ÖNSÖZ.. 2
H- MESTLER ÜZERİNE MESH ETMEK.. 2
1- Mestler Üzerine Mesh Etmek Caizdir. 2
2- Mestler Giyilmeden Önce Teiniz (Abdestli) Olma Şartı. 7
3- Mestlere Mesh Etmenin Geçerlilik Süresi. 8
4- Mestlere Mesh Etmede Süresizlik. 9
5- Mestlerin Üstüne Mesh Etmek. 10
6- Mestlerin Altına Ve Üstüne Mesh Etmenin Cevazı. 11
7- Çoraplara Ve Pabuçlara Mesh Etmek. 11
Fıkhi Hükümler. 12

ÖNSÖZ

Müsned Tercemesinİn III. cildine başlama imkânı veren Rabbimize hamd, doğru yolu göstermesi ve açıklaması için gönderdiği Hz. Muhammed'e, onun Ehl-i beytine ve ashabına da salât ü selâm ederiz.
Allah'ın yardımı, sizlerin dua ve destekleriyle zorlu çalışmamız devam etmekte, belirli bir hız kazanmaktadır, II. ciltte İslâm Akaidi konusu bitmiş, İslâm Fıkhı-îbâdet bölümüne başlamıştık. İbadet öncesi temizlik Allah ve Rasûlü'nün emri olduğu için konuyu naslardan anlamak gerekir. Bu açıdan hadislerin önemi tartışılmaz. Ancak konuyu Kur'ân bağlamından koparmamak için ilgili ayetler konu başlıkları altına eklenmeye devam edildi. Ayrıca bu konuda sahabe, tabiûn ve etbâi başta olmak üzere müctehid imamların görüşleri de zikredildi. Bu çalışmada her zaman olduğu gibi temel kaynaklara, Özellikle imamların kendi kitaplarına ya da kendi talebelerinin çalışmalarına müracaat edildi. Fıkıh eğitiminde naslara ve kaynaklara inilmeksizin metin çalışmasının yapıldığı günümüzde böyle bir çalışma umarız ki ilmî yapımıza belli bir ivme kazandırır.
Çalışmalarımızda zaman zaman yeni kaynak kitaplara ulaşmanın heyecanını/sevincini yaşadık. Her yeni kaynak, doğruya biraz daha yaklaşmak demektir. Selef alimlerimiz bize bu noktada hazineler bırakmıştır. Ancak dil problemi ve kaynak kitapların azlığı gibi sebeplerle çalışmalar bazı kitaplar etrafında örülmüştü, biz daha çok kaynağa ulaşma çabasıyla bu sarmalı aşmaya çalışıyoruz. Konu ile ilgili yüzlerce kaynak kitap, kütüphane yanında bilgisayar ortamında taranmakta, sonra bu bilgiler belli bir ilmî disiplin altında toplanmakta ve sıralanmaktadır.
Bu ciltte sizlere vermek istediğimiz bir başka güzel haber de III. cilt ile birlikte ek bir kitapçığın sizlere hediye edilmesidir. Bu kitapçık Ensar/Hadis Araştırmaları adı altında sunulacak, hadisle ilgili ek bilgiler değişik makale ve söyleşilerle sizlere ulaştırılacaktır.
Müsned Tercemesinİn II. cildinde okuyucuya yardımcı olması için konulan "İslâm Fıkhında Sünnet'in Bağlayıcı Rolü" ve "İbadet Fıkhında Sünnet'in Rolü" isimli iki makale uzun süreli bir çalışmanın sonucu olarak sunulmuş ve sizlerin beğenisini kazanmıştı. Bu ciltte de "Namazın Tarihçesi ve Fonksiyonları" ile "Namaz ve Çocuk" makaleleri eklenmiştir.
Hadislerin tahrici ile rivayetlerin sıhhati ve istinbattaki gücü belirlendi. Tahriç çalışması sizlerin büyük takdirini kazanmıştı ve bize gelen temenniler de her hadis tercemesinin bu şekilde ciddi bir tahricinin yapılması şeklindeydi. Umanz ki biz bu konuda bir başlangıç yapmış ve İyi bir çığır açmış oluruz.
Ahkâm konusundaki farklı rivayetler sebebiyle müctehid imamların söz konusu hadisleri anlayışı, mezheplerin bakış açıları incelendi, analiz edildi; ittifak ve ihtilaf edilen meseleler konu sonlarında açıklandı, ayrıca tablo olarak da ünite sonlarına eklendi.
Bu ciltte; Mestler Üzerine Mesh Etmek, Abdesti Bozan Hâller, Cünüplük ve Diğer Sebeplerden Dolayı Gusül Almak, Hayız, İstihâze ve Nİfas, Teyemmüm, Namaz ve Namazın Tarihçesi konulan bulunmaktadır.
Çalışmamızın tüm insanlığa faydalı olması temennisiyle dua ve desteklerinizi bekleriz.[1]
Terceme Heyeti

H- MESTLER ÜZERİNE MESH ETMEK

1- Mestler Üzerine Mesh Etmek Caizdir

319/627- Hemmam'dan:[2]
Cerîr b. Abdullah (Radıyaiiahu anh) bevletti, sonra abdest aldı, mestlerine mesh etti ve kendisine denildi ki:
'Bevlettiğin hâlde böyle mi yapıyorsun (abdestten sonra mesh mi ediyorsun)?' Cerîr şöyle cevap verdi:
'Evet. (Çünkü) Rasûlullah'ın (SaiMiaha aleyhi ve seiiem) bevlettikten sonra abdest alıp mestlerine mesh ettiğini gördüm.'
§Râvilerden İbrahim şunu ekledi: 'Bu rivayet orada bulunanları şaşırttı, çünkü Cerîr'in Müslüman oluşu Mâide sûresinin inişinden sonradır.'[3]

Açıklama

Rivayette söz konusu edilen âyet, (Mâide 5/6) abdest/teyemmüm âyetidir ve Benî Müstalik savaşının olduğu h.4. ya da 5. yılda nazil oldu. Halbuki Cerîr b. Abdullah h.10. yılda (Ramazan ayında) Müslüman oldu. Orada bulunan bazı kişiler Cerîr'in uygulamasına şaşırdılar. Çünkü mestlerin üzerine mesh etme konusunun Mâide sûresi ile mensûh olduğunu (kaldırıldığını) zannediyorlardı.
Başka tarikle gelen benzer rivayette, Cerîr b. Abdullah: 'Ben Rasûlullah'ı (Sallallahü aleyhi ve sellem) mesh ederken gördüğüm hâlde (artık) beni mesh etmekten ne alıkoyabilir? ' dedi. Kendisine: 'Ancak bu (mesh etmenin cevazı) Mâide süresindeki âyetin inmesinden önceydi (galiba)1 denilince:
'Ben Mâide süresindeki âyet indikten sonra Müslüman oldum' diye cevap verdi.'
Bu hadis rivayeti, mesh konusundaki kapalılığı açıklar. Çünkü bazıları mestlere mesh etme konusunun Mâîde süresindeki âyetten sonra mensûh olduğunu zannediyorlardı. Bu rivayet kesin olarak açıklamaktadır ki mestlere mesh etmek her zaman caizdir ve hükmü kaldırılmamıştır. Önce inen âyet sonra devam eden bir hükmü hükmü neshetmez.[4]

320/628- İbn Abbas'tan (Radtyallahüanküma):[5]
Münzir'in ise Hasan'dan yetmiş sahâbiden nakledildiğini, hattâ elliyi aşkın sahâbînin rivayetlerini senedi ile birlikte verdiğini söyler. Suyûtî Tedrîbü'râv?Ğ& (bk. s.354) "el-Ezhâru'l-mütenâsira fî'l-ahbâri'l-inütevâtira" isimli eserinde yetmiş sahâbiden naklettiğini belirtir."
Rasûlullah (Saiiaiiahü aleyhi ve sdtem) mestlerinin üzerine mesh etmişti. Şu iddia sahiplerine sorun, Hz. Peygamber Mâide süresindeki âyetten önce mi, yoksa sonra mı mesh etti? Vallahi o Peygamber Mâide sûresinin nüzulünden sonra mesh etmedi. Bence çölde binek hayvanının sırtına[6] mesh etmem mestlere mesh etmemden daha iyidir.[7]

Açıklama

Hz. Âişe, Ali, Ebû Hüreyre ve Abdullah b. Abbas'ın (Radtyallahü anhüm)\ mest üzerine mesh etmenin caiz olmadığına dair sözleri İle ilgili haberler metin olarak şaz, sened açısından da zayıf ya da uydurmadır. Dolayısıyla meshin cevazına dair tevatür derecesine ulaşmış rivayetler yanında etkisiz kalmaktadır. Ayrıca mest üzerine meshin caiz olmadığını nakleden dört sahabiden İbn Abbas dışındaki üç sahabînin meshin cevazına dair rivayetleri de bulunmaktadır.[8]
İbn Münzir, Abdullah b. Mübârek'ten; 'meshin cevazı konusunda sahabe arasında ihtilâf olmadığı' sözünü nakleder. İbn Hacer bu konudaki rivayetlerin seksen sahabiden, Nevevî İse yetmiş sahabiden geldiğini ve mütevatir olduğunu belirtir.[9]
Müsned'de mestlere mesh etmenin cevazını rivayet eden bazı sahabîler:
Hz. Âişe, Meymûne, Ömer b. Hattab, Cerîr b. Abdullah, Abdullah b. Ömer, Bilâl el-Habeşî, Büreyde, Sa'd b. Ebî Vakkas, Amr b. Ümeyye ed-Damrî, Ali b. Müdrik, Muğîre b. Şu'be, Safvan b. Assâl el-Murâdî, Huzeyme b. Sabit, Avf b. Mâlik el-Eşceî, Evs b. Ebû Evs.
Mest üzerine meshi inkâr edenler İmâmiyye ve Hâriciyye mezhepleri ile birlikte Ebû Bekir b. Dâvud ez-Zâhirî'dir ve bunlar da azınlıkta kalmışlardır.[10]

321/629- îbn Ömer'den {RadtyallahüanMma):[11]
Sa'd b. Ebî Vakkas'ı (Radtyaiiahu anh) Irak'ta abdest alırken mestlerine mesh ettiğini gördüm ve bunu reddettim/kabul etmedim. Hz. Ömer'in yanında toplandığımızda Sa'd bana dedi ki:
'Reddettiğin/kabul etmediğin mest üzerine mesh etme hakkında babana sor, (bakalım).' Ben de konuyu babama anlatınca bana şöyle dedi:
'Sa'd sana bir şey aktanrsa onu reddetme, şüphesiz Rasûlullah (SaiiaiiaMaleyhi ve sellem) mestleri üzerine mesh ederdi.'[12]

322/630- Nâfî'den:[13]
İbn Ömer bir keresinde Sa'd b. Mâlik'i (Radiyaiiahu anhum)[14] mestleri üzerine mesh ederken gördü ve ona:
'Siz böyle yapıyorsunuz, (öyle mi?)' dedi.
Sa'd da: 'Evet' diye cevap verdi.
İkisi (beraber) Hz. Ömer'in huzurunda bir araya geldiler ve Sa'd dedi ki:
'Ey Mü'minlerin emîri! Yeğenime[15] mestlere mesh etmek hakkında fetva ver!'
Hz. Ömer şöyle dedi:
'Biz Hz. Peygamber'le (Saiiaiiahtı aleyhi ve seiiem) beraberken mestlerimize mesh ederdik.'
Bunun üzerine İbn Ömer sordu:
'Büyük ve küçük tuvalet ihtiyacını giderdikten sonra da (mesh edilebilir mi)?'
Hz. Ömer:
'(Evet) büyük ve küçük tuvalet ihtiyacını giderdikten sonra da (mesh edilebilir).''
§ (Râvi) Nâfî’ şöyle dedi: 'Bundan' (tuvalet ihtiyacından) sonra İbn Ömer mestlerini çikartmaksızm üzerlerine mesh ediyor ve bunu belli bir süreyle de sınırlamıyordu.'[16]

323/631- Bilal’den (RadtyaUalıBanh):[17]
'Rasûlullah'ı (Saiiaiiaha aleyhi ve seüem) mestlerine ve başındaki örtüye / sarığa mesh ederken gördüm.'[18]

324/632- Hz. Ömer'den (Radıyatiahn anh):[19]
'Tuvalet ihtiyacını giderdikten sonra, Rasûlullah'ı (SaiiaiiaM aleyhi ve abdest alıp mestlerine mesh ederken gördüm' dediği rivayet olunur.[20]

325/633- Hz. Ömer'den (Radıyatiahn anh):[21]
'Rasûlullah'ı (SaiiailaM aleyhi ve setiem) yolculukta mestlerine mesh ederken ben gördüm.'[22]

326/634- Amr b. Ümeyye ed-Damrî'den (Radıyatiahn anh):[23]
'Rasûlullah'ı (Saiiaiiaha aleyhi ve seiiem) mestlere ve (başındaki) örtüye mesh ederken gördüm.'[24]

321/635- BİlâVden (Radıyallabü anlı):[25]
RaSÛlUİlah (Sallallahü aleyhi ve sellem) dedi ki:
"Mestlere ve (baştaki) örtüye mesh edin/edebilirsiniz!"
§Diğer rivayette: RasüJullah mesh etti, şeklinde geçmektedir.[26]

328/636- Abdullah b. Büreyde babasından (RadıyaUaM aııhum):[27]
Necâşî Hz. Peygamber'e (Saiiaitaim aleyhi ve seiiem) saf siyah renkli bir çift mest hediye etti. Rasûlullah da onları giydi, sonra abdest alıp üzerlerine mesh etti.[28]

329/637- Sa'db. Ebî Vakkas'tan (Radıyallabü anh):[29]
Hz. Peygamber (Saiiaiiahü aleyhi ve seiiem) dedi ki:
"Mestlere mesh etmekte sakınca yoktur."[30]

330/638- Alib.Müdrik'ten;[31]
Ebû Eyyûb'u (Radıyaiiaha anh) gördüm, mestlerini çıkarıyor ve etrafındaki kişiler de kendisine (hayretle) bakıyordu. Şöyle dedi:
'Ben Rasûlullah'ı (SaiiaiiaM aleyhi ve seüem) mestlere mesh ederken gördüm, ancak (ayakları) yıkamam bana daha hoş geliyor.'[32]

331/639- Süleyman b. Büreyde babasından (Radıyallabü anh):[33]
Rasûlullah (Saiiaiiaha aleyhi ve seitem) fetih günü, yani Mekke'nin fethi günü abdest aldı ve mestlerine mesh etti. Kendisine Hz. Ömer:
'Ey Allah'ın Rasûlü! Bugün seni önceden yapmadığın bir şeyi yaparken gördüm' deyince şöyle buyurdu:
"Bunu bilerek yaptım, ey Ömer! "[34]


2- Mestler Giyilmeden Önce Teiniz (Abdestli) Olma Şartı

332/640- Muğîre b. Şu'be'den (Radıyallabü anh):[35]
Bir yolculukta Rasûlullah'ın (SaiMiaM aleyhi ve seitem) abdest almasına yardımcı oldum (yani su getirdim/döktüm); yüzünü ve kollarını yıkadı, başına ve mestlerine mesh etti. Ben dedim ki:
'Ey Allah'ın Rasûlü! Mestlerini çıkartmayayım mı?' Şöyle buyurdu:
"Hayır, ben onları temiz olarak (ayaklarımı yıkayarak) giydim."
§[Râvi: 'Ben de bundan sonra yalın ayak yürümedim, (mest giydim dedi)] ve ekledi; 'Sonra da (Rasûlullah) sabah namazını kıldı.'[36]

333/641- Muğîre b. Şu'be'den (Radıyaüaim anh):[37]
Kendisi Rasûlullah'la (Saiiaiiaha aleyhi ve seiiem) birlikte yolculuğa çıkmıştı. (Yolda) Hz. Peygamber bir vadiye yöneldi, orada ihtiyacını giderdikten sonra (Muğîre'nin yanına) geldi. Abdest aldı, mestlerini çıkardı ve ayaklarını yıkadı, (mestlerini tekrar giydi). Sonra abdesti bozulunca döndü, tekrar abdest aldı ve mestlerine mesh etti. Ona:
'Ey Allah'ın Rasûlü! Mestleri çıkarmamayı unuttun' deyince şöyle buyurdu:
"Hayır/kesinlikle (unutmadım) bilâkis sen unuttun, izzet ve celâl sahibi Rabbim bana bunu emretti."[38]

334/642- Ebû Hüreyre'den (Radıyaüaim anh):[39]
RaSÛlullah (Saltallahü aleyhi ve sellem)'.
"Abdest almama yardımcı ol!" deyince kendisine abdest suyu getirdim. (Bu su ile tuvalete gidip) istinca yaptı, (sonra döndü) elini toprağa daldırdı ve eline mesh etti, ardından abdest aldı ve mestlerine mesh etti. Kendisine: 'Ey Allah'ın Rasûlü! Ayaklarını yıkamadın' deyince şöyle buyurdu: "Ayaklarım temiz (abdestli) olduğu hâlde mestleri giymiştim."
NOT: Mestin tam bir temizlikle giyilmesinde ittifak vardır. Tam temizlik, gusül ve abdest gerektiren hallerden temizlenmektir. Bu hükümler abdestte ayağın yıkanmasına/geçerli olmasına benzer, zira mest üzerine mesh etmek ayağı yıkamanın bedelidir. Asıl olmazsa ya da asla benzemezse bedelin hükmü ibtâl olur. 'Mest, belli süreyle ayağa hadesi geçirmez' esası da mestlerin mesh edilebilmesi için önceden ayağın hadessiz (yani abdestte yıkanarak temiz) olmasını gerektirir.[40]

3- Mestlere Mesh Etmenin Geçerlilik Süresi

335/643- Şureyh b. Hâni'den:[41]
Hz. Âişe'ye (Radıyallahü anM) mestlere mesh etmeyi sorunca şöyle dedi:
'Bunu Ali'ye sor, bu konuda o benden daha bilgilidir. (Çünkü) o, Rasûlullah'la (Saiiaiiaha aleyhi ve seiiem) birlikte yolculuk yapıyordu.'
Ben de Hz. Ali'ye sordum. O şöyle dedi:
'Rasülullah, (mestlere mesh etme süresinin) yolcu için üç gün üç gece ve mukîm için ise bir gün bir gece olduğunu,[42] söyledi.'[43]

336/644- Safvân b. Assâl el-Murâdî'den (Radıyaitahaank):[44]
Rasûlullah (SaiMiahü aieyiü ve seiiem) bizi bir seriyye (askerî grup) ile gönderirken[45] şöyle dedi:
"Allah yolunda Allah'ın düşmanlarıyla savaşmak için, Allah'ın İsmiyle hareket edin, ganimet mallarında hainlik yapmayın ve çocukları öldürmeyin! Yolcu, temiz olarak (abdestli) giydiği takdirde mestlerine üç gün üç gece ve mukîm de bir gün bir gece mesh eder (mesh etme hakkı vardır)."[46]

337/645- Safvân b. Assâl el-Murâdî'den (Radıyaiiahüanh):[47]
Hz. Peygamber (Sallallahü aleyhi ve seiiem) biz yolcu[48] olduğumuzda mestlerimizi üç gün üç gece çıkarmamamızı emrederdi/tavsiye ederdi. Ancak cünüplük durumunda (mestler) çıkartılır. Ama büyük, küçük tuvalete gitmek ve uyku (sebebiyle mestler çıkartılmaz).[49]

338/646- Huzeyme b. Sâbit'ten (Radıyaiiaha anh):[50]
Rasûlullah (SaiiaUahu aleyhi ve seiiem) şöyle derdi:
"Yolcu üç gece, (bir rivayette; üç gün üç gece) mukîm ise bir gün bir gece mestlere mesh eder."[51]

339/647- Avf b. Mâlİk'ten (Radıyallahü anh):[52]
Rasûlullah (Saiiaiiaha aleyhi ve seüem) Tebûk savaşında (yolcu için) üç gün ve gece, mukîm için ise bir gün ve gece mestlere mesh etmeyi emretti.[53]

4- Mestlere Mesh Etmede Süresizlik

340/648- Huzeyme b. Sabit el-Ensârî'den (Radıyaiiahuanh):[54]
Rasülullah (Saltallaha aleyhi ve sellem)'.
"Mestlere üç gün mesh edin!" dedi. Eğer sürenin artırılmasını isteseydik artırırdı.
§Huzeyme'den (Radıyaiiaha anh) gelen ikinci rivayet:
Hz. Peygamber (saiMiaM aleyhi ve sellem) meshin süresini yolcu için üç gün ve mukîm için bir gün bir gece olarak emretti. Allah'a yemin olsun ki soran kişi sorusuna devam etseydi, Rasûlullah kesinlikle bu süreyi beş güne çıkartırdı.[55]

341/649- Ömer b. İshâk b. Yesâr'dan:[56]
Atâ' b. Yesâr'ın kitabından onunla birlikte okudum, şöyle dedi:
Hz. Peygamber'in eşi Meymûne annemize (Radıyaiiahu emhâ). mestlere mesh etme konusunu sordum, dedi ki:
'Ben Rasûlullah'a (Saiiaiiaha aleyhi ve seiiem), 'Bir insan mestlerini çıkartmaksızın her an mesh edebilir mi?' diye sorunca bana:
"Evet" dedi.'[57]

Açıklama

Bu konuda; 'Eğer sürenin artırılmasını isteseydik artırırdı1 ya da 'Allah'a yemin olsun ki soran kişi sorusuna devam etseydi, Rasûlullah kesinlikle bu süreyi beş güne çıkartırdı' şeklindeki rivayetlerde sahabenin zannı nakledilmektedir:
Ayrıca 341/649 nolu hadiste açıklık yoktur. İmam Mâlik ve Leys b. Sa'd 'mestin süresi yoktur' görüşündedirler.[58] Ama süreye sınırlama getiren diğer hadisler çok açık ve kuvvetlidir. Dolayısıyla cumhurun görüşü tercih edilir; yolcu mestlerine üç gün üç gece (72 saat), mukîm ise bir gün bir gece (24 saat) mesh edebilir. Bu süre, mestin giyilmesi ile değil, abdestin ilk bozulduğu andan itibaren başlar.[59]

5- Mestlerin Üstüne Mesh Etmek

342/650- Muğîre b. Şu'be'den (Radıyaiiahuanh):[60]
Rasûlullah'ı (Saiiaüahu aleyhi ve seiiem) mestlerinin üstüne mesh ederken gördüm.[61]

343/651- Hz. Ali'den (Radtyallaha anh):[62]
Ben mestlerin altına mesh etmenin, üstüne mesh etmekten daha uygun olacağı düşüncesindeydim, ancak Rasûlullah'ı (Saiiaiiahu aleyhi ve seiiem), mestlerinin üstüne mesh ederken gördüm.[63]

344/652- (Z.) Abdülhayr'dan:[64]
Hz. Ali'yi (Radtyallaha anh) abdest alırken gördüm, ayağındaki (mestlerin) üstüne mesh etti ve dedi ki:
'Rasûlullah'ı (SaitaiiaM aieyki ve seiiem) ayağındaki (mestlerin) üstüne mesh ederken[65] görmeseydim, (mestlerin) altına mesh etmenin daha uygun olduğunu zannederdim.'[66]

Açıklama

Mestlerin altına değil de üstüne mesh etmek asıldır ve altına mesh etmek sünnet değildir; İmam Ebû Hanîfe, Evzaî ve bir rivayette Ahmed b. Hanbel bu görüştedir. İmam Mâlik'e göre mestin üstüne mesh yeterlidir, ancak altına da mesh edilebilir. İmam Şafiî'ye göre ise mestin altında necaset varsa altı da mesh edilir.
İmam Ebû Hanîfe'ye göre mesh için en azından el parmaklarından üçüyle mesh edilmesi gerekir, İmam Ahmed'e göre ise mestin çoğunu mesh etmek gerekir.[67]

6- Mestlerin Altına Ve Üstüne Mesh Etmenin Cevazı

345/653- Muğîre b. Şu'be'den (Radtyallaha anh):[68]
Rasûlullah (Saiiaiiahü aieyiü ve seiiem) abdest aldı, mestlerinin altına ve üstüne mesh etti.[69]

7- Çoraplara Ve Pabuçlara Mesh Etmek

346/654- Muğîre b. Şu'be'den (Radıyaiiahüanh):[70]
Rasûlullah (Saitaiiaha aleyhi ve seiiem) abdest aldı, çoraplara ve pabuçlara mesh etti.[71]

Açıklama

Çorap üzerine mesh etmenin cevazında İhtilâf edildi; İmam Ebû Hanîfe, Mâlik ve Şafiî'ye göre ancak deriden mamul ya da deriyle kaplanmış veya pabuç haline getirilmiş olursa mesh caizdir. İmam Ebû Yusuf, Muhammed ve Ahmed'e göre kalın olur ve yürürken ayaktan düşmezse caizdir.[72]
Sonuç olarak çorap üzerine mesh etmek bazı şartlarla caizdir:
1- Abdestli giyilmeli,
2- Ayağı kaplamalı ve mest gibi ayaktan düşmemeli,
3- Yün çorap gibi kalın olmalı,
4- Mesh edildiği zaman ayağa su geçmemelidir.
Pabuç üzerine meshe gelince, çorabın üstünde olmalı ya da mest şeklinde ayağı topukların üstüne kadar örtmelidir. Tîbî, Hattâbî ve İbn Kayyim gibi âlimler de bu görüştedir.[73]
Mestlere mesh etme konusu daha önceden geçmişti. Sevban (H,no. 274/582), Huzeyfe b. Yemân (H.no. 102/410) ve Selmân (H.no. 276/584) gibi sahabilerden nakledilen hadislere bakılabilir.[74]

347/655- EVS b. Ebî Evs'ten (Radıyaltahüanh):[75]
Rasûlullah'ı (Saiiaiiahu aleyhi ve seiiem) abdest alırken gördüm, pabuçlarına mesh etti, sonra namaz kılmaya kalktı.
§Evs'ten gelen ikinci rivayet:
Hz. Peygamber (SaUaiiaha aleyhi ve setim) abdest aldı ve pabuçlarına mesh etti.
§Evs'ten gelen üçüncü rivayet:
Rasûlullah'ı (Saiiaiiaha aleyhi ve seiiem) gördüm, insanların abdest aldığı yere/kabın yanına[76] geldi ve orada abdest aldı.[77]

Fıkhi Hükümler

Mest üzerine mesh etmede ittifak ve ihtilâf edilen konular vardır:
A- hîifak edilen konular.
1- Tam bir temizlik ile (abdestli olarak) giyilmelidir.
2- Mestin temiz, kalın olması ve ayağı tümden inciklerle beraber kaplaması şarttır.
3- Mûtad bir yürüyüşe dayanmalıdır.
4- Mestin üstüne mesh edilmelidir.
5- Mest ayağa giyildiğinde durmalı ve kendisini salmamalıdır
6- Yolculukta mest üzerine mesh etmenin cevazında, ayrıca ikâmet halinde meste mesh etmede de İmam Mâlik'ten gelen bir rivayet dışında ittifak vardır.[78]
B- İhtilaf edilen konular.
1- Meste mesh edilmesine mani olan az delik/sökük hakkında ihtilâf edildi; Şâfiîler ve Hanbelîlere göre az da olsa delik olan meste mesh edilmesi caiz değildir, Hanefî ve Mâlikîlere göre ise az delik/yırtık meshe mani değildir. Büyük delik konusunda Mâlikîler, yürümeye mani olandır derken, Hanefıler, ayak parmaklarından en küçüğünden üç tanesi kadar olursa meshe manidir, derler.[79]
2- Mestin üzerinde bir şey olmamalı, ancak Hanefî, Mâliki ve Hanbelîlere göre zayıf bir şey giyebilir. Mest üzerindeki çizmeye meshe de cevaz verildi, sadece İmam Şafiî sonraki görüşünde (kavl-i cedîdinde) çizmeye meshin yeterli olmadığını söyler.[80] Pabuç üzerine meshin cevazına gelince, mesh edilebilen çorabın üstünde olmalı ya da mest gibi ayağı topukların üstüne kadar örtmelidir; Tîbî, Hattâbî ve İbn Kayyim gibi âlimler de bu görüştedir.[81]
3- Meshin süresi cumhura göre yolcu için üç gün üç gece (72 saat) ve mukîm İçin bir gün bir gece (24 saat) devam eder. Bu süre, mest temiz giyildikten sonra ilk hades (abdest bozulması) hali ile başlar. İmam Mâlik'e göre ise süresizdir.[82]
4- Çorap üzerine mesh etmede ihtilâf edildi. İmam Ebû Hanîfe, Mâlik ve Şafiî'ye göre ancak deriden mamul ya da deriyle kaplanmış veya pabuç haline getirilmiş olursa mesh caizdir. İmam Ebû Yusuf, Muhammed ve Ahmed'e göre kalın olur ve yürürken ayaktan düşmezse caizdir.[83]
5- Mestlerİn altına değil de üstüne mesh etmek asıldır ve altına mesh etmek de sünnet değildir; İmam Ebû Hanîfe, Evzaî ve bir rivayette Ahmed b. Hanbel bu görüştedir. İmam Mâlik'e göre mestin üstüne mesh yeterlidir, ancak altına da mesh edilebilir. İmam Şafiî'ye göre ise mestin altında, necaset varsa mesh edilir.
İmam Ebû Hanîfe'ye göre mesh İçin en azından el parmaklarından üçüyle mesh edilmesi gerekir, İmama Ahmed'e göre ise mestin çoğunu mesh etmek gerekir.
6- Mestler abdestli iken çıkarıldığında sadece ayaklan yıkamakla Hanefî, Mâlikî ve Şâfıîlere göre abdest devam eder, ancak İmam Mâlik, ayaklan yıkamak geciktirilirse yeterli olmadığını ifade eder, zira muvâlât (abdest uzuvlannı peş peşe yıkamak) ona göre şarttır.[84]
§Meshin hükmünü bozan (mani) haller.
1- Mesh süresinin sona ermesi,
2- Cünüplük hali,
3- MestIeri çıkarmak,
4- MestIerde delik ve sökük meydana gelmesi.[85]



--------------------------------------------------------------------------------
[1] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 3/VIII.
[2] Sened:
Sahih: Müsned, IV/358, H.no:I9069; Benzer rivayetler için bk. IV/358, H.no:19069; IV/363, H.no:19118, 19120; IV/364-365, H.no:19131-19134: İV/361, H.no:19101: Sü/ıân, Salât, 25; AftfeKm, Taharet, 72; Tirmizî, Taharet, 70, H.no:93 (Tirmizî, bu konuda Hz.Ömer, Ali, Huzeyfe, Muğîre, Bilâl, Sa'd, Ebû Eyyûb, Selmân, Büreyde, Amr b. Ümeyye, Enes, Sehl b. Sa'd, Ya'lâ b. Mürre, Ubâde b. es-Sâmit, Üsâme b. Şeıîk, Ebû Ümâme, Câbİr, Üsâme b. Zeyd ve İbn Ubâde (İbn İmâra ve Übey b. İmâra da denilir) isimli sâhâbilerden (Raclıyatlahü animin) de rivayetlerin nakledildiğini, Cerir'in hadisinin ise "hasen-sahih" olduğunu belirtir. Tirmizî, 94.hadiste (Ayrıca bk. Tirmizî, Cum'a, 77/2, H.no:611-612 -garib-) ise Şelır b. Havşeb'den benzer bir rivayet nakleder. Bu rivayette şaşkınlığı içeren soruyu soranın Şelır b. Havşeb olduğu görülmektedir. Tirmizî: "Bu hadis müfessirdir. Çünkü, mestlere mesh etmeyi inkâr eden kimseler, Allah Rasûlü'nlin mestlere meshedişini, Mâide suresinin nüzulünden önce olması İle tevil ediyorlardı. Bu hadiste ise Cerir, Allah Rasûlü'nün mestlere meshedişinin Mâide'nin nüzulünden sonra da olduğunu bizzat gördüğünü ifade etmektedir" der); Ebû Dâvûd,Taharet, 60, H.no:154; Nesâî, Taharet, 96, H.no:l 18: (Kıble, 23, H.no:772; İbn Mâce, Taharet, 84, H.no:543; Îbnü'l-Cârûd, H.no:81-82; Dârekutnî, 1/193; Beyhakî, es-Sünenü'l-kübrâ, 1/270, 273-274; Hâkim, Müstedrek, 1/275-276, H.no:604 (Hâkim, hadisin sahih, senedindeki Bükeyr'in de sika olduğunu ifade eder. Zehebî de aynı bilgileri verir.)
Seneddeki Hemmâm, Hemmâm b. Hâris'tir. Cerir b. Abdullah'a soru yöneltenin de bu zât olduğu Taberânî'deki rivayette kayıtlıdır. Bk. İbn Hacer, Feihu'l-Bârî, 1/651-652; Ahmed b. Hanbel'in rivayetlerinde soru soran şahıs belirli değildir. Tirmizî'nin biraz önce verdiğimiz rivayetinde ise Şehrb. Havşeb'dİr.
Ayrıca Cerir'den "seferî için üç, mukîm için bir günlük mesh müddetinin" ruhsatına dair rivayet Taberâni tarafından nakledilir. Mecma', 1/259.
Tirmizî'nin Sünen'inin şerhinde Ahmed Muhammed Şâkir mestlere mesh etmenin mütevâtir olduğunu belirterek Zeylaî'den şunları nakleder (Bk.Nasbu 'r-râye, 1/84); "İbn Abdilber İstizkâr'da bu konuda hadis nakleden sahâbinin sayısının kırk olduğunu, İbnü'l-
[3] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 3/2-3.
[4] Müslim, Taharet, 72; Ebû Dâvûd, Taharet, 60; Tirmizî, Taharet, 70; Nesâî, Taharet, 96; îbn Mâce, Taharet, 84.
İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 3/3.
[5] Sened:
Sahih: Müsned, 1/323, H.no:2977; Tabemnî, el-Mu'cemü'l-kebtr, XI/454, H.no:12287; el-Mu'cemü'l-evsat, III/442-443, H.no:2952; Beyhakî, es-Sünenü'l-kübrâ, 1/273; Heysemî, hadisi sadece Taberânî'nin el-Mu'cemü'l-evsat isimli eserine nisbet etmiştir. Bk. Mecma', 1/256. Ayrıca Taberânî'nİn el-Mu'cemü'l-kebîr isimli eserinde İse: "O, Allah ruhunu teslim alana kadar mestlere mesh etmeye devam etti" lafzı bulunmaktadır. Bk. Mecma', 1/257.
Ahmed b. Hanbel'in İbn Abbas'tan (Radıyallahü anhüma) naklettiği şu rivayet de, onun Mâide sonrası metlere meshin neshedildiği görüşünde olduğunu te'kid eder:
iü; jî j-jj jûî jıi)? iiü; f f ;jjıiîı jş
"İbn Abbas: "Ben, Sa'd ve İbn Ömer'in mestlere mesh konusunu gündeme getirdiklerinde Ömer'in huzurundaydım. Ömer, Sa'd lehine hükmetti. Ben de dedim ki: Ey Sa'd! Hz. Peygamber'in (Sallallahii aleyhi ve sellem) mestlerine mesh ettiğini biliyoruz. Fakat Mâide'den önce mi, sonra mı mesh ettiğini bilemiyoruz." O: "Mâide indirildikten sonra Hz. Peygamber'in (Sallallahü aleyhi ve sellem) mestlerine mesh ettiğini sana kimse anlatamaz"dedi. Bunun üzerine Hz. Ömer sustu." BkMüsned, 1/366, H.no:3462 (Bu rivayet 321-322/629-630. hadisle birlikte mütalaa edilmelidir); Taberânî'nİn el-Mu'cemü'l-kebîr İsimli eserinde mesh müddetinin yolcu için Üç, mukim için bir gün olduğu da İbn Abbas'tan nakledilir. Bk. Mecma', 1/259.
Bennâ hadisin isnadının ceyyid olduğunu, İbn Abbas, Ebû Hüreyre ve Âişe'nin Mâide'dekİ âyetin nüzulünden sonra meshin uygulanmadığını iddia ettiklerini, ancak bu görüşlerinden daha sonra döndüklerini belirtir. Bk.Bülâğu 'l-emânî, 11/58.
San'ânî, Mâide sûresinden sonra Allah Rasûlü'nün mestlere mesh etmediğini, dolayısıyla meshin neshedildiğini söyleyenlere şu cevabı verir: "İbn Abbas'tan nakledilen bu rivayet munkatıdır. Bununla birlikte, mesh ettiğine dâir kendi rivayeti ile de çelişmektedir. Aynı zamanda, daha sahih olan Cerir el-Becelî'nin rivayeti ile de çelişkilidir." Bk.Sübülii's-selâm, 1/120. San'ânî'nin dediği gibi senedde bir inkıta zahiren görülmemektedir. Seneddekİ ricalde ise herhangi bir tenkid de bulunulmamıştır. Şu hâlde rivayet sahih olabilir, fakat hadis diğer sahih nakillerle çelişmektedir.
Ebu'l-Mehâsin Yusuf el-Hanefî Mâide suresinden sonra meshin yasaklandığına dair bir hükmün bulunmadığını, İbn Abbas'ın bu rivayetinin ise şöyle yorumlanacağını ifade eder: "îbn Abbas bizzat kendisi Hz. Peygamber'in (Sallallahü aleyhi ve sellem) mesh ettiğini görmemiş olabilir. Kendine âit bir özellik olarak meshi terk etmeyi tercih etmiş olabilir." Bk. Mu'tesaru'l-Mulıtasar, 1/15.
Ebu'l-Ferec İbnü'l-Cevzî ise sahabeden Hz.Ali'nİn:
"Ha mestlere mesh etmişim, ha merkebin sırtına mesh etmişim ne fark eder!" sözü ile, İbn Abbas'ın (buradaki rivayetine benzer):
"Allah'ın kitabı (Mâide süresindeki âyet) mesh konusunun önüne geçmiştir. Artık mestlere mesh etmemle şu iyi cins hayvanıma mesh etmem arasında ne fark var! Evet, Allah Rasûlü mestlere mesh etmişti. Fakat Vallahi, Mâide'den sonra mesh etmedi" görüşünü vererek bu rivayetlerin aksinin yine aynı sahâbilerden de nakledildiğini belirtir. Bk.et-Tahkîk fi ehâdîsi'l-hılâf, 1/206.
[6] İbn Abbas'ın bu sözü mesh imkânının bulunmadığını ifade eder. Bu söz bazı rivayetlerde: "çölde merkebin sırtına" şeklinde geçmektedir. Taberânî, el-Mu'cemü'l-kebîr, XI/454, H.no:12287; Ebu'l-Mehâsin Yusuf el-Hanerî, Mu'tesaru'l-Muhtasar, 1/15.
[7] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 3/3-4.
[8] Söz konusu dört sahabeden gelen zıt rivayetler metin olarak şaz, sened açısından zayıf ya da uydurmadır;
a-Hz. Âişe'den;
'Onların üzerine mesh etmektense ayaklarımın kesilmesi daha iyidir' rivayetinde Muhammed b. Muhacir bulunmaktadır ki İbn Hıbbân; 'bu kişinin hadis uyduranlardan
olduğunu' bildirmektedir.
b-Hz. Ali'den;
'Kitabın hükmü, mestler üzerine mesh etme hükmünü kaldırdı'rivayeti munkatıdır.
c-İbn Abbas'tan nakledilen rivayet yukarıda geçti. Bk. 320/628; Bu rivayet sened olarak sahih de olsa, metin olarak diğer tevatür derecesinde olan rivayetlere aykırı olup, tek kaldığı için şaz sayılır. (Geniş bilgi için bk. 320/628 nolu rivayetin tahrici.)
d-Ebû Hüreyre'nin meshi inkârı hakkında rivayet sabit olmadığını Ahmed b. Hanbel ve İbn Abdilber haber vermektedir. (Bk. Şevkânî, Neylü'l-evtûr, 1/222-223)
Bu rivayetlerin zayıf ve uydurma olmaları yanında, mestler üzerine meshin mensûh olduğuna ya da yasaklandığına dair bir açıklık bulunmamaktadır. Ancak 319/627.hadisİn açıklamasında da geçtiği gibi Rasûlullah'ın Ömrünün sonuna kadar mestlere mesh ettiği rivayetleri o kadar çok ve kuvvetlidir ki bunlar tevatür derecesine ulaşmıştır. (Bk. Mecmu', 1/477-478; Bennâ, age., 11/58-59)
[9] Nevevî, Ebû Bekir el-Beyhakf den naklen mest üzerine mesh rivayeti bulunan sahabenin isimlerini şu şekilde vermiştir: "Hz.Ömer, Ali, Sa'd b. Ebî Vakkas, İbn Mes'ûd, İbn Abbas, Huzeyfe b. el-Yeman, Ebû Eyyûb el-Ensârî, Ebû Mûsâ el-Eş'arî, Ammar'b. Yâsir, Câbir b. Abdullah, Amr b. el-Âs, Enes b. Mâlik, Seni b. Sa'd, Ebû Mesûd el-Ensârî, Muğîre b. Şu'be, Berâ b. Âzib, Ebû Saîd el-Hudrî, Câbir b. Semüra, Ebû Ümâme el-Bâhilî, Abdullah b. Haris b. Cez', Ebû Zeyd el-Ensârî.
Nevevî, farklı olarak Tirmizî'den de şu isimleri ilâve eder: Selman, Büreyde, Amr b. Ümeyye, Ya'lâ b. MUrre, Ubâde b. es-Sâmit, Üsâme b. Şerik, Üsâme b. Zeyd, Safvân b. Assâl, Ebû Hüreyre, Avf b. Mâlik, İbn Ömer, Ebû Bekir, Bifâl ve Huzeyme b. Sabit (Radıyallahü anhüın).
[10] Şevkânî, Neylü 'l-evtâr, 1/ 223.
İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 3/5.
[11] Sened:
Sahih: Müsned, 1/14-15, H.no:87; Hadisin senedinde İbn Lehîa bulunmaktadır. Bu râvî ile ilgili geniş bilgi için bk.22/64.hadis. Mâlik, Taharet, 74 (Mâlİk'in rivayeti hâdiseyi daha ayrıntılı olarak verdiği İçin burada metnini de vermeyi uygun bulduk:
Abdullah b. Ömer, Küfe emİri Sa'd b. Ebî Vakkas'ın huzuruna çıkmak üzere Kûfe'ye gitti. (Ziyaret esnasında) İbn Ömer onu mestlerine mesh ederken gördü ve bunun doğru olmadığını aktardı. Sa'd ise: "Babanın yanına vardığında ona bir sor!" dedi. Abdullah (babsının yanına) geldi. (Fakat) bu konuyu Hz. Ömer'e sormayı unuttu. Nihayet (bir gün) Sa'd geldi ve "Babana sordun mu?" dedi. O"da "Hayır" cevabını vererek durumu babasına sordu. Bunun üzerine Hz. Ömer: "Abdestli İken ayaklarına mestleri giydiğinde onlara mesh et!" dedi. Abdullah: "Peki bizden biri büyük abdest bozmaktan / tuvaletten gelse de mî (böyle yapar?)" diye sorunca: "Evet, sizden biri tuvaletten gelse de (mestlerine mesh eder)" cevabını verdi.
Bu rivayet olayın diğer kahramanı Sa'd b. Ebî Vakkas'tan (Radtyallahü anlı} da nakledildiği halde Bennâ bu hadise tertipte yer ayırmamiştır (EK).
Müsned, 1/15, H.no:88 (Ahmed b. Hanbel, bu rivayetin konuyla İlgisi olduğu ve Hz. Ömer'in de görüşünden bahsedildiği İçin Hz. Ömer'in hadisleri içinde nakletmİştir); Heysemî, bu konuda Ebû Ya'lâ'dan da bir rivayetin bulunduğunu belirtir. Bk. Mecma', 1/255. İbn Ömer'den meshin müddeti ile ilgili bir hadise işaret eden Heysemî, Katîî'nin Ahmed b. Hanbel'in Müsned'indekİ ziyadesinde, Ebû Ya'lâ ve Bezzâr'ın Müsned'inde, Taberânî'nin Kebîr ve Evsafında nakledildiğini Bezzâr ve Ebû Ya'lâ'nın râvilerinin sika olduklarını ifade eder. Bk. Mecma', 1/258.
Olayın bir diğer kahramanı Hz. Ömer'den (Radıyailahii anh) şahidi için bir sonraki 322/630.hadise bk.
[12] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 3/6-7.
[13] Sened:
Sahih: Müsned, 1/35, H.no:237; Hocası Ebû Dâvûd Tayâlisî'den naklettiği benzer bir rivayet için bk. 1/32, H.no:216:
İbn Mâce, TalıSret, 84, H.no:546 (Bûsiri, İbn Mûce'deki hadisin isnadının sahih, râvilerinin de sika olduğunu, Buhârî'de Sünen'deki siyakının dışında nakledildiğini, senedinde müdellis olan Saîd b. Ebî Arûbe'nİn bulunduğunu, bu zatın an'ane yaptığını ve son dönemlerinde ihtilâl ettiğini belirtir.)
Bir rivayetle de bunun seferde/yolculukta olduğu kayıtlıdır. Bk. Müsned, 1/54, H.no:387:
Aynca bir önceki 321/629 ve 324/632.hadisIere bk.
[14] Bu sahabî Sa'd b. Ebî Vakkas'tır. Bir önceki rivayette de ismi böyle geçmektedir. Bk. îbn Ebî Hatim, el-Cerh ve't-tâdü, IV/93.
[15] Metindeki kardeşinin oğlu olmadığı hâlde kullanılan bu ifade yeğen olarak terceme edildi.
[16] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 3/7-8.
[17] Sened;
Salih: Müsned, VI/15, H.no:23802; Bu rivayet 277/585.hadiste zikredildi.
Müsnedİn rivâyetindeki lafız farklılıkları:
a- Müsned, VI/12-I3, H.no:23778; VI/12, H.no:23777; VI/13, H.no:23781; VI/I4, H.no:23793:
b- Müsned, VI/12, H.no:23776:
A/fcrtcd, VI/13-14, H.no:23788
c-Müsned, VI/14, H.no:23789; 23796.
d-Müsned, VI/15, H.no:2380I; VI/15,' H!no:23803; VI/15, H.no:23800; VI/12, H.no:23769; VI/13, H.no:23783; Müslim, Taharet, 84; 7îmi/zf, Taharet, 75, H.no:101; Taharet, 86, H.no:104406; İbn Mâce, Taharet, 89, H.no:561; Beyhakî, es-Sünenü'l-kübrâ, 1/61.
Ayrıca bk. 327/635.hadis.
[18] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 3/8.
[19] Sened:
Hasen: Müsned, 1/20, H.no:128; Benzer rivayet İçin bk. 1/49, H.no:343; Bu rivayette "baba veya dedesinden" şeklinde şek vardır. Bu şek ise Yezid'den kaynaklanmıştır.
Hadisin senedinde Hz. Ömer'in torunlarından Asım b. Ubeydullah bulunmaktadır. Bu râvi sebebiyle hadisin isnadı zayıf sayılmıştır. İkinci senedde ise Ahmed b. Hanbel'in hocası Ali b. Asım bulunmaktadır. Ayrıca her iki senedde Yezid b. Ebî Ziyâd vardır. Bu râvi de hafızası sebebiyle tenkide maruz kalmıştır.
a-Heysemî, "Âsim b. Ubeydullah'ın zayıflığı sebebiyle hadis zayıftır," der. Bk. Mecma', V/223-224. Âsim b. Ubeydullah: Mizzî: "Hafızası hakkında tenkidler yapılmıştır. Mâlik ve Şu'be başta olmak üzere birçok âlim kendisini tenkid eder" der ve İbn Adiy'in "zayıf olmakla birlikte âlimler hadisini almıştır" sözünü nakleder. 'Bk.Tehzîbü'l-Kemâl, XIII/500; İbn Hacer, bu zâtın zayıf olduğunu söyler. Bk. Takrîb, Trc.no:3065. Zehebî ise İbn Maîn'in "zayıf, Buhârî ve diğer âlimlerin "münkeru'l-hadis" dediklerini nakleder. Bk.Kâşif, Trc. no:2506. Tirmizî sekiz, Nesâî bir, Ebû Dâvûd altı, İbn Mâce on, Ahmed b. Hanbel ise 47 yerde Âsım'ın rivayetini verir. Tirmizî hadislerini hasen ve hasen-sahih olarak değerlendirir. Bk.Sünen, Savm, 29, H.no:725 (hasen); Cenâiz, 14. H.no:989 (hasen-sahih); Nikâh, 22, H.no:1113 (hasen-sahih); Edâhî, 16/2, H.no:1514 (hasen-sahih); Kader, 3, H.no:2135 (hasen-sahih); Deavât, 109, H.no:3562 (hasen-sahih). Bu râvî için 34/76 ve 179/487.hadislere bk. Bennâ da hadisinin hasen olduğunu isbât eder. Bk.Bülûğu 'l-emânî, 1/298.)
b-Ali b. Âsim b. Suhayb el-Vâsıtî (v.201/816) ise, Ahmed b. Hanbel'in hocasıdır. Tirmizî ve İbn Mâce iki, Ebû Dâvûd bir, Ahmed b: Hanbel 103 yerde rivayetini verir. Tirmizî hadislerinden birinde Âli b. Âsim sebebiyle hadisin tenkide uğradığını belirtir. Bk.SUnen, Cenâiz, 71, H.no:1073; Zehebî "zayıf saydılar, yüzbin hadisi vardır " demekle yetinir. Bk.Kâşif, Trc. no:3935. İbn Hacer, "sadûktur, hata yapar, hatada ısrar eder, Şîî olmakla itham edildi" der. Bk. Takrîb, Trc.no:4758. Ahmed Muhammed Şâkir sika oluşunu tercih etmiştir.
c-Yezid b. Ebî Ziyâd: Hafızası sebebiyle tenkide maruz kalmıştır. Fakat Müslim bir, Tirmizî 14, Nesâî üç, Ebû Dâvûd 19, İbn Mâce 21, Dârimî sekiz, Ahmed b. Hanbel ise 110 yerde Yezid'in rivayetini verir. Tirmizî hadislerini hasen ve hasen-sahih olarak değerlendirir. 'Bk.Sünen, Taharet, 83, H.no:114. Bütün bunlarla birlikte hadis mütevâtirdİr ve sahih hadislerden şâhidleri vardır. Kısaca hadis hasen li gayrihî seviyesine yükselir.
[20] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 3/9.
[21] Sened:
Hasen: Müsncd, 1/54, H.no:387; Hadisin senedinde Hz. Ömer'in torunu Asım b. Ubeydullah bulunmaktadır. Bu râviye göre hadisin isnadı zayıf sayılmıştır. Ancak hadis mütevâtirdir ve sahih hadislerden şâhidleri vardır. Dolayısıyla hadis hasen li gayrihî seviyesine yükselir. Bu konuda bir önceki hadisin tahricine bk. Bennâ ise hadisin senedinin ceyyİd olduğunu ifade eder. Bk.Bülûğu'l-emûnî, 11/60.
Hz. Ömer'in mestlerine mesh ettiğini gösteren (kendi döneminde olduğu kuvvetle muhtemel) bir hâdise:
Müsned, 1/44, H.no:307; Bu iki rivayet munkatı olduğu için zayıf sayılmıştır. Çünkü Abdurrahman b. Ebî Leylâ, Hz. Ömer hayatta iken çok küçük yaşta biri İdi. Bk.Hatîb, Târîhu Bağdâd, X/300. Abdul-a'lâ b.- Amir es-Sa'lebî, saduklur, bazen hata yapar. Ahmed ve Ebû Zür'a "zayıf", Tirmizî "hasen", Hâkim ise "sahih" saymıştır. Ahmed Muhammed Şâkir ise Müsned'in 307.hadisinde: "Uzak bir ihtimal bile olsa, hâdiseye Berâ b. Azib'in de iştiraki dikkate alındığında şu neticeye ulaşılabilir: İbn Ebî Leyla'nın küçük bir yaşta da olsa aldığı hadis {tahammülü'l-hadis) makbuldür. Berâ bu hadisiyi ona sonradan tekrar hatırlatmış olabilir. Böyle olmasa dahi, usûl kuralı gereğince, küçük bir çocuğun tahammülü, büyüdükten sonra gördüğü, duyduğu veya şâhid olduğu bir şeyi edası caizdir. Buna göre İnkıta da ortadan kalkmış olur" der.
Hz.Ömer'le İlgili bu rivayetlere Abdurrahman b. Avfın şu hadisini de ekleyebiliriz:
Müsned, 1/192, H.no:1668-1669. Bu hadisin senedinde de Hz. Ömer'in torunu Âsim b. Ubeybdullah bulunmaktadır.
[22] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 3/9-10.
[23] Sened:
Sahih: Müsned, IV/139, H.no:17179; Benzer rivayetler için bk. V/288, H.no:22380-22382, 22385; IV/139, H.no:17180, 17181, 17178; IV/179, H.no:17547, 17548; IV/179, H.no:17551; V/287, H.no:22377; V/281, H.no:22318; Buhârî, Vudû', 48; İbn Mâce, Taharet, 89, H.no:562; Dûrimî, Vudû', 38, H.no:716; Taberânî, el-Mu'cemü'l-kebîr, 11/91, H.no: 1409.
Ayrıca 274-275/582-583.hadîslere bk.
Utbe Ebû Ümeyye ed-Dımaşkî'yi aşın hatası sebebiyle zayıf sayıldı. Heysemî, adı geçen bu zâtın maktu rivayetlerde bulunduğunu, İbn Hıbbân'ın Sikât'ında zikrettiğini belirtir. Bk. Mecma', 1/255. Fakat hadisin mütâbî ve şahidi vardır:
a-Bilâl'den (Radıyallahü anh) şahidi için bk. Abdürrezzâk, 1/188, H.no:735-737; İbn Ebt Şeybe, 1/28, H.no:219; Tirmizî, Taharet, 75, H.no:101; Şâşî, Müsned, 11/359, 362, H.no:962, 966; Nesâî, Taharet, 86, H.no:104-106; es-Sünenü'l-kübrâ, 1/91, H.no:125; İbn Mâce, Taharet, 89, H.no:561; Taberânî, el-Mu'cemü'l-kebîr, 1/359, H.no:1100.
b-Muğîre b. Şu'be'den (Radıyallahü anh) şahidi için bk. Müslim, Taharet, 75-84;
Tirmizî, Taharet, 75, H.no:100 (Tirmizî hadisin "hasen-sahih" olduğunu belirttikten sonra, bu konuda hadis nakleden sahâbilerin Amr b. Ümeyye, Selman, Sevban ve Ebû Ümâme olduklarını söyler); Nesâî, Taharet, 87-88, H.no:107-109.
c-Selman'dan (Radıyallahü anh) şahidi için bk. İbn Mâce, Taharet, 89, H.no:563;
d-Enes b. Mâlik'ten (Radıyallahü anh) şahidi için bk. İbn Mâce, Taharet, 89, H.no:564.
[24] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 3/10-11.
[25] Sened:
Sahih: Müsned, VI/12, H.no:23777; Diğer rivayet: VI/13, H.no:23783; Benzer rivayetler için bk. VI/12, H.no:23769, 23776, 23777; VI/13, H.no:23781, 23783; VI/13-14, H.no:23788; VI/14, H.no:23789, 23793, 23796; VI/15, H.no:23800-23803; Abdürrezzâk, 1/188, H.no:735-737; İbn Ebî Şeybe, 1/28, H.no:219; Müslim, Taharet, 84; Tirmizî, Taharet, 75, H.no:101; Nesâî, Taharet, 86, H.no:104-106; İbn Mâce, Taharet, 89, H.no:561; Beyhakî, es-Sünenü'l-kübrâ, 1/61; Tirmizî, Taharet, 75, H.norlOl; Şâşî, Müsned, H/359, 362, H.no:962, 966; Nesâî, Taharet, 86, H.no:104-106; es-Sünenü'l-kübrâ, 1/91, H.no:125; İbn Mâce, Taharet, 89, H.no:561; Taberânî, el-Mu'cemü'l-kebîr, 1/359, H.no:1100. Ayrıca 277/585. ve 323/63 l.hadisle zikredildi.
[26] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 3/11.
[27] Sened:
Hasen: Müsned, V/352, H.no:22877; Ebû Dâvûd, Taharet, 60, H.no:155; Tirmizt, Edeb, 55, H.no:2820 (Tirmizî "hasen" olduğunu belirtir); Şemail, H.no:69; İbn Mâce, Taharet, 84, H.no:549; Libâs, 31, H.no:3620; Beyhakî, es-Sünenü'l-kübrâ, 1/15.
Aslında hadisin senedi zayıftır. Çünkü Deİhem b. Salih el-Kİndî zayıftır. Zehebî, Ebû Davud'un: 'Bİr beis yoktur' sözünü naklederek: "Zayıflığı bulunan biridir" der; İbn Hacer ise zayıf hükmü verir. Bk.Kâşif, Trc.no:1478; Takrîb, Trc.no: 1830; Burada zikri geçen eserlerden başka bir rivayeti de yoktur.
Huceyr b. Abdullah el-Kİndî ise meçhuldür. Zehebî, "sadûk", İbn Hacer ise "makbul" hükmü verir. Bk.Kâşif, Trc.no:954; Takrîb, Trc.no:1148;
Bununla birlikte hadis mütevâtirdir ve sahih hadislerden şâhidleri vardır. Dolayısıyla hadis hasen İİ gayrihî seviyesine yükselir.
Ayrıca 331/639. ve 312/620.hadislere bk.
[28] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 3/11-12.
[29] Sened:
Sahih: Müsned, 1/169, H.no:1452; Mükeırer için bk. 1/169-170, H.no:1459; Bir başka rivayet ise şöyledir:
Müsned, 1/186,' H.no:16İ7;
Ayrıca 321-322/629-630. hadislere bk.
[30] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 3/12.
[31] Sened:
Sahih: Müsned, V/421, H.no:23464; Heysemî, eserinde yer verdiği bu hadis için "Ahmed b. Hanbel rivayet etti" dedikten sonra, herhangi bir tenkid ve yorumda bulunmamış, ancak Taberânî'nin Kebİr'İndeki ziyâdeyi ifade ederek, râvîlerin sika olduklarını belirtmiştir:
Bk. Mecma', î/255; Eserinin bir başka yerinde ise, Ali b. Müdrik'in sahabenin herhangi birinden hadis işittiğine rastlayamadığını ifade eder. Bk. Mecma', VII/19; Taberânî'nin Kebir'inde rivayet edilen bir diğer hadisin senedinde metruk olan Salt b. Dinar'ın bulunduğuna dikkat çeker. Bk. Mecma', 1/257.
[32] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 3/12-13.
[33] Sened:
Sahih: Müsned, V/351, H.no:22869; Bir başka rivayet İçin bk. V/358, H.no:22925:
Müslim, Taharet, 86; Ebû Dâvûd, Taharet, 65, H.no:172; Tirmizî, Taharet, 45, H.no:61 (hasen-sahih); Nesâî, Taharet, 101, H.no:133; es-Sünenü'l-kübm, 1/93, H.no:134; îbn Mâce, Taharet, 72, H.no:510; Dârimî, Vudû', 3, H.no:665; Tayâlisî, s.108, H.no:805; İbn EbîŞeybe, 1/34, H.no:298; Ebû Avâne, 1/200, H.no:646; îbn Huzeyme, 1/9, H.no:I2; Îbnü'l-Cârûd, H.no:l; Tahâvî, Şerhu meâni'l-âsâr, 1/41; Taberânî, el-Mu'cemü'l-evsat, IV/221, H.no:4032; Beyhakî, es-Sünenü'l-kübrâ, 1/162;
Ayrıca 328/636. ve 312/620.hadislere bk.
[34] Rasûlullah'm bunu, kolaylık/ruhsat olduğunu göstermek için yaptığı anlaşılmaktadır, unutma ya da hata sonucunda yapılan bir şey değildir.
İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 3/13.
[35] Sened:
Sahih: Müsned, IV7245, H.no:18059; Benzer rivayetler için bk. IV/244, H.no:18052; IV/255, H.no:18158, 18152; IV/251, H.no:18il2; Şafiî, Müsned, 17; Onun, 1/32-33; Buharı, Vııdû', 48; Ebû Dâvûd, Taharet, 60, H.no:I51; İbn Huzeyme, 1/95-96, H.no:190-191; İbnü'l-Cârûd, H.no:83, 85; Dârekutnî, 1/195; Beyhakî, es-Sünenü'l-kübrâ, 1/291.
Heysemî, senedindeki râvilerin sahih hadis ricali olduklarını belirtir. Ahmed b. Hanbel'in Ebû HUreyre'den naklettiği (11/358, H.no:8680) rivayetin senedinde müphem bir râvinin bulunduğunu söyler. Huzeyme b. Sâbit'ten Taberâni'nin yaptığı rivayet için de: "İbn Ebî Leylâ'nın hafızası kötüdür" der. Bk. Mecma\ 1/254-255, 260.
Bu konuda Muğîre b. Şu'be'den nakledilen diğer rivayetler için bk. 54/362, 233/541, 278/586, 333/641, 342/650, 345/653, 346/654.hadİsler.
[36] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 3/14.
[37] sened:
Hasen: Müsned, IV/246, H.no:18063; Mükerrer için bk. IV/253, H.no:18l36; £&d ZJÛvûd, Taharet, 60, H.no:156; Taberânî, el-Mu'cemü'l-kebîr, XX/374, 416-417, H.no:872, 1000, 1002; Hâkim, Müstedrek, 1/276, H.no:606 (Hâkim: "İsnadı sahihtir" demiş, Zehebî de bunu onaylamıştır); Beyhakî, es-Sünenü'l-kübrâ, 1/271.
Senedindeki Bükeyr b. Âmir el-Becelî zayıftır. Zehebî "zayıf sayıldı" der. İbn Hacer ise "zayıf hükmü verir. Bk.Kâşif, Trc.no:643; Takrîb, Trc.no:759; Ahmed b. Hanbel bu râvinin sadece bu rivayetini, Ebû Dâvûd ise üç hadisini nakleder (H.no:154, 156, 3402). Buna göre hadisin isnadı zayıftır. Ancak hadis, şahid ve mütabileri ile kuvvetlenerek hasen li ğayrihî seviyesine yükselir.
Bu konuda Muğîre b. Şu'be'den nakledilen diğer rivayet için bk. 332/640.
[38] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 3/14-15.
[39] sened:
Hasen: Müsned, 11/358, H.no:8680; Heysemî Alımed b. Hanbel'in Ebû Hüreyre'den naklettiği bu rivayetin senedinde müphem bir râvinin bulunduğunu söyler. Bk. Mecma', 1/254.
Bu rivayet, 145/453.hadis ile birlikte mütâlâa edilmelidir.
Cerir b. Abdullah el-Becelî1 den (Radıyallahü anlı) şahidi:
Bk. Nesâî, Taharet, 43, H.no:51 (Nesâî, Şerik'in rivayetine göre doğruya en yakın olanın bu rivayet olduğunu söyler); İbn Mâce, Taharet, 29, H.no:359; Dârimî, Vudû', 16, H.no:685. Hadis Şerîk ve İbrahim b. Cerir sebebiyle hasendir.
Hadis, senedindeki müphemlik sebebiyle zayıftır. Ancak şahidi İle hasen li ğayrihî seviyesine yükselir.
[40] Şîrâzî, Mühezzeb, 1/21; Merğınânî, Hidâye, 1/28; İbn RUşd, Bidâyetü'l-müctehid, 1/15.
İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 3/15-16.
[41] Sened:
Sahih: Müsned, f/96, H.no:748; Benzer rivayetler için bk. 1/96, H.no:749; 1/100, H.no:780, 781; 1/113, H.no:906-907; 1/118, H.no:949; 1/120, H.no:966; 1/133, H.no:1119; 1/134, H.no:1126; 1/146, H.no: 1244; 1/149, H.no: 1276.
Hz. Ali'nin müsnedinde zikredilen bu hadis Hz.Âİşe'nin müsnedinde de yer alır:
Müsned, VI/110, H.no:24677 (tf û* Ji }CZî 'd ıTJC ıîı ı^t fa} d* Jiı J^ ^ j'i* jıîî ŞS Jıî) lafzı ile.
Abdürrezzâk, 1/202-203, H.no:788-789; Müslim, Taharet, 85; Nesâî, Taharet, 99, H.no:128-129; İbn Mâce, Taharet, 86, H.no:552; Dârimî, Vudû', 42, H.no:720; İbn Huzeyme, 1/97, H.no:194; Humeydî, 1/25, H.no:46; Ebû Ya'Iâ, Mu'cem, 39, H.no:5; Beyhakî, es-Sünenü'l-kübrû, 1/275-277 (Müslim'e göre "Şurayh b. Hânî'nin Hz.Ali'den (Radıyallahü anh) naklettiği bu rivayet, bu konuda rivayet edilen hadislerin en iyisidir).
Bu konuda Hz.Ali'den nakledilen rivayetleri bir arada değerlendirebilmek için bk.343-344/65i-652.hadisIer.
Meshin süresi ile ilgili diğer rivayetler:
a-Huzeyme b. Sâbit'ten (Radıyallahü a«/iJ:338/64Ğ.hadise bk. Ayrıca 340/648. hadise bk. (Sürenin artırılabileceğine dâir rivayet)
b-Safvân b. Assâl'dan (Radıyallahü anh):336-337/644-645.hadislere bk.
c-Avf b. Mâlik el-Eşcaî'den (Radıyallahü anh):339/647.hadise bk.
d-Ebû Hüreyre'den (Radıyallahü anh): îbn Mâce, Taharet, 86, H.no:555.
e-Ebû Bekre'den (Radıyallahü anh): İbn Mâce, Taharet, 86, H.no:556; Bezzâr, IX/90, H.no:3621; Beyhakî, es-Sünenü'l-kübrâ, 1/216, 281; Zeylaî, hadisi İbn Huzeyme ve Taberâni'ye de nisbet eder. Bk.Nasbu'r-râye, 1/88.
f-İbn Abbas'tan (Radıyallahü anhüma): Abdiirrezzâk, 1/208, H.no:802; Beyhakî, es-Sünenü'l-kübrâ, 1/273 (İsnadı sahih), 277.
g-İbn Mes'ûd'dan (Radıyallahü anh): Abdürrezzâk, 1/207, H.no:799-801; Bezzâr, V/22, 34, H.no:1578, 1592; Beyhakî, es-Sünenü'l-kübrû, 1/276;
h-Ömer'den (Radıyallahü anh): Abdürrezzâk, 1/205, H.no:794; Ebû Ya'lâ, 1/158, H.no:171.
ı-Übey b. îmâra'dan (Radıyallahü anh): Ebû Dâvûd, Taharet, 61, H.no:158; İbn Mâce, Taharet, 87, H.no:557 (belli bir süre sının yok).
i-Ukbe b. Âmir'den (Radıyallahü anh): îbn Mâce, Taharet, 87, H.no:558 (Hz. Ömer Mısır dönüşü kendisine yöneltilen bir soruya "cumadan cumaya mestlerini çıkartmadığı" şeklinde cevap vermiş ve bu hareketi ile de sünneti İcra ettiği kendisine ifade edilmiştir).
j-Meymûne'den (Radıyallahüanhâ):34l/649.hixdiS (süre sının yok).
[42] Yani yolcu için süre 72, mukîm İçin 24 saattir.
[43] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 3/16-17.
[44] Sened:
Sahih: Müsned, IV/240, H.no:17400; Benzer rivayetler için bk. IV/240, H'no:18015; IV/240-241, H.no:180l7; IV/239, H.no:18009; Nesâî, Taharet, 98, H.no:126-127; Taberânî, el-Mu'cemü'l'kebîr, VIII/84, H.no:7397; Eeyhakî, es-Sünenü'l-kübrâ, 1/276;
Ebu'l-Garîf in ismi, Ubeydullah b. Halîfe el-Hemedânî el-Murâdî'dir. Tabiinden sika biridir. Fakal, Şiîlikle itham edilmiştir.
Hadisin birinci bölümü için bk. Ebû Dâvûd, Cihâd, 82, H.no:2613 (Büreyde'den nakledildi); îbn Mâce, Cihâd, 38, H.no:2857 (Safvân'dan nakledildi).
Bennâ hadisin isnadının ceyyid olduğunu belirtir. Ek.Bülûğu 'l-emânî, 11/65.
Bir sonraki 337/645.hadis de bu rivayeti destekler.
[45] Lafız olarak ...diyerek bizi gönderdi, şeklindedir. Ancak anlaşılması için ...gönderirken dedi, şeklinde terceme edildi.
[46] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 3/17-18.
[47] Sened:
Sahih: Müsned, IV/240, H.no:18013; Benzer rivayetler için bk.IV/239, H.no:18007, 18009; IV/239-240, H.no:18011; IV/240, H.no:18012, 18016, IV/241, H.no:18018. Hadisin baş tarafı İlim (14/211) konusunda zikredildi:
Zir b. Hubeyş'den: Safvân b. Assai el-Murâdî'ye (Radıyallahü anh) gittim. Bana dedi ki: 'Seni buraya ne getirdiT 'İlim talebi,' dedim. {'Sana bir müjde vereyim mi,' dedi ve şu hadisi Rasûlullah'tan (Sallallahü aleyhi ve sellem) rivayet etti: "Melekler, ilim talibinin çalışmalarını sevdikleri için, kanatlannı onun ayakları altına sererler.") Ben ona: "İçimi kurcalayan, büyük ve küçük abdest bozduktan sonra mestler üzerine mesh etme konusu (hakkında ne dersin? Çünkü) sen Allah Rasûlü'nün (Sallallahü aleyhi ve sellem) ashabından birisin. Bu konuda herhangi bir şey duyup duymadığını öğrenmek İçin geldim," dedim. O da "evet" cevabını verdi." Hadisin devamı yukarıda işleniyor.
Abdürrezzâk, Musaiınef, 1/205, H.no:795; Tirmizî, Taharet, 71, H.no:96 (hasen-sahih); Deavât, 98, H.no:3536, (hasen-sahih); Ebû Dâvûd, İlim, 1, H.no:3641; Nesâî, Taharet, 113, H.no:158; İbn Mâce, Mukaddime, 17, H.no:226 (Bûsİrî, son döneminde ihtilâl eden Âsim b. Ebİ'n-Necûd -Behdele- haricinde diğer râvîlerin sika olduğunu ifade eder); Taharet, 62, H.no:478; Dârimî, Mukaddime, 32, H.no:369; İbnü'l-Mübârek, 387, H.no:1096; Şafiî, 17; Onun, 1/34-35; Humeydî, 11/389, H.no:881; Saîd b. Mansûr, Sünen, V/119, H.no:940; DârekutnU 1/197, H.no:15, İbn Ebî Şeybe, 1/162, H.no:1867; V/284, H.no:26112; Makdisî, Muhtara, VIII/32-34, H.no:23-26; V1II/36, H.no:29; Taberânî, el-Mu'cemü'l-kebtr, VIII/55-60, H.no:7349-7365. Beyhakî, es-Sünenü'l-kübrâ, 1/114.
Âsim b. Behdele -îbn Ebi'n-Necûd- hakkında bilgi için bk. 14/21 l.hadis.
[48] Metinde râvinin şekki görülmekte, ve aynı manadadır. "Yolcu" anlamına kullanılan kelimelerinin çoğuludur.
[49] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 3/18-19.
[50] Sened:
Salıih: Müsned, V/213, H.no:21748; Diğer rivayet: V/213, H.no:21756 (ruhsat lafzı ile); V/215, H.no:21777; Benzer rivayetler için bk. V/214, H.no:21759, 21765-21767; V/213, H.no:21749-21750; V/215, H.no:21772; (Bu son rivayette, Hz. Peygamber'in (Sallallahü aleyhi ve selleın) ruhsat olarak verdiğinden (>V, '<$) lafzı ile söz edilmektedir). Abdürrezzâk, 1/203,
H.no:790-791; Ebû Dâvûd, Taharet, 61, H.no:157; Tirmizî, Taharet, 71, H.no:95 (Tirmizî "hasen-sahih" hükmünü verdikten sonra bu konuda hadis rivayetinde bulunan sahabenin isimlerini verir: Hz.Ali, Ebû Bekre, Ebû Hüreyre, Safvân b. Assâl, Avf b. Mâlik, İbn Ömer ve Cerir); İbn Mâce, Taharet, 86, H.no:553-554; İbnü'l-Cârûd, H.no:86.
Heysemî, sadece Taberâni tarafından nakledildiğine yer verir, Ahmed b. Hanbel'den nakledildiğine değinmez. Bk. Mecma', 1/260.
Ayrıca 340/648.hadise bk.
[51] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 3/19.
[52] Sened:
Sahih: Müsned, VI/27, H.no:23877; Bezzâr, VH/189, H.no:2757; Taberânî, el-Mu'cemü'l-evsat, 11/33, H.no:1145; el-Mu'cemü'l-kebîr, XVIII/40, H.no:69; Beyhakî, es-Sünenü'l-kübrâ, 1/275 (Beyhaki, Tirmizî'nin: "Hocam Buhâri'ye bu hadisi sordum. '"Hasendir" cevabını aldım" dediğini nakleder).
Heysemî, hadisin Bezzâr ve Taberânî tarafından nakledildiğini, râvilerinin ise sahih hadis ricali olduklarını söyler, Ahmed b. Hanbel'den nakledildiğini belirtmez. Bk. Mecma', 1/259.
[53] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 3/19.
[54] Sened:
Sahih: Müsned, V/213, H.no:21754; İkinci rivayet: V/215, H.no:21778; Benzer rivayetler için bk. V/215, H.no:21778; V/214, H.no:21768; V/213, H.no:21756; Abdürrezzâk, 1/203, H.no:790-791; Ebû Dâvûd, Taharet, 61, H.no:157; Tinnizî, Taharet, 71, H.no:95; İbn Mâce, Taharet, 86, H.no:553; Tayâîisî, s.169, H.no:1218; îbn Ebî Şeybe, 1/162, H.no:1863-1864; Tahâvî, Şerhu meâni'l-âsâr, 1/81; Humeydî, 1/207, H.no:434; Taberânî, el-Mu'cemii'l-kebîr, IV/92-94, H.no:3749, 3751, 3754-3757; İbn Hıbbân, IV/158, 161, H.no:1329, 1332; Beyhakî, es-Sünenü'l-kübrâ, 1/277-278.
Ayrıca 338/646.hadise bk.
[55] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 3/20.
[56] Sened:
Sahih: Müsned, VI/333, H.no:267Ö6; Dârekutnî, 1/199.
Hadisin senedinde yer alan Ebû Hafs Ömer b. İshâk b. Yesâr (v. 154/771), Meğâzî yazarı Muhammed b. îshak'ın kardeşidir. İbn Hıbbân sika sayar, ancak Dârekutnî "kuvvetli değildir" der. Bk. Mecma', 1/258; İbn Hacer, Lisânü'l-Mîzân, IV/285, Trc.no:811; Ta'cM'l-menfaa, 296, Trc.no: 1766; Ömer b. İshâk b. Yesâr'ın Müsned'deki rivayeti sadece bu hadistir. Kütübü sitte musanniflerinin ricalinden değildir. Buhârî, herhangi bir cerh ve tadilde bulunmaz. Bk.et-Târîhu'1-kebîr, VI/141, Trc.no:1957; Abdullah b. Ahmed b. Hanbel'in babasına bu zâtın kim ve nasıl biri olduğunu sorduğunu, onun Muhammed b. İshak'ın kardeşi olduğunu söylediğini, sorusunu yinelediği zaman da sükût ettiğini nakleder. Bk. Ahmed b. Hanbel, el-Ilel ve ma'rifetü'r-ricâl III/107, Trc.no:4423; Râzi, el-Cerhu ve't-ta'dîl, VI/98, Trc.no:507; İbn Hıbbân, Meşûhîru ulemâi'l-emsâr, 133, Trc.no:1044; Sikât, VII/167, Trc.no:9496; Zeylâî ise hadisi illetli bulmamıştır. Bk.Nasbu'r-râye, 1/180.
Bennâ ise daha sahih ve şahinliğinde ittifak olan diğer hadislerle hükmen çeliştiği için Meymûne annemizden nakledilen hadisle delil getirilemeyeceğini ifade eder. Her ne kadar bu konuda Ebû Dâvûd, Hâkim ve Beyhakî'de nakledilen hadisler bulunsa da bunların her birinin zayıf olduğunu, hattâ mevzu rivayetlerin bile bulunduğunu ve bunlarla delil getirilemeyeceğini söyler. Mesh müddeti için sahih ve doğru olan görüşün, seferî/yolcu için üç, mukîm için bir gün oluşadur.Bk.Biilûğu'l-emânî, 11/68.
[57] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 3/20-21.
[58] Sehnûn, Müdevvene, 1/15; İbn RUşd, Bidayetti'l-müctehid, 1/15.
[59] Merğınânî, age., 1/28; Kâsânî, Bedâiu's-sanâî', 1/8; Şîrâzî, age., 1/20; İbn Kudâme, Muğnî, 1/282-287,291.
İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 3/21.
[60] Sened:
Sahih: Müsned, IV/254, H.no:18I44; Mükerrer için bk. IV/246-247, H.no:18074; Tayâlist, s.95, H.no:692; Ebû Dâvûd, Taharet, 63, H.no:161; Tirmizî, Taharet, 73, H.no:98 ("hasen" Bazı rivayetlerde "hasen-sahih" olarak geçmesini Ahmed Muhammed Şâkir tasvib etmez. Bunun sebebi olarak da şu kaynakları delil gösterir: Nevevî, Mecmu', I/5I7; İbnü'l-Arabî, Şerhu't-Tinnizt, 1/146; İbn Teymiyye, el-Münîekâ (Şevkânî, Neylü'l-evtâr, 1/232); Dârekutnî, 1/195; İbnü'l-Cârûd, 32, H.no:85; Taberânî, d-Mu'cemü'l-kebîr, XX/377, H.no:882.
Sa'd b. Ebî Vakkâs'ın Hz.Ömer'e (Radıyallahü anhüm) mestler hakkındaki sorusuna Hz. Ömer'in cevâbı olarak nakledilen rivayet İçin bk. Ebû Ya'lâ, I/I58, H.no:170; Şâşî, Müsned, 1/120, H.no:57; Beyhakî, es-Sünenü'l-kübrâ, 1/292.
Ahmed Muhammed Şâkir Tirmizî'nin Siinen'İnin şerhinde yukarıda kaynaklarını gösterdiğimiz eserlerdeki hadislerin senedlerinin bir kısmında Urve b. Zübeyr, diğer bir kısmında ise Urve b. Muğîre yer almaktadır. Bu usul açısından bir ızdırabdır, ancak her iki râvinin de sika olmasının senede zarar vermediğini ifade eder.
Ahmed Muhammed Şâkir yine Tirmizî'nin Siinen'İnin şerhinde Abdurrahman b. Ebu'z-Zinâd'ın (v.174/790) bazı âlimler tarafından zayıf gösterildiğini, bunların başında İmam Mâlik'in geldiğini, bunun da akranlıktan kaynaklandığını söyler. İmam Şafiî'nin: "Abdurrahman b. Ebu'z-Zinâd'ın Mâlik'in mezhebini zemmetmede neredeyse haddi aşacaktı" sözü aralarındaki ilişkinin hangi boyutta olduğunu göstermeye kâfidir. Musa b. Seleme'nin anlattıkları ise farklı bir bakış sunmaktadır: "Medine'ye geldim, İmam Mâlik'e uğradım ve: "Senden ve senin göstereceğin bir zâttan ilim almak için geldim" dedim. Bunun üzerine o: "İbn Ebu'z-Zinâd'a git" dedi." Gerçek şu kî İbn Ebi'z-Zinâd sika biridir, zayıf diyenlerin ellerinde bir delil yoktur, Ahmed b. Hanbel: "Hadisleri sahihtir"; Yahya b. Maîn ise: "Abdurrahman'ın babasından, onun da A'rac kanalıyla Ebû Hüreyre'den rivayetleri hüccettir" der. Iclî ve Tirmizî sika sayar. İsnadı sahihtir. Tirmizî'nin hocası Buharı'den naklettiği: "Mâlik b. Enes Abdurrahman'ı işaret ediyordu" sözünden Ahmed Muhammed Şâkir zayıf sayma anlamını çıkarmış, ancak bu sözden "ondan hadis yazma" anlamı çıkarmak daha doğru olur. Çünkü Tİrmİzî hadislerini "hasen-sahih" olarak da telakki ettiği olmuştur. Ayrıca şunu da söylemiştir: "Abdurrahman sikadır. Mâlik b. Enes sika saydı ve ondan hadis yazılmasını emretti." Bk.Sünen, Libâs, 21, H.no:1755.
Abdurrahman b. Ebi'z-Zinâd'in Buhârî on (her biri mütâbî olarak), Tirmizî on dört, Ebû Dâvûd on sekiz, İbn Mûce on bir, Dârimî sekiz, Ahmed b. Hanbel 81 rivayetini nakleder. Zelıebî, İbn Maîn'in olumlu, Ebû Hâtim'in ise olumsuz kanâatlerini nakleder. Bk. Kâşif, Trc.no:3193; İbn Hacer ise: "Saduktur, Bağdat'a gelince hafızası değişti. Fakih biri idi" der. Bk. Takrib, Trc.no:3S6l.
[61] Hadisin sonunda senedle ilgili şu bilgi de verilmektedir:
§ Abdullah dedi ki: Babam Ahmed b. Hanbel, kendisine ayrıca hocaları Süreye ve el-Hâşİmî'nin de bu hadisi rivayet etliklerini bildirdi.
İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 3/21-22.
[62] Sened:
Sahih: Müsned, 1/95, H.no:737; Benzer rivayetler için bk. 1/114, H.no:917-918; 1/116, H.no:943; 1/124, H.no:1013-1015; 1/148, H.no:1263; EbÛ DâvÛd, Taharet, 63, H.no:163-164; Nesâî, es-Sünenü'l-kübrâ, 1/90, H.no:l 19; Dârimî, Vudû', 43, H.no:721 (Dârimî, bu hadisin abdest âyeti ile neshedİldiğini söyler); İbn Ebî Şeybe, 1/25, H.no:183; İbn Kuteybe, Te'vîlü Muhtelifü'l-iıadîs, 56; Dârekutnî, 1/199; Ebû Ya'lÛ, 1/287,455, H.no:346, 613; Bezzâr, 1X1/36-37,43, H.no:789, 794; Beyhakî, es-Süncnü'l-kübrâ, 1/292; Makdisî, Muhtara, 11/283, H.no:663 (isnadı sahih);
İbn Hacer hadisin isnadının hasen olduğunu söyler. Bk.Bülûğu'l-merâm, H.no:65; Telhîs'te ise isnadının sahih olduğunu ifade eder. Ebû Davud'un lafzı:
Ayrıca 344/652 ve 335/643.hadislere bk.
[63] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 3/22-23.
[64] Sened:
Sahih: Müsned, 1/124, H.no:1014; Benzer rivayetler için bk. İ/114, H.no:917-918; 1/116, H.no:943; 1/124, H.no:1013-1015; 1/148, H.no:1263; Şafiî, Müsned, 385; Abdürrezzâk, 1/19, H.no:57; Nesâî, es-Sünenü'l-kübrâ, 1/90, H.no:I20; Beyhakî, es-Sünenü'l-kübrâ, 1/292.
Hadis Abdullah b. Ahmed b. Hanbel'in babasının Müsned'ine yaptığı ziyadelerden biridir. Bennâ râvilerin her birinin sıka olduğunu belirtir. Bk.Bülûğu 'l-emânl U/69.
Ayrıca 343/651 ve 335/643. had islere bk.
[65] Bu rivayette, kelimesi mesh etmek olarak terceme edildi. Zira konu, mestlere mesh etmektir, ayrıca bu rivayeti Beyhakî (1/73) £— mesh etmek lafzıyla rivayet etti:
[66] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 3/23.
[67] Şîrâzî, age., 1/22; Merğınânî, age., 1/28; İbn Rüşd, age., 1/13; İbn Kudâme, age., 1/302; Şevkânî, Neylü'l-evtâr, 1/ 231; Benııâ, age., 11/70.
İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 3/24.
[68] Sened:
Hasen: Müsned, IV/251, H.no:18113; Ebû Dâvûd, Taharet, 63, H.no:I65 (Hadisin başında: 'Tebük Savaşında Hz.Peygamber'e (Sallallahü aleyhi ve seltem) abdest aldırdım" ziyâdesi vardır. Ebû Dâvûd, Sevr'in Raca b. Hayve'den hadis işitmediğini söyler); Tirmizî, Taharet, 72, H.no:97 (Tİrmizî, bu hadisin İlletli olduğunu söyledikten sonra sebebini şu şekilde açıklar: "Velid b. Müslim'in dışında hiç kimse Sevr b. Yezîd'den hadis nakletmedi. Ebû Zür'a ve Bulıârî'ye bu hadisin hükmünü sordum. Sahih olmadığını, Abdullah b. Mübârek'in bu hadisi yine Sevr kanalı ile Raca b. Hayve'den, onun Muğîre'nin kâtibinden, onun da mürsel olarak Hz.Peygamber'den naklettiğini, Muğîre'yi senedde zikretmediğini söylediler); İbn Mâce, Taharet, 85, H.no:550; İbnü'l-Cârûd, H.no:84; Dârekutnî, 1/195; Beyhakî, es-Sünenü'l-kübrâ, 1/290; Hadisin zayıf olduğunu iddia edenlerin görüşleri için bk. Ebû İshâk el-Huveynî el-Eserî, Gavsü'l-mekdûd bi Tahrîci Müntekâ li'bni'l-Cârûd, 1/78-84.
Ahmed Muhammed Şâkir Tirmizî'nin Sünen'inin şerhinde hem Ebû Davud'un hem de Tirmizî'nin illetlerini kabul etmediğini delilleri ile ortaya koyar ve özetle şunları söyler: "Mestlerin altına mesh, sikanın ziyâdesidir ve sikanın ziyâdesi de makbuldür. Hadis vücûbiyete delil değildir. Mestlerin Üstünü mesh yeterlidir. Mestin hem altını hem de üstünü mesh güzel bir davranıştır."
Ayrıca 332/640.hadise bk.
[69] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 3/24.
[70] Sened:
Safaih: Müsned, IV/252,H.no:18122; Ebû Dâvûd, Taharet, 61, H.no:159 (Ebû Dâvûd hadisi zikreder ve:"Muğire'den nakledildiği belli olan sadece "Hz. Peygamber (Saltallahü aleyhi ve sellem) mestlere mesh elti" bölümüdür" der); Tinnizî, Taharet, 74-75, H.no:99 ("Hasen-sahih" hükmünü veren Tirmizî, bu konuda Ebû Mûsâ el-Eş'arî'den de rivayetin bulunduğunu söyler ve Salih Muhammed et-Tirnıizî kanalı ile şu hâdiseyi nakleder: "Ebû Mukâtil es-Semerkandî anlatıyor: Ölüm döşeğindeki hastalığında Ebû Hanîfe'nin huzuruna girdim. Su İstedi ve onunla abdest aldı. Ayağında da çorap vardı. Bunlara mesh etti ve: "Şu âna kadar yapmadığım bir şeyi yaptım, kalın olmayan çoraplara mesh ettim" dedi); Nesâî, Taharet, 97, H.no: 125 {Nesâî hadisi zikrettikten sonra:
"Bu rivayette Abdurrahman b. Servân (Ebû Kays)'a nıütâbî olan birini bilmiyoruz. Muğire'den sahih olarak rivayet edilen sadece şu kısmıdır: "Hz. Peygamber (Sallallahü aleyhi ve sellem) mestlere mesh etti"); İbn Mâce, Taharet, 88, H.no:559; Ebû Dâvûd, Ebû Mûsâ el-Eş'arî'den nakledilen rivayeti verir. (Bk. Ebû Dâvûd, Taharet, 61, H.no:159):
İbn Mâce'nin rivayeti ise şu şekildedir (bk. Taharet, 88, H.no:559):
Ebû Dâvûd çoraplara mesh eden sahabenin isimlerini de zikreder: Ali b. Ebû Tâlİb, İbn Mes'ûd, Berâ b. Âzib, Enes b. Mâlik, Ebû Ümâme, Sehi b. Sa'd ve Amr b. Hureys. Ayrıca Hz.Ömer ve İbn Abbas'tan da nakillerin bulunduğu söyler.
Ayrıca 3 32/640. hadise bk.
[71] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 3/24-25.
[72] İmam Şafiî, Ümm, 1/29; Sehnûn, age., 1/44; Merğınânî, age., 1/30; İbn Rüşd, age., 1/14; İbn Kudâme, age., 1/298.
[73] Mübârekfûrî, Tuhfetü'l-ahvezî, 1/272; Bennâ, age., 11/71.
[74] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 3/25.
[75] Sened:
Sahih: Müsned, IV/8, H.no:16103; İkinci rivayet: IV/9, H.no:16113; Üçüncü rivayet: IV/8, H.no: 16101; Dördüncü bir rivayet de şöyledir: IV/10, 16125 (Fakat senedinde Şerik vardır):
EM Dâvûd, Taharet, 62, H.no:160 (v^j) ziyadesiyle; Tirmizî, Taharet, 74, H.no:199;
İbn Mûce, Taharet, 88, H.no:559; Dâriınî, Vudû', 43, H.no:96.
Tirmizî Ilel'inde bu hadisi, âlimlerin ittifakla amel etmediği hadisler arasında sayar.
Tahâvî vd. âlimlerin de bu kanaatta olduklarını belirtir. Bk. İbn Receb el-Hanbelî, Şerhu
Ileli't-TinnizîjnA,
Hz. Ali'den (Radıyallahü anlı) nakledilen rivayet için bk.228/536. hadis
Bu konuda tekrarı uygun olacak hadisler için bk. Sevbân (273-274/581-582); Amr b.
Ümeyye ed-Damrî (275/583); Huzeyfe (102/410); Selman (276/584); Bilâl (277/585) ve
Muğîre b. Şu'be (278/586) hadisleri.
[76] Kızâme (uiiS'); Kuyu veya abdest alınan kap anlamındadır. Bk. Azİmâbâdî, Avnü'l-Ma'bûd, 1/90-91.
[77] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 3/26.
[78] Şîrâzî, age., 1/22; Merğmânî, age., 1/28-29; İbn Rüşd, age., 1713; İbn Kudâme, '1/284,300-302.
[79] Şîrâzî, age., 1/21; Merğınânî, age., 1/28-29; İbn Rüşd, 1/14; İbn Kudâme, 1/287.
[80] Şîrâzî, age., 1/21; Merğınânî, age., 1/29; İbn Kudâme, 1/296-297; İbnü'l-Hümâm, Fethu'l-Kadîr, 1/108; Şirbînî, Muğni'l-muhtâc, 1/66; İbn Âbidîn, Reddü'l-muhtar, 1/247.
[81] Mübârekfûrî, Tııhfetü'l-ahvezt 1/272; Bennâ, age., 11/71.
[82] Sehnûn, Müdevvene, 1/15; Merğınânî, 1/28; Kâsânî, Bedâiu's-sanâî', 1/8; İbn Rüşd, 1/15; İbn Kudâme, age., 1/282-287, 291.
[83] İmam Şafiî, Ümm, 1/29; Sehnûn, age., 1/44; Merğmânî, age., 1/30; İbn Rüşd, age., 1/14; İbn Kudâme, age., 1/298.
[84] Şîrâzî, age., 1/22; Merğınânî, age., 1/28-29; İbn Rüşd, age., 1/13,16; İbn Kudâme age., 1/302; Şevkânî, Neylü'l-evtâr, 1/ 231; Bennâ, age., 11/70.
[85] Merğınânî, age., 1/28-29; İbn Rüşd, age., 1/15-16; İbn Kudâme age., 1/282-287, 291,302; Meydânî, Liibâb, 1/56-58.
İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 3/27-28.