Hz. Adem

Konu, 'Peygamberler (as) Tarihi' kısmında Ebu Bekir tarafından paylaşıldı.

  1. Ebu Bekir

    Ebu Bekir Islam-TR Üyesi

      
    Hz. Adem , yeryüzünde ilk insan ve ilk peygamber, bütün insanların babası'dır.

    Çeşitli memleketlerden getirilen toprakları melekler su ile çamur yapıp, insan şekline koydular. Mekke ile Taif arasında 40 yıl yatıp salsal oldu. Yani pişmiş gibi kurudu. Önce Muhammed aleyhisselamın nuru alnına kondu. Sonra Muharrem'in onuncu Cuma günü ruh verildi. Her şeyin ismi ve faydası kendisine bildirildi. Boyu ve yaşı kesin olarak bildirilmedi. Allahü tealanın emri ile bütün melekler, Adem'e secde etti, ama İblis (şeytan) kibirlenip, bu emre karşı geldi ve secde etmedi : « Hani biz meleklere (ve cinlere): Adem'e secde edin , demiştik. İblis hariç hepsi secde ettiler. O yüz çevirdi ve büyüklük tasladı, böylece kafirlerden oldu »(Bakara, 34) . Hz. Adem 40 yaşında Firdevs adındaki Cennet'e götürüldü. Cennet'de yahut daha önce Mekke dışında uyurken, sol kaburga kemiğinden Hz. Havva yaratıldı. Allahü teala onları birbirine nikah etti. Yasak edilen ağaçtan unutarak ve İblis'in oyununa gelerek önce Havva, sonra Adem aleyhisselam yedikleri için Cennetten çıkarıldılar. Adem aleyhisselam Hindistan'da Seylan (Ceylon) adasına, Havva ise Cidde'ye indirildi. 200 sene ağlayıp yalvardıktan sonra , tövbe ve duaları kabul olup, hacca gitmesi emr olundu: «Sonra Rabbi onu seçkin kıldı; tevbesini kabul etti ve doğru yola yöneltti »(Ta'ha, 122) . Arafat ovasında Havva ile buluştu. Kabe'yi inşa etti.



    Hz. Adem her sene hac yapardı. Arafat meydanında veya başka meydanda , kıyamete kadar gelecek çocukları belinden zerreler halinde çıkarıldı. «Ben sizin Rabbiniz değil miyim ?» diye soruldu. Hepsi «Evet » dedi. Sonra hepsi zerreler haline gelip, beline girdiler. Yahut belinden yalnız kendi çocukları çıktı. Sonra Şam'a geldiler. Burada çocukları oldu. Neslinden 40.000 kişiyi gördü. 1500 yaşında iken çocuklarına peygamber oldu. Çocukları çeşitli dillerde konuştu. Cebrail aleyhisselam 12 kere geldi. Oruç, her gün bir vakit namaz ve gusül abdesti emredildi. Kendisine kitap verilip, fizik, kimya, tıp, eczacılık, matematik bilgileri öğretildi. Süryani, İbrani ve Arabi diller ile kerpiç üstüne çok kitap yazıldı. Bir rivayete göre 2000 yaşında iken Cuma günü vefat etti. Hz. Havva 40 sene sonra vefat etti. Kabirlerinin Kudüs'de veya Mina da Mescid-i Hif'de veya Arafat'da olduğu rivayetleri vardır.



    Habil ile Kabil



    Habil ile Kabil Hz. Adem'in oğullarından ikisidir. Habil'in Allah'a yaptığı kurban'ın kabul edildiği ve kendi kurbanın Allah tarafından kabul edilmediği için Kabil, Habil'i öldürür ve böylece dünyada ilk kâtil olma makamına mazhar olur. Sonra bir kargadan görüp Habil'i yerin altına gömdü. Allahü teala Kur'an-ı Kerimde mealen buyuruyor ki : « Allah nezdinde İsa'nın durumu, Adem'in durumu gibidir. Allah onu topraktan yarattı. Sonra ona «OL !» dedi ve oluverdi »(Al-i İmran, 59) . Burada değinilen durum, Hz.İsa'nın ve Hz. Adem'in babasız dünyaya gelmeleridir (M.K.). Peygamberimiz Muhammed (S.A.V.) Hz. Adem hakkında : « Allahü teala Adem'i (aleyhisselam) yeryüzünün her tarafından aldırdığı topraktan yarattı. Bu sebeple zürriyetinden siyah, beyaz, esmer, kırmızı renkte olanlar olduğu gibi, bazıları da bu renklerin arasındadır. Bazısı yumuşak, bazısı sert, bazısı halis ve temiz oldu » (Hadis-i şerif, Müsned-i Ahmed bin Hanbel) buyurmuştur.



    Hz. Adem 5 şeyi ile bahtiyar olmuştur:

    1) Hatasını itiraf etmek

    2) Pişmanlık duymak

    3) Nefsini kötülemek

    4) Tevbeye devam etmek

    5) Rahmetten ümidini kesmemek



    İblis de 5 şeyden bedbaht olmuştur:

    1) Günahını ikrar (saklamadan söylemek) etmemek

    2) Pişmanlık duymamak

    3) Kendini kötülememek

    4) Kendini kötülemeyip azgınlığını Allahü Teala'ya nisbet etmek

    5) Rahmetten ümidini kesmek
  2. funda gül

    funda gül Islam-TR Üyesi

    HZ. ADEM ALEYHİSSELAMIN YARATILMASI

    Tefsir alimleri buyurmuşlardır ki , Allahu teala, Adem aleyhisselamı yaratmak istediği zaman toprağa şöyle emretti:

    Zavallı yer yalvararak derki :

    ( Senden bir bölük halk yaratsam, gerektir. Bunlardn bir kısmı bana itaat eder. Diğeri asi olur. Mutileri cennete, asileri cehenneme sokarım.)

    ( Yarabbi itaat edenlere lafım yok ama isyan edenlerin cehenneme girmelerinden çok korkuyorum.)

    Yer bunu söyledi ve çok ağladı. Halen yeryüzündeki kaynak ve nehirler o ağlamanın eseridir.

    Hak teala, Cebrail aleyhisselama :

    - Gidip yerden bir miktar toprak getir ! diye emretti.

    Cebrail aleyhisselam yere geldi. Toprak alacağı sırada, yer feryad edip:

    - ( Allahu tealanın büyüklüğüne sığınırım. Bugün benden bir şey alma. Zira yarın cehenneme girerler.) dedi ve çok yemin verdirdi. Cebrail aleyhisselam yerin bu haline acıyıp toprak almadı. Boş el ile Hak tealaya rücu etti. Allahu teala (Niçin boş geldin?) diye hitab edince Cebrail aleyhisselam: (Yarabbi sana malumdur ki emrini yapmamaya niyet etmedim. Keremine güvenerek yerin ağlayıp sızlamasına acıdım. Onun için toprak almadım.) dedi. Sonra Mikail aleyhisselama emrolundu. O da yere indi, O da şefkatinden boş döndü. Sonra İsrafil aleyhisselama emrolundu. O da toprak almadan döndü. En son Azrail aleyhisselama emrolundu. Azrail aleyhisselam yere indi. Her kıt'adan bir miktar toprak alıp Taif ve Mekke-i Mükerreme arasına koydu. Kırk arşın yüksekliğinde bir yığın oldu. Bir rivayette Azrail aleyhisselam toprağı alacağı zaman yer feryad etti. Hak tealadan nida geldi ki: ( Ey zemin, üzülme! Senden aldığımı güzel bir şekilde sana iade edeceğim. Cansız toprak alıp, arif-i billah gönderirim. Siyah toprak aldım. Ay yüzlü beyaz azalı olarak iade ederim.)

    Velhasıl bu toprak dünyanın her yerinden alındı. Çeşitli renkleri vardı. Onun için insanoğlu da çeşitli renk ve şekillerde ve çeşitli tabiat ve huylarda kalk olundu.

    Sonra bu toprak yığınının üzerine bir parça bulut gönderdi. Kırk gün yağmur yağdırdı. Bir rivayette kırk yıl yağdı. Otuz dokuzu gam denizinden, biri ferahlık denizinden yağdı. Onun için insanoğlunun üzüntüsü çok, sevinci azdır. Sonra kırk sabah Adem aleyhisselamın çamurunu kudretiyle yoğurdu. Cebrail aleyhisselama lutf-u izzetten hava getirmesini, Mikail aleyhisselama ateş getirmesini emr buyurdu. Getirip koydular. Bir rivayette Hak teala yetmiş bin meleğe emr etti. Cennetten su getirdiler toprağa döktüler. Sonra bir parça buluta emr olundu. Kırk yıl yağmur yağdırdı. Siyah renkli bir çamur oldu. Sonra kudret güneşi ile o çamuru kuruttu. Bir rivayette o çamuru kuruttu. Bir rivayette o çamur kurumadan, vücud azaları yapıldı. Sonra kurudu.

    O kadar kuru oldu ki vurulduğu zaman saksı gibi ses verirdi. Sonra azası şekillendi. Burada Kudret-i ilahiyye' nin eseri fazla oldu. Bir rivayette Adem aleyhisselamın başını Kabe toprağından, gerdanını Beytül-mukaddes toprağından, mübarek arkasını ve karnını Hind toprağından, ellerini meşrikten, ayaklarını mağripten, diş, sinir, damar ve kemiklerini başka yerlerin toprağından halk etti. Adem aleyhisselamın kalıbı tamamlandıktan sonra kırk yıl yerde durdu. Bu müddet zarfında Hak teala meleklere giderek, Adem aleyhisselamın kalıbını ziyaret etmelerini emretti. Melekler onun suretinin güzelliğine ve ilgi çekilen duruşuna hayran oldular. Zira o şekilde bir mahluk hiç görmemişlerdi. Bir gün İblis, daha kavulmadan evvel tebasıyla gezerken Adem aleyhisselamın kalıbını görmek için uğradı. Görünce heyret edip nasıl bir şey olduğunu merak etti. İblis parmağıyla hafifçe dokundu. Muazzam bir ses çıktı. Bu ses yabancı birinin eli dokunduğu içindi. İblis: ( Üzülmeyin, içi boştur. ) dedi. Sonra: (Sabredin. Ben karnını deleyim. İçinde ne vardır size haber vereyim) deyip, karnını deldi. İçine girdi. Gökler aleminde gördüğü bütün şeyleri orada gördü. Bir de acaib mahzen gördü. Kapısı kilitliydi. İçine girmek için ne kadar uğraştıysa da giremedi. Adem aleyhisselamın kalıbı onu reddetti. Kovuldu.

    Büyükler buyurmuşlardır kı: Gönül, Allahu tealanın nazar ettiği bit yerdir. Çalış oraya gir. Hak tealanın nazarına kavuşursun. Bir velinin gönlünden düşmek, Arşdan yere düşmekten daha kötüdür.

    İblis kalıptan çıkıp gördüklerini anlattı. Dedi ki : ( İçerisi şehir gibidir. Dolaşmak kolaydır, lakin bir hazine gördüm, içine giremedim. Sırrına da vakıf olamadım. Bu sebepten canım sıkıldı. Kalbim kıvrıldı.) Sonra dedi ki: ( Ey arkadaşlar! Eğer Hak teala bunu bizden daha kıymetli tutarsa siz ne yaparsınız?) Oradakiler: (Kabul eder tabi oluruz.) dediler. İblis kalbinden geçirdi ki: ( Eğer bunu tercih ederse ben asi olurum. Eğer beni tercih ederse onu helak ederim.). Halbuki Hak teala Kur'an-ı Kerimde ( Ben sizin gizli ve aşikar işlerinizi bilirim.) buyurdu.

    Hak teala, Adem aleyhisselamın kalıbına ruh vereceği zaman Cebrail aleyhisselama : ( Habibimin nurunu getir. Adem aleyhisselamın iki kaşı arasına emanet olarak koy.) buyurdu.

    Büyükler buyurmuşlardır ki, avcılar bir avuç toprak altına yem koyup tuzak hazırlarlar. Kuş yemi görüp tuzağa tutulur. Hak teala da, Adem aleyhisselamın toprağına o nuru koydu. Ruh kuşu onu görüp meyletti. Böylece ruh bedene taalluk etti.

    KAYNAK: http://islamiyetvekadin.blogspot.com.tr/

    ADEM ALEYHİSSELAMA RUH VERİLİŞİ
    Adem aleyhisselamın vücudu Hak tealanın kudretiyle tamam oldu. Hak teala alem-i emr'den olan ruha (Şu yaratmış olduğum cesede gir.) diye emr etti. Ruh baktı. Karanlık bir yer gördü. Özür dileyip girmek istemedi. Hak teala üç kere hitab etti. Ruh özür diledi. Sonunda Hak teala (İstemeyerek gir. İstemeyerek çık.) buyurdu. Çünkü ruh latiftir. Madde değildir. Ceset ise madde olduğu için, ruh girmek istemedi. Lakin bu cesedin alnında, Sultan-ı Enbiya' nın ışığı ile göz pınarından zevk ve şevk ile cesede girdi. Adem aleyhisselamın dimağı hayat buldu. Ruh yüz yıl dimağ içinde döndü. Sonra vücudu dolaşmaya başladı. Her nereye gitse saksı gibi olan beden, et ve kan olup canlandı. Gözüne ulaşınca görmeye başladı. Kendi bedenine baktı. Henüz vücudunun bazı yerleri balçık idi. Lakin alnındaki nurdan ışıl ışıl parlıyordu.

    Rivayet olunur ki, Adem aleyhisselam mübarek gözlerini açınca Arşa baktı. Orada (La ilahe illallah Muhammeden resullüllah. Ümmetün müznibetün ve rabbün gafür) yazılmış gördü. İki şey düşündü. Habibullahın şanını, yüksekliğini ve ümmetinin günahkarlığını. Hayret etti. Hak tealadan sual etti:

    - Ya Rabbi, bu kimdir ki ismini kendi ismin ile yan yana yazdın?

    Hak teala buyurdu ki:

    -Evladından bir peygamberdir. Senden yahut evladından bir zelle sadır olsa, onun şefaatiyle afv ederim.

    Adem aleyhisselamın hatırına şöyle geldi ki: (Babanın oğula şefaat etmesi daha uygun olurdu. Acaba niçin aksi oldu?)

    Hak teala, Cebrail aleyhisselama buyurdu ki:

    -Ya Cebrail, çabuk yetiş. Adem' i o düşüncede kurtar, yoksa helak olur.

    Cebrail aleyhisselam bir anda geldi. Adem aleyhisselamın göğsünü yardı. O endişenin yarısını çıkarıp toprağa gömdü. Yarısı Adem aleyhisselamın kalbinde kaldı. Yere gömülen yarıdan, bir ağaç meydana geldi. Sonra bu ağaç hataya sebep oldu. Kalbinde kalan yarıdan nefs-i emmare hasıl oldu.

    Ondan sonra ruh kulağa ve dimağın tamamına geldi. O zaman aksırdı ve (Elhamdülillahi rabbil alemin) dedi.

    Hak teala da (Yerhamüke rabbüke velihaza halaktüke ya Adem) Yani, (Ey Adem, seni bunun için halk ettim.Nimetimi yemeden şükrettin. Ben de seni günah etmeden afvettim) buyurdu.

    Hak celle ve ala hazretleri, Adem aleyhisselamın hilkatinde günaha vesile olacak sebepleri bilir ve ilacını, günah hasıl olmadan buyururdu ki bu onun merhametindendir.

    Rivayet olunur ki Adem aleyhisselam rahmet kelimesini işitince <Eyvah!> dedi ve elini başına koyup ağladı. Musibet zamanında böyle yapmak, evladına adet oldu.

    Hak teala buyurdu ki:

    -Ya Adem, niçin eyvah dedin ve ağladın?

    Adem aleyhisselam:

    -Ey Rabbim, gözümü açtım. (Ümmetün müznibetün) yani günahkar ümmet yazısını gördüm. Kullarını duymaya başladım. (Yerhamüke rabbüke), rabbin sana acısın kelamını işittim. Bundan anladım ki, bu ümmet isyan eder. İsyan ise cezayı gerektirir. Ben ise cezaya dayanamam, dedi.

    Hak tealadan hitab geldi ki:

    -Ya Adem, (Ümmetün müznibetün) yazısına baktın. Hemen sonra, (Ve rabbün gafur) Allahu teala çok afv edicidir, yazısını görmedin mi?

    Ey aziz, Hak teala, Adem aleyhisselamın çamurunu kendi kudret eliyle yoğurdu. Bunun gibi ruh vereceği zaman kimseyi vasıta yapmadı. (Ona kendi ruhumdan üfledim) buyurdu. Hak tealanın bu işte kimseyi vasıta yapmamasının hikmeti şudur ki: Alem-i emrdendir. Alem-i emr ulvidir, yüksektir. Beden ise, alem-i halktandır. Alem-i halk, suflidir,alçaktır. Aradaki mesafe çoktur. Yolda düşmanı fazladır. Ruh o ulvi alemden bu sufli aleme inerken düşmandan zarar görmesin ve rabbine yakınlığının lezzetini unutmasın diye Hak teala onu bizzat kendisi bedene iletti.

    Ruh insan bedenine girince, baktı ki karanlık bir yer ve ateş, hava, su, toprak gibi tıpkı birbirine zıt maddelerden yapılmış. Kendi kendine: (Bu bina ebedi kalmaz, çabuk çöker) dedi. Sonra dört taraftan vahşi hayvanların kendisine saldırdığını gördü, insan tabiatında bulunan kötü huylar ve kötü sıfatlar birer hayvan suretinden saldırdı. Şehvet akrep suretinde, gazap yırtıcı hayvan şeklindeydi. Her sınıf hayvan orada idi ve hep birden hücuma geçtiler. Yedi başlı bir ejderha ruha kast etti. Önünden ve arkasından sinek ve arılar gibi hamle yaptılar. Nazlı ruh uzun müddet mukaddes alemlerde durup, Hak tealaya yakınlık peyda etmiş iken, bu vaziyet karşısında geldiği yere dönmek istedi. Lakin kendi kendine gidemezdi. Çaresizlik içinde bir kere (ah) etti. O ah'dan buhar yükseldi. Dimağa erişti. Bir kere aksırdı. Bu aksırma ile vücuduna hareket gelip her azası canlandı. Alemi temaşaya başladı.

    Yeri rengarenk çiçeklerle süslü, göğü sayısız yıldızlarla nurlu gördü. Alemdeki bu büyük sanatı ve incelikleri seyretti. Sonunda; (Bu eser, bir kudret sahibine ve bu incelik, yüksek bir sanatçının hikmetine delalet eder) dedi. Tekrar hamd etti ve (Hak tealanın zatının nurunu müşahededen mahrum kaldımsa, bari onun varlığını ve büyüklüğünü gösteren sıfatlarının nurlarını müşahede ederim) dedi.

    KAYNAK: http://islamiyetvekadin.blogspot.com.tr/
Yüklüyor...

Sayfamızı paylaşarak bize destek verebilirsiniz.