Baba olma arzusu ile yanıp tutuşan ancak hiç baba olmayacak birinin hissiyatı


Belki hiç evlenmemiş ama içinde her gün artan cocuk sevgisi ile yetmişine merdiven dayayan bir kadının veya erkeğin yanlız yaşadığı evde gecenin yitik yarısında gönlünde ceriyan eden bir hissiyat veya on yıldır evli olmasına rağmen hiç cocuk sahibi olamayacak anne ve babalaraın hissine binaen onlara ithaftır
Azıcıkta bizim hislerimizin ikrarıdır


Merhaba doğan güneş baharla birlikte açan her bir dallardaki tomurcuk ve çiçek merhaba Hiç doğmayacak çocuğum sana da sana da merhaba


Bazen bir kız çocuğu olarak düşledim seni; pembemsi kıyafetler ve mini minnacık patiklerle düşledim Sonra gece yarılarına değin kaç yüz defa uykumu bölen ağlayışınla hep uyandım Sen doğmadan kaç yıl evveL Henüz yeni yeni emeklemeye başlamışken göz ucumla okşadım seni


Saçları;nı tel tel binlerce kez ben ördüm sen doğmadan kaç bin yıl evveL Kulaklarımda; dudaklarından dökülecek o ilk kelimede olma ar:usu Yüreğimde; bunun dayanılmaz sancısı Bir baba sözüne fedadır ömrümün geriye kalan diğer yarısı


Bir gece yarısı uykunun firarı anlarından birinde; gelip odanda baş ucunda sabahlamayı kaç bin kez düşledim Ve kucağıma alacağım o henüz 2-3 yaşlarda olduğun günlerin hayali ile oynaştım Bir bilsen; kaç bin kez okuldan karne alışının o coşkun sevinciyle boynuna sarıldım Ve yoldan geçen her bir önlüklü çocuğu sen diye sevdim sarıldım


Bazen; seni erkek çocuk diye düşledim Bir bilsen; kaç bin defa seninle top oynamayı düşledim Sünnetinin coşkusunu kaç bin kez yaşadım Düğün halayında kaç bin kez halaya durdum ey oğul Bir bilsen; her gece baş ucuna gelip nasıl ninniler söyledim sana Bir bilsen; kaç günü doğum günündür diye bir başka coşku ile kutladım Kaç bin kez gecelerin karanlıklarına ey oğul! diye haykırdım ey oğul!


Kaç kez sen için adaklar verdim Doğum anının sabırsızlığı ile kaç bin kez tütün tabakamı memleketim Bitlis'in tütünü ile doldurdum Kaç fidan tohumunu senle birlikte ekmenin hayalini kurdum ey oğul Bir bilsen; senin doğduğun gün giyeceğim beyaz mintanım ve şark kuşağımı kaç yıl sakladım


Eyoğul! bir bilsen; seni kaç bin kez şehit olurken düşledim Kaç bin kez şehit babası olma ümidini taşıdım ey oğul! Gök meydan camisinde kaç bin defa tabutuna omuz verdim kaç gece yürekleri yakan en acıkıı ağıtlarını söyleyerek avundum ve kaç bin kez baharda tarlalara ektiğim başaklar gibi yüreğime binler ke~ seni görme umudunu yüreğime ektim ey oğul Kaç gece atlas yorgan altında sana mektuplar yazdım ve hiçbir zaman okuyamayacağını bilerek Ve her defasında sana ilk defa ey oğul diye haykırıyormuşum gibi içten samimi bir şekilde haykırdım ey oğul