Müslüman hanımlardan saçlarını uzatmaları istenilmektedir. Zaruret olmaksızın saçını traş etmesi (kesmesi) haramdır. Hicaz müftülerinden Şeyh Muhammed İbrahim şöyle demiştir:

“Kadınların, saçlarını kesmeleri câiz değildir. Çünkü Nesai’nin, Sünen’inde, senedini de zikrederek Ali radıyallahu anh’dan rivayet ettiği hadis bunu gerektirmektedir. Aynı hadisi, el-Bezzar senedini kaydederek Müsned’inde Osman radıyallahu anh’dan, İbn Cerir de senedini kaydederek İkrime radıyallahu anh’dan rivayet etmiş bulunmaktadır. Hadis şöyledir:

“Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem kadının saçını kesmesini yasaklamıştır. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’den yasak (nehiy) buyruğu nakledilecek olursa onun aksine bir rivayet olmadığı sürece haram olmayı gerektirir.

Molla Ali el-Kari, Mişkat şerhi el-Mirkat’ta şöyle der: “Kadının saçını kesmesini yasaklamıştır.” diye buyrulması, kadınlar için örüğün şekil ve güzellik bakımından erkekler için sakal gibi oluşundan dolayıdır…”1

Süslenmek amacıyla saçını uzatan kadın, saçının bakımını yapamıyorsa veya saçının fazla olması ona sıkıntı veriyorsa kısaltmasında bir sakınca yoktur. Nitekim Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin vefatından sonra hanımlarından bazıları böyle yapıyordu. Çünkü onlar Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in vefatından sonra süslenmeyi terk etmiş ve saçlarını uzatmaya ihtiyaçları kalmamıştı.

Kadının, kâfir ve fâsık kadınlara veya erkeklere benzemek maksadıyla saçlarını kesmesinin haram olduğunda şüphe yoktur. Genel olarak kâfirlere benzemek haram olduğu gibi kadınların erkeklere benzemeye çalışmaları da yasaktır. Süslenmek maksadıyla da olsa bu durum uygun görülmemiştir.

Hocamız Şeyh Muhammed Emin eş-Şankiti

(Allah’ın rahmeti üzerine olsun) Advau’l-Beyan adlı eserinde şunları söylemektedir: “Birçok yerde uygulanan bir örf haline gelen kadının hemen hemen köklerine yakın yerden saçlarını kesmesi bir Batıcı gelenek olup Müslüman hanımların ve hatta İslâm’dan önceki Arap kadınlarının yaptıklarına aykırı bir iştir. Bu da din, ahlak, görünüş ve buna benzer hususlarda genel bir musibet halini alan sapmalardan bir tanesidir.” Daha sonra: “Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in hanımları saçlarını bir tutam kalıncaya kadar kısaltırlardı.” şeklinde rivayet edilen hadisle ilgili olarak şöyle demektedir: “Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in hanımlarının en güzel süsleri saçlarıydı. O hayatta iken güzel görünecek şekilde süslenirlerdi. Vefatından sonra ise saçlarını kısaltmışlardır. Çünkü onlara ait özel bir hüküm vardır ve bu hususta yeryüzündeki hiçbir kadın onlarla ortak bir özellik taşımaz. Bu da onların evlenmekten büsbütün ümitlerinin kesilmesiydi. Hatta böyle bir şeyi ümit dahi etmemeleri idi. Onlar, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in hanımları olmaları dolayısıyla ölünceye kadar evlenmekten alıkonulmuşlardı. Âdeta iddet bekleyen hanımlar gibiydiler.

Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

“Sizin Allah’ın Rasûlünü üzmeniz, ondan sonra
zev celerini nikâhlamanız asla caiz değildir. Çünkü bu,
Al lah katında büyük bir günahtır.” (el-Ahzab, 33/53)

Evlenmekten büsbütün ümit kesmek ise, bir sebep dolayısıyla helâl olmayan bazı ziynetlerin helâl kılınmasına ruhsat mahiyetinde bir sebep olabilir…”2

O halde Müslüman hanımın saçlarını koruması, ona gereken itinayı göstermesi ve onu bir kaç örük yapması gerekir.
Başının üstünde toplaması ya da arka tarafına salması câiz değildir. Şeyhu’l-İslâm İbn Teymiyye, Mecmûu’l-Fetava’sında,

“Nitekim bazı hâyâsız kadınlar saçlarını tek bir örük yaparak omuzları arasından salmaktadırlar.”3demektedir.

Hicaz Müftüsü Şeyh Muhammed İbrahim de şöyle demektedir: “Bu dönemde bazı müslüman hanımların yaptıkları saçı tek bir yerden ayırıp onu arka tarafta veya batılı
kadınların yaptığı gibi başının üstünde toplamasına gelince; bu kâfir kadınlara benzeme özelliği taşıdığından dolayı câiz değildir.

Ebu Hureyre radıyallahu anh’dan nakledilen uzunca bir hadiste şöyle denilmektedir:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: ‘Cehennem ehlinden iki grup vardır ki henüz onları göremiyorum; Bunlar beraberlerinde inek kuyruklarını andıran ve kendileriyle insanlara vurdukları kamçılar bulunan bir topluluk ile giyinmiş fakat çıplak, meyleden
ve meylettiren ve başları zayıf deve hörgüçlerini andıran kadınlardır. Bu kadınlar cennete girmeyecekleri gibi kokusunu da almayacaktır ve şüphesiz cennetin kokusu şu kadar ve şu kadar mesafeden alınır.’

Hadisi, Müslim rivayet etmiştir. Bazı ilim adamları, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in “meyleden ve mey lettiren” buyruğunu onların “mila taraması” şeklinde
taranmaları diye açıklamıştır. Bu da kötü kadınların taranma şeklidir. Bunlar başkalarını da bu şekilde tararlar.
Bu aynı zamanda Batılı kadınların ve onların izinden giden kadınların taranma şeklidir.”4

Aynı şekilde Müslüman kadının ihtiyaç olmaksızın saçını kesmesi ya da kestirmesi de bir başka saçı ona eklemesi de yasaktır. Çünkü Buhârî ile Müslim’de:

“Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem saç ekleyeni de ekleteni de lanetlemiştir.” denilmektedir. Saç ekleyen (vâsile): saçına başkasının saçını ekleyendir. Saç ekleten (mustavsile) ise, kendisine bu uygulama yapılan kimsedir. Bunun yasak oluş sebebi ise
bundaki gerçeğe uymayan iştir. Haram kılınan saç ekleme türlerinden birisi de, bu dönemde, peruk takmaktır. Buhârî, Müslim ve başkalarının rivayetine göre Muaviye radıyallahu anh, Medine’ye geldiği sırada bir hutbe vermiş ve bir top saç veya kesilmiş bir miktar saç çıkartıp şöyle demiştir:

“Sizin hanımlarınız ne diye başlarına böyle bir şey ekliyorlar? Ben Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim: “Bir kadın başına başkasının saçını koyacak olursa mutlaka bu bir yalan (iftira) olur.” Peruk ise baş saçınıandıran sentetik bir saçtır ve bunu giymek bir yalandır..

-----------------------------
1 Muhammed b. İbrahim, Mecmûu’l-Fetava, II,49.
2 Şankiti, Advau’l-Beyân, V/98-601. Erkek, bu işi yapması için karısına emir veriyorsa kadının onun emrine itaat etmesi câiz değildir. Çünkü yaratıcıya isyan hususunda hiçbir yaratılmışa itaat edilmez.
3 XXII, 145
4 Mecmu’u Fetava eş-Şeyh, II/47. Ayrıca bk. Şeyh Hammud etTuveyciri, el-Îdah ve’t-Tebyîn, s. 85.

(Mü’min Hanımlara Özel Uyarılar )