İslamda kaza namazı var mıdır?

Konu, 'Soru Cevap Bölümü' kısmında murathan tarafından paylaşıldı.

  1. murathan
    Islam-TR Üyesi


    Selamun Aleyküm arkadaşlar sizlere aklıma takılan bi soru sorucaktım yanıtlarsanız sevinirim
    internet üzerinden biriyle konuştum kaza namazı hakkında kendisi baya bilgili bi abimizdi
    geçmişte tembellikten kılmadığım namazlarımı kazasını kıldığımı söledim o da geçmişte bizim tam müslüman olmadığımızı namaz kıldıktan sonra müslüman olduğumuzu ve namazın müslümanlara farz olduğunu söledi ayrıca şimdi geçmiş senelerin farz kazalrını değilde
    şimdi nafile namazı kılıp ALLAH tan af dilenmesi gerektiğini söledi
    bu ne kadar doğrudur sizlerinde değerli bilgilerinizi bekliyorum şimdiden ALLAH razı olsun
  2. mbulak
    Islam-TR Üyesi

    Peygamberimiz kaza namazı kılmıştır. Hendek Savaşı'nda Resûlullah (s.a.s)'i, müşrikler dört vakit namazdan alıkoymuşlar, hatta gecenin de bir bölümü geçmişti. Sonunda Allah'ın elçisi, Bilâl-i Habeşi'ye ezan okumasını emir buyurdu. Bilâl ezan okudu, sonra kâmet getirdi ve öğleyi kıldılar. Sonra kâmet getirerek ikindiyi, sonra yine kâmet getirerek akşam namazını, sonra tekrar kâmet getirerek yatsıyı kıldılar.

    Ebû Bekir ibnü'l-Arabi'ye göre Resûlullah (s.a.s) yolculuklarında, üç defa uyuyarak, sabah namazını ashab-ı kiramla kaza etmiştir. Bunlardan birisi Hayber Gazası dönüşüdür. Ebû Hureyre'den nakledildiğine göre, Allah'ın Resûlu konaklama yerinde, uyku basınca istirahate çekilmiş ve Bilâl (r.a)'e kendilerini sabah namazı için uyandırmasını bildirmiştir. Bilâl, nâfile namaz kılmış, sabah yaklaşınca da, hayvanına dayalı olarak uyuya kalmış. Güneş yüzlerine vuruncaya kadar aşırı yorgunluktan ne Resûlullah (s.a.s) ve ne de sahabeden hiçbiri uyanmamışlardı. İlk uyanan Resûlullah olmuş ve Bilâl'ı uyarmıştır. Kafilenin ilerlemesinden bir müddet sonra Ashab'a abdest almaları emredilmiş, Hz. Peygamber iki rek'at namaz kılmış, sonra Bilâl kamet getirmiş ve sabah namazı cemaatle kaza edilmiştir. Sonra Allah elçisi şöyle buyurmuştur: "Her kim namazını unutursa, onu hatırladığı zaman hemen kılsın. Çünkü, Allah: "Beni anman için namaz kıl" (Tâhâ, 20/ 14) buyurdu" (Muslim, Mesâcid, 309; Ebu Dâvud, Salât, 11; Tirmizi, Tefsîru Sûre, 20; İbn Mâce, Salât, 10; Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 47).

    Ebu Katâde ve İmran b. Husayn'ın ayrı ayrı naklettiği başka bir yolculukta da uyku sebebiyle sabah namazı Resûlullah (s.a.s) tarafından güneş doğup beyazlaştıktan sonra kaza olarak kılınmıştır. Burada, olayı rivâyet edenler hangi yolculuk olduğunu belirtmedikleri için, hadisçiler, bunun Hayber, Tebük, Hudeybiye veya Ceyşü'l-Umerâ gazâsına ait olabileceğini ifade etmişlerdir (bk. Buhârî, Teyemmüm, 6; Menâkıb, 25; Muslim, Mesâcid, 311, 312; Sahîh-i Muslim Terceme ve Şerhi, IV, 1955-1963).
  3. mbulak
    Islam-TR Üyesi

    Resûlullah (s.a.s), namazın ancak iki durumda kazaya kalması halinde mü'minin özürlü sayılacağını ifade etmek üzere şöyle buyurmuştur: "Kim uyur kalır veya unutarak namazı vaktinde kılmamış bulunursa, onu hatırlayınca kılsın" (Tirmizî, Salât, 16, Mevâkit, 53; İbn Mâce, Salât, 10).

    Burada yalnız uyku ve unutma halinde vaktinde kılınamayan namazın kalasından söz edildiği için ibn Hazm gibi bazı bilginler bir mazeret olmaksızın namazını kasten kılmayanların, daha sonra bunu kaza edemeyeceklerini fakat bunun yerine Allah'a tevbe ve istiğfar etmenin daha uygun olacağını söylemişledir (İbn Rüşd, Bidâyetü'l-Müctehid, Terc. Ahmed Meylânî, İstanbul 1973, I, 268).

    Ancak İslâm fakihlerinin büyük çoğunluğuna göre zamanında kılınamayan farz namazların kazası da farzdır. Çünkü uyku veya unutma gibi bir özür hâlinde bile kaza gerekince, bir özrü olmaksızın namazını vaktinde kılmayanlara da kaza etmeleri öncelikle gerekir. Ayrıca, namazı geciktirmekten dolayı Allah'a tevbe ve istiğfar edilir. Namazı kaza etmeden yapılacak tevbe geçerli olmaz. Çünkü tevbenin ön şartlarından birisi, önce ma'siyetten vazgeçmektir (İbnü'l-Hümâm, a.g.e., I, 485 vd.; İbn Âbidin, a.g.e., II, 62-67).
  4. La Yezal
    Islam-TR Üyesi

  5. mbulak
    Islam-TR Üyesi

    evet ama bu kardeşin bu konuyla ilgili kaynak getirdiğini göremedik. geçmişe dönük kaza namazları ile ilgili kaynağını görmedim ben. bu arada bizim dayanağımız ya da daha doğru bir ifadeyle kaynağımız ne olacak. buna doğru bir cevap vermek zorundayız önce...
  6. karafi
    Üyeliği İptal Edildi

    İslâm, ruha yepyeni bir hayat getirir; kalbi her türlü kirden arındırıp vicdanı berraklaştırır. O bakımdan yıllarca küfür ve şirk bataklığında kirlenen bir kişi, İslâm'ı din olarak seçip Kelime-i Şehadeti getirince, anasından yeni doğmuş gibi olur ve o güne kadar kalbini karartan, ruhunu silik hale getiren bütün mânevi kirlerden temizlenir. Artık geçmişiyle muahaza edilmez, o güne kadar yaptıklarıyla kınanmaz. Onun için taze bir hayat başlar. İslâm'a girdiği andan itibaren iyilik ve kötülükleri yazılır...
    İlgili hadîs:
    Amir b. Âs (r.a.)'den yapılan rivayette, Peygamber (a.s.) Efendimiz'in şöyle buyurduğunu söylemiştir: "İslâm kendinden önceki şeyleri söküp atar.
    Bu hadisi aynı zamanda Taberânî ile Beyhakî de tahric etmiştir. İbn Sa'd ise Cübeyr b. Mut'im hadîsinden naklen rivayet etmiştir. Müslim ise bu hadîsi değişik bir lâfızla kendi Sahîh'inde şöyle rivayet etmiştir:
    "Bilmez misin ki, İslâm kendinden önceki şeyleri (temelinden) yıkar da (atar) ve hicret de kendinden önceki şeyleri yıkar. Hacc da kendinden önceki (kul hakkı dışındaki) şeyleri (günâhları) yıkar..."
    Yine Müslim'in Sahîh'inde Abdullah b. Mes'ud (r.a.)'den yapılan rivâyette, adı geçen şöyle anlatmıştır: "Ya Resûlellah! Cahiliyye devrinde işlediklerimizden dolayı muahaza olunacak mıyız?" Diye sorduk. Buyurdu ki:
    "Kim İslâm'da ihsan üzere bulunur (İslâmiyetini güzelleştirir) se, cahiliyyetteki yaptıklarından dolayı muâhaza edilmez. Kim de İslâm'da kötülük işler (İslâmiyetini güzelleştirmezse), hem öncekilerle, hem sonrakilerle muahaza edilir."
    Bu hadîs mukayyed, yukarıdaki ise mutlak anlamda idi. O halde mutlakı mukayyed üzerine hamletmek vâcibdir. Bu nedenle İslâm'ın kendinden önceki günâhları kökünden yıkıp temizlemesi için ona girenin İslâmiyetini güzelleştirmesi, ihsan doğrultusunda bulunması şarttır.
    Burada hadîsteki "ahsene" fiilinin asıl delâlet ettiği manâyı, taşıdığı hükmü bilmeye ihtiyaç vardır. Aksi halde sağlıklı bir sonuç veya hüküm çıkarmak mümkün değildir. İlim adamlarına göre, konunun temasını teşkil eden "ihsan", küfrü bırakıp İslâm'ı seçerken gönülden inanmış olması, İslâmî hükümleri tereddütsüz kabullenmesi ve Allah'ın emrettiklerine inanıp imkânı nisbetinde yerine getirmesi demektir.
  7. murathan
    Islam-TR Üyesi

    değerli bilgileriniz için çok teşekkürler ALLAH razı olsun kaza namazı konusunu iyice öğrenmiş oldum
  8. Abu_ibrahim
    Islam-TR Üyesi

    بسم الله الرحمن الرحيم
    Aleykum Selam Ve Rahmetullah,namazın terki ancak uyumak, unutmak ve bayılmak gibi kişinin şuuru dışında gerçekleşirse kazası emredilmiştir. Kadınlar ay hallerinde namaz kılamadıkları halde temizlik dönemlerinde bunu kaza etmeleri emredilmemiştir. sayılan bu haller dışında namazın terki sözkonusu olamayacağından mazeretsiz terk edilmiş namazların kazası da söz konusu değildir. zira sayılan mazeretler bulunmaksızın namazı terk eden kafir olur. Kitap ve sünnet namazın terkinin küfür olduğuna delalet ettiği gibi sahabenin icmaı da bu hüküm istikametinde vuku bulmuştur. Sonraki asırlarda bir çok müslümanın kafasını karıştıran teviller sebebiyle müslümanların çoğu namazın terkini "büyük günah" olarak bilmektedirler. dolayısıyla namazın terkinin küfür olduğuna dair ve bahsedilen tevilleri çürüten delillerin kendisine ulaştığı kimse namaz kılmamakta devam ederse kafir olur. Bundan Allah'a sığınırız. Kaçırılmış bir ibadetin kazası için de şeriatın bir emrinin bulunması gerekir. Şeriat, mazeretsiz olarak namazın terkini küfür olarak beyan ettiğinden bu şekilde kılınmamış namazın kazasına dair bir emir varid olmamıştır. ancak meşru mazeretler sebebiyle kaçırılan namazın kazası emredildiğinden; uyuyarak, unutarak veya bayılmak suretiyle kaçırılan namazların kaza edilmesi gerekir. bunun haricinde kaza etmek meşru değildir. yine adet döneminde namaz kılamayan kadınların da bu namazları kaza etmeleri caiz değildir. çünkü bu bir bidat olur. nitekim Aişe radıyallahu anha, kendisine "neden adet döneminde tutamadığımız oruçları kaza ediyoruz da, namazları kaza etmiyoruz" diye soran kadına: "Sen haruri misin? Allah rasulü bize bunu emretmedi" demiştir. Aişe radıyallahu anha'nın fıkhına bakın ki, emrolunmayan bir şeyi yapmak teklifini en şerli bidat grubu olarak tanıdığı Harurilere/haricilere nispet etmiştir!
    Allah en iyi bilendir.

Sayfayı Paylaş

Yüklüyor...