Haftanin Konusu (Gençlik – Gençliğin Kıymeti)

Konu, 'Haftanın Konusu' kısmında "iNŞiRaH" tarafından paylaşıldı.

  1. "iNŞiRaH"

    "iNŞiRaH" Misafir

      
    Haftanin Ayet-i Kerimesi




    بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

    Rabbinizden bir bağışlanmaya ve eni, gökle yerin genişliği kadar olan, Allah’a ve Resûlüne inananlar için hazırlanan cennete yarışırcasına koşun. İşte bu, Allah’ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah büyük lütuf sahibidir.
    (Hadîd, 57/21)


    Haftanin Hadis-i Şerifi


    Essalâtu vesselâmu aleyke Yâ Rasûlallâh...
    Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (SallAllahu Aleyhi ve Sellem)


    Her kim mescide cemaatle namaz kılmak için gelirse, her gelişi için Allah ona cennette özel bir mükafat hazırlar


    (Buhari, Ezan 1/161)


    Esselamu Aleykum Ve Rahmetullahi Ve Berekatuh...


    Gençlik, hayâtın en iyi en verimli bir şekilde geçirilmesi gereken dönemidir. Bundan dolayı, gençliği boş ve faydasız şeyler peşinde geçirmek, bu fırsat elden çıktıktan sonra bizlere çok “Ahhh...Vaaah...”lar çektirecektir.


    Bir gençlik yetişti günümüzde; daha doğrusu bir gençlik yetiştirildi. Vâr oluş gayesini bilmeyen, hayâtı bir takım geçici heveslere bağlayan bir gençlik bu. Dikkatini müziğe çektiler. Dansa eğlenceye...İçkiye kumara... Anlamını dahi bilmediği çeşit çeşit müzikleri sevkettiler damarlarına...Sonuçta dinini, imanını, ailesini hattâ yaşamayı bile sevmeyen bir gençlik çıktı ortaya. Öyle bir gençlikki, hayâtı toz pembe gördüğü için aklından çok hissiyatını dinliyor. Lezzet diye tattığı şeylerle hüzün ve gâm yudumluyor âdeta. Boş hayallerin esiri olup, gerçek sevgiliyi ve mutluluğu bulamadığı için, geçici heveslere kapılıyor. Sonuçta bunların uğruna gönlü perişan oluyor. Kalbi kırılıyor. İhtiraslara kurban gidiyot.


    Gençliğin meselelerinin temelinde maddi ihtiyaçlarının karşılanmasından ziyade, mânevi ihtiyaçlarının karşılanmaması yatmaktadır. İlim adamları bunu söylüyor, yapılan istatistikler ve araştırmalar bunu gösteriyor. İntiharlar, uyuşturucu mübtelâları, birtakım sapıklıklar hep bunun sonucunda meydana gelen çirkinliklerdir. “Bütün bunların sebebi nedir? Diye sorunca; “Ruhî bunalım, kalben tatmin olmamak. Ruhî boşluğu, maddi olan hiçbir şeyle dolduramamak” cevabı alınıyor. Peki çaresi nedir.? Çaresi hayatımızı iman ışığı ile aydınlatıp canlı tutmalı, yüce Allah (c.c)’ın emirleri ve yasaklarıyla hayatımızı süslemeliyiz. Evet iman sahibi bir insan için hayâtın her ânı, her dakikası lezzet ve huzur doludur. Bunun için imanımızın çok kuvvetli olması gerekmektedir. Kuvvetli bir imânın varlığı da, ancak İslama ve bu dinin emirlerine tamamen teslim olmaya dayanmakatadır. Şairin dediği gibi...


    “İman ile geçen her gece gündüz gibi aydın,
    Tâze bir bâhar âlemi her anı hayâtın...”


    Şimdi size, İmâm Azam (k.s)’in babasının ısırdığı bir elmanın suyunu helâl ettirebilmek için, uzun bir süre elmanın sahibine hizmet ettiğini anlatsak, belki buna gülersiniz. Ama bu imân’a sahip olan imam Azam (k.s)’ın babasına, Allah (c.c) İmam Azam (k.s) gibi bir evlat nasip eylemiştir. Bizlerde gerçek huzur ve mutluluğa, ancak böyle bir imana sahip bir gençlik yetiştirdiğimiz zaman ulaşacağız.


    Allah (c.c) gençliğini islam dinine uygun olarak geçirenlerin, kıyamet gününde çok büyük mükâfâtlara nail olacağını ve özel bir bölgede gölgeleneceklerini vaad buyurmaktadır. Efendimiz (s.a.v) ise, “haramlar karşısında kapanmasını bilen göz, kıyâmet günü ağlamayacaktır.” Müjdesini vermektedir.


    Yapılan ibadetin büyüklüğüne gelince “Gencin namazı bütün âleme ışık saçan bir güneşse, ileriki yaşlardakilerin namazı bir mum ışığı misali gibidir. Ona göre düşünmemiz gerekmektedir. Günümüz insanları herşeyin fiyatını biliyorlar. Fakat hiçbir şeyin değerini ve kıymetini bilmiyorlar. Herşeyi madde ile ölçer tartar hâle geldi günümüz insanı. Tabiri câizse maddeye esir oldu günümüz insanı. Madde ile boğulan imdat çığlıklarına yine madde ile cevap vermeye çalışan ve her defasında hüsrana uğrayan günümüz insanı...İnsan dünyaya aldanıyor. Serabı su zannediyor.Geçici olan bu dünyaya bağlanan insan, devamlı olan âhiretini unutuyor. Niçin unutmasınki? Çünkü başta kendisini unutmuş, yaratılış gayesini unutmuştur. Kendisi için bu âlemi donatanı, rızıklandıranı bir günde canını alacak olanı unutmuştur insan.


    Allah (c.c) “bu dünya hayâtı bir eğlenceden ve bir oyundan başka bir şey değildir. Ahiret yurdu ise, şüphe yokki, gerçek hayâtın tâ kendisidir. Bunu bilmiş olsalardı...”(Ankebut 64) buyurmaktadır. Evet genç kardeşler. Bizim gerçek hayatımız Ahiret hayatıdır. Ölümün insanları ne zaman kucaklayacağı belli olmayan şu dünyada, hayâtımızın baharı olan gençliğimzi en verimli bir şekilde değerlendirmemiz gerekmezmi?


    Şu bir gerçektirki gençliğini eğlenmekle, boş emellerle, faydasız şeylerin peşinde koşturarak geçirenler, ihtiyarlıklarını ağlamakla geçireceklerdir.


    Allaha emanet olunuz...


    Günümüz Hayirli ve bereketli olsun insaAllah....
    (Her hafta bir konu belirleyecegiz ve hafta boyunca o konuda sohbet edecegiz insaAllah.
    Bu haftaki konumuz genclik: musluman bir genclik olarak nerdeyiz, neler yapiyoruz, nasil bir genclik olmaliyiz ...?)
  2. rucane

    rucane Islam-TR Üyesi

    Güzel Bir konu inş kardeşim kıymet veya paha biçmek ne ile ölçü deger olur acama konuda mecaz olsa herşey tartı ile ölçülürmü
    bu bilmek yada nedir bunu kıymetini ölçme degeri


    Gençlik, hayâtın en iyi en verimli bir şekilde geçirilmesi gereken dönemidir. Bundan dolayı, gençliği boş ve faydasız şeyler peşinde geçirmek, bu fırsat elden çıktıktan sonra bizlere çok “Ahhh...Vaaah...”lar çektirecektir.

    Bir gençlik yetişti günümüzde; daha doğrusu bir gençlik yetiştirildi. Vâr oluş gayesini bilmeyen, hayâtı bir takım geçici heveslere bağlayan bir gençlik bu. Dikkatini müziğe çektiler. Dansa eğlenceye...İçkiye kumara... Anlamını dahi bilmediği çeşit çeşit müzikleri sevkettiler damarlarına..



    .Sonuçta dinini, imanını, ailesini hattâ yaşamayı bile sevmeyen bir gençlik çıktı ortaya. Öyle bir gençlikki, hayâtı toz pembe gördüğü için aklından çok hissiyatını dinliyor. Lezzet diye tattığı şeylerle hüzün ve gâm yudumluyor âdeta. Boş hayallerin esiri olup, gerçek sevdigiliyi ve mutluluğu bulamadığı için, geçici heveslere kapılıyor. Sonuçta bunların uğruna gönlü perişan oluyor. Kalbi kırılıyor. İhtiraslara kurban gidiyot.

    Gençliğin meselelerinin temelinde maddi ihtiyaçlarının karşılanmasından ziyade, mânevi ihtiyaçlarının karşılanmaması yatmaktadır. İlim adamları bunu söylüyor, yapılan istatistikler ve araştırmalar bunu gösteriyor.



    İntiharlar, uyuşturucu mübtelâları, birtakım sapıklıklar hep bunun sonucunda meydana gelen çirkinliklerdir. “Bütün bunların sebebi nedir? Diye sorunca; “Ruhî bunalım, kalben tatmin olmamak. Ruhî boşluğu, maddi olan hiçbir şeyle dolduramamak” cevabı alınıyor. Peki çaresi nedir.? Çaresi hayatımızı iman ışığı ile aydınlatıp canlı tutmalı, yüce Allah (c.c)’ın emirleri ve yasaklarıyla hayatımızı süslemeliyiz.



    Evet iman sahibi bir insan için hayâtın her ânı, her dakikası lezzet ve huzur doludur. Bunun için imanımızın çok kuvvetli olması gerekmektedir. Kuvvetli bir imânın varlığı da, ancak İslama ve bu dinin emirlerine tamamen teslim olmaya dayanmakatadır. Şairin dediği gibi...

    “İman ile geçen her gece gündüz gibi aydın,

    Tâze bir bâhar âlemi her anı hayâtın...”

    Şimdi size, İmâm Azam (k.s)’in babasının ısırdığı bir elmanın suyunu helâl ettirebilmek için, uzun bir süre elmanın sahibine hizmet ettiğini anlatsak, belki buna gülersiniz. Ama bu imân’a sahip olan imam Azam (k.s)’ın babasına, Allah (c.c) İmam Azam (k.s) gibi bir evlat nasip eylemiştir. Bizlerde gerçek huzur ve mutluluğa, ancak böyle bir imana sahip bir gençlik yetiştirdiğimiz zaman ulaşacağız.

    Allah (c.c) gençliğini islam dinine uygun olarak geçirenlerin, kıyamet gününde çok büyük mükâfâtlara nail olacağını ve özel bir bölgede gölgeleneceklerini vaad buyurmaktadır. Efendimiz (s.a.v) ise, “haramlar karşısında kapanmasını bilen göz, kıyâmet günü ağlamayacaktır.” Müjdesini vermektedir.

    Yapılan ibadetin büyüklüğüne gelince “Gencin namazı bütün âleme ışık saçan bir güneşse, ileriki yaşlardakilerin namazı bir mum ışığı misali gibidir. Ona göre düşünmemiz gerekmektedir. Günümüz insanları herşeyin fiyatını biliyorlar. Fakat hiçbir şeyin değerini ve kıymetini bilmiyorlar.



    Herşeyi madde ile ölçer tartar hâle geldi günümüz insanı. Tabiri câizse maddeye esir oldu günümüz insanı. Madde ile boğulan imdat çığlıklarına yine madde ile cevap vermeye çalışan ve her defasında hüsrana uğrayan günümüz insanı...İnsan dünyaya aldanıyor.



    Serabı su zannediyor.Geçici olan bu dünyaya bağlanan insan, devamlı olan âhiretini unutuyor. Niçin unutmasınki? Çünkü başta kendisini unutmuş, yaratılış gayesini unutmuştur. Kendisi için bu âlemi donatanı, rızıklandıranı bir günde canını alacak olanı unutmuştur insan.

    Allah (c.c) “bu dünya hayâtı bir eğlenceden ve bir oyundan başka bir şey değildir. Ahiret yurdu ise, şüphe yokki, gerçek hayâtın tâ kendisidir. Bunu bilmiş olsalardı...”(Ankebut 64) buyurmaktadır. Evet genç kardeşler. Bizim gerçek hayatımız Ahiret hayatıdır. Ölümün insanları ne zaman kucaklayacağı belli olmayan şu dünyada, hayâtımızın baharı olan gençliğimzi en verimli bir şekilde değerlendirmemiz gerekmezmi?

    Şu bir gerçektirki gençliğini eğlenmekle, boş emellerle, faydasız şeylerin peşinde koşturarak geçirenler, ihtiyarlıklarını ağlamakla geçireceklerdir.
  3. "iNŞiRaH"

    "iNŞiRaH" Misafir

    Bu dava bir gençlik arıyor ,
    Öyle bir gençlikki kuruyan dudaklara su verecek , riyaya düşmeyen , putlara kanmayan ,
    düşeni kaldıran , yarasına aldırmayan , darbelerle çözülmeyen , alkole yönelmeyen , fuhuşa meyletmeyen…
    Bu yolda korkmayan , ezilmeyen , dik duran , ümmet ağlayınca ağlayan , gülünce gülen , zifaftan cepheye koşan,
    ölmeden önce ölen
    Dudağında dua , ömrü cihad , kalbi Allah ( CC ) sevgisi ile dolu bir gençlik arıyoruz.
    Öyle bir gençlik ki
    Yardımı sadece Rabbinden uman , her işine bismillah ile başlayan, zor anında euzü billah diyen , nimet verildiğinde şükreden , Rabbimiz versede alsada elhamdülillah diyen , pişman olduğunda estağfirullah diyen ,
    Üzüldüğünde inna lillah diyen , hayran kaldığında maşallah , arzu ettiğinde inşallah , güçlük karşısında la havle ve la kuvvete illa billah diyen ,
    Sevindiğinde ise
    ALLAHU EKBER
    Diyen bir gençlik arıyor bu dava


    Bi abimin kalemindendir inşaallahh..!!
  4. Pulcet

    Pulcet Forumun Bekçisi

    ALLAH Razı Olsun sifir çok hassas ve öenmli bir konu....

    Gençliğimiz şu an iki kısıma ayırabiliriz..
    1. Dinini bilen gençlik:bu tür deki gençlik tamamen dinin eksiksiz öğrenmiş ve günümüz şartlarında uygulamaya çalışan bir gençlik.
    bu gençler geçmiştekilere oranla çok daha şanslılar.her şey ellerinin altında.ulaşmak istedikleri her türlü biligye öyle günlerce kitap okuyarak değil de bir pc ile ulaşabiliyolar..kafalarındaki sorulara cevp bulmaları daha kolay.çok hassas ve utangaçlık oluşturabilecek sorunlarınada çareler bulabiliyolar...bunlar ALLAH Sevdalıları...Peygamber aşıkları.....

    2.dinini bilmiyen gençlik: bu tür gençlik öncelikle ailesi tarafından yıllarca dini öğretilmemiş.daha çok doktor ol öğretmen ol ..şu ol bu ol diye büyütülmüş gençlik..tabi dinlerini öğrenemedikleri içinde maalesef bir zehir çukurunda hayatlarına devam etmektedirler.....bunlar satanistler..ateistler.....olup çıkarlar... bu gençliği elbetteki kurtarmak çok zor ama imkansız değil!!

    bu günün gençleri olan bizler yarının gençlerinin anneleri-babalarıyız...o halde yapmamız gereken çok basit..kibir -haset gurur gibi kavramları beynimizden atıp çoçuklarımıza Dinini yaradanını Peygamberini anlatmalıuyız..ona illa oku doktor ol dinini sonra öğrenirsin..değilde buluğ çağına gelmiş çocuğumuzun kolundan tutup Cami ye gitmeliyiz..yanımızdayken tv lerde onları yanlış yola sokacak saçma filmler progranlar değil aklı başında şeyler izletmeliyiz...

    eğer bunu başarırsak....kırarsak şu çağın islamı silerek(ALLAH KORUSUN) yol almasının belini....

    işte o zaman;
    DOĞACAKTIR SANA VADETTİĞİ GÜNLER HAKKIN!!!!

    Rabbim bizleri ve bizden sonraki Gençliği iman ehli olarak yetişmeyi ve yetiştirmeyi nasip etsin İNŞALLAH.....
  5. "iNŞiRaH"

    "iNŞiRaH" Misafir

    Gençliğe Hitabe

    Bir gençlik, bir gençlik, bir gençlik...
    'Zaman bendedir ve mekân bana emanettir! ' şuurunda bir gençlik...
    Devlet ve milletinin 7 asırlık hayatında dört devre... Birincisi iki buçuk asır... Aşk, vecd, fetih ve hakimiyet... İkincisi üç asır... Kaba softa ve ham yobaz elinde sefalet ve hezimet... Üçüncüsü bir asır... ALLAHın, Kur'ân'ında 'belhüm adal-hayvandan aşağı' dediği cüce taklitçilere ve batı dünyasına esaret... Ya dördüncüsü? .... Son yarım asır! .. İşgâl ordularının bile yapamayacağı bir cinayetle, madde plânında kurtarıldıktan sonra ruh plânında ebedî helâke mahkûmiyet... İşte tarihinde böyle dört devre bulunduğunu gören... Bunları, yükseltici aşk, süründürücü satıhçılık, çürütücü taklitçilik ve öldürücü küfür diye yaftalayan ve şimdi, evet şimdi... Beşinci devrenin kapısı önünde nur infilâkı yeni bir şafak fışkırışını gözleyen bir gençlik...

    Gökleri çökertecek ve son moda kurbağa diliyle bütün 'dikey'leri 'yatay' hale getirecek bir çığlık kopararak 'mukaddes emaneti ne yaptınız? ' diye meydan yerine çıkacağı günü kollayan bir gençlik...

    Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, kalbinin dâvacısı bir gençlik...

    Halka değil, Hakka inanan; meclisinin duvarında 'Hakimiyet Hakkındır' düsturuna hasret çeken, gerçek adâleti bu inanışta bulan ve halis hürriyeti Hakka kölelikte bilen bir gençlik...

    Emekçiye 'Benim sana acıdığım ve seni koruduğum kadar sen kendine acıyamaz, kendini koruyamazsın! Ama sen de, zulüm gördüğün iddiasıyla, kendi kendine hakkı ezmekte ve en zalim patronlardan daha zalim istismarcılara yakanı kaptırmakta başı boş bırakılamazsın! ' diyecek... Kapitaliste ise 'ALLAH buyruğunu ve Resûl emrini kalbinin ve kasanın kapısına kazımadıkça serbest nefes bile alamazsın! ' ihtarını edecek... Kökü ezelde ve dalı ebedde bir sistemin, aşkına, vecdine, diyalektiğine, estetiğine, irfanına, idrâkine sahip bir gençlik...

    Bir buçuk asırdır türlü buhranlar içinde yanıp kavrulan ve bunca keşfine rağmen başını yarasalar gibi taştan taşa çalarak kurtuluşunu arayan batı adamının bulamadığı, Türk'ün de yine bir buçuk asırdır işte bu hasta batı adamında bulduğunu sandığı şeyi, o mübarek oluş sırrını, her sistem ve mezheb, ortada ne kadar illet varsa devasının ve ne kadar cennet hayâli varsa hakikatinin İslâmda olduğunu gösterecek ve bu tavırla yurduna, İslâm âlemine ve bütün insanlığa model teşkil edecek bir gençlik...

    'Kim var? ' diye seslenilince, sağına ve soluna bakmadan fert fert 'ben varım! ' cevabını verici, her ferdi 'benim olmadığım yerde kimse yoktur! ' fikrini besleyici bir dâva ahlâkına kaynak bir gençlik...

    Can taşıma liyakatini, canların canı uğrunda can vermeyi cana minnet sayacak kadar gözü kara ve o nispetle usûle, stratejiye uygun bir gençlik...

    Büyük bir tasavvuf adamının benzetişiyle, zifirî karanlıkta, ak sütün içindeki ak kılı farkedecek kadar gözü keskin; ve gerçek kahramanlık mâdeniyle sahtesini ayırdetmekte kuyumcu ustası bir gençlik...

    Bugün komik üniversitesi, hokkabaz profesörü, yalancı ders kitabı, demagog politikacısı, çıkartma kâğıdı şehri, muzahrafat kanalı sokağı, takma diş fabrikası, fuhuş albümü gazetesi, mümin zindanı mâbedi, temeli yıkık ailesi, hâsılı kendisini yetiştirecek bütün cemiyet müesseselerinden aldığı zehirli tesiri üzerinden atabilecek, kendi öz talim ve terbiyesine memur vasıtalara kadar nefsini koruyabilecek, destanlık bir meydan savaşı içinde ve bu savaşı mutlaka kazanmakla vazifeli bir gençlik...

    Annesi, babası, ninesi ve dedesi de içinde olsa, gelmiş ve geçmiş bütün eski mümin nesillerden hiçbirini beğenmeyecek, onlara 'siz güneşi ceplerinizde kaybetmiş marka müslümanlarısınız! Gerçek müslüman olsaydınız bu hallerden hiçbiri başımıza gelmezdi! ' diyecek ve gerçek müslümanlığın 'nasıl'ını ve 'ne idüğü'nü her haliyle gösterecek bir gençlik...

    Tek cümleyle, ALLAHın, kâinatı yüzü suyu hürmetine yarattığı Sevgilisinin fezayı bütün yıldızlariyle manto gibi saran mukaddes eteğine tutunacak, ve O'ndan başka hiçbir tutamak, dayanak, sığınak tanımayacak ve O'nun düşmanlarını ancak kubur farelerine lâyık bir muameleye tâbi tutacak bir gençlik...

    İşte bu gençliği, bu gençliğin ilk filizlerini karşımda görüyorum. Şekillenmesi, billurlaşması için 30 küsur yıldır, devrimbaz kodomanların viski çektiği kamış borularla kalemime ciğerimden kan çekerek yırtındığım, paralandığım ve zindanlarda süründüğüm bu gençlik karşısında, uykusuz, susuz, ekmeksiz, başımı secdeye mıhlayıp bir ömür ALLAHa hamd etme makamındayım. Genç adam! Bundan böyle senden beklediğim şudur: Tabutumu öz ellerinle musalla taşına koyarken, Anadolu kıtası büyüklüğündeki dâva taşını da gediğine koymayı unutma ve bunu tek vasiyetim bil! ALLAHın selâmı üzerine olsun...

    Surda bir gedik açtık; mukaddes mi mukaddes!

    Ey kahbe rüzgâr, artık ne yandan esersen es! ...


    Necip Fazıl Kısakürek
  6. eylemzayi

    eylemzayi Islam-TR Üyesi

    Rum 54- Sizi güçsüz olarak yaratan, güçsüzlükten sonra kuvvetli yapan, sonra da kuvvetliliğin ardından güçsüz ve ihtiyar yapan Allah'dır., Çünkü O, dilediğini yaratır; bilendir ve kudret sahibidir.


    Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    "Başka bir gölgenin bulunmadığı Kıyamet gününde Allah Teâlâ, yedi sınıf insanı, arşının gölgesinde barındıracaktır:
    Âdil devlet başkanı,
    Rabbine kulluk ederek temiz bir hayat içinde serpilip büyüyen genç,
    Kalbi mescidlere sevgi ile bağlı müslüman,
    Birbirlerini Allah için sevip birliktelikleri ve ayrılıkları Allah için olan iki insan,
    Güzel ve mevki sahibi bir kadının gayr-i meşru davetine "Ben Allah'tan korkarım" diye yaklaşmayan yiğit,
    Sağ elinin verdiğini sol elinin bilemeyeceği kadar gizli sadaka veren kimse,
    Tenhâda Allah'ı anıp göz yaşı döken kişi. "
    Buhârî, Ezân 36, Zekât 16, Rikak 24, Hudûd 19; Müslim, Zekât 91. Ayrıca bk. Tirmizî, Zühd 53; Nesâî, Kudât 2


    "Gençlik, delilikten bir bölümdür.-Riyazüssalihin-(resulullah’ın tebuk hitabesi)

    Gençlikle ilgili birkaç söz;


    İki şeyin elden gitmeden,değerini anlamak zordur: Biri sağlık,ötekide gençliktir.
    Hz.Ali (R.A.)
    Gençlik bahar,ihtiyarlık ise kışa benzer.Öyle bir kış ki,arkasından bahar gelmeyecek.
    FİRDEVSÎ
    Akıllı genç,câhil ihtiyardan hayırlıdır.
    Hz.Ali (R.A.)
    En hayırlı genç o'dur ki,ihtiyar gibi ölümü düşünüp âhiretine çalışarak,gençlik hevasâtına esir olmayıp gaflete boğulmayandır.
    Said-i NURSÎ
    Gençliğini eğlenmekle geçiren,ihtiyarlığını ağlamakla geçirir.
    A.Fuat BAŞGİL
    Gençlik tutulmaz elle,Geçirme boş emelle.
    Faruk Nafiz ÇAMLIBEL
    Kişi Allah'a inandığı ve bütün yardımı Allah'dan beklediği müddetçe gençtir.
    Latif AŞIK
    Gençler! hatalarınızdan dolayı bir gün ananız,babanız sizi affedebilir,fakat bir hâkim vardır ki,o affetmez.O mutlaka her şeyi yazar ve günün birinde hesap görür.
    Wiliam JAMES
    Gençliğin rûhunu,işlemeyen bir tarla gibi kendi hâline bırakırsanız,orada ısırganlar,dikenler yetişir biter.
    SNELLMAN
    Gençlerin mutluluğu,düşünce eksikliğinden ileri gelir.Çünkü,yaş arttıkça düşünce de artar.
    B.FREDERIK
    Eğer daima genç kalmak isterseniz;namuslu ve iffetli yaşayın,çok çalışın ve ibadet yapın.
    Life TODAY
    Gençlikte günler kısa,yıllar uzun,yaşlılıkta ise,yıllar kısa,günler uzundur.
    PANIN
    Gençlik,kolay mutluluklar için parlak bir çağdır.
    Albert CAMUS
    Gençliği iyiye yönelten,insanlığı iyiye yöneltir.
    G.Wilhelm LEIBNIZ
    Gençlik çok dayanmayan bir kumaştır.
    Williame SHAKESPEARE
    Gençliğinde bilgi ağacını dikmeyen,yaşlılığında rahatlayacağı bir gölge bulamaz.
    Lucius A.SENECA
    Gençliğin eğlence vakti olduğunu zannedenler,ahmaklardır.Gençlik,çalışıp kazanma vaktidir.
    J.B.SAY


    A T A S Ö Z L E R İ :

    Gençlikte taşırsın taşı,kocalıkta yersin tatlı aşı.

    Gençliğin kıymeti ihtiyarlıkta bilinir.

    Gençlikte ölüm,ihtiyarlıkta yoksulluk güçtür.

    Gençlikten kocalığa sağlık saklamalı.

    Gençliğin kıymeti bilinse,ihtiyarlığın şikâyeti azalır.

    Genci gence ver de rızıklarını Allah verir.

    Gençlikteki zevk ve safâhat,yırtıcı bir hayvanı andırır.Vücudu yıprandırır,ihtiyarlığa atar.
    Arap Atasözü

    İhtiyarı hürmetlendirmeli,gençleri değerlendirmeli.
    Alman Atasözü

    Gençliğin güzel bir yüzü,ihtiyarlığın güzel bir ruhu vardır.
    İsveç Atasözü
  7. temin_dari

    temin_dari Islam-TR Üyesi

    Rabbim hepinizden razı olsun inşALLAH.... :helalsana :helalsana

    Gecen hafta yaklaşık 6 kişinin bulunduğu bir evde namaz vaktine rastlamıştı haydin namazımızı eda edelim dediğim de sadece birinin yüzünde eziklik gördüm diğerlerinin sanki ar damarı yırtılmış hiç bir şey duymamışlardı...evin sahibiyle az sohbetimde uzun bir dertleşme oldu ve aile ahlakı bile yok olmuş bir genclik ne diyelim Rabbim yardımcımız olsun.

    Rabbim islamdan Kur'an dan ve güzel insanlardan bizleri ayırmasın İmanımızı sabit kılsın inşALLAH...
  8. deli

    deli Islam-TR Üyesi

    amin... :üzgünüm




    şuan için acil böyle bir gençliğe ihtiyacımız var :üzgünüm
  9. hayalet

    hayalet Islam-TR Üyesi

    http://www.youtube.com/v/4c7QquFvTjg&hl=en

    Kardeslerim , ALLAH im sen yardim et :üzgünüm
  10. :)sümeyye:)

    :)sümeyye:) Islam-TR Üyesi

    diyecek çok şey var ama :buneya :üzgünüm :moral0
Yüklüyor...

Sayfamızı paylaşarak bize destek verebilirsiniz.