Ibn Teymiyye´nin tövbesi

Konu, 'Peygamberler, Sahabeler ve İslam Alimleri' kısmında Abu Jafar tarafından paylaşıldı.

  1. Abu Jafar
    Üyeliği İptal Edildi


    assalamu alaykum wa rahamtullahi wa barakatuh

    Al-Hafidh Ibn Hajar al-Asqalani, rahimahullah, "ad-Durar" eserinde Shaikh al-Islam ibn Taymiyyah, rahimahullah, üzeri yaziyor ki, cok görüslerini tövbe edip Ashari Akaidini imza ederek almis diye.

    Buna bir reddiye taniyan var midir in shaa Allah?

    wa alaykum salam wa rahamtullahi wa barakatuh
  2. berae24
    Islam-TR Üyesi

    ibn teymiyye nin bazı görüşlerinden döndüğünün delilini getiriyor mu o ibn hacer ????
  3. Abu Jafar
    Üyeliği İptal Edildi

    Benim sadece Ingilzcesi var simdilik:

    I recently came across this mention of the repentance of Ibn Taymiyya which is disputed by the salafis but I thought I'd share it anyway:


    Repentance of Ibn Taymiyah (705)

    Ibn Taymiyah's repentance written by his hand:

    “Praise to Allah, my belief is that al-Qur’an is one Attribute of the Attributes of the eternal Self of Allah and is not created. It is not a letter and not a sound. It does not settle in any creation, or paper, or ink, or something else.

    I believe in the saying of Allah: "الرحمن على العرش استوى" “Ar-Rahmanu `ala-l-`Arsh-i-stawaa” (Taha 5) explained according to the saying of the [Sunni] group attending this hearing. It is not understood according to its ‘haqiqah’ and apparent meaning. I don’t know its reality, only Allah knows the reality of that. The saying about an-Nuzul resembles the saying about al-Istiwa’. I say about the former what I say about the latter. I don’t know its reality, only Allah knows the reality of that. It is not understood according to its ‘haqiqah’ and apparent meaning, as the group attending this hearing said. Anything that contradicts this belief is false and anything I wrote or said which contradicts that is false. Any part of its content that accuses others with misguidance or attributes to Allah what is not befitting to Allah, I hereby clear myself of it and to Allah repent from what disagree with it.

    Written by Ahmad bin Taymiyah on Thursday the six of Rabi` al-‘Akhir 705; Everything I wrote and documented in this paper, I said it willingly without compulsion. Written by Ahmad bin Taymiyah. Hasbuna Allah wa ni`ma al-Wakil .”


    • On the top of that, the head judge Badr ad-Din bin Jama`ah wrote: “He testified in my presence; all that he wrote was by his own hand on the specified date.”

    • At the footnote of the handwriting: “He testified all that which he wrote by his hand. Written by `Abdul Ghaniyy bin Muhammad al-Hanbaliyy.”

    • Following the handwriting of Ibn Taymiyah, there are some testifications. Here is a copy of it: “The aforementioned wrote by his hand the above material in my presence and testified its content. Written by Ibn ar-Ruf`ah.”

    • A copy of another handwriting: “He admitted that. Written by `Abdul `Aziz an-Nimrawiyy.”

    • A copy of handwriting: “He admitted all of that on the date listed. `Aliyy bin Muhammad bin Khattab al-Bajiyy ash-Shafi`iyy.”

    • Another copy of handwriting: “This occurred in my presence on the date listed. Written by al-Hasan bin Ahmad bin Muhammad al-Husayniyy.”

    • In the footnote, it is written: “The aforementioned wrote by his hand and testified. Written by `Abdullah bin Jama`ah.”

    • Another copy of handwriting: “He admitted that and wrote it in my presence, Muhammad bin `Uthman al-Burijibiyy”

    All those individuals are from the great scholars during that era. Ibn ar-Ruf`ah alone authored al-Matlab al-`Aliy fi Sharh Wasit al-Ghazaliyy in 40 volumes.

    After Ibn Taymiyah wrote the statements by his hand, the head judge al-Badr Ibn Jama`ah stamped his handwriting by the noble mark and a group of the scholars witnessed that. That document was kept in al-Malkiyyah an-Nasiriyyah library

    [Najm al-Muhtadiyy documented this statement with the signatures of the scholars who signed it. Ibn Hajar conveyed the record in ad-Durar also but the date he documented was 15th Rabi` al-Awwal 707.]

    In shaa Allah biri buna karsi reddiye vardir.
  4. enes malik
    Islam-TR Üyesi

    Hafız İbn-i Hacer'in İbn-i Teymiye'ye Taan Ettiği Zannı :


    Adalet ilkesine zerre kadar bağlı kalmamakta büyük direnç gösteren Ahbaş cemaatinin, İbn-i Teymiye hakkında söze başladıkları zaman ilk öne sürdükleri iddia Hafız İbn-i Hacer'in, Şeyhul İslam İbn-i Teymiye'nin akîdesinin bozuk, görüşlerinin sapkın olduğu yönünde sözlerini nakletmeleridir.
    Ancak işin aslı onların bu iddialarının bütünüyle yalan ve iftira olduğu yönündedir. Kendisi hakkında hiçbir bilgiye sahip olmadığım bir zevat "Bera’atu’l-Eş’ariyyin min Akaidi’l-Muhâlifin" isimli bir kitap yazmış ve o kitapta bu iddiasını dile getirerek şöyle demiştir:

    Hafız İbni Hacer el-Askalânî, Ed-duraru’l-Kâmine isimli kitabında, İbni Teymiyye'nin sahabenin büyükleriyle ilgili sözleri hakkında alimlerden bazı nakiller yapmaktadır:

    “İbni Teymiyye Ömer ibnu’l-Hattab’a 3 talak meselesinde ve Hazret-i Ali'ye de 17 meselede Kur'anın nassına muhalefet etti diye isnadda bulunmuştur.
    Hazret-i Ebu Bekir ne dediğini (bilmeyen) yaşlı birisi olarak müslümanlığı kabul etti ama Hazret-i Ali çocukken İslamiyeti kabul edip bir kavle göre çocuğun İslamiyeti sahih değildir, demesi ve yine Hazret-i Ali hakkında, kendisi Ebu Cehil'in kızını istemiş ve ölünceye kadar onu severek unutmamıştır, demesi üzerine alimler ona münafıklığı isnad etmişlerdir.
    İbni Teymiyye Hazret-i Osman hakkında (Osman malı severdi) demiş ve (Peygamberden -aleyhisselam- istigasede bulunmazdı) dediği için ona zındıklık isnad etmişlerdir.” (Bera’atu’l-Eş’ariyyin min Akaidi’l-Muhâlifin, s.410.)

    Yazar İbn-i Hacer'in bu sözlerini kitabında zikretmiş ve ondan sonra herkes bu sözleri tekrar edip durmuştur. Ancak hiç kimse insaf üzere hareket etme adına bir adım atmamış ve bu iddianın doğruluk payını araştırmaya kalkışmamıştır.

    Ancak işin aslı bu sözler daha sağlığında iken İbn-i Teymiyye'ye atılmış iftiralardan başka bir şey değildir.
    Ancak muhalifler "İbn-i Hacer bazı alimlerden naklediyor" diyerek tam bir cehalet örneği sergilemektedirler. Bu cahillerin ifadelerini okuyan kişiler, hemen ümmet tarafından büyük kabul görmüş İbn-i Hacer'in nakline güvenecektir. Bir de İbn-i Hacer'in bazı alimlerden İbn-i Teymiye'nin sapkınlığını naklettiği düşünüldüğü takdirde artık o okuyucu için İbn-i Teymiye sapkın bir kişilik olmaktan öteye gitmeyecektir.

    "Peki işin aslı nedir" sorusuna gelince… İşin aslı şudur:
    Hafız İbn-i Hacer el-Askalanî "Ed-Durerul Kamin…" isimli bir eser yazmıştır. Eserin konusu saklı hazinelerdir. İbn-i Hacer gerçekten değer addettiği bir çok alimin hayatını, eserlerini bu kitabın da ele almıştır. Haklarında uzun uzun bilgiler kaydetmiştir. Ve bu alimler içerisinde Şeyhul İslam İbn-i Teymiye'de vardır.
    Dikkat ederseniz kitabın ismi ile beraber İbn-i Hacer'in kitabında İbn-i Teymiye'den uzun uzun bahsetmesi bir arada düşünürseniz yukarıda bahsetmiş olduğumuz yazının sahibinin ne derece bir yüzsüzlük yaptığı açığa çıkmaktadır. Aslen İbn-i Hacer el-Askalani "Saklı Hazineler" şeklinde yazdığı kitapta İbn-i Teymiye hakkında uzun uzun bilgiler verirken, hakkında oldukça övücü sözler sarfederken bu cahiller bunu tersine çevirmiş, apaçık aydınlığı kendi karanlıklarıyla örtmeye çalışmıştır.
    Halbuki bakınız İbn-i Hacer, Şeyhul İslam hakkında ne demektedir:

    “En hayret edilecek hususlardan birisi de şudur: Bu adam Rafızî, Hulûlcüler, İttihatçılar gibi bid’at ehline karşı bütün insanlar arasında en ileri derecede duran bir kimse idi. Bu husustaki eserleri pekçok ve ünlüdür. Onlara dair verdiği fetvaların sınırı yoktur.”

    “Şeyhu’l-İslam İbn-i Teymiye kanaatlerini kabul edenin de, etmeyenin de çokça istifade ettiği bir kimsedir. Dört bir yana yayılmış eserlerin müellifi ünlü öğrencisi Şemsuddin İbn Kayyim el-Cevziyye dışında şayet İbn-i Teymiye'nin hiçbir eseri bulunmasaydı dahi, bu bile İbn Teymiyye’nin ne kadar yüksek bir konuma sahip olduğunu en ileri derecede ortaya koyardı. Durum böyle iken bir de gerek akli, gerek nakli ilimlerde Hanbeli mezhebine mensup ilim adamları şöyle dursun, çağdaşı olan Şafîi ve diğer mezheblere mensup ilim adamları akli ve nakli ilimlerde oldukça ileri ve benzersiz olduğuna da tanıklık etmişlerdir.”


    Yine aynı şekilde "Bera’atu’l-Eş’ariyyin min Akaidi’l-Muhâlifin" isimli eserin sahibi kitabında Hafız ibn-i Hacer'in İbn-i Teymiye'ye hadis konusunda güvenilmeyeceğini, onun ne söylediğini bilmediğini nakletmektedir.
    Ancak bu da cahillerin bir önceki iddiası gibi boş ve batıl bir iddiadan başka bir şey değildir. Zira İbn-i Hacer İmam Buhari'nin sahihine yönelik yazmış olduğu "Fethul Bari" isimli eserinde 25 kere İbn-i Teymiye'den nakilde bulunmuş bunlardan sadece iki yerde İbn-i Teymiye'nin görüşlerini eleştirmiştir. Aslen Fethul Bari okunduğu zaman Hafız İbn-i Hacer'in özellikle hüccet makamında Şeyhul İslam İbn-i Teymiye'den nakillerde bulunduğu görülür.
    Örneğin yaratılışla ilgili bir konuda konuya dair uzun uzun açıklamalarda bulunduktan sonra tenbih diye bir bölüm açar ve bu bölümde birçok kaynakta geçen bir rivayetin aslının olmadığını söyler ve arkasından hemen "bu önemli bilgiyi İbn-i Teymiye kaydetmiştir" der. (Fethul Bari, 9/473) Ve özellikle burada İbn-i Teymiye'ye "Allame" sıfatını verir.
    Gerçekten de Şeyhul İslam İbn-i Teymiyye Mecmuul Fetava isimli eserinde 3 yerde (Mecmuul Fetava, 1/153, 1/438, ve 4/105.) Hafız İbn-i Hacer'in işaret ettiği bilgiyi kaydetmiştir. Bu Hafız İbn-i Hacer'in İbn-i Teymiye'nin eseri olan Mecmuul Fetava'ya ne derece önem verdiğini ortaya koymaktadır.

    Fethul Bari'de dikkat çeken diğer bir husus Hafız İbn-i Hacer birçok yer de "ben derim ki" dedikten sonra hemen arkasından sanki kendisini İbn-i Teymiye ile delillendirirmişcesine "İbn-i Teymiye'de böyle der" demiştir.

    Örnek olarak Ensar ile Muhacirin kardeş kılınması hadisesini anlatan İbn-i Hacer alimlere ait uzun uzun bilgiler sunduktan sonra Muhacirlerin birbirileri ile kardeş kılınması noktasında "ben derim ki" diye söze başlamış ve hemen arkasından kendisine İbn-i Teymiye'den delil getirerek "Nitekim İbn-i Teymiye'de Muhtarade ki hadislerin Mustedrekte ki hadislerden daha kavi ve sağlam olduğunu söylemiştir" der. (Fethul Bari, 11/268)

    En dikkat çekici hususlardan bir tanesi ise Hafız İbn-i Hacer'in herhangi bir fıkhi konuda mezheplerin görüşlerini zikrederken "Hanefiler şöyle demiştir, Şafiler şöyle demiştir, İbn-i Teymiye'de şöyle demiştir" diyerek İbn-i Teymiye'yi mutlak bir muctehidmiş gibi anmasıdır.
    Örneğin boşanmanın ve ric'atin yapıldığı ay halinin akabinde ki temizlikte, hanımı boşamanın cevazı hususunda görüş ayrılıklarına değinirken Şafilerin, Hanefilerin, Malikilerin görüşünü getirdikten sonra "İbn-i Teymiye'de şöyle der" (Fethul Bari, 15/76.) diyerek İbn-i Teymiye'yi mustakil olarak zikreder. Kendisi Şafi olmasına ve İbn-i Teymiye'nin görüşüne katılmamasına rağmen İbn-i Teymiye'ye eleştiri nitelikli tek bir kelime dahi kullanmaz. Yine sigar evliliği meselesinde büyük fakihlerin görüşünü zikrettikten sonra hemen arkasından "İbn-i Teymiye'de şöyle der" diyerek İbn-i Teymiye'ye ne kadar önem atfettiğini ortaya koyar. (Fethul Bari, 14/361.)

    İbn-i Hacer İbn-i Teymiye'ye muhalif olduğu konularda dahi Fethul Bari'de İbn-i Teymiye hakkında tek bir olumsuz söz sarfetmemiştir. Özellikle Rasulullah'ın kabrine ziyaret amacı ile yolculuğa çıkılması meselesinde sarfettiği tek söz "bu onun en çok tepki toplayan görüşüdür" şeklindedir. İbn-i Teymiye ile ayrı düştüğü sıfatlar meselesinde hiçbir şekilde İbn-i Teymiye'nin aleyhinde söz etmemiştir. Yine büyük ihtilafın yaşandığı ay halinde olan kadını boşamanın durumu meselesinde önce Nevevi'den zahirilerin görüşünü nakleder ve arkasından İbn-i Teymiye'nin ve İbn-i Kayyim el-Cevziyye'ninde bu görüşte olduklarını söyler ve onların sözlerini uzun uzun aktarır. İşin ilginç boyutu ise kendisi Şafi olmasına rağmen ne Zahiriler hakkında ne de İbn-i Teymiye ve İbn-i Kayyım hakkında tek bir olumsuz ifade kullanmaz. Sadece İbn-i Kayyım'in sözlerine itiraz kabilinden tek bir satırda "Merhum kanaatimce şu rivayeti görmedi" şeklinde bir itiraz getirir. (Fethul Bari, 15/78.)

    Bu nokta da vermek istediğimiz son bir örnek ise fakirliğin mi yoksa zenginliğin mi daha faziletli olduğu ihtilafıdır. Bu konuyu izah eden İbn-i Hacer önce alimlerin görüşlerini ele almış ve daha sonra "Ben de şunu ekliyorum" demiş ve hemen arkasından İbn-i Teymiye'de benim gibi düşünüyor dercesine "İbn-i Teymiye'de böyle diyor" diyerek konuyu bağlamıştır. (Fethul Bari, 18/265)


    Şeyhu’l-İslam İbn Teymiyye'ye atılan İftiralara Reddiye


    http://www.islam-tr.com/forum/tevhi...ibn-teymiyyeye-atilan-iftiralara-reddiye.html
  5. berae24
    Islam-TR Üyesi

    enes malik kardeş Allah razı olsun güzel bi açıklama idi :)
  6. enes malik
    Islam-TR Üyesi

    Allah sizdende razı olsun kardeş.
  7. Abu Jafar
    Üyeliği İptal Edildi

    Enes kardes´ten Allah razi olsun.

    Bir önemli soru´da, Imam Ibnu´l Qayyim al-Jawziyyah, Imam adh-Dhahabi ve diger Shaikh al-Islam Ibn Taymiyah´nin ögrencileri neden bu Tövbesini rivayet etmedi? Onlar nerdeiyi, hele Imam Ibnu´l Qayyim, Ibn Teymiyye´nin ömrü boyunca yaninda oldugu halde neden hic birsey bu konu üzeri belirtmedi veya bilmiyordu? Ibn Rajab al-Hanbali, al-Hafidh Ibn Kathir gibi´ler böyle birsey hic bir zaman demedi. Bunlar hep iyi bir soru.

    Kardeslerden daha fazla yazi varsa bu "Tövbesi" üzeri cok menmun olurum.

    Jazaka Allahu khairan.

    wa alaykum salam wa rahmatullahi wa barakatuh
  8. eL_Muhacir
    Cemaat cihad için,cihad cennet içindir !!!

    Şerefsizler nasıl bi komplo kurmuş
    sağlam alimlerin eserlerinden,sağlam alimlere iftira ediyorlar
    alimi,alime kırdırıyorlar

    RABBİM,kahru perişan etsin bu şerefsizleri

Sayfayı Paylaş

Yüklüyor...