İslamda Tevazu ve Alçak Gönüllülük

Konu, 'Haftanın Konusu' kısmında Pulcet tarafından paylaşıldı.

  1. Pulcet
    Forumun Bekçisi


    İslamda Tevazu Alçak Gönüllülük

    Elhamdülillahi Rabbil Alemin. Esselatu vesselamu ala Resulüne Muhammedin ve ala alihi vesahbihi ecmain.


    Tevazu Alçakgönüllülük, Kibirlenmenin, büyüklük taslamanın zıttıdır.

    Tevazu, beğenilen bir özelliktir. Ancak, sınırı çok iyi ayarlanmalıdır. Kişinin şahsiyetini ortadan kaldıran hafifmeşreplik tevazu değildir. İnsan, büyüklük taslamamakla birlikte, zamanın ve yerin gerektirdiği davranışı göstermelidir. Yoksullar, düşkünler ve çocuklarla ilgilenmek, onların hal ve hatırlarını sormak tevazudur. İnsan, mevkisi ne olursa olsun Allah'ın kulu olduğunu unutmamalıdır.(1)

    İslam tevazu'a büyük önem vermiştir. Peygamberimiz bu özelliği hem bizzat üzerinde taşımış, hem de sözleriyle tavsiye etmiştir. Bir gün kendisine bir adam getirilir, gelen şahıs korkudan titremeye başlar. Bunu gören Allah Resulu (a.s.v.) "Sakin ol, ben bir melik değil, Kureyş 'ten, kuru et yiyen bir kadının oğluyum" buyurmuştur (2)

    Tevazu, alçakgönüllü olmak demektir. Böylelerine, mütevazi insan denilir. Tevazu sahipleri kendilerinden aşağıda olanlara küçük muamelesi yapmaz, onları hor ve hakir görmezler. Arkadaşları arasında büyüklük taslamazlar. Vakar ise, ağırbaşlı olmak demektir. Vakur kişiler mevki ve haysiyetlerinin hakkını gereği gibi korumasını bilen insanlardır.

    İnsan hem mütevazi, hem vakur olmalıdır. İslam tevazu ve vakar sahibi olmayı teşvik etmekle beraber, bu hususta aşırı gitmeyi yasaklamıştır. Çünkü, tevazuda aşırı gitmek insanı zillet ve meskenete düşürür, herkesin maskarası haline getirir ki bu doğru bir şey değildir. Mütevazi olacak başkalarına karşı alçakgönüllülük gösterecek diye herkesin hakaretine, adice davranışlarına tahammül göstermek, aşağılamalarına razı olmak ahlaki bir fazilet sayılmaz. Vakarda aşırılık ise insanı kibirli yapar.

    Kibir : Büyüklenmek, büyüklük taslamak, ululuk iddia etmek, Kendini başkalarından yüksek görerek onları aşağılamak demektir. Kibirli kimsenin kalbi, kendini başkasından üstün görmekle rahat eder.

    Oysa insan , diğer insanlarla beraber toplu halde, bir köyde, bir şehirde ve bir cemiyette yaşamak zorunda olan bir canlıdır. Toplumdaki mevkii ne olursa olsun insanların birbirleriyle olan münasebetleri kardeşçe olmalıdır. Karşısındaki insana şefkat ve merhametle, tevazu ve alçakgönüllü olarak davranmalıdır. Kibir ve gururdan sakınmalıdır.

    Kibir, Allah'ın yarattığı kullarına yakışmaz. Biz kuluz, kula kulluk yaraşır. Bazı insanlar bir mekan veya mevki sahibi olunca kimseye selam bile vermeye tenezzül etmez. Sanki küçük dağları kendisi yaratmış gibi büyüklenerek, kibirlenerek yürür. Bu, çok çirkin bir davranıştır. Nihayet hepimiz insanız. Ve insanlar arasında üstünlük sadece takva iledir. (3)

    "Ne Arabın Aceme, ne Acemin Araba, ne kırmızının siyaha, ne de siyahın kırmızıya bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takva iledir. Allah'a göre en üstününüz, O'ndan en çok korkanınızdır. (4)

    Allah Rasûlü (a.s.v.), insanlar arasındaki eşitliği ne güzel ifade etmişlerdir. Allah'ın halis kullarının yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüdüklerini Kuran-ı Kerim’de haber veriyor ve şöyle buyuruyor: Rahman’ın o kulları ki, onlar yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürürler, cahiller kendilerine (hoşlanmadıkları bir) laf attıkları zaman, -selâm- derler. (Sözün doğrusunu söyler ve onlarla çatışmazlar.)"(5)

    Sevgili Peygamberimiz hadis-i şeriflerinde: "Çalım satarak elbisesini sürükleyen kimseye Allahü Tealâ kıyamet gününde rahmet nazarı ile bakmaz." (6) buyurmuşlardır.

    Allah için tevâzu gösterenin Cenab-ı Hak derecesini yükseltir. Büyüklük taslayanları da alçaltır. Allah'ın emrettiği ibadetleri kibir ve gururları sebebiyle yerine getirmeyenlerin yeri cehennemdir. Allahü Tealâ böyleleri hakkında buyuruyor ki: "Bana ibadetten kibirlenip uzaklaşanlar var ya işte onlar hor ve hakir olarak cehenneme gireceklerdir." (7)

    Rasulü Ekrem Efendimiz (a.s.v.): "Cehennemlikleri sizlere haber vereyim mi? Onlar, katı yürekli, malını hayırdan esirgeyen kibirli kimselerdir." (8) buyurmuşlardır.

    Mütevazi olmak Allah'ın emridir. İslâm'ın emridir. Allah Rasülü (a.s.v.): "Muhakkak ki Allahü Teala bana sizin mütevazi olmanızı vahyetti. Hiçbir kimse diğerine karşı övünmesin. Ve hiçbir kimse diğerine zülum ve haksızlık etmesin." (9)
    Sevgili Peygamberimiz (a.s.v.) büyüklenmekten, hatip geçinmekten ve samimiyetsiz parlak sözlerle halkı aldatmaktan da asla hoşlanmazlardı.

    Kibir ve gurur insanın değerini düşüren, ibadetlerini hükümsüz bırakan ve ilahi mükafatlardan mahrum eden kötü bir huydur. Bir müslümanda bulunmaması gereken bir huydur. Peygamberimiz (a.s.v.) bir hadis-i şeriflerinde: "Kalbinde zerre miktarı kibir bulunan kimse cennete giremez" (10) buyurmuşlardır.

    Bir cemiyetin huzur ve sükun içinde hayatını devam ettirebilmesi için o cemiyetin fertleri, birbirlerine sevgi, saygı ve kardeşlik duyguları ile sımsıkı bağlanmaları gerekir. Fertlerin birbirlerine karşı kibirli olduğu, herkesin kendini beğenip, başkalarını hakir gördüğü, sevgi bağlarının koptuğu bir cemiyette huzur kalmamış demektir. Eğer mutlu ve huzurlu bir toplumda yaşamak istiyorsak kalplerimizdeki kin, haset, düşmanlık, kıskançlık, kibirlilik gibi kötü huyları çıkarıp atmak zorundayız.

    Bunların yerine muhabbet, ahlak, fazilet, adalet ve tevazu gibi güzel huylarla kalplerimizi doldurmak durumundayız. Bu durum aynı zamanda Allah'ın ve Rasulü'nün (a.s.v.) de bizlere kesin ve açık bir emridir.

    Tevazu zillet olmadığı gibi, kibir de vakar değildir. Allah Rasulü (a.s.v.) tevazuda mutlak bir ölçü ve denge içindeydi.

    Peygamberimiz (a.s.v.) sonsuz bir tevazu ve büyük bir edep sahibi idi. Herkes onu büyüklerden daha büyük görebilir; fakat o şöyle demektedir: "Hiç kimse kendi ameliyle cennete giremez. O, Sen de mi? diyenlere: Evet, ben de. Eğer Allah rahmeti ile sarıp sarmalamazsa." (11) İşte Allah Rasulü (a.s.v.), bu sözü söyleyecek kadar, tabii, üstün tevazuda salih bir insandı.
    Kendisini insanlar arasında bir fert ve bir parça olarak görüyor, sonra da davranışlarını bu anlayışa göre ayarlıyordu.

    Zaten bizzat Cenab-ı Hakk da Kur'an diliyle Rasulü (a.s.v.)’a tevazu emretmiyor mu?: "Sana tabi olanlara tevazu kanatlarını indirebildiğin kadar indir" (12)

    Allah Resulü (a.s.v.) halka önce kendisi selam verir, büyük küçük kiminle konuşursa bütünüyle ona yönelir, el sıkıştığı zaman elini karşısındakinden evvel çekmez, sadaka verdiğinde sadakayı eliyle fakirin avucuna kor, bir meclise geldiğinde nerede boş yer varsa oraya oturuverirdi. Onu ilk göreni korku alır, fakat görüşüp konuşunca yanından ayrılmak istemezdi.

    Allah (C.C.) kötü kalpli, rezil ahlâklı, helal haram bilmeyen, sert mizaçlı, hayır işlerinde yardımda bulunmayan, kendinden başka büyük tanımayan, Allah'ın ayetleri okunurken hiç duymamış gibi böbürlenerek oradan uzaklaşan kimselerin düşmanıdır.

    İslam'ın gayesi, insanları birbirleriyle kaynaştırmak, emniyet ve huzur içerisinde hem bu dünyada hem de ahiret aleminde mutluluklarını sağlamaktır.

    Kibir ve gurur kabalığın, hamlığın ve yetişmemişliğin bir tezahürüdür.

    Tevâzu ise, efendiliğin alameti ve olgunluğun meyvesidir. Gök ekinler dimdik durduğu halde, olgun başağın boynu eğri, yönü toprağa doğrudur. Akıllı ve olgun mü'min de böyle mütevazi ve alçak gönüllü olmalıdır.

    Tevâzu sahibi insanları Allah yükseltir. Kibirli insanları Allah alçaltır. Allah Resulü; "Müslüman kardeşine karşı tevâzu gösteren kimseyi Allah yüceltir. Ve ona karşı üstünlük taslayan kimseyi ise alçaltır. buyurmuştur. (13)

    Cenab-ı Hak insanı topraktan yaratmıştır. Toprak gibi gönülsüz ve mütevazi olunmalıdır. Madem ki topraktan yaratıldık, ateş gibi yakıcı ve inatçı olmaya gerek yoktur. Bundan dolayı kibir ve gurur kötü huylardandır Bizlerin bu kötü huylardan uzak kalmamız gerekir. [/color]

    SELAM VE DUA İLE…[/color]

    1- Şamil İslam ansiklopedisi
    2- (Gazalî, İhyâu Ulûmi'd-din, Kahire, 1954, II, 483, 484)
    3-Nihat.Kızılçelik -İslamda tevazu 4- Veda Hutbesinden.
    5- Furkan, 63.
    6- Riyazü-s Salihîn, c. II, sh, 46.
    7- Mü'min, 60.
    8- Riyazü-s Salihîn, c. II, sh, 45.
    9- Riyazü-s Salihîn, c. II, sh, 37
    10-Seçme Hadisler, sh, 79
    11- Buharî, Rikak, 18.
    12- Nahl, 23
    13- Seçme Hadisler, sh, 83.
  2. Birtat
    İyi Bilinen Üye

    kibirlilik veya kendini alçak görme;
    noroloji hastalıkları çeşididir.

    yardım etmek istediğimiz zaman; karşımızdakinin hasta olduğunu unutmayalım.
    tabii yakınımız ise.

    uzaktan kibirli birine yardım etmek....
    değil yardım etmek, yanına da yaklaşamayız ki...

    açıklamalı paylaşımınız için teşekkürler
  3. Ruveyda Ebrar
    Yeni Üye

    allah razı olsun kardeşim...selametle
  4. Pulcet
    Forumun Bekçisi

    Amin Ecmain... :gül :gül

Sayfayı Paylaş

Yüklüyor...