Dabbe tu'l Arz Nedir?

Konu, 'Kıyamet Alametleri - Ölüm, Kabir ve Ötesi' kısmında fatihim_06 tarafından paylaşıldı.

  1. fatihim_06

    fatihim_06 Islam-TR Üyesi

      
    ARKADASLAR ONCELIKLE S.A. BENIM BIR SORUM OLACAK SIZLERE VE HAKKINDA FAZLA BIRR AYRINTILI BILGIYE DENK GELMEDIM YARDIMINIZI BEKLIYORUM


    MEHDI KONUSULDU DECCAL KONUSULDU AZ COK BIRCOK BILGI GECDI ELIMIZE BISELER BILIYORUZ AMA BEN DABBE DENILEN OLAYII PEK KAVRAMIS DEGILIM
    DABBETUARZ
    NEDIR ?
    NEZAMAN ORTAYA CIKACAKDIR?
    KIMLERE NEDEN MUSALLAT OLACAKDIR?
    BIZ NASIL ONA ESIR OLCAZ BIZLERE NE GIBI BIR YOLLA BULASACAKDIR?
    HAYIRMIDIR
    SERMIDIR_

    SIMDIDEN ALLAH RAZI OLSUNNNNN HEPINIZDENN TESEKKUR EDERIMM
  2. Seyfurrahman

    Seyfurrahman Islam-TR Üyesi

    Kendilerine söylenmiş olan, başlarına geldiği zaman; yerden bir canlı çıkarılır ki insanların âyetlerimize kesin olarak inanmadıklarını söyleyerek konuşur.

    Söylenenler Başlarına Gelince..

    Bu canlı, âhir zamanda insanların fesadı ve Allah'ın emirlerini terkederek gerçek dini değiştirdikleri sırada çıkacaktır. Allah Teâlâ, onlar için yeryüzünden bir canlı çıkaracaktır. Bu canlının Mekke'den çıkacağı da, Mekke'den başka bir yerden çıkacağı da söylenmiştir ki ileride açıklanması gelecektir. Bu canlı (insanların durumu hakkında) insanlarla konuşacaktır. İbn Abbâs, Hasan ve Katâde, —Hz. Ali'den de rivayet edilmiştir— derler ki: İnsanlarla konuşacak yani onlara hitâb edecektir. Ata el-Horasânî de der ki: İnsanlarla konuşacak ve onlara: Şüphesiz insanlar bizim âyetlerimize kesin olarak inanmamaktadırlar, diyecektir. Bu açıklama Hz. Ali'den de rivayet edilmiş olup, îbn Cerîr bu açıklamayı tercih eder. Ancak bu açıkça şüphelidir. En doğrusunu Allah bilir. Kendisinden gelen bir rivayette İbn Abbâs: İnsanları yaralayacaktır, demiş; kendinden gelen başka bir rivayette ise: Hem onu, hem bunu (yani insanlarla konuşmayı ve insanları yaralamayı) yapacaktır, demiştir. Bu Hasan'm da kavli olup aralarında bir tezad bulunmamaktadır. En doğrusunu Allah bilir. Bu canlının zikredildiği birçok hadîs ve haber vârid olmuştur ki bunlardan elde edebildiklerimizi zikredelim. Yardım dilenilecek olan ancak Allah'tır.

    İmâm Ahmed der ki: Bize Süfyân'ın... Huzeyfe îbn Üseyd (veya Esîd) el-Ğıfarî'den rivayetinde o, şöyle demiştir: Biz kıyametin durumunu aramızda tartışırken Allah Rasûlü (s.a.) odadan yanımıza çıktı ve şöyle buyurdu: Siz on alâmeti görmedikçe kıyamet kopmayacaktır: Günesin batıdan doğması, duman, Dâbbe, Ye'cûc ve Me'cûc'un çıkışı, Meryem Cğlu İsa'nın çıkışı, Deccâl, üç yer batması: Biri batıda, biri doğuda, biri de Arap Yarımadasındaki yer batması, Aden çukurundan çıkacak bir ateşin insanları sürmesi —veya toplaması— onlar nerede gecelerse orada gecelemesi, nerede öğle uykusuna yatarlarsa orada öğle uykusunda kalması. Müslim ve Sünen sahipleri, muhtelif kanallardan olmak üzere hadîsi Fürât el-Kazzâz kanalıyla... Huzeyfe'den mevkuf olarak rivayet etmişlerdir. Tirmizî hadîsin hasen, sahîh olduğunu söyler. Yine Müslim hadîsi Abdülazîz îbn Refî' kanalıyla Ebu Tufeyl'den mer-fû' olarak rivayet etmiştir. En doğrusunu Allah bilir.

    Hadîsin başka bir kanaldan rivayeti şöyledir: Eıbu Dâvûd Tayâlisî' nin Talha İbn Amr kanalıyla... Huzeyfe İbn Üseyd el-Ğıfârî Ebu Serî-ha'dan; Cerîr îbn Hâzim kanalıyla... Abdullah îbn Mes'ûd ailesinden birisinden —Talha'nm hadîsi daha tamâm ve daha güzeldir— rivayetine göre şöyle anlatıyor: Allah Rasûlü (s.a.) Dâbbe'yi anıp şöyle buyurdu: Onun, zaman itibarıyla üç çıkışı vardır: Bir keresinde en uzak çölden çıkacak ve onun anısı kasabaya —Mekke'yi kasdediyor— girmeyecektir. Sonra uzun bir zaman geçecek ve bir Önceki çıkışından başka bir kere daha çıkacak. Onun anısı çöl ahâlîsini kaplayacak ve anısı kasabaya —Mekke'yi kasdediyor— girecektir. Allah Rasûlü (s.a.) şöyle devam etti: însanlar, harâmlığı ve şerefiyle Allah katında mescidlerin en büyüğü olan Mescid-i Harâm'da iken bu onları korkutmayacak. Şu kadar var ki Dâbbe, Rükün ile Makam arasında bağırıp başından aşağı toprak serperken insanlar grup grup ve tek tek dağılacaklar, inananlardan bir grup yerinde kalacak. Onlar iyi bilirler ki elbette Allah'ı âciz bırakacak değillerdir. Dâbbe işe onlarla başlayıp onların yüzlerini parlatacak. O kadar ki onların yüzlerini parlak yıldız gibi yapacak, yeryüzünde dönüp gidecek, onu tutmak isteyen kendisine yetişemeyecek, ondan kaçan kurtulamayacak. Hattâ kişi namazla ondan kurtulmak isteyecek de onun arkasından gelerek: Ey filânca, şimdi mi namaz kılıyorsun? diyecek, namaz kılan kişinin ona dönmesiyle yüzüne damgasını vuracak, sonra gidip mallarında insanlara ortak olacak, şehirlerde onlarla beraber olacak. Mü'min ile kâfir ayırdedilebilecek. O kadar ki mü'-min: Ey kâfir, hakkımı yerine getir, diyecek. Hattâ kâfir: Ey mü'min hakkımı yerine getir, diyecek. İbn Cerîr, hadîsi iki kanaldan olmak üzere Huzeyfe îbn Üseyd'den mevkuf olarak rivayet etmiştir. En doğrusunu Allah bilir. Ayrıca îbn Cerîr, hadîsi Huzeyfe İbn Yemmân rivâyetiyle merfû' olarak da kaydeder. Bu rivayette Dâbbe'nin Meryem Oğlu Isâ zamanında ve Kâ'be'yi tavaf ederken çıkacağı kısmı da vardır. Ancak bu rivayetin isnadı sıhhatli değildir.

    Müslim tbn Haccâc der ki: Bize Ebu Bekr îbn Ebu Şeybe'nin... Abdullah îbn Ömer'den rivayetinde o, şöyle demiş:
    Allah Rasûlü (s.a.)nden öyle bir hadîs ezberledim ki bir daha onu hiç unutmadım. Allah Rasûlü (s.a.)nü şöyle buyururken işittim: (kıyamet) Alâmetlerinin çıkış itibarıyla ilki, güneşin batıdan doğması ve bir kuşluk vakti Dâbbe'nin insanlara çıkışıdır. Bunlardan hangisi arkadaşından önce olmuşsa diğeri önce olanın peşinden son derece yakındır.

    Müslim Sahîh'inde, A'lâ îbn Abdurrahmân îbn Ya'kûb kanalıyla... Ebu Hüreyre (r.a.)den rivayet ediyor ki; Allah Rasûlü (s.a.) şöyle buyurmuştur:
    Şu altı şeyden önce amellerde acele ediniz: Güneşin batıdan doğması, veya duman, veya Deccâl, veya Dâbbe veya birinizin ölümü veya herkesin (her şeyin) Ölümü. Yine Müslim'in Katâde kanalıyla... Ebu Hüreyre (r.a.)den, onun da Hz. Peygamber (s.a.)den rivayetine göre o, şöyle buyurmuş: Şu altı şeyden önce amellerde acele ediniz: Deccâl, duman, Dabbetü'1-Arz, güneşin batıdan doğması, her şeyin Ölmesi ve birinizin ölmesi.

    İbn Mâce'nin Harmele İbn Yahya kanalıyla... Enes îbn Mâlik (r.a.) den, onun da Allah Rasûlü (s.a.)nden rivayetinde şöyle buyurmuş: Şu altı şeyden önce amellerde acele ediniz: Güneşin batıdan doğması, duman, Dabbetü'1-Arz, Deccâl, birinizin ölümü ve her şeyin ölümü. Hadîsi, sâdece ibn Mâce rivayet etmiştir. Ebu Dâvûd et-Tayâlisî'nin Hammâd îbn Seleme kanalıyla... Ebu Hüreyre (r.a.)den rivayetinde Allah Rasûlü (s.a.) şöyle buyurmuştur: Dâbbetü 1-Arz çıktığında, yanında Hz. Musa'nın asası ve Hz. Süleyman (a.s.)ın yüzüğü olacak; kâfirin burnuna âsâ ile vuracak, mü'minin yüzünü yüzükle parlatacaktır. Sonunda insanlar bir sofranın çevresinde toplanacak ve mü'min kâfirden ayırdedilip bilinecektir. Hadîsi İmâm Ahmed de Behz, Affân ve Yezîü îbn Harun'dan, bu üçü ise Hammâd tbn Seleme'den rivayet etmişlerdir. Bu rivayette şu fazlalık vardır: Dâbbetü'1-Arz, kâfirin burnuna yüzükle vuracak, mü'-minin yüzünü âsâ ile parlatacaktır. Sonunda bir tepsi ahâlîsi (bir sofradan yemek yiyenler) bir araya gelecekler de birisi: Ey mü'min, bir başkası: Ey kâfir, diyecektir. îbn Mâce de hadîsi Ebu Bekr îbn Ebu Şeybe kanalıyla... Hammâd İbn Seleme'den rivayet etmiştir.

    îbn Mâce der ki: Bize Ebu Gassân Muhammed İbn Amr'ın... Abdullah îbn Büreyde'den, onun da babasından rivayetinde o, şöyle anlatmış: Allah Rasûlü (s.a.) beni Mekke yakınlarında çölde bir yere götürdü. Bir de baktım çevresi kumluk kuru bir yerdeyiz. Allah Rasûlü (s.a.): İşte Dâbbetü'1-Arz şu yerden çıkacak, buyurdu. Baktım orası bir kanşa göre baş parmakla işaret parmağı arası kadar bir yerdi. İbn Büreyde der ki: Birkaç sene sonra hacca gittim. Bana kendisine âit bir âsâyı gösterdi. Baktım benim şu âsâma göre şu şu kadardı. Abdürrezzâk'ın Ma'mer'den, onun da Katâde'den rivayetinde îbn Abbâs şöyîe demiş: O, öyle bir hayvandır ki; onun sarı.tüyleri, dört ayağı vardır. Tihame vadilerinden birisinden çıkacaktır. İbn Ebu Hatim der ki: Bize Babamın Abdullah (îbn Mes'ûd)dan rivayetinde o, şöyle diyor: Dâbbetü'1-Arz, riau'daki bir yarıktan kısrağın koşması gibi çıkacak. Üç günde henüz üçte biri bile çıkmış olmayacak. (1) Muhammed İbn İshâk'ın Ebân'İbn Sâlih'den rivayetinde o, şöyle diyor: Abdullah İbn Amr'a Dâbbetü'1-Arz sorulmuştu, şeyle anlattı: Dâbbetü'l-Arz, Mekke'de Sâfâ'dan sonra gelen îyâd denilen yerdeki bir kayanın altından çıkacaktır. Allah'a yemin ederim ki şayet onlarla beraber olaydım Dâbbetü'l Arz'ın altından çıkacağı kayayı asamla gösterirdim. Ey Abdullah îbn Amr, o (çıktığı zaman) ne yapacak? diye sordular, doğuya dönüp öyle bir bağıracak ki bağırışı yeryüzünün doğusuna ulaşacak, sonra Şam tarafına dönüp bir bağıracak, sesi oraya ulaşacak. Sonra batıya dönüp bağıracak, sesi batıya ulaşacak. Sonra Yemen tarafına dönüp tekrar bağıracak da sesini oraya ulaştıracak. Mekke'den yola çıkıp Usfân'a ulaşacak, dedi. Sonra ne olacak? denildi de Abdullah: Bilmiyorum, diye cevabladı.

    Abdullah İbn Ömer'den rivayete göre; o, Dâbbetü'l-Arz'ın (Hacc'da) Müzdelife'den Minâ'ya doğru yola çıkılacağı gece çıkacağını söylemiştir. îbn Ömer'in bu sözünü İbn Ebu Hatim rivayet etmiş olup isnadında İbn el-Beylemân vardır.

    Vehb İbn Münebbih'ten rivayete göre o, Hz. Üzeyr (a.s.)in söyle söylediğini nakletmiş: Sodom'un altından Dâbbetü'l-Arz çıkacak, insanlarla konuşacak, herkes onu işitecek de hâmile kadınlar günleri dolmadan önce doğuracak, tatlı sular tuzlu sulara dönüşecek, dostlar birbirine düşman olacak, hikmet yakılacak ve ilim kaldırılacak. Yeryüzü kendisini takîb eden şeyle konuşacak, İşte o zamanda insanlar, erişemeyecekleri şeyleri umup nail olamayacakları şeyleri isteyecekler ve yiyemeyecekleri şeylerde çalışacaklar. Vehb'in bu sözünü ondan îbn Ebu Hatim rivayet etmiştir. Yine İbn Ebu Hatim'in babası kanalıyla... Ebu Hüreyre (r.a.)den rivayetine göre; o, şöyle demiş: Şüphesiz ki Dâbbetü'l-Arz'da her çeşit renkten vardır. İki boynuzunun arası bir binitli için bir fersahlık yoldur. îbn Abbâs, onun boynuzunun büyük bir harbe gibi olduğunu söyler. Mü'minlerin emîri Hz. Ali îbn Ebu Talib (r.a.)den rivayete göre; o, şöyle demiş: O, öyle bir canlıdır ki; onun tavuk telekleri gibi telekleri, sarı tüyleri, tırnağı, kuyruğu ve sakalı vardır. Soylu bir atın (kısrağın) koşması gibi üç gün çıkmaya devam edecek de, henüz üçte biri bile çıkmış olmayacak. Hz. Ali'nin bu sözünü de tbn Ebu Hatim rivayet ediyor. İbn Cüreyc'in îbn Zübeyr'den naklettiğine göre; o, Dâbbetü'1-Arz'ı niteleyip şöyle demiş: Onun başı öküz başı, gözü domuz gözü, kulağı fil kulağı, boynuzu dağ keçisi boynuzu, boynu deve kuşu boynu, göğsü arslan göğsü, rengi kaplan rengi, böğrü kedi böğrü, kuyruğu koç kuyruğu, ayakları deve ayakları gibidir. Her iki mafsalı arası iki kulaçtır. Onunla beraber Hz. Musa'nın asası ve Hz. Süleyman'ın yüzüğü de çıkacaktır. Hiç bir mü'min kalmayıp yüzlerine Hz. Musa'nın âsâsıyla vuracak da onların yüzlerinde beyaz bir nokta oluşacak, bu nokta yayılıp sonunda bütün yüzü bembeyaz olacak. Hiç bir kâfir bırakmayıp yüzüne Hz. Süleyman'ın mührü ile vuracak da siyah bir nokta oluşacak, bu nokta yayılıp bütün yüzünü simsiyah edecek. O kadar ki İnsanlar çarşılarda: Ey mü'min şu kaça, ey kâfir şu kaça? diye alış-veriş edecekler. Hattâ bir aile, sofraları basma oturduklarında, içlerinden kimin mü'min, kimin kâfir olduğunu bilip tanıyacak. Sonra Dâbbetü'l-Arz onlara: Ey filânca, müjdeler olsun, sen cennet ehlindensin; ey filân, sen de cehennem ehlindensin, diyecek. İşte Allah Teâlâ'nın: «Kendilerine söylenmiş olan, başlarına geldiği zaman; yerden bir canlı çıkarılır ki insanların âyetlerimize kesin olarak inanmadıklarını söyleyerek konuşur.» kavli budur.

    İbni Kesir Tefsiri Neml 82
  3. Abdulmuizz Fida

    Abdulmuizz Fida أَلَيْسَ اللَّهُ بِأَحْكَمِ الْحَاكِمِينَ Yetkili Kişi Site Admin Forum Yöneticisi

    DABBETU'L-ARD


    [​IMG]



    Debb ve debîb; hafif yürüme ve debelenme demektir. Hayvanlar ve çoğunlukla haşereler için kullanılır. İçkinin bedene yayılması ve bir çürüklüğün etrafına sirayeti gibi hareketi gözle görülmeyen şeyler için de kullanılır. Dâbbe de debelenen, hareket eden demektir.



    Dabbe tu'l Ard دابة الارض , Arapça'da "yavaş ve sessizce yürümek; nufuz ve sirayet etmek" mânalarına gelen debb veya debîb kökünden sıfat olan dâbbe "yeryüzünde yürüyen her tür canlı" ve özellikle "binek hayvanı" anlamlarında kullanılır.



    "Allah bütün canlıları (her dâbbe'yi) sudan yaratmıştır. Kimi karnı üzerinde sürünür, kimi iki ayakla, kimi de dört ayakla yürür. Allah dilediğini yaratır. Allah şüphesiz her şeye kaadirdir." (Nur, 45) ayetinden anlaşılacağı üzere her hayvana dabbe denir.

    "Yeryüzünde yaşayan bütün canlıların (her dâbbe'nin) rızkı ancak Allah'a aittir." (Hud, 6) ayetinden de anlaşılan budur.

    Bu âyetten anlaşılan, dabbe'nin bir hayvan-ı nâtık yâni konuşan bir canlı olduğudur (M.H. Yazır, "Hak Dini Kur'ân Dili", V, 3701 vd.).

    Râğıbu'l-İsfahânî, yukardaki âyete dayanarak şöyle demektedir:
    "Dâbbe, tanıdığımız hayvanlara benzemeyen bir hayvandır. Ortaya çıkması kıyamete yakın bir dönemde olacaktır. Bir de denildi ki: Bununla, cahiliyyede hayvan mertebesinde olan kötü insanlar kasdedilmiştir (Râğıb, "Mufredât", debb maddesi.)



    İslâm akaid ve kelam kaynaklarında kıyamet alametleri sayılırken dâbbetu'l ard'ın çıkışına da ayrı bir başlık altında yer verilmiş ve bu husus, kıyamete çok yakın bir zamanda gerçekleşecek olağan üstü olaylar arasında sayılmıştır.
    Dabbe kelimesinin İslamî literatürde kabul edilen söz konusu eskatolojik anlamına en uygun kullanımı Kur'an-ı Kerîm'in sadece, lâyık oldukları azabın gerçekleşme zamanı gelince onlara yerden bir dâbbe çıkarırız da bu varlık insanların âyetlerimize gerçekten inanmadıklarını kendilerine söyler" (Neml 82) mealindeki âyette yer almıştır.

    Muslim'in el-Câmi'u'ş-şahîh'i ile Ebu Davud'un es-Sunen"nde dâbbetu'1-ard konusuyla ilgili rivayetlerde bu varlığın özelliklerinden söz edilmeden sadece ortaya çıkışının bir kıyamet alameti olduğu haber verilir. (Muslim, "îmân", 249, "Fiten", 39, 118, 129, Ebû Dâvûd, "Melâhim", 12)

    İbn Ömer'e göre, "dabbe"nin çıkması hadisesi, dünyada iyiliğe emreden ve kötülükten sakındıran hiçbir fert kalmadığı zaman vuku bulacaktır. İbn Merduye'nin Ebu Saîd el-Hudrî'den rivayet ettiği bir hadîse göre, aynı şeyi bizzat Hz. Peygamber (s.a.v.)'in kendisinden Ebu Saîd de duymuştur. Bu da, insanın başkalarını iyilik yapmaya teşvik ve kötülükten sakındırma (emr bi'lma'ruûf, mehy, ani'l-munker) vazifesini terkettiği zaman Allah'ın, kıyametin hemen öncesinde son ihtar vazifesini görmek üzere bir "dâbbe" meydana çıkaracağını gösterir. Fakat onun tek bir hayvan mı, yoksa bütün yeryüzünü istilâ edecek bir hayvan türü mü olduğu açık değildir (Mevdûdî, "Tefhîm", IV, 128)

    Tirmizi'nin el-Câmi'u'ş-şahîh'i (Fiten, 21; Tefsir, 27) ve İbn Mâce'nin es-Sunen'inde (Fiten, 31) Ebu Hurayra'dan nakledilen bir hadiste, dabbetu'l-ard'ın Hz. Suleyman'ın mührü ile Musa'nın asasına sahip olacağı ve asâ ile muminin yüzünü parlatırken mühürle kâfirin burnunu damgalayacağı ifade edilir. Bu hârfnin el-Câmi'u'ş-şahîh'i ve Nesâî'nin es-Sunen'inde ise konu ile ilgili herhangi bir rivayet tesbit edilememiştir.




    Kelâm literatüründe dâbbetu'l-ard konusu, ilgili âyetlerle hadislerin ışığı altında sadece bir kıyamet alâmeti olarak ele alınmış, Ehl-i sünnet'in sem'iyyât alanına giren konularda yorum ve tahminlerden kaçınma esası bu hususta da benimsenerek Kur'an'ın dehşetli bir hadise şeklinde takdim ettiği kıyametin kopmasına, bundan önce vuku bulacak bazı fevkalade olaylara, bunlardan biri olarak da dâbbe'nin çıkışına inanmanın gerekli olduğu belirtilmiştir.
    Dabbetu'l-ard'ın şekli, çıkışı ve özellikleri hususunda Kutub-i Sitte dışındaki kaynaklarda yer alan ve bazı tefsirlere de intikal etmiş olan, ancak sened ve metin açısından tenkit edilebilen İsrailiyat türünden rivayetler, eşrât-ı saat (kıyamet alametleri) konusunda geniş bir literatür oluşturmuştur. Bu ayrıntılı rivayetlere göre, olağan üstü özellikler taşıyan dâbbetu'l-ard'ın 60 arşın boyundaki vücudu tamamen kıllarla kaplı olup sakallı, boynuzlu, iki kanatlı, öküz başlı, domuz gözlü, fil kulaklı, aslan yeleli, kaplan renkli ve koç kuyrukludur. Bir kuşluk vakti elinde Hz. Suleyman'ın mührü ve Musa'nın asası olduğu halde Mekke'de (Bazı rivayetlerde Ecyad, Safa tepesi, Tihame vadisi, Ebu Kubeys dağı veya Lut kavmine ait Sodom şehrinde) bir yağız at hızıyla ortaya çıkacak (bazı rivayetlerde çıkışı üç gün sürecek veya üç günde vücudunun ancak üçle biri zuhur edebilecek), başı bulutlara değen, boynuzları arasında 1 fersahlık mesafe bulunan bugarip yaratık, inananlarla inanmayanların birbirinden kolayca ayırt edilebilmesi için elindeki asasıyla mu'minlerin yüzünü parlatacak, mührü ile de kâfirlerin burnunu damgalayacak, onları zelil ve perişan edecektir.

    Bazı mufessirler, ilgili ayette (Neml 82) geçen lafızların etimolojik ve semantik özellikleriyle söz konusu ayrıntılı rivayetlerin ortak unsurlarını dikkate alıp âhir zamanda bir kıyamet alâmeti olarak zuhur edecek bu canlının bilinen bütün canlılardan farklı bir yapıya sahip bulunacağını ileri sürmüşler, söz konusu âyette konuşma özelliğine işaret edilmesinden ötürü onun bir insan, diğer rivayetlerde sakallı oluşunun belirtilmesinden dolayı da erkek olarak düşünülmesi gerektiği yolunda yorumlar yapmışlardır.
    Bu arada, Ehl-i sünnet'e ters düşen düşünce ve beyanları sebebiyle Sunnî alimlerin ağır tenkitlerine hedef olduğu bilinen Şiî muhaddis Câbir el-Cu'fî'-ye (ö 128/746) ait iddiaya göre dâbbe tu'l ard Hz. Ali'dir. (Zehebî, I, 384; krş. Sef-fârînî, II, 147)
    Ancak bu görüşün rec'at fikriyle bağlantılı olduğu kabul edilmiştir. Aynı rivayetlerde yer alan mühür ve asa motiflerinin hâkimiyet, idare ve saltanatı simgelemesinden hareketle dâbbetu'l ard'ın, harikulade bir maddî ve manevî saltanatın sahibi olarak sırf adalet ve hayır faaliyetlerinde bulunacak önemli bir şahsiyet olması gerektiği düşünülmüştür. (Elmalılı. V, 3703)
    Dabbetu'l-ard'ın, ahir zamanda artması beklenen ve manevî özellikleri itibariyle hayvan gibi olan, hatta onlardan aşağı seviyede bulunan şerîr insanları simgelemesi de muhtemeldir. Ana hadis kaynaklarının deccâl ile ilgili rivayetleri arasında yer alan Fâtıma bint Kays tarikli Temîm ed-Dari kıssasında sözü edilen, vucudu kıllarla kaplı hayvanın dabbetu'l-ard olduğu da ileri sürülmüştür. (Sarıtoprak, s. 93; ayrıca bk. Deccad)

    Kur'ân-ı Kerîm'de dabbetu'l-ard'la ilgili tek kayıt olan Nemi sûresinin 82. âyetinden önceki altı âyette, hidayet ve rahmet vesilesi olan Kur'an'ın İsrâiloğulları'nın ihtilâf edegeldikleri konulann pek çoğunu vuzuha kavuşturduğu, fakat onun tebliğcisi olan Hz. Muhammed'in, gerçeğe tamamen sırt çevirmiş, manevî anlamda kör, sağır ve ölü durumundaki kişilere çağnsını işittiremeyeceği ifade edilmektedir. Bu ifadelerin hemen ardından da söz Konusu inkarcıların lâyık oldukları ilâhî hükmün (kavi) gerçekleşme zamanı gelince yerden bir dâbbenin çıkarılacağı haber verilmektedir. Taberî bu âyette geçen "kavi" kelimesinin "ilâhî azap" anlamında olduğunu kaydeder (Câmi'u'l-beyân, XX, 9) .
    Nemi süresindeki bu âyetlerin birbirine bağlı olarak incelenmesinden anlaşılacağı üzere dâbbenin ortaya çıkışı, dinî gerçeklere karşı direnişlerin ileri boyutlara vardığı dönemlerde olacaktır. Bazı âlimlerin kanaatlerine göre dâbbenin zuhuru daha çok "emir bi'l-ma'ruf nehiy ani'l-munker" görevinin ihmal edildiği zamanlarda ve sadece bir defa değil, üç defa vuku bulacaktır (Câmi'u'l-beyân, XX, 10)


    Peygamber (s.a.v.) şöyle rivayet edilir. "İlk çıkacak kıyamet alameti, güneşin battığı yerden doğması ve kuşluk vakti insanların üzerine "dâbbe''nin çıkmasıdır. Bu alametlerden hangisi önce belirirse, ötekisi onu kısa zamanda takibedecektir" (Muslim, Fiten, 118; İbn Hanbel, "Musned", II, 201)

    "Üç şey vardır ki bunlar çıktığı zaman, daha önceden iman etmeyen hiçbir kimseye (o günkü) imanı fayda vermez:
    1-Güneşin batıdan doğması, 2-Deccâl ve 3-Dâbbetu'l-Ard (Muslim, İman, 249; Tirmizî, Tefsîr, sûre 6)

    "Dâbbe, yanında Hz. Musa (a.s.)'nın asâsı ve Hz. Suleyman (a.s.)'ın mührü olduğu halde çıkacaktır. Mu'minin yüzünü asa ile parlatacak, kâfirin burnunu da mühürle mühürleyecek. İşte o dönemde yaşayan insanlar biraraya gelecekler ve mü'minler, kâfir belli olacaktır" (Ahmed b. Hanbel, II, 491; Tirmizî, Tefsîr, süre: 27)


    Dabbe konusundaki rivayetler pek çoktur, ancak hiçbiri mutevatir olmadığından, kıyamet gibi tamamen gaybî olan bir meselede delil olamazlar. Dabbetu'l-ard'ın kıyamete yakın zuhur edeceğine iman edip, iç yüzünü ve mahiyetini Allaha havale etmek gerekir. Allah en iyisini bilendir.
  4. ABDULLAH9

    ABDULLAH9 Islam-TR Üyesi

    Allah razı olsun
Yüklüyor...

Sayfamızı paylaşarak bize destek verebilirsiniz.