İyiliği Emretmek Kötülüğü Yasaklamak

1-İyiliği Emredip Kötülüğü Yasaklamanın Gerekliliği

İyiliği emredip kötülüğü yasaklamak, vaciplerin en büyüğü, en faydalısı ve faziletlisidir. Buna Kur’an ve sünnetten birçok delil vardır. Kur’an ve sünnetin naslarını dikkatle düşündüğümüz zaman, iyiliği emredip kötülüğü men etmenin, bu ümmetin hayatta kalması için kesin yerine getirmesi gereken büyük bir görevi olduğunu görürüz. Çünkü bu görev ona teneffüs ettiği hava kadar zorunlu ve önemlidir.
Bu büyük görev, bazen emir siygasıyla gelmiştir:
“İçinizden iyiliği emredip kötülüğü men eden bir topluluk olsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.”
Âl-i İmran: 104
Bazen mü’minin bariz sıfatı olarak gelmiştir:
“Onlar, Allah’a ve ahiret gününe iman ederler, iyiliği emredip kötülüğü men eder ve hayır işlerinde yarışırlar. İşte onlar salihlerdendir.”
Âl-i İmran: 114
Bazen İslam’ın emrettiği müslümanların birbirlerini sevmelerinin gereği bir fiil olarak gelmiştir:
“Mümin erkekler, mümin kadınlar, birbirlerinin velisidir. İyiliği emreder kötülüğü men ederler...”
Tevbe: 71
Bazen münafıklara benzememenin alameti olarak gelmiştir:
“Münafık erkekler, münafık kadınlar birbirlerindendir. Kötülüğü emreder, iyiliği yasaklarlar ve cimrilik ederler...”
Tevbe: 67
Bazen insanlar için çıkartılan hayırlı ümmet olmanın gereği olarak gelmiştir:
“Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emredip kötülüğü men eder ve Allah’a iman edersiniz...”
Âl-i İmran: 110
Bazen lanete müstahak ve rahmetten uzak olmamanın gereği olarak gelmiştir:
“İsrail oğullarından kâfir olanlar, Davud ve Meryem oğlu İsa’nın diliyle lanetlendiler. Çünkü onlar isyan etmiş ve sınırı aşmışlardı. Onlar, işledikleri kötülükten, birbirini men etmezdi. (Birbirini kötülükten men etmemekle) ne kötü yapıyorlardı.”
Maide: 78,79
Bazen kurtuluş sebebi olarak gelmiştir:
“Sizden önceki nesillerden akıllı kimselerin, insanları yeryüzünde bozgunculuk yapmaktan men etmeleri gerekmez miydi? fakat onlardan ancak kendilerini kurtardığımız çok az kişi böyle yaptı...”
Hud: 116
Bazen düşmana galip gelerek zafer elde etmenin gereği olarak gelmiştir:
“Allah, kendine yardım edene elbette yardım eder. Şüphesiz Allah kuvvetlidir galiptir. Allah’a yardım edenleri yeryüzünde iktidara getirdiğimiz takdirde namazı kılarlar, zekatı verirler, iyiliği emrederler, kötülüğü men ederler.”
Hac: 40,41
Bazen onu terk Allah’ın kınamasına ve yermesine sebep olan fiil olarak gelmiştir:
“Rabbanilerin ve hahamların, onları günah söz söylemekten, haram yemekten yasaklamaları gerekmezmiydi? (Yasaklamayı terk etmekle) ne kötü yapıyorlardı.”
Maide: 63
Nu’man bin Beşir (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
‘Allah’ın hududu üzere durup onu aşmayan kimse ile o hududu çiğneyen kimselerin misali; bir gemide kurâ çeken kimselerin misali gibidir. Onlardan bazısına geminin üst kısmı düştü, bazısına da onun alt kısmı düştü. Geminin alt kısmında bulunanlar, su talep ettikleri zaman, geminin üst kısmındakilere uğrarlardı. Alt kısımdakiler:
−Biz su almak için kendi nasibimiz olan alt kısımdan bir delik açsak, yukarıdakilere eziyet vermeyiz dediler. Üst kısımdakiler, alttakileri kendi hallerine terk etseler, hepsi beraberce helak olurlardı, ama onların ellerinden tutup onlara mâni olsalar, hem kendiler hem de onlar topluca kurtulurlar’ buyurdu.”
Buhari: 2308-2309
Ebu Said el-Hudri (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
‘Yollar üzerinde oturmaktan sakının’ buyurdu. Sahabeler:
−Bizler bunu terk edemeyiz. Oralar bizim meclislerimiz, oralarda işlerimizi konuşuruz dediler. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
−‘İlle de oturacaksanız, o halde yola hakkını veriniz’ buyurdu. Sahabeler:
−Yolun hakkı nedir? dediler. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
−‘Gözü haramdan yummak, halka eziyet vermekten el çekmek, selamı almak, iyiliği emretmek ve kötülü yasaklamaktır’ buyurdu.”
Buhari: 2281
2-İyiliği Emredip Kötülüğü Yasaklamanın Fazileti

Birinci Kısım: Fıtratı Selim sahibi salih kimseler.
İkinci Kısım: Fıtratı Selime üzere dünyaya geldikten sonra bu selim fıtratlarını ifsat ederek bozan fasit kimseler.
Üçüncüsü Kısım: Bu iki kısım arasıda olan kimseler.
Kur’an’da birçok ayet, bu üç kısma işaret etmektedir:
“Onlara, deniz kıyısında bulunan belde ahalisinin durumunu sor. Hani onlar, Cumartesi gününün hukukunu çiğniyorlardı. Çünkü (Cumartesi günü, av yapmaları kendilerine yasaklanmıştı) Cumartesi (çalışmayıp ibadet) yaptıkları gün, balıklar onlara akın akın gelirdi. Cumartesi (ibadet) yapmadıkları gün balıklar gelmezdi. (Allah’ın yasağına uymamalarından rızkları daralmıştı.) biz onları yoldan çıkmaları sebebiyle işte böyle imtihan ediyorduk. (Onlara nasihat edenlere) içlerinden bir topluluk da: ‘Allah’ın helak edeceği veya şiddetli bir şekilde azap edeceği bir topluma daha ne diye nasihat ediyorsunuz?’ dedi. Nasihat edenler: Rabb’inize mazeret beyan edebilmek için, bir de belki sakınırlar (diye nasihat ediyoruz) dediler. Onlar kendilerine verilen nasihati unutunca, Biz de (nasihat ederek) kötülüğü yasaklayanları kurtardık, zulmedenleri de yapmakta oldukları kötülüklerden ötürü şiddetli bir azap ile yakaladık. Kibirlerinden dolayı kendilerine yasak edilen şeylerden vazgeçmeyince onlara: Aşağılık maymunlar olun dedik.
A’raf: 163-166
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de şu hadisinde bu üç kısma işaret etmiştir:
“Allah’ın benimle gönderdiği hidayet ve ilim, çok bereketli yağmura benzer. Bu yağmur bazen öyle bir toprağa düşer ki, onun bir kısmı suyu kabul eder ve çayırla ot bitirir. Bir kısmı da kurak olup suyu üzerinde tutar da Allah onunla insanları faydalandırır. Ondan hem kendileri içerler, hem de hayvanlarını suvarır ve ekin ekerler. Bu yağmur diğer bir nevi toprağa daha isabet eder ki düz ve kaypaktır ne suyu üzerinde tutar, ne de çayır çimen bitirir. Allah’ın dinini tefekkuh edip Allah’ın benim vasıtamla gönderdiği hidayet ile ilimden faydalanan ve bunu öğrenip başkasına öğreten kimseyle, bunu duyduğunda kibirlenerek başını dahi kaldırmayan ve Allah’ın benimle gönderdiği hidayetini kabul etmeyen kimse işte böyle örnek verdiğim toprak gibidir.”
Buhari: 238, Müslim: 2282/15, Begavi Mesabih: 111, Albânî Sahihu’l-Cami: 5855
3-İyiliği Emredip Kötülüğü Yasaklamaya Hırs Göstermek

Allah-u Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
“Şehrin uzak yerinden bir adam koşarak geldi: Ey kavmim, elçilere uyun, dedi.”
Yasin: 20
“Bir zaman, cinlerden bir topluluğu Kur’an dinlemek üzere sana yöneltmiştir. Kur’an dinlemeye hazır olduklarında (birbirlerine) susun dediler. Okuma bitirilince inzar ediciler olarak kavimlerine dönmüşlerdi. Ey kavmimiz, dediler, biz Musa’dan sonra indirilen kendinden öncekini doğrulayan, Hakka ve doğru yola götüren bir Kitap dinledik. Ey kavmimiz, Allah’ın davetçisine uyun. Ona iman edin ki Allah da sizin günahlarınızdan bazısını bağışlasın ve sizi acı azaptan korusun. Kim Allah’ın davetçisine uymazsa, yeryüzünde (başına geleceklere) engel olamaz. Kendisinin Allah’dan gayrı dostları da bulunmaz. İşte öyleleri açık bir sapıklık içindedir.”
Ahkaf: 29-32
“Cinlerden, insanlardan ve kuşlardan (teşekkül eden) orduları Süleyman için toplandı. Hepsi bir arada düzenli olarak sevk ediliyordu. Karınca vadisine geldikleri zaman bir karınca dedi ki: Ey karıncalar, yuvalarınıza girin ki Süleyman ve orduları farkında olmadan sizi ezmesin.”
Neml: 17-18
4-İyiliği Emredip Kötülüğü Yasaklayan Bilgili Olması Gerekir

Bir kimse her hangi bir iyiliği emredebilmesi için yahut her hangi bir kötülüğü yasaklayabilmesi için, o iyilik yahut kötülükle ilgili delilleri ve onun mahiyetini iyice bilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla bilgi amelden öncedir. Bunun için İmam Buhari: 227-228’de ilim, söz ve amelden öncedir, şeklin bir bap açmış sonra bu sözüne Allah (Azze ve Celle)’nin şu kavlini delil getirmiştir:
“Bil ki Allah’dan gayrı hiçbir ilah yoktur...”
Muhammed: 19
Mefsedeyi defetmek, maslahatı celp etmekten önce gelir.
Maslahat ve mefsedet yahut Hasenât ve Seyyiât çakıştığında onlardan racih olanı tercih etmek vaciptir.
5-Kimler İyiliği Emredip Kötülüğü Yasaklamakla Mükelleftir

İslam dini, müslüman her ferde bildiği meselelerde iyiliği emretme, kötülüğü yasaklama görevi vermiştir. İyiliği emredenin halktan biri, kendisine iyilik emredilenin devlet başkanı olması bu durumu değiştirmez. İslam tarihinde bunun misalleri sayılmayacak kadar çoktur. Tarık bin Şihâb şöyle dedi: “Bayram günü namaz kılmadan önce hutbe okumaya ilk başlayan Medine valisi Mervan’dır. Müslümanlardan bir adam ayağa kalktı ve:
−Bayram namazında önce namaz kılınır sonra hutbe okunur dedi. Mervan:
−O terk olundu dedi. Bunun üzerine Ebu Said el-Hudri (Radiyallahu Anh):
−Bu adam üzerine düşen iyiliği emir kötülüğü yasaklama görevini yapmıştır. Ben Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den işittim:
‘Sizden kim bir münker görürse onu eliyle değiştirsin, eğer gücü yetmezse diliyle değiştirsin, eğer gücü yetmezse kalbiyle değiştirsin o ise imanın en zayıfıdır’ buyuruyordu.”
Müslim: 49/78
Sahabelerden Ka’b bin Ucre’de mescide girdiğinde Abdurrahman bin Ümmü’l-Hakem oturur halde Cuma hutbesi irat ediyordu. Ka’b: Hele şu habîse bakın oturarak hutbe irat ediyor. Oysa Allah-u Teâlâ Cuma suresinde şöyle buyurmaktadır:
“Onlar bir ticaret ve eğlence görünce dağılıp oraya gittiler ve seni ayakta bıraktılar...”
Müslim: 864/39
6-İyiliği Emredip Kötülüğü Yasaklamanın Adâbı

İyiliği emredip kötülüğü yasaklayacak kimselerde bulunması gereken edeple ilgili bazı hasletler:
a) Bilmediğinin ardına düşmemesi.
Allah-u Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
“Bilmediğin bir şeyin ardına düşme, çünkü kulak, göz ve gönül bunların hepsi ondan sorumludur.”
İsra: 36
b) Yumuşak huylu olup katı kalpli olmaması.
Allah-u Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
“Allah’ın rahmeti sebebiyle sen onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba ve katı yürekli olsaydın, onlar çevrenden dağılır giderlerdi. Öyleyse onların kusurlarından geç, onlar için istiğfar et.”
Âl-i İmran:159
Firavn’a gidin, çünkü o azdı. Ona yumuşak söz söyleyin, belki öğüt alır veya sakınır.
Taha: 43-44
Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:
“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
‘Rıfk Yumuşak huyluluk, hangi şeyde bulunursa onu süsler, o hangi şeyden çıkartılırsa onu çirkinleştirir’ buyurdu.”
Müslim: 2594/78
Yine Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
‘Ey Aişe! Kuşkusuz Allah refîktir rıfkı sever. Şiddet ve sertliğe vermediğini rıfka verir’ buyurdu.”
Müslim: 2593/77
c) Çok sabırlı olması.
Allah-u Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
“Sabret, sabrın Ancak Allah içindir. Onlara üzülme, kurdukları tuzaklardan da sıkıntıya düşme.”
Nahl: 127
“Yavrucuğum namazı kıl, iyiliği emredip kötülüğü yasakla ve başına gelen şeylere sabret. Çünkü bunlar yapılması gereken azimet işlerdendir. İnsanlara yüzünü eğme, yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Zira Allah, kendini beğenip büyüklenen kimseleri sevmez.
Lokman: 17-18
d) Kolaylaştırıcı olup nefret ettirici olmaması.
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmaktadır:
“Ey insanlara, kuşkusuz sizden bazıları insanları nefret ettiricidir. Sizden herkim insanlara namaz kıldırdığında, namazı hafif tutsun. Çünkü sizden hasta olan bulunabilir, zayıf olan bulunabilir ve ihtiyaç sahibi olabilir.”
Müslim: 466/182
Aişe (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir şey yapmış ve onda insanlara ruhsat vermişti. Bir topluluk da o şeyi yapmaktan imtina etmişti. Bu Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e ulaştığında bir hutbe irat ederek Allah’a hamd etti sonra:
‘Bazı insanlara ne oluyor ki yaptığım şeylerden imtina ediyorlar. Allah’a yemin ederim ki ben Allah’ı onlardan dahi iyi bilenim ve Allah’dan onlardan daha fazla korkanımdır’ buyurdu.”
Buhari: 6074, Müslim: 2356/128
e) İyiliği emir kötülüğü yasaklama, hikmetle ve mevizeyi haseneyle olması.
Allah-u Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
“Sen hikmetle ve güzel öğütle Rabb’inin yoluna davet et; onlarla en güzel şekilde mücadele yap...”
Nahl: 125
7-İyiliği Emredip Kötülüğü Yasaklama Yolları

a) Elle olur.
b) Dille olur.
c) Malla olur.
Buna Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in şu hadisi delalet etmektedir: Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
“Sizden kim bir münker görürse onu eliyle değiştirsin, eğer gücü yetmezse diliyle değiştirsin, eğer gücü yetmezse kalbiyle değiştirsin o ise imanın en zayıfıdır” buyurdu.”
Müslim: 49/78
8-İyiliği Emredip Kötülüğü Yasaklama Fiilinin Tehir Edildiği Yerler

İbni Mes’ud (Radiyallahu Anh) şöyle dedi: “Sen, bir topluluğa akıllarının ermediği bir şey söylediğinde, o söz onlardan bazısı için mutlaka fitne vesilesi olacaktır.”
Müslim: 1/11
Aişe (Radiyallahu Anh) şöyle dedi: “Ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e hicr duvarı Kâbe’den midir? diye sordum. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
−‘Evet Kabe’dendir’ buyurdu. Ben:
−Kureyş için ne mani vardı ki hicri Kâbe’ye girdirmediler? dedim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
−‘Kureyşin nafakası noksan olup bunu yapmalarına imkân vermedi’ buyurdu. Ben yine:
−Kâbe’nin kapısı neden bu kadar yüksektir dedim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
−‘Kavmin, dilediklerini oraya girdirmek dilediklerini oradan menetmek için böyle yaptılar. Eğer kavmin cahiliye devrine yakın olmamış olsaydı ve gönüllerinde isteksizlik olmamış olsaydı elbette Hicrin duvarını Kâbe’ye katar ve Kâbe’nin kapısını da yer seviyesine indirirdim’ buyurdu.”
Buhari: 1499, Müslim: 1333/405, Albânî İrva: 1106
İbni Ömer (Radiyallahu Anh) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in eşi Aişe (Radiyallahu Anha)’dan şöyle tahdis etmiştir:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Aişe’ye:
−‘Kavmin Kureyş Kâbe’yi bina ederlerken, İbrahim’in koyduğu temelleri kısalttıklarını görmez misin?’ buyurdu. Ben:
−Ya Rasulallah! Sen Kabenin duvarlarını İbrahim’in temelleri üzerine döndürmez misin? dedim. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
−‘Kavminin zamanı kâfirlik vaktine yakın olmasaydı yeni iman etmiş olmasalardı muhakkak ben Kâbe’nin duvarlarını İbrahim’in temelleri üzerine yapardım’ buyurdu.”
Buhari: 1498