Kocanın, Karısına Karşı Cinsel İlişki Bakımından İsteksiz Olması Durumunda Kadın Ne Yapma

Konu, 'Mahrem Konular' kısmında isaasi tarafından paylaşıldı.

  1. isaasi
    Islam-TR Üyesi


    31 yaşındayım 7 senelik evliyim.allaha inanan ve ona karşı sorumluluklarımı yerine getirmeye çalışan bi insanım. benim sıkıntım eşimle ilgili.evlendiğimizden bu yana bana karşı insel yönden çok isteksiz. ona istekte bulunduğumda çok rahatsız olup ufluyor pufluyor. böyle yapınca tüm isteğim dağılıyo ve üzülüyorum.sonra günlerce küsüyorum ona.acaba bütün kadınlar mı böyle diye düşünmeden edemiyorum.sırf bu yüzden de boşanmayacağıma göre bunun başka yolu olmalı.sonuşta bende insanım bi takım ihtiyaçlarım oluyor ve ne yapmam gerektiğini bilmiyorum.bu başlığı tamamen yardım almak için aldım.lütfen dalga geçmeyin.teşekkür ederim...
  2. Abdulmuizz Fida
    أَلَيْسَ اللَّهُ بِأَحْكَمِ الْحَاكِمِينَ

    Muhterem bacım;

    Allah (c.c.), yarattığı kulunu en iyi bilen olduğundan, cinsel yönden harama girilmemesi için nikahlı evliliği buyurduğu gibi, habibi Rasulullahın da sunnetinin gereği olmuştur.

    Eşler karşılıklı rızaya dayanan bir birliktelikle bir araya gelirler ve Erkek, hanımının her türlü maddi (yiyecek, giyecek) ve manevi (cinsel, dini) ihtiyaçlarını karşılamak zorundadır. Kadın da, kocasına karşı iffetini koruyup, kocasına, ve çocuklarının ihtiyaçlarını gidermek zorundadır. Tüm bu işleri yaparken de, her iki taraf da bunu başa kakıp, bir mihnet bilmeyecektirler.



    Karı - Kocanın Anlaşması Daha Hayırlıdır

    Sorununuza gelirsek, eşlerin arasında bir problem bulunması durumunda, konuşarak bir yol (karara) bulmaya çalışmalıdırlar.


    "Eğer bir kadın kocasının geçimsizliğinden, yahut kendisinden yüz çevirmesinden endişe ederse, aralarında bir sulh yapmalarında, onlara bir günah yoktur. Sulh hep hayırlıdır. Zaten nefisler kıskançlığa hazırdır. Eğer iyi geçinir ve geçimsizlikten sakınırsanız, şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır." (Nisa 128)

    Buhârî ve Muslim'de Hişâm İbn Urve'nin babasından, onun da Âişe'den rivayetine göre; Hz. Âişe, şöyle demiş : Şevde Bint Zem'a yaşlanınca, gününü Âişe'ye verdi. Rasûlullah (s.a.v.) Sevde'nin gününü ona (Âişe'ye) tahsis buyururlardı. Bu hadîsin benzeri Buhârî'nin sahîh'inde Zuhrî kanalıyla... Âişe'den rivayet edilmiştir.

    Saîd İbn Mansur der ki: Bize Abdurrahmân İbn Ebu Zenâd'ın... Urve'den rivayetine göre; o, şöyle demiştir : Allah Teâlâ Şevde ve benzerleri hakkında «Eğer kadın kocasının serkeşliğinden veya yüz çevirmesinden endîşe ederse...» âyetini indirdi. Sevde yaşlanmış bir hanım idi. Allah Rasulu (s.a.v.)'nun kendisinden ayrılmasından korktu ve yerini kaybetmek istemedi. Allah Rasulu (s.a.v.)'nun Hz. Âişe'ye olan sevgisini ve onun Hz. Peygamberin yanındaki derecesini anlayarak Hz. Peygamber ile olan gününü Âişe'ye verdi. Hz. Peygamber (s.a.v.) de bunu kabul buyurdu.
    Beyhakî der ki: Bu hadisi Ahmed İbn Yunus, Hasan İbn Ebu Ze' nad'dan mevsûl olarak rivayet etmiştir. Hadîsi aynı kanaldan Hâkim de Mustedrak'inde rivayetle şöyle demektedir: Bize Ebu Bekr îbn İshâk'ın... Urve'den, onun da Âişe'den rivayetine göre; Hz. Âişe, şöyle demiş :
    Ey kızkardeşimin oğlu, Allah Rasulu yanımızda kalma hususunda bizim hiçbirimizi diğerlerinden üstün tutmazdı. Bizi dolaşmadığı günler azdır. Gününü kendisine tahsis buyurduğuna ulaşıncaya kadar hanımlarından herbirine dokunmaksızm yaklaşır ve sonuncusunun yanında gecelerdi. Sevde Bint Zem'a yaşlanıp Allah Rasulu (s.a.v.) nün kendisinden ayrılacağından korktuğunda : Ey Allah'ın Rasulu, benim günüm Âişe'nindir, demiş ve Allah Rasulu(s.a.v.) de bunu kabul buyurmuştu.
    Âişe devamla şöyle der : İşte bu konuda Allah Teâlâ : «Eğer kadın kocasının serkeşliğinden veya yüz çevirmesindne endîşe ederse...» âyetini indirdi.

    İbn Cerîr der ki: Bize îbn Vekî'in Âişe'den rivayetine göre o, «Eğer kadın kocasının serkeşliğinden veya yüzçevirmesinden endîşe ederse; anlaşma yoluyla aralarını bulmalarında kendileri için bir günâh yoktur. Anlaşmak daha hayırlıdır.» âyeti hakkında şöyle demiştir:
    Bir kadın, bir erkeğin yanında (nikâhı altında) olur da; kocası kendisine fazlaca yaklaşmaz, çocuğu olmaz ve kadınla sohbeti de yoktur. Bu durumda kadın: Beni boşama, benim durumum hakkında sen serbestsin, der.


    Karı - Kocanın Anlaşamaması Durumunda Aile Büyüklerinden Hakemlik Yapmalarını İsterler

    Kendi aralarında konuşarak, anlaşmaya çalışarak bir sonuca varamama durumunda, evliliğin yıkılmaması için her iki tarafın aile büyüklerinden hakem olarak yardımcı olmalarını istenir.

    "Eğer karı-koca arasının açılmasından endişeye düşerseniz bir hakem erkeğin tarafından, bir hakem de kadının ailesinden kendilerine gönderin. Bu arabulucu hakemler gerçekten barıştırmak isterlerse, Allah karı-koca arasındaki dargınlık yerine geçim verir. Şüphesiz ki Allah hakkıyla bilendir, her şeyin aslından haberdardır." (Nisa 35)


    Aile büyüklerinden seçilen hakemler, eşlerden her iki tarafı dinleyerek sorunu anlamaya çalışmalı, varsa bir yanlışlık bu tatlıya bağlanılarak veya bir kural konularak uyulmaya riayet etmelidirler. Aksi durum söz konusu ve sorunun çözülememesi durumunda, ister erkek, ister kadın boşanamak için mahkemeye (İslami-kadı) başvurup sorunu anlatabilir, mazeretin geçerli olması durumunda (ki cinsel ihtiyacın karşılanmaması mazerettiri) boşanabilirsiniz.



    Kadının, Kocasından Boşanabilme Şartları :


    31. Yahya b. Saîd rivayet etti: Bana, Abdurrahman'ın kızı Amra, Ensar'dan Sehl'in kızı Habibe'den nakletti: Habibe, Kays b. Şemmas'ın oğlu Sabit'in nikâhlısı idi. Allah'ın Rasulu (s.a.v.) sabah namazını kılmaya çıkınca, Sehl'in kızı Habibe'yi sabahın alaca karanlığında kapısının önünde beklerken buldu. Rasulullah (s.a.v.) ona:
    «—Kimsin?» deyince, o da cevaben:
    «— Ben, Sehl'in kızı Habibe'yim Ya Rasulallah!» dedi. Rasulullah (s.a.v.):
    «—Neyin var?» dedi. Habibe kocası hakkında:
    «— Kocam Sabit b. Kays ile evli kalmamız imkânsız» dedi.
    Kocası Sabit b. Kays gelince Rasulullah (s.a.v.) ona;
    «—Bak (zevcen) Habibe neler söylüyor» dedi. Habibe:
    «— Mehir olarak verdiklerinin hepsi yanımda (dilerse geri veririm)» dedi. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.) Sabit'e:
    «—Ona verdiklerini al» buyurdu. Sabit onları geri aldı. Habibe kocasından ayrılarak ailesinin yanında kaldı.
    (Muvatta, Talaki 11, Ebu Davud, Talak, 13/17; Nesai, Talâk, 27/34; İbn Mace, Talak, 22)


    32. Ebu Ubeyde'nîn kızı Safiye'nin azatlı cariyesinin, her şeyini kocasına vererek boşandığı ve bunu Abdullah b. Ömer'in hoş karşıladığı rivayet edilmiştir.(Şeybanî, 562)
    Bedel (mal) karşılığı kocasından boşanan kadın hakkında imam Malik der ki: Kocası ona zarar ve sıkıntı verdiği veya haksızlık ettiği bilinirse boşama geçerli olur ve karısından aldığı malları da geri verir. Benim duyduğum budur, fakihlerimizin ittifak ettiği hüküm böyledir.
    imam Malik der ki: Bir kadının, kocasından aldığından fazlasını vererek boşanması da caizdir.


    33. Nafî'den: Muavvez b. Afrâ'nın kızı Rubeyyi' amcası ile birlikte Abdullah b. Ömer'e geldiler. Ona, Rubeyyi'in Osman b. Affan zamanında kocasına mal vererek boşandığını bildirdiler. O zaman Osman b. Affan, kendisine ulaşan bu haberi hoş karşılamıştı.
    Abdullah b. Ömer, «Bu kadının iddeti de, normal şekilde boşanan kadınınki gibidir,» dedi. Saîd b. Museyyeb, Suleyman b. Yesâr ve İbn Şihab da bedel (para) karşılığı boşanan bir kadının iddeti de boşanan diğer kadınlar gibi üç hayız süresidir, diyorlardı.
    İmam Malik der ki: Mal vererek boşanan kadın ancak yeni bir nikâhla kocasına dönebilir. Tekrar evlenir, kocası ile birleşmeden ayrılırlarsa, iddeti ikinci talaktan itibaren başlamaz, birinci boşanmasından itibaren iddetine devam eder.
    İmam Malik der ki: Bu konuda duyduğumun en uygunu budur.
    İmam Malik der ki: Bir kadın, kendisini boşamasına karşılık bir şeyler vermesi üzerine kocası peşpeşe üç talak ile karısını boşarsa hepsi de geçerli olur. Şayet sukûtlerle sözüne ara verirse sükûtten sonra verdiği talaklar vaki olmaz, (zira bain talak vaki olduktan sonra verilen talakların anlamı nikâhsız kadını boşamak olacağından bir değeri yoktur.)



    NOT : Verdiğimiz cevab, genel usul içindir. Soruyu soran şahsın itirazının geçerli olması durumuna göre yazılmıştır. Fakat gerçek bir mahkeme sonucu verebilmemiz için, karşı tarafı (kocanızı) da savunmasını dinlememiz gerekmektedir.

Sayfayı Paylaş

Yüklüyor...