92- LEYL SÛRESİ

Cumhura göre Sûrenin tamamı Mekke-i Mükerreme'de nazil olmuştur. Ancak Ali ibn Ebî Talha'dan medenî olduğuna dair bir görüş de rivayet edilmiş*tir. Bir kısmının mekkî, bir kısmının da medenî olduğu da söylenir. Nüzul sırası itibariyle A'lâ Sûresinden sonra inmiştir.[1]

l. Andolsun bürüyüp örttüğü zaman geceye,
2. Açıldığı zaman gündüze.
3. Erkeği ve dişiyi yaratana.
4. Doğrusu sizin çalışmalarınız bölüm bölümdür.
5. Amma kim verir ve takvaya ererse,
6. O en güzeli tasdik ederse,
7. Biz de onu en kolaya hazırlarız.
a) Hz. Ebu Bekr'in babası Ebu Kuhâfe ona: "Oğulcuğum, seni görüyorum hep zayıf, güçsüz köleleri satın alıp azat ediyorsun. Madem köle satın alıp azat edeceksin şöyle güçlü kuvvetli köleler satın alıp azat etsen de önünde durup sana gelebilecek tehlikelere ve kötülüklere karşı seni korusalar." demişti. Ebu Bekr: "Babacığım, benim bundan tek beklediğim ve istediğim Allah'ın hoşnut*luğudur. Ben bununla ancak Allah katında olanları istiyorum" demişti. Bize ri*vayet edildiğine göre "Herhalde kendisi de ilerde hoşnut olacaktır."a kadar ol*mak üzere "Amma kim verir ve takvaya ererse, o en güzeli tasdik ederse, Biz de ona en kolayı müyesser kılarız." âyetleri babasının bu sözleri ve onun babasına cevabi üzerine nazil oldu.[2] Başka bir rivayete göre de bu hadise üzerine "Amma kim verir ve takvaya ererse..." âyet-i kerimesinden sûrenin sonuna kadar olan âyetler nazil olmuştur.[3]
b) Hz. Ebu Bekr es-Sıddîk, yoksul müslümanlara yemek yedirir, onları do*yururdu. Bir gün Ebu Cehl ona: "Ey Ebu Bekr, Allah'ın bu yoksulları doyurabi*leceğini mi sanıyorsun?" dedi. Ebu Bekr: "Evet." dedi. Ebu Cehl: O halde ne*den onları yedirip doyurmuyor?" diye sordu. Hz. Ebu Bekr: "Allah bir kavmi fakirlikle, diğer bir kavmi de zenginlikle imtihan etmiş; fakirlere sabretmeyi, zenginlere de yedirmeyi emretmiştir" dedi. Ebu Cehl: "Vallahi ey Ebu Bekr, sen olsa olsa sapıklık içindesin. Sen sanıyor musun ki Allah bunlara yedirmeye gü*cü yeterken yedirmemiş de sen onlara yediriyorsun?" dedi ve işte bunun üzerine "Onlara: Allah'ın size rızık olarak verdiklerinden infak edin, denildiğinde o küf*reden kâfirler iman etmiş olanlara: Dilediği takdirde Allah'ın yedirip doyuraca*ğı kimseyi biz mi yedirelim?..." Yâsîn, 36/47) âyet-i kerimesi ile bu "Bundan sonra her kim de verir ve sakınırsa, bir de o en güzeli tasdik ederse Biz de onu, en kolaya hazırlarız." âyet-i kerimeleri nazil oldu.[4]
c) Hz. Ebu Bekr'in Ümeyye ibn Haleften Hz. Bilâl'ı bir bürde ve on ukıyye karşılığı satın alması üzerine Allah Tealâ: "Doğrusu sizin çalışmanız bölüm bölümdür."e kadar olmak üzere "Andolsun bürüyüp örttüğü zaman gece*ye" yi İndirmiştir.[5]
d) İbn Ebî Hatim der ki: îbn Abbâs'tan rivayet ediliyor: Bir adamın hurma ağaçları vardı ve bunlardan birinin dalı fakir ama ailesi kalabalık salih bir kişi*nin evine sarkıyordu. Adam evine gelip de ağaçtan hurmaları toplamaya çıkınca komşusunun evine ondan bazıları düşer; fakir komşunun çocukları da onları alıp yemek isterlerdi. Ama adam hemen ağaçtan iner, gelir ve çocukların ellerinden hurmaları çeker alır, eğer çocuk meyveyi ağzına almışsa çocuğun ağzına par*mağını sokar ve hurmayı geri çıkarmaya çalışırdı.
Fakir komşu bu durumu Hz. Peygamber (sa)'e gelerek şikâyette bulundu ve hurma sahibinin yaptıklarını ona haber verdi. Rasûlullah (sa) da ona: "Sen şimdi git." buyurdular. Daha sonra Allah'ın Rasûlü (sa) o hurmaların sahibiyle karşılaştı ve ona: "Dalı filân komşunun evine sarkan hurma ağacını bana ver, buna karşılık sana cennette bir hurma ağacı verilsin." buyurdu. Adam: "Doğrusu onu verirdim ama onun meyvesi benim çok hoşuma gidiyor. Benim pek çok hurma ağacım var ama hurması ondan daha çok hoşuma gideni yok." dedi ve ayrılıp gitti.
Rasûlullah (sa)'ın ve o adamın konuşmalarını duyan bir başkası Rasûlullah (sa)'a: "Ey Allah'ın elçisi, ben o filân oğlu filânın evine sarkan hurma ağacını satın alır, sonra onu sana verirsem onun şu andaki sahibine vadettiğin cennetten bir hurma ağacını bana da verir misin?" diye sordu. Hz. Peygamber (sa): "O, senindir." buyurdular.
O adam gidip hurmanın sahibini buldu. Onun da o adam gibi hurma ağaç*ları vardı. Hurmanın sahibi ona: "Filân komşumun evine sarkan hurma ağacını Rasûlullah'a vermem karşılığında bana cennetten bir hurma ağacı verildiğini bana haber verdi. Ben de: Onu sana verirdim ama onun meyvesi benim ho|uma gidiyor." dedim." dedi. Adam, hurma sahibine: "Ne dersin, onu bana sâfsto." dedi. Hurma sahibi: "Hayır, ama benim şistediğimi verirsen belki satarım, onu vereceğini de sanmam." dedi. Adam: "Nedir düşündüğün?" diye sordu. Hurma sahibi: "Kırk hurma ağacı." dedi. Adam: "Çok istedin; bir hurma ağacına kırk hurma ağacı mı?" dedi. Bir süre sustular, sonra adam: "Tamam, sana kırk hurma ağacı verdim." dedi. Hurma sahibi: "Eğer bu sözünde doğru isen buna başkala*rını da şahid kıl", dedi. Emretti, bazı insanlar geldiler. Adam onlara: "Şahid olun, ben buna, dalı filân oğlu filânın evine sarkan hurma ağacı karşılığında hur*ma ağaçlarımdan kırk hurma ağacı verdim." dedi, sonra hurma sahibine dönüp: "Ne diyorsun?" diye sordu. Hurma sahibi de: "Tamam razı oldum." dedi ama biraz sonra: "Seninle Aramızda alış veriş olup bitmedi." dedi. Adam: "Allah senin alış verişini ikale etsin. Ben eğilmiş bir hurma ağacına karşılık sana kırk hurma ağacımı verirken ahmak değildim." dediyse de hurma sahibi: "Ben, bana istediğim hurma ağaçlarını vermen karşılığında bu alış verişe razı oldum. Ayak*ta (yatmış veya eğilmiş olmıyan) hurma ağaçlarından verecek misin?" dedi. A-dam bir süre durdu ve: "Ayakta olan hurma ağaçlarından kırk tanesi senindir." dedi ve şahitleri de getirip hurmalarından ayakta olan kırk hurma ağacı saydı ve adama verdi, ayrılıp gittiler. Adam o hurma ağacını satın aldıktan sonra Rasûluilah (sa)'a gelip: "Ey Allah'ın elçisi, filancanın evine sarkan hurma ağacı benim oldu. Şimdi de o senindir." dedi. Rasûluilah (sa) da o fakir komşuya gi*dip: "Bu hurma ağacı senin ve ailenindir." buyurdular.
İbn Abbâs der ki: "îşte bu olay üzerine Allah Tealâ, Sûrenin sonuna kadar olmak üzere: "Andolsun, bürüyüp örttüğü zaman geceye..." Sûresini indirdi.[6] Ancak İbn Kesîr bu rivayeti zikrettikten sonra gerçekten ğarîb olduğunu söylemiştir ki bu, zayıf bir hadistir Sahih olan ise Hz. Ebu Bekr hakkında nazil olmuş olmasıdır.
Beğavî, o cimri kişiden hurma ağacını kırk hurma ağacı karşılığında satın alan sahabinin Ebu'd-Dahdâh olduğunu nakleder.[7]
Bu hadisenin aynı zamanda A'lâ, 87/14-15 âyetlerinin de nüzulüne sebep olduğu biraz önce geçmişti.[8]

8. Ama kim de cimrilik eder ve kendini müstağni sayarsa
9. Ve o en güzeli yalanlarsa
10. Biz de ona en güç olanı kolaylaştırırız.
İbn Abbâs'tan rivayete göre bu âyet-i kerimeler Ümeyye ibn Halef hakkın*da nazil olmuştur.[9]

19. O'nun nezdinde bir kimsenin karşılık olarak verilecek hiçbir nimeti yok*tur.
20. Ancak yüce Rabbının hoşnutluğunu gözetmek içindir. Elbette kendisi de hoşnut olacaktır.
Amir ibn Abdullah'tan, onun da babasından rivayete göre bu âyet-i kerime*ler Hz. Ebu Bekr hakkında nazil olmuştur. Katâde'den gelen rivayette bu âyet-i kerimelerin onun hakkında nazil olması, Bilâl, Amir ibn Füheyre gibi altı veya yedi kişiyi satın alıp azat etmesi ile ilişkilendirilmiştir.[10]
Atâ ve Dahhâk'in İbn Abbâs'tan rivayetlerinde o şöyle anlatıyor: Müşrikler Bilâl'e işkence eder ve o da: "Allah birdir, Allah birdir." derken Hz. Peygamber (sa) de oradan geçiyormuş. Bilâl'e: "O Bir (olan Allah), seni kurtaracaktır." bu*yurmuş. Gelip Hz. Ebu Bekr'e: "Ey Ebu Bekr, Bilâl Allah için işkence çekiyor." buyurmuş. Hz. Peygamber (sa)'in ne demek istediğini anlıyan Hz. Ebu Bekr hemen evine gelmiş, bir miktar altın alarak Bilâl'in efendisi olan Ümeyye ibn Halefe gitmiş ve ona: "Bana Bilâl'ı satar mısın?" demiş. Onun muvafakat et*mesiyle Bilâl'i satın almış ve azat etmiş. Müşrikler: "Ebu Bekr, Bilâl'i olsa olsa daha önceden kendisine yaptığı bir iyilikten dolayı satın alarak azat etmiştir." demişler ve işte bunun üzerine bu âyet-i kerimeler nazil olmuş.[11]
Vahidî'deki İbn Abbâs rivayetinde Bilâl'in efendisinin ismi Abdullah ibn Ced'ân olarak verilmiştir. Bu rivayette Bilâl'in, Kureyş'in putlarından teberri etmesi üzerine Kureyş müşrikleri efendisine gelerek onu şikâyet ettikleri, onun da istediklerini yapmaları için Bilâl'i onlara verdiği bir de üstüne, putlarına kur*ban etmeleri için yüz deve verdiği fazlalıkları vardır.[12]


[1] Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/950.
[2] İbn Hişâm, es-Sîretu'n-Nebeviyye, 1,319; Ibn Cerîr et-Taberî, Câmiu'l-Beyân, xxXji42.
[3] Suyûtî, Lübâbu'n-Nukûl, 11,198.
[4] Kurtubî, age. xv,26.
[5] el-Befavî, age. rv,495.
[6] İbn Kesîr, age. vıh,44 1-442.
[7] el-Beğavî, age. rv,495.
[8] Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/950-952.
[9] Kurtubî, age. XX,57.
Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/952.
[10] Taberî, age. xxx,i46.
[11] Kurtubî, age. xx,60.
[12] Vahidî, Esbâbun-Nüzûi, s. 330.
Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/952-953.