İslam için çalışan bir kişinin, gece ibadetinden bir nasibinin olmaması ne kadar tuhaftır! Bu şekilde dengeyi sağlamak ne kadar zordur!Kuşkusuz gece ibadeti, her Müslüman için temel bir zorunluluktur. İslam için çalışan ve dinin ağır zorluklarını, davet, cihad ve hakkı haykırma görevlerini üstlenen kimse nasıl olurda gece ibadetinden uzak kalır?! Allahu Teala Kitab’ında şöyle buyurmaktadır:
“Ey örtünüp bürünen! Gecenin birazı haric olmak üzere kalk, yarısı yahut yarısından biraz eksilt, yahut arttır. Ağır ağır Kur’an oku.”149 Bütün bunlar ne için ya Rabbi?.. Bu sorunun cevabı da derhal Kur’an’dan gelmektedir: “Doğrusu biz sana, taşıması ağır bir söz vahyedeceğiz.”150 Zor bir emanet, güç bir sorumluluk, kuvvetli bir sebat ve yüce azimlere ihtiyaç duyan emirler… O, göklerin ve yerin taşımaktan kaçındığı ve endişelendiği, insanın sırtına bırakılan emanettir. Davet, eğitim ve cihad görevlerini, kendisinden temin edeceği bir erzakı ve Allah’a giden yolu kolaylaştırmak için yardım alacağı bir desteği olmadan kim yerine getirebilir? Kuşkusuz o, yolun yarısında kesilecek, hedefine ulaşmadan önce çölde helak olacaktır. ‘Gece ibadeti okulu’, Müslümanı eğitecek en büyük okuldur. Müslüman gece Rabbini tanır. Gece boyunca Allah’ın isimlerini, sıfatlarını kelimelerin ifade ettiği bütün anlamlarıyla öğrenir. Huşu, boyun eğme, alçalma ve Allah’a dönme okuludur. Bu nedenle geceleyin kalkmak, - istisnasız- bütün şeriatlerde bulunmaktaydı. Müslüman kardeşin, gündüz izzetli olmanın yolunun; gece boyun eğmek olduğunu bilmesi gerekir. Gece Kur’an okuman ve boyun eğmen; gündüz vaktindeki izzetin, düşmanlarına karşı zafer, davet ve cihadında başarının yoludur.Süleyman el-Halebi geceleri kalkmış ve Kuliber öldürülmeden önce Ezher Camisi’nde tam bir ay boyunca Allah’a dua etmişti. O bu halde iken, kendisini Allah’a verir, Allah düşmanı Kuliber’in öldürülmesinde kendisine başarı vermesi için dua ederdi. O dönemde onun bir hançer dışında başka bir cephane ve erzağı bulunmamaktaydı. Buna rağmen, Allahu Teala ona büyük bir başarı verdi. Allahu Teala onun elleriyle, Napolyon’dan sonra Fransa’nın en meşhur komutanlarından olan Fransız keşif birliği komutanını öldürdü. Kuliber ile birlikte isabet alan iki kişi;Fransız keşif birliğinin başmühendisleriydi. Bu kahraman Müslüman bütün bunları tek başına, Fransız keşif birliğinin karargahında, yani Kuliber’in evinin ortasında yapmıştı!
Salahaddin Eyyubi, hassas duyguları ve İslam dininin ince noktalarını bilmesi nedeniyle, düşmanlarına karşı üstün gelme sebeplerinden en önemlisinin, gece ibadeti olduğunu biliyordu. Dedikleri gibi; Allahu Teala’nın yardımı, ancak O’na boyun eğmek ile gerçekleşir. Salahaddin, gece ibadetinin; düşmanlarında bir benzerinin olmadığı etkili bir silah olduğunun farkındaydı. Bu nedenle geceleyin ordusunun çadırlarına uğrar, gece ibadetinden nasibi olmayan bir çadır gördüğünde onları uyandırır, azarlar ve; “Karanlığın buradan gelmesinden korkuyorum” derdi… Bu, hanif İslam dininin yüce anlayışıdır. Salahaddin Eyyubi bunu, düşmanın sızacağı barınak ve kale gediklerinden daha tehlikeli bir çatlak olarak kabul ediyordu.Allahu Teala sana rahmet etsin ey Salahaddin Eyyubi! Gerçekten Müslümanlar düşmanlarına karşı sayıyla ya da cephaneyle değil, ancak Allah’ın onlara ihsan ettiği bu din ile, itaatleri ve düşmanlarının günahlarıyla üstün gelirler. Şüphesiz zaferin anahtarı; sadece alemlerin rabbi olan Allah’a boyun eğme ve ona itaattedir… Şeyh Halid ve onun değerli arkadaşları, cihadlarının başlangıcından, Rablerine kavuşuncaya dek gece namazına devam etmişlerdir. Gece kalkıyorlar, gündüzleri de oruç tutuyorlardı. Onlar, gecenin uzun saatleri boyunca namaz kılıyorlar, kıyamlarında uzun sureler okuyorlardı… Onlardan biri, Kur’an okurken sesinin güzelliğiyle diğerlerinden farklıydı. O, namaz kılarken ağlardı. Onunla namaz kılan da ağlardı. Bu kardeşler, onların gece kıyamlarını, devamlı oruçlarını ve diğer ibadetlerini bilen kimseler için örnek teşkil etmektedir. Bu sürede onlarla birlikte yaşayanların hepsi şöyle diyordu: “Onlar sanki insan biçimindeki melek gibiler!” Onlar ibadetlerinin fazlalığı, ruhlarının yüceliğiyle sanki yeryüzünde oldukları halde gökyüzünde uçuyorlardı… Belki de bu ve diğerleri, Allahu Teala’nın onları, bu asırda cihad operasyonlarının en önemlisi, tehlikelisi ve en büyüklerinden birinde başarıya ulaştırmasının nedeniydi. Allahu Teala onların yeryüzündekiler tarafından kabul edilmesini emretmişti. İnsanlardan hiçbirinin Halid’i ve arkadaşlarını sevmediğini göremezsin. Hatta İslami Hareketin geleneksel düşmanları onları takdir ediyorlardı. İşte bu, mücahid alimlerden biridir. Onun bir gece dahi olsa namaza kalkmadığını görmedim. Her gece on bir rekat namaz kılar, Kur’an’dan bir cüz okurdu. Yaşının ilerlemesine, şeker hastalığına ve tansiyonuna rağmen, Ramazan ayında bu ibadetlerini artırırdı. Biz genç olduğumuz halde, onun arkasında yorulur, bazen de kaçardık. Biz hastenede onunla birlikte bazı günlerde kalırdık. Genç kardeşlerden onunla birlikte sürekli kalanlara gelince, her gece ona yetişemiyorlardı… Günlerden bir gün Şeyh sıkıntısını atlattıktan sonra, kendi kendime şöyle dedim: “Kurtuluşunun en önemli nedenlerinden biri, onun gece namaza kalkması ve doktorların defalarca onu uyarmalarına rağmen, gündüz oruç tutmasıdır.” Şeker hastası olması nedeniyle, gündüz susuzluk çekmesine rağmen, birçok defalar bu onu sıhhate kavuş-turmuştu. Yine kendi kendime şöyle dedim: “Belki de Şeyhin bâtıla karşı çıkmasındaki gayretinin sırrı ve işkenceye tahammülü; onun elli yaşını aşmasına rağmen, gözünü birçok tehlikeli hastalıktan yani haramlardan uzak tutmasıdır. Belki de bütün bunlardaki sır, onun gece namazına kalkmasıdır. Gece; kalbe güç verir, nefse yüce, ulu ve büyük bir azim verir. Hatta bu ibadete devam eden bedeni zayıf bir şahsın, dağları sıkıştıran, kaleleri yıkan bir azme sahip olduğunu görürsün! Bu, onun Allahu Teala’ya karşı boyun eğmesinin, korkusunun ve Mevla’sına itaatinin çokluğundan ve sadece Allah’tan korkmasındandır.
İslam için çalışan herkesin, “Namaz gözümün nurudur”151 diye buyuran Nebi’nin Sallallahu Aleyhi ve Sellem sözünden pay alması gerekir. Seleften bazıları şöyle der: “Gece geldiğinde sevinirim. Hayatım onunla tatlanır, gözlerim onunla nurlanır.” Ebu Hureyre Radıyallahu Anhu geceyi kendisi, karısı ve kızı arasında üçe ayırırdı. Hep birlikte geceyi sahiplenirlerdi.152 Gece kalkmak, İslam için çalışan herkesin zevkidir. Problemler ile yüzleştiğinde, zorluklar karşısında durduğunda, inkar ve engelle karşılaştığında, belalar onu bulduğunda ya da düşman ona saldırdığında; her şey elinde olan ve bir şeyin olmasını istediğinde “Ol” demesinin yeterli olduğu, gerçek mevlası olan Rabbi’nin önünde durur, O’na dua eder ve istekte bulunur. Acısını, üzüntüsünü ve kederini O’na şikayet eder. O’ndan yardım diler, O’na sığınır. Ey Müslüman kardeşim, kuşkusuz gece ibadeti, sana kalbi inceltmeyi öğretecek, gözyaşlarını akıtmakla seni terbiye edecek, Allah’a boyun eğmeyi ve itaat etmeyi öğretecek temel bir okuldur. Gece; İslam için çalışmada sana yeni bir kuvvet, Allah’a gerçek bir tevekkül ile bağlılık, İslam düşmanlarıyla karşılaştığında ise cesaret verecektir. Kalbini imanla güçlendirecektir. Bazıları der ki: Ben İslami faaliyet işleriyle çok meşgul oluyorum, gece kalkmak için zamanım kalmıyor… Ben bu kardeşlere şunları öğrenmeniz gerekir diyorum:İlk Olarak: Geceleyin kalkmak, İslam için çalışmaktır. Hatta İslam’ın temellerinden ve gereklerindendir. Bu, Müslüman cemaatin ve Müslüman devletin iyi bir şekilde hazırlanması için bir zorunluluktur. İkinci Olarak: Her kardeşin, her gece birşeyler yapması gerekir. Eğer bol vakti, bedenî ve nefsî kudreti varsa, Kur’an’dan bir cüz okuyarak uzun bir kıyamda bulunabilir. Bunun yanında secdelerde duayı çoğaltabilir, zikirleri arttırabilir. Ancak eğer vakti az, bedeni ve nefsinde güç yoksa; kolay bir şey ile ya da kıraati kısa, hafif rekatlar ile yetinir. Ancak gece ya da gecenin büyük bir bölümünde namaz kılmayı terk etmeyi alışkanlık haline getirmek, benzer hiçbir durumun düzeltemeyeceği bir hatadır! Bu kardeşlerin ve bütün Müslüman cemaatin iyi günde kötü günde, darlıkta ve bollukta, zorlukta ve kolaylıkta, gece ibadetine devam etmeyi öğrenmesi gerekir. Bunun yapılması halinde, bu cemaatin büyük bir konumu olur. Bununla, yüce ve büyük İslami çalışmayı gerçekleştirirler. Bu nedenle gece ibadeti, diğer birçok fiilden daha üstündür. Ben, İslami faaliyetin; kuvvet, çaba, gece ibadeti ve bunlar için çalışmak ile birleştirilmesi gerektiğini hatırlatıyorum…. İşte Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem... O, daima ümmetinin bütün işleriyle meşguldü. O, hayatı boyunca İslam düşmanlarına karşı sürekli cihad ve ısrarlı amel içindeydi. Allah’a davet eder, ümmetine öğretir, ashabını eğitirdi. Bütün bunlara rağmen, onun herhangi bir gecedeki namazı genelde onbir rekatı ya da on üç rekatı bulurdu. Hastalandığında ya da geceleyin onu bundan alıkoyacak bir şey meydana geldiğinde, gündüz kılardı. İslam için çalışanların, davetçilerin, muhtesiplerin ve mücahidlerin, efendileri, üstadları ve büyük komutanları olan Rasulullah’a Sallallahu Aleyhi ve Sellem uymaları gerekir. Sözün özü şudur: Gece ibadeti, gölgesi ve kendisi büyük olan bir ağaçtır. Kalbi ve organları birlikte gölgelendirir. Rabbinin izniyle her yerden onları doyurur…
149 73 Müzzemmil/1-4 150 73 Müzzemmil/5 151 Nesai (7/61), Ahmed (3/128), Hakim, Müstedrek’te (2/160) Enes bin Nadr’dan Radıyallahu Anhu rivayet etmişlerdir. Hakim der ki: Bu hadis, Müslim’in şartına uymaktadır, ancak onu tahric etmemiştir. Zehebi de Hakim’i onaylamıştır. 152 Ebu Osman el-Hindî der ki: “Ebu Hureyre gecenin üçte birinde kalkar, karısı üçte birinde kalkar, kızı üçte birinde kalkardı. Namaz kılar, sonra karısını uyandırır ve karısı da kızını uyandırırdı.” İbn-i Kesir bunu el-Bidaye ve’n-Nihaye’de (8/110) zikreder.

İslam Erlerine Nasihatler (Süleyman Davud)