılmıştır.
    Ömer, hilafeti sırasındaki hutbesinde, bütün sahabelerin huzurunda mut'a nikahının haramlığını ilan etmiş, buna karşılık bütün sahabiler sukût etmiştir. Bu sukût da bir icmâdır. Şayet Ömer hata etmiş olsaydı, sahabiler içinde bulunan Ali, Abdullah ibni Abbas (r.anhum) ve diğer büyük fakih sahabilerin sukut etmesi mümkün olur muydu?


    2- İbn Hanbel’deki rivayete göre, Cabir (r.anh) şöyle demiştir:
    Biz Peygamber (s.a.v.) devrinde muta yapardık. Sonra Ömer bize bunu yasakladı, biz de vazgeçtik.”(İbn Hanbel, 3/325).,
    Bunda da İbn Hanbel’deki diğer bir rivayete göre Ömer (r.anh) şöyle demiştir:
    Kur’an aynı Kur’an’dır, Rasulullah aynı Rasulullahdır. Rasulullah (s.a.v.) devrinde şu iki muta vardı; bir Hac mutası, diğeri kadın mutası." (İbn Hanbel, 1/52).
    Görüldüğü üzere, bu iki rivayet birbirine taban tabana zıttır. Bu ikinci rivayetin sahih olduğunu gösteren başka rivayetler vardır. Örneğin, İbnu’l-Munzir ve Beyhak’ı’nin rivayetlerine göre Abdullan b. Ömer şöyle demiştir: Ömer minbere çıktı, Allah’a hamd-u sena ettikten sonra şöyle dedi:
    Rasulullah kadınlarla muta nikahını yasakladıktan sonra, "bazı kimselere ne oluyor ki, bu muta nikahına tevessul ediyorlar?.." (İbn Hacer, 9/173).
    İbn Mace de Abdullah b. Ömer’den şunu nakletmiştir:
    Ömer halife olduktan sonra bir hutbe irat etti ve şunu söyledi: Rasulullah (s.a.v.) bize üç gün için muta nikahına izin verdi, sonra onu haram kıldı.” (İbn Hacer, 9/172).
    İbn Munzir’in belirttiği gibi, İlk zamanlarda mut’a nikahının caiz olduğunu gösteren alimler olmakla beraber, daha sonra bu nikahın haram olduğu hususunda -Şialar hariç- İslam alimleri arasında icma hasıl olmuştur. (Neylu’l-Evtar, 6/548).


    Anlaşılması Gereken :
    Cabir gibi bazıları bunun Rasulullah (s.a.v.) tarafından yasaklandığını duymadıkları için, Ömer (r.anh)’den bunu duyunca kendisinin bunu içtihadıyla yasakladığını sandıkları kuvvetle muhtemeldir. Nitekim, ilk zamanlarda mutayı caiz görenlerden biri de Cabir’dir.
    İbn Hacer’in de belirttiği gibi muta nikahının yasaklanması Peygamber (s.a.v.) tarafından emredilmiştir. Dolayısıyla, Ömer (r.anh)’in mutayla alakalı olarak seslendirdiği “yasak” onun bir içtihadı değil, Peygamber (s.a.v.)'in sünnetini / yolunu izlemek ve onu yeniden halka duyurmak manasındadır. (Fethu’l-Bârî, 9/172 ve 10. Cilt Sayfa: 410-411. polen yayınları).

    "Ömer’e Allah rahmet etsin, eğer -Allah’ın kullarına merhametinin bir eseri olan- mut’ayı yasaklamasaydı, asla kimse zina yapmaya ihtiyaç duymazdı / ona yeltenmezdi.”

    Sözü Abdullah b. Abbas’a aittir. (Neylu’l-Evtar, 6/547).
    İbn Abbas, muta hükmünün neshedildiğini duymadığı için bu yasağı Ömer (r.anh)’in bir içtihadı olarak değerlendirmiştir. Bu ifadeleriyle demek istemiştir ki, “Eğer Ömer muta nikahını yasaklamasaydı, insanlar/gençler, bekârlar cinsel ilişkiye ihtiyaç duydukları zaman hemen bir muta nikahı kıyıp cinsel ihtiyaçlarını tatmin eder ve artık zinaya yeltenmezlerdi…”

    Ancak, İbn Abbas’ın daha sonra- mut'anın Peygamber (s.a.v.) tarafından yasaklandığını işitib bu eski düşüncesinden vazgeçtiğine dair rivayetler vardır.
  2. kaynak

    kaynak Üyeliği İptal Edildi

    ALLAH ecrini artırsın
  3. Ринат

    Ринат Islam-TR Üyesi

Yüklüyor...

Sayfamızı paylaşarak bize destek verebilirsiniz.