Çözüldü Islam'da Avcılık - Avlanmanın Hükmü

Konu, 'Fıkıh ve Fıkıh Usulu' kısmında seeartos tarafından paylaşıldı.

  1. seeartos

    seeartos Islam-TR Üyesi

      
    Selamun Aleykum;

    Kıymetli kardeşlerim, abilerim.
    Her insanın ufakta olsa bir hobisi vardır mutlaka.Bende balık tutmaktan keyif alıyorum.Her hafta Allah izin verirse mutlaka çıkarım balığa.Hem Allah'ın verdiği rızkımı alırım hemde bir parça stres atmış olurum.İbadetlerimi asla aksatmam bu arada.

    Balık tutmak kısmında bir sakınca yok, peki bu işten keyif almak hakkında bir sıkıntı var mıdır?

    Sadece balık değil, genel olarak avcılığa ilişkin bir had veya usul varmıdır?

    Ek olarak eti haram hayvanları avlamanın sakıncası varmıdır?
    Örneğin bizim memlektte sürek avı yapılır domuzlar azıtınca...
  2. Abdulmuizz Fida

    Abdulmuizz Fida أَلَيْسَ اللَّهُ بِأَحْكَمِ الْحَاكِمِينَ Yetkili Kişi Site Admin


    Cenâb-ı Hak bir âyet-i kerimede,
    "Size deniz avı ile yemeği -size ve yolculara geçimlik olsun diye- helâl kılındı. Kara avı ise -ihramda bulunduğunuz sürece- size haramdır" (Maide 96) ve bir başka âyette deniz
    "İhramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiz" (Maide 2) buyurduğu için, cumhur avlanmanın mubah olduğunu benimser.
    Ulema, deniz hayvanlanndan hepsinin ve kara hayvanlarından da eti yenen yabani hayvanların avlanabildiğinde muttefiktirler. Fakat yabanîleşip kaçan ve bu yüzden kesilmesine imkân bulunmayan ehlî hayvanların avlanmasında ihtilâf etmişlerdir.


    İslam'a Göre Avcıda Bulunması Gereken Şartlar:


    1. Av yapanın ehlî hayvanları kesmeye ehil bir müslüman veya kitabî olması şarttır. Bu bakımdan mecusî, putperest ve murtedin avladığı hayvan eti haramdır, yenilmez. Besmeleyi bilen ve avlanma kasdı taşıyan gayr-i mumeyyiz çocuğun veya mecnunun yahut da sarhoşun avladığı av ise sahihtir.

    Hac ve umre için ihramda bulunan bir müslümanın Harem dahilinde ve haricinde avlanması helâl olmaz. Kur'an'da şöyle buyurulmuştur:
    "İhramda olduğunuz müddetçe kara avı size haram kılınmıştır." (Mâide, 96).

    2. Avcılığı maişetini te'min maksadı ile yapmalıdır.
    Vahşî hayvanları avlayarak maişetini te'min etmek, İslâm'da meşrû' olan kazanç yollarından biridir. Fakat diğer kazanç yolları bundan daha faziletlidir. Telehhi, yani, keyf ve eğlence için, sadece spor olarak avlanmak ise, İslâm'da hoş karşılanmamıştır. Çünkü bu niyetle yapılan avlanma, kalbe kasvet ve gaflet verir, hayvanlara karşı şefkat ve acıma duygularını azaltır.

    Neseî ve İbn-i Hibbân'ın rivayet ettikleri bir hadiste şöyle buyurulmaktadır:
    "Bir kuşu boşuna öldürenler için, kıyâmet gününde o kuş bağırarak:
    'Ya Rabbi, falan faydalanmak niyeti olmadan beni boşuna öldürdü' diye şikâyet edecektir..."

    Neseî'nin rivayet ettiği bir diğer hadîste de şöyle denilmektedir:
    "Bir kuş öldürüp de hakkını vermiyen kimse, kıyamet gününde ondan mes'ul olacaktır.
    - Kuşun hakkı nedir ya Rasûlâllah diye sordular. Buyurdu ki:
    - Onu boğazlayıp yemesi ve sadece başını kesip atmamasıdır."
    Şu halde, yemek veya kendisinden faydalanmak niyeti olmadan sırf zevk için avlanmak İslâmda câiz görülmemiştir.
    3. Avcı, yaralayıcı âleti veya köpeği hayvanın üzerine atarken veya gönderirken Allah'ın adını anmalıdır. Kasıtlı olarak veya bilgisizlik Allah adını anmazsa, avladığı ya da kestiği hayvan helâl olmaz. Besmele çekmeyi unutan kişinin avladığı hayvan da, kestiği hayvan gibi helâl olur.


    İslam'a Göre Av İle İlgili Şartlar:


    1 - Av, şer'an eti yenilebilen hayvanlardan olmalıdır.
    2 - Av hayvanı, ehlî olmamak, boğaz ve boynundan boğazlanması imkânı olmayan yabanî bir hayvan olmalıdır. Av âletleriyle yaralanan hayvana yetişildiği zaman hâlâ yaşıyor ise, şer'î usûle göre boğazlanması gerekir. Aksi takdirde eti helâl olmaz.
    Avlanan hayvana canı çıkmak üzere iken yetişilirse boğazlanması gerekmez. Bununla beraber, boğazlamayı evlâ görenler de vardır.

    İslam'a Göre Av Aletleri ile İlgili Şartlar:

    Av âletleri 2 kısımdır:
    1. Kesici ve delici âletler: Mızrak, ok, bıçak, kılıç, tüfek, tabanca v.s. gibi âletler.
    2. Dört ayaklı yırtıcı hayvanlardan köpek, pars gibi; yırtıcı kuşlardan atmaca, şahin, doğan gibi av için eğitilmiş hayvanlar...

    * Keskin âletlerle av:
    Bu avın iki şartı vardır:

    a) Aletin, ağırlığıyla değil, kesmek ve delmek suretiyle avı öldürmesi.

    Av malzemesinin vucûdu delip veya kesip girmesi şarttır. Ezme veya şiddetli darbe sonucu ölen hayvanların eti yenmez. Bunlara mevkuze denir. (Mâide, 3).
    Binaenaleyh, taş, sopa, v.s. gibi şeylerle vurularak öldürülen hayvanların etleri yenmez.

    Adiy bin Hâtem, İslâm'a girişi sırasında Peygamber Efendimize:
    - Ben avı mi'rad ile vuruyor ve düşürüyorum, bunun hükmü nedir? diye sormuştu.
    Peygamberimiz ona cevaben:
    - Mi'rad, attığın zaman eğer vücuda giriyorsa ye, aksi halde eğer eni ile isabet ediyor ve vucuda nufuz etmiyorsa yeme..." buyurmuştu.
    (Mi'rad, ortası kalın ve enine isabet eden tüysüz bir ok çeşididir.)
    Hadîs-i şerîf'ten de anlaşıldığına göre, av âletinin avın vucudunu yarması ve içine girmesi şarttır. Şu halde tabanca, tüfek gibi ateşli silâhların kurşun ve saçmalarıyla vurulan avlar helâldır. Zira kurşun; ok, mızrak ve kılıçtan daha kuvvetli şekilde vucuda nüfuz etmektedir.

    b) Av âletini atış veya vuruş esnasında besmele çekilmelidir.

    Besmele'yi unutarak terkeden bir avcı, hükmen besmele çekmiş sayılır. Besmele kasden terkedilirse, avlanan avın eti yenmez, haram olur.

    Ebû Salebe el-Huşeni (r.anh), Peygamber (s.a.v.) Efendi*mizden:
    "Yay'ınla avladığını -Allah'ın adını andıktan sonra- ye ve alıştırılan köpeğinle de avladığını -Allah'ın adını andıktan sonra- ye. Alıştırılmamış olan köpeğinle avladığını ise, eğer daha canlı iken yetişip kesersen ye"
    (Buhârî, Zebâih, 72/4, no: 5478)

    Bu her iki hadis de sıhhatli hadis ravileri tarafından rivayet olunmuştur.
    (İbn Ruşd Kadı Ebu'l-Velid Muhammed b. Ahmed b. Muhammed b. Ruşd El-Hafîd, Bidayetu’l-Muctehid ve Nihayetu’l-Muktesid, Beyan Yayınları: 2/267-368)

    İmam-ı Şâfiî'ye göre, avlanırken besmele çekilmesi şart değildir. Fakat terki de mekruhtur.


    İslam'a Göre Av Hayvanlarıyla Avcılık:

    Avlanma; köpek, pars, v.b. hayvanlarla; doğan, şahin, v.b. kuşlarla yapılıyorsa, bu avın câiz olması için şu şartların bulunması gerekir:
    a) Hayvanın muallem, yani özel eğitimle ava alıştırılmış olması.
    b) Avı kendisi için değil, sâhibi için yakalaması.
    c) Hayvan, avın üzerine, Allah'ın adı anılarak (besmele ile) bırakılmış olması...

    "Size temiz olanlar helâl kılındı. Allah'ın size öğrettiği üzere alıştırıp yetiştirerek öğrettiğiniz avcı hayvanların sizin için tuttuklarını yiyin ve üzerine Allah'ın adını anın." (Mâide, 4)

    Av hayvanlarının öğretilmiş olması; sâhibinin arzu ettiği şekilde hareket etmesi, yakaladığını yemeyip sahibine getirmesi, sâhibi saldığı zaman avın arkasından gitmesi, çağırdığı zaman da geri gelmesi demektir.
    Av hususunda talime kabiliyeti olmayan aslan, kaplan, ayı gibi hayvanlar ile ve necis-i ayn olan domuz ile avlanmak câiz değildir.
    Sahibi için avlanmanın ölçüsü, hayvanın avdan hiçbir şey yememesidir. Peygamberimiz bu hususta:
    "Köpeği saldığın zaman avdan yerse, ondan yeme. Çünkü o, kendi nefsi için yakalamıştır. Onu saldığın zaman avı öldürür ve yemezse, onu ye. Zira onu, sâhibi için yakalamıştır" buyurmuştur.
    Avın arkasından gönderilen öğretilmiş hayvanın yanında bir başka hayvanın bulunmaması da şarttır. Mesela; Besmele çekilerek gönderilen köpeğe avı yakalamakta başka bir köpek yardım ederse, bu avın yenmesi câiz olmaz.

    Adiy bin Hâtem Peygamberimize:
    - Ben köpeğimi salıyorum, fakat onunla beraber, başka bir köpek daha görüyorum. Hangisinin avı yakaladığını bilmiyorum" diye sorduğunda ondan şu cevabı almıştır:
    - O avdan yeme, çünkü sen başkasının değil, ancak kendi köpeğinin üzerine besmele çektin..."
    (Buhârî, Zebâih, 72/2, no: 5475)

    Avcı silâh ile vurduğu veya av hayvanı ile tutturduğu avını elde etmek için durmaksızın hemen koşmalıdır. Çünkü bu halde avı daha ölmeden elde edip boğazlamak mümkündür. Binaenaleyh, av sırasında yaralanan hayvan, avcının sebebsiz gecikmesi yüzünden boğazlanmaksızın ölecek olsa eti yenmez. Fakat, avcı hiç durmadan koştuğu halde, avını aldığı yaradan ölmüş olarak bulursa, artık onu boğazlamaya ihtiyaç yoktur.

    Avın ölü bulunması:

    Bâzan avcı avı vurur, fakat onu kaybederek bir müddet sonra ölü
    olarak bulur. Bu takdirde şu şartlarla av helâldır:
    a - Avın ölümüne av sırasında aldığı yaradan başka bir darbenin sebeb olmaması...
    b - Avın kokmak suretiyle bozulacak dereceye ulaşmaması...
    * Muhtelif avlar için bir besmele kâfidir. Avcı silâh atarken veya hayvanını salarken bir defa bismillâh dese, neticede birden fazla hayvan avlasa, bu avlar helâldir. Hepsinin de eti yenilebilir.
    Bir kimse, muayyen bir ava, besmele ile attığı ok veya kurşun başka bir avı yaralayarak öldürse, bu av sahihdir. Çünkü besmele muayyen ava değil, atılan âlete, salınan hayvana aittir.
    * Unsiyet peyda etmiş av hayvanlarını, boğazlayarak kesmek lâzımdır. Evde beslenen geyik gibi...
    * Koyun, deve gibi ehlî bir hayvan vahşîleşip elde edilmesi müşkül hâle gelse bu hayvanı av yoluyla öldürmek câiz olur.

  3. seeartos

    seeartos Islam-TR Üyesi

    Allah senden razı olsun Abdulmuizz Fida, epeydir kafama takılan beni düşündüren bir meseleydi.
Yüklüyor...

Sayfamızı paylaşarak bize destek verebilirsiniz.