Çözüldü Evli Iken Zina Eden Kadının Hükmü Ve Nikahın Durumu

Konu, 'Tevhid' kısmında Abdulmuizz Fida tarafından paylaşıldı.

  1. casiye 6

    casiye 6 Üyeliği İptal Edildi

      
    "Zina eden kadın ve erkeğin herbirine yüzer sopa vurunuz. Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız, O'nun dini konusunda onlara acımayınız. Onların ceza görmesine mü'minlerden bir grup da şahit olsun."

    "Zina suçu işleyen kadınlarınızın aleyhinde dört kişinin şahitliklerine başvurunuz. Eğer dört kişi aleyhte şahitlik ederse o kadınları, ölünceye kadar ya da Allah kendileri hakkında başka bir yol gösterinceye kadar evlerinizden dışarı salmayınız."

    Zina eden kadının hükmü nedir?
  2. akilli55

    akilli55 Islam-TR Üyesi

    Böyle bir olayda erkek ordaki zina eden erkek ve kadını silahıyla(tabancasıyla) öldürdüğünde erkek için Kısas uygulanır mı? Veya erkek için herhangi bir ceza var mıdır?
  3. Abdulmuizz Fida

    Abdulmuizz Fida أَلَيْسَ اللَّهُ بِأَحْكَمِ الْحَاكِمِينَ Yetkili Kişi Site Admin

    Kardeşim evli kadın/erkek zina etmesi durumunda recm, bekar olmaları durumunda 100 sopa had.

    Amacın başka ise yeni konu açarak sor, mevcut konuyu karıştırma.
  4. casiye 6

    casiye 6 Üyeliği İptal Edildi

    Aşağıdaki ayete göre zina eden kadına müebbet ev hapsi var ama?

    "Zina suçu işleyen kadınlarınızın aleyhinde dört kişinin şahitliklerine başvurunuz. Eğer dört kişi aleyhte şahitlik ederse o kadınları, ölünceye kadar ya da Allah kendileri hakkında başka bir yol gösterinceye kadar evlerinizden dışarı salmayınız."
  5. Abdulmuizz Fida

    Abdulmuizz Fida أَلَيْسَ اللَّهُ بِأَحْكَمِ الْحَاكِمِينَ Yetkili Kişi Site Admin

    Sehl b. Sa'd Saidî'nin naklettiğine göre:
    Uveymir Aclani, Asım b. Adiy Ensari'ye gidip ona: "Ey Asım! Bir kimse karısını birisiyle zina ederken yakalasa o kişiyi öldürebilir mi? Ne dersin? Eğer öldürürse kendisi kısas cezasına çarptırılır mı? Yoksa bu koca ne yapmalı? Bu meseleyi benim için Allah Rasulu'ne soruver ey Asım "dedi.
    Asım da meseleyi Hz. Peygamber'e arzetti. Fakat Hz. Peygamber (a.s.) bu soruları yadırgadı ve ayıpladı. Allah Rasulu'nden işittiği sözler Asım'ın ağırına gitti.
    Bu olaydan sonra Asım evine dönünce Uveymir geldi ve: "Ey Asım! Allah Rasulu ne cevap verdi?" diye sordu.
    Asım da Uveymir'e "İyi bir iş yapmadık. Hz. Peygamber sorduğum soruyu çirkin gördü" dedi.
    Uveymir ise: "Yemin ederim ki bu meseleyi Allah Rasulu'ne bizzat kendim soracağım" dedi ve Uveymir çıktı.
    Bir grup içindeyken Hz. Peygamberin yanına gelerek: "Ey Allah'ın Rasulu! Bir kimse, bir kişiyi karısıyla zina ederken bulsa, zina eden bu kişiyi öldürebilir mi? Eğer öldürürse cezası kısas mıdır? Yoksa bu kişinin yapması gereken şey nedir?" diye sordu.
    Bunun üzerine Hz. Peygamber: "Seninle eşin hakkında ayet nazil oldu. Git eşini getir" buyurdu.
    Sehl olayın devamını şöyle anlatıyor: Bu karı-koca (ayetlerde bildirilen şekilde) Allah Rasulu'nün huzurunda ve benim de bulunduğum bir topluluğun önünde birbirlerine lânet okudular.
    Karşılıklı lânet okuduktan sonra Uveymir "Ey Allah'ın Rasulu! Artık bu kadınla evliliğe devam edersem bu ona karşı iftira ettiğim anlamına gelir" dedi ve daha Hz. Peygamber ona emretmeden önce karısını üç talâk ile boşadı.
    (Sahih-i Muslim, Lian, 1492, 2741; el Lu'lu ve'l Mercan, Lian)

    Bir kimse bir adamı öldürür de onu karısı ile zina hâlinde yakaladığım iddia ederse, öldürülür mü öldürülmez mi? meselesi ihtilaflıdır.
    Cumhura göre öldürülmez; kısas olunur. Ancak zinayı dört âdil erkek şâhidle isbât eder; öldürülen şahıs da muhsan olursa yahut öle*nin mirasçıları i'tirafda bulunurlarsa, kısas lâzım gelmez. Diyaneten yâni Allah ile öldüren arasında sözünde doğru olmak şartiyle bir şey lâzım gelmez. Şâfiî1er'den bâzıları: «Muhsan bir zânîyi öldüren kimseye kısas vacibtir.» demişlerdir. (Sahih-i Muslim, Lian, 1492)


    Kişi, zina ettiğini düşündüğü eşini kendi zannıyla hukum verip, haddi de uygulamaya çalışırsa fitne çıkması söz konusu olabilir.
    Eşinden kurtulmak isteyen kişi, zina ediyor iftirasında bulunarak eşini öldürebilir, ya da zina ettiğinin kat'i delili mevcut değilken, dört şahid de bulamayınca hırs ile hareket ederek kendi cezalandırmaya kalkışması durumunda, kaos çıkabilir, öldürülenlerin yakınları tarafından intikam alınmak istenebilir. Böyle bir durumda liana başvurulması uygun olandır.
  6. Abdulmuizz Fida

    Abdulmuizz Fida أَلَيْسَ اللَّهُ بِأَحْكَمِ الْحَاكِمِينَ Yetkili Kişi Site Admin

    "Zina yapan kadınlarınıza karşı içinizden dört şahid getirin. Şahidlik yaparlarsa ölüm onların alıncaya veya Allah, onlara bir yol açıncaya kadar evlerde tutun." (Nisa 15)

    Evli olsun veya olmasın, kadınlarınızdan zina yapanlar aleyhine dört müslüman erkeği şahid tutun. Eğer bu erkekler, kadının zina ettiğine dair şahidlik yaparlarsa, ölüm onları alıncaya veya Allah bir yol açıncaya kadar onları evlere hapsedin.
    Ayet-i kerimede: "Allah onlara bir yol açıncaya kadar evlerde tutun." buyurulmaktadır. Bu âyet, evli veya bekâr olarak zina eden erkek ve kadının cezalarının, Allah teala tarafından beyan edilmesinden önce nazil oimuştur. Bu âyete göre zina eden evli veya bekâr kadınlar evlere hapsedilip tutuluyordu. Kendileri için çıkar bir yol bekleniyordu. Daha sonra inen âyetler, evli olarak zina eden erkek ve kadının cezalarını veya bekâr olarak zina eden erkek ve kadınların cezalarını beyan etti.
    (Ebu Cafer Muhammed b. Cerir et-Taberi, Taberi Tefsiri, 2/465-467)
  7. akilli55

    akilli55 Islam-TR Üyesi

    Hocam ben Cumhurun görüşünün ne olduğunu kavrayamadım.

    Benim anladığım kadarıyla;
    Cumhur bu adama Kısas olmaması için 3 şart getiriyor.
    1. 4 erkek şahid olacak.
    2. Öldürülen şahıs bekar olmayacak.
    3. Ölenin mirasçıları itirafda bulunmayacak.(ölen akrabamız bu kadınla zina yapıyordu, demeyecekler)

    Bu 3 şarttan birisi eksik olursa Kısas kalkar mı?
    Yoksa Kısas kalkması için 3 şartında hepsinin tamam olması mı gerekiyor?
  8. Abdulmuizz Fida

    Abdulmuizz Fida أَلَيْسَ اللَّهُ بِأَحْكَمِ الْحَاكِمِينَ Yetkili Kişi Site Admin

    1. maddenin haricinde 2 ve 3. şıklardan da birisi oldu mu, yani toplam (en az) 2 madde oldu mu, öldüren şahsa kısas olmaması için yeterli. Çünkü " öldürülen şahıs da muhsan olursa yahut ölenin mirasçıları i'tirafda bulunurlarsa, kısas lâzım gelmez" cümlesinde "yahut" ifadesi iki maddeden birinin olmasını yeterli görmekte. Ayrıca 1. maddedeki 4 şahid oldu mu, kısastan kurtulur.
  9. casiye 6

    casiye 6 Üyeliği İptal Edildi

    Kadınları ölünceye kadar ya da belli bir vakte kadar evde hapsettirmek, ayetin nazil olması için bekletmek değil de zina cezası olamaz mı? Eğer maksat ayetin nazil olmasını bekletmek olsaydı, "ölünceye kadar" değil de sadece "Allah kendileri hakkında başka bir yol gösterinceye kadar" denmez miydi? Sizin yorumunuza göre Kur'an sadece o günün insanına hitap ediyor. Kur'an günümüz insanına da hitab ediyorsa, "Allah kendileri hakkında başka bir yol gösterinceye kadar" ifadesine göre günümüz insanı halen daha Allah'ın bu konuda bir yol göstermesini mi bekliyorlar? İlgili ifadenin farklı bir şekilde yorumlanması gerektiğini düşünüyorum. Allah'ın yol göstermesi sadece ayet nazil etmesi olmasa gerek.

    Bir sonraki ayette ise şöyle deniyor;

    "Zina suçu işleyen çiftin her ikisini de eziyetli cezaya çarptırınız. Fakat eğer tevbe eder de uslanırlarsa artık yakalarını bırakınız. Çünkü Allah tevbeleri kabul eder ve merhametlidir."

    Yukarıdaki ayette zina suçunun cezasından bahsedilmiş. Siz ise zina suçunun cezasının nazil olmadığını iddia etmişsiniz.
  10. Kutbe

    Kutbe Islam-TR Üyesi

    Âlimler, karısının yanında bir erkek bulan ve aralarında fuhşun kesinlikle vukûbulduppnu anlayan kocanın, o erkeği öldürmesi durumunda kendisinin kısasa tabi tutulup tutulmaması gerektiği hususunda ihtilâf etmişlerdir. Cumhûr-u ulemâ dediler ki: Kocanın kendi karısının yanında bulunduğu ve fuhuş yaptıklarını kesin olarak anladığı erkeği öldürmeye teşebbüs etmesi doğru olmaz. Zîra Buharî'nin Ebû Hüreyre'den rivayet ettiğine göre Sa'd bin Ubâde Peygamber Efendimiz (s.a.s.)e şöyle sormuş: "Ey Allah'ın Resulü! Ne dersiniz? Karımın yanında bir erkek bulursam, (zinaya şahitlik edecek) dört şahit bulup getirinceye dek (onu öldürmeyip) kendisine mühlet vereyim mi?" Onun bu sorusuna cevaben Peygamber Efendimiz: "Evet" dedi. (Müslim, Liân, 15; 16) Koca, o erkeği öldürürse, kısasa tabi tutulur. Meğer ki evli olduğu halde zinâ suçunu işlediğine delâlet eden bir beyyine getirsin veya suçlu zinâ yaptığım itiraf etsin. Ama karısıyla o erkeği veya ikisinden birini öldürür de beyyine getiremez, zinaya tanıklık eden şahitleri bulup hazır edemez ya da öldürülen şahıs, ölmeden önce zinâ yaptığını itiraf etmez kadının kocası kısasa tabi tutulur veya diyet öder. Zîra bir kimsenin bir iş bahane ederek bir adamı evine çağırması, sonra da içindeki bir kin sebebiyle onu öldürmesi, ardısıra da yalan söyleyerek "Ben onu karımla beraberken gördüm" demesi mümkündür. Yine bir kocanın, içinde gizlediği bir sebepten dolayı karısından kurtulmak için karısını öldürmesi, sonra da yalan söyleyerek karısını, onunla zinâ eden bir erkekle beraber bulduğunu İddia etmesi mümkündür. Bu meselede canları korumak amacıyla şeriat koyucu ihtiyatı ön plâna alarak katilin, kendi iddiasının doğruluğunu gösteren bir beyyine getirmesini vâcib kılmıştır. Beyyine getirirse, sorumlu olmaz. Selef ulemâsından bazıları, bu durumdaki kocanın, zinâ edeni asla öldüremeyeceğini söylemişlerdir. Koca, iddiasının doğruluğunu gösteren emarelerin belirmesi, meselâ dürüst bir tabibin keşfetmesi veya karısının kötü kadın olduğuna dâir şüphe sabıkasının bulunması ya da öldürülen erkeğin zinâkâr biri olarak tanınması durumunda öldürürse, yaptığı öldürme fiilinde mazur sayılır.

    Hanbelîler ve Mâlîkîler dediler ki: Koca, zinâ dolayısıyla öldürmüş olduğuna dâir iki şahit getirirse ve maktul da evliyse sorumlu tutulmaz.
    Hâdevîler dediler ki: Erkeğin, kendi karısıyla veya cariyesiyle veya çocuğuyla zinâ eden kimseyi, zinâ ederken öldürmesi caizdir ve sorumlu tutulmaz. Ama zinâ fiili sona erdikten sonra (görüp) öldürürse, zinâ ettiklerine dâir beyyine getirir ya da -zinâ eden erkek bekârsa- onun için kısasa tabi tutulur.
    Şafiiler dediler ki: Erkek, karısıyla beraber yabancı bir erkek görür ve haddi gerektiren bir fiili karısıyla yapmış olduğunu iddia ederse; zinâ edenlerin ikisi de evliyse ve onların ikisini ya da birisini öldürür de bu fiili işlediklerine dâir beyyine getirmezse, hangisini öldürmüşse onun için kısasa tabi tutulur. Meğer ki ölünün velileri diyet almak istesin veya affetsinler. Maktulün velilerinin de; maktul eğer erkekse, karısıyla zinâ haddini gerektiren bir fiili işlediğini bildiklerini iddia ederse ya da maktul kendi karısıysa o erkeğe meyletmiş olduğunu bildiklerini iddia ederse; hangi taraf için bu iddiayı ileri sürüyorsa, o tarafın bu hususu bilmediklerine dâir yemin etmeleri gerekir. Yine aynı şekilde kendi oğluna bir erkeğin arkadan cinsel temas yaptığını veya kendi cariyesiyle zinâ ettiğini görürse, hüküm değişmez. Kısasa tabi tutulmaktan kurtulamaz. Meğer ki; anılan fiilin işlendiğine dâir bir beyyine getirsin. Adamın biri kendi karısının yanında bir erkek görür de o erkek zinâ haddini gerektirecek bir muameleyi karısıyla yapmaktaysa, koca da bunların her ikisini öldürürse; öldürülen erkek evliyse (muhsan ise), karısı muhsan değil; sözgelimi gayr-ı müslimse ya da nikâh akdi şahitsiz yapılmışsa, erkeği öldürdüğü için sorumlu tutulmaz. Kadını öldürdüğü için kısasa tabi tutulur. Zinâ eden erkek muhsan değil, karısı muhsan ise; karısını öldürdüğü için sorumlu olmaz. Ama erkeği öldürdüğü için kısasa tabi tutulur. Fakat eğer zinâ yapmış olduklarına ilişkin beyyine getirirse, karısını öldürdüğü için sorumlu tutulmaz. Ibn Müseyyeb'den rivayet olunduğuna göre Şam'da adamın biri, karısının bir erkekle beraber olduğunu gördüğünde her ikisini de öldürmüştü. Muâviye de bu meselenin hükmünü Hz. Ali'den sorması için Ebû Musa el-Eş'arî'ye mektup yazmış; Ebû Musa da Hz. Ali'den sorduğunda ona şu cevabı vermişti: "Ben Hasan'ın babasıyım. Öldüren kişi, karısıyla o erkeğin zina etmiş olduklarına dâir dört şahit getirmezse, öldürülür." Rivayete göre Hz. Ömer zinâ suçlusu maktulün kanını heder etmiş, onu öldüreni kısasa tabi tutmamış ve şöyle demiş: "Bu kişi, Allah tarafından öldürülmüştür. Vallahi bu, artık hiç kimseye kötülük ve eziyet edemez." Hz. Ömer (r.a.)'in söylediği söz budur. Çünkü o, maktulün muhsan olduğu halde zina fiilini işlediğine dâir bir beyyine görmüş ya da maktulün velisi, maktulün öldürülmesini gerektiren bir fiili işlediğini ikrar etmişti. Yine Hz. Ömer demiş ki: "Zina yapanı öldüren kişi, eğer adam öldürmekle meşhur olmuş biriyse, onu öldürün. Eğer adam öldürmekle meşhur olmuş biri değilse, onu kendi haline bırakın, öldürmeyin."
Yüklüyor...

Sayfamızı paylaşarak bize destek verebilirsiniz.