Cemaatin Gerisinde Tek Başına Namaz Kılmanın Hukmu Nedir?

Konu, 'Namaz Soru - Cevap' kısmında anti-şirk tarafından paylaşıldı.

  1. anti-şirk

    anti-şirk Islam-TR Üyesi

      
    Selamun Aleykum Kardeşlerim, cemmatle namaz kılınırken ( örneğin ikindi namazı ) bir kişinin cemmaatten ayrı tek başına aynı namazı ( ikindi namazını ) kılması, namazını geçersiz kılar mı ? Bu şekilde tek başına namaz kılmak kişinin namazını geçersiz kılar diye duydum ; ancak bunun sahih kaynaklarda hükmü var mı ? Yardımcı olursanız memnun olurum. Selam ve Dua İle
  2. IsLaM4eVeR

    IsLaM4eVeR لا اله الا الله - Lâ ilahe illallah Yetkili Kişi Site Admin

    Aleykum selam ahi neden tek başına kılıyor bu kişi. Cemaat varsa katılmak şarttır.
  3. Abdulmuizz Fida

    Abdulmuizz Fida أَلَيْسَ اللَّهُ بِأَحْكَمِ الْحَاكِمِينَ Yetkili Kişi Site Admin Forum Yöneticisi

    Cemaatla Namazda, Safın Gerisinde Tek Başına Durulmaz


    99. Safların Arkasında Tek Başına Namaz Kılan Kimse(nin Durumu)


    682. ...Vâbisa (b. Ma'bed) (r.anh)'den rivayet edildiğine göre "Peygamber (s.a.v.) saffın arasında tek başına namaz kılan bir adam görmüş de kendisine (namazı) iade etmesini emretmiştir.
    "Suleyman b. Harb, "namazı iade etmesini emretti" diye rivayet etmiştir."
    (Tirmizî, mevâkît 56; İbn Mâce, ikâme 54; Dârimî, salat 61; Ahmed b. Hanbel, IV, 228; Sunen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 3/46)

    Açıklama

    1. Bu hadis-i şerif safların arkasında tek başına namaz kılan kimsenin namazının fasit olduğuna delâlet etmektedir. Nitekim Nehaî, Veki'b. el-Cerrâh, İbn Ebi Leylâ, el-Hasan b. Salih ve İbn Munzir bu görüştedirler.
    Ahmed b. Hanbel'in meşhur olan mezhebi şudur:
    Safların arkasına durarak cemaatle namaz kılmakta olan kimse rukû'dan önce saffa girerse namazı sahihdir. (el-Menhel, V, 73) Tek başına saf teşkil ederek imama uyan bir kimsenin rukû'a vardıktan sonra hem kendi namazı hem de onun safına duracak olan kimselerin namazları fasit olur. İsterse bu kimselerin sayısı yüz veya daha çok olsun. (Hattâbî, Meâlimu's-sunen, I, 440)

    Tercemesini sunduğumuz hadis-i şerif bu âlimlerin delilidir. Ayrıca İbn Mâce'nin de rivayet ettiği "Rasûl-u Ekram (s.a.v.)'in safların arkasında tek başına saf teşkil ederek namaz kılan bir kimseye hitaben "dön namazını yeniden kıl" buyurduğuna dair 1003 no'lu Ali b. Şeybân hadisi de bunların görüşünü desteklemektedir.

    2. Ancak İmam Mâlik Evzâî, Şafiî ve rey sahiblerine göre ise, safların gerisinde tek başına saf teşkil ederek cemaate uyan kimsenin namazı caizdir. Bunların delili de 683 no'lu hadisdir. Sözü geçen hadiste beyân edildiği üzere Rasûl-u Ekram (s.a.v.)rukû'da iken mescide giren bir kimsenin saffa katılmadan bulunduğu yerden imama uyarak namazını kılmış bunu gören Rasûl-u Ekram (s.a.v.)de ona iltifat ederek: "Allah senin (cemaatle namaz kılmaktaki arzu ve) hırsını artırsın. (Fakat) bunu bir daha yapma" buyurmuştur.
    Bu imamlara göre, şayet safların arkasında tek başına imama uyarak namaz kılan bu kimsenin namazı fasit olsaydı, Rasûlullah bu kimseye namazını iade etmesini emrederdi. Mevzumuzu teşkil eden hadis-i şerifte ifâde edilen, Rasûl-u Ekram (s.a.v.)'in, böyle yalnız başına namaz kılan bir kimseye "dön namazım tekrar et" buyurmasının gerçek sebebi ise, bu âlimlere göre o adamın safların gerisinde yalnız başına namaz kılması değildir. Gerçek sebeb bu adamın namazın kerahetini gerektiren başka bir davranışta bulunmuş olmasıdır, denebilir.
    Yahutta böyle namaz kılan bu kimse fazileti terk ettiğinden dolayı Peygamber (s.a.v.) faziletten mahrum kalmaması için ona namazını yeniden kılmasını tavsiye etmiştir.
    Ancak ön safta yer olmadığı için yalnız başına arkada namaz kılmak mecburiyetinde kalan kimsenin durumunda ihtilâf edilmiştir.

    a. İmam Şâfi'î'ye göre, bu kimse ön saftan birini yanına çekmeden tek başına kılar. Çünkü eğer ön saftan birini yanına çekecek olursa evvelâ o kimseyi ön safta bulunmanın faziletinden mahrum eder ve ayrıca o safta da bir gedik açmış olur. Bu bakımdan yalnız başına kılar.

    b. İmam Mâlik'e göre ise, safların arkasında namaz kılan kimsenin namazı tamdır. Önden bir kimseyi yanına çekmesine lüzum yoktur. Şayet çekecek olursa, çekilen kimse o adama itaat etmemelidir.

    c. Bazı âlimler de ön safta bulunan bir kimseyi arka safa çekmenin o kimseye zulüm olduğunu söylemişlerdir.

    d. Hanefilere göre ise, o kimse imam rukû'a eğilmek isteyinceye kadar bir kimsenin dışarıdan gelmesini bekler. Gelmeyeceğini anlayınca da imam rukû'a varmadan ön safta bulunan birisini yanına çeker ve namazım öyle kılar. Bu hareketiyle hadis-i şerifteki nehye muhâtab olmaktan kurtulur.

    Şafiî ulemâsının çoğunluğuna göre bu durumda kalan kimse namaza durduktan sonra ön safta bulunan bir kimseyi çekerek yanına durdurur. O kimse de bu adamın isteğine itaat etmekle büyük ecirlere nail olur.

    Her ne kadar hüküm bu ise de, zamanımız insanlarının bunu bilmemesi, tatbikinden doğacak mahzurları da göz önüne alarak safta tek başına namazım kılabileceği ifâde edilmiştir.


    100. Safların Arkasında (Yalnız Başına) Ruku'a Varan Kimse(nin Durumu)


    683. ...Ebû Bekra (r.anh)'nin haber verdiğine göre kendisi (bir gün) Peygamber (s.a.v.) rukû'da iken mescide girdiğini söylemiş ve (sözlerine devam ederek şöyle) demiştir:
    "Hemen saffın gerisinde rukû'a vardım." Bunun Üzerine Peygamber (s.a.v.); "Allah (cemaate iştirak etme arzu ve) hırsını artırsın fakat bir daha (bunu) yapma!" buyurdu.
    (Buhârî, ezan 114; Nesâî, imame 63; Ahmed b. Hanbel, V, 39, 42, 45, 46, 50; Sunen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 3/48-49)

    Açıklama

    Bu babtaki hadis-i şerifler önceki bâblardaki hadis-i şerifleri tamamlayıcı mâhiyettedirler. Ancak önceki bab, safların dolu olduğu bir anda bir kişinin tek başına yeni bir saf teşkil edip edemiyeceği: ettiği takdirde namazının ve iktidâsının sahih olup olmayacağı meselesiyle ilgilidir. Bu bab ise, birinci safta boş yer olduğu halde imam rukû'da iken rekatı kaçırırım korkusuyla saf gerisinde hemen imama uyarak ve namaz içinde yürüyerek saf fi doldurması ile ilgilidir.
    Bu hadis-i şerif, safların gerisinde tek başına namaz kılan kimsenin namazı sahihtir, diyenlerin delilidir. Çünkü bu hadis böyle namaz kılan bir kimsenin namazının sahih olduğunu açıkça ifâde etmektedir.
    Hadis-i şerifteki "fakat bunu bir daha yapma" buyruğu, o kişiye sadece bir tavsiye niteliğindedir.
    Hadis-i şerifin sonundaki cümlesi üzerinde sarihler değişik hususlar beyân etmişlerdir. Avdet etmek, dönmek manasına gelen kökünden kabul edenler, (ki cumhûr-ı ulemanın görüşü budur) "bir daha yapma" demektir. Buna göre yapılmaması istenen safta boş yer varken rekata yetişeceğim diye saf gerisinde namaza durmasıdır. Bu görüş imam Beyhakî'nin Ebû Bekra'den rivayet ettiği:
    "Ebû Bekra (r.anh) cemaat rukû' da iken camiye geldiğini saffın gerisinde rukû'a vardığını, sonra da yürüyerek saffa iltihak ettiğini, Rasûlullah (s.a.v.)'ın namazı bitirince cemaate dönüp:
    "Saf gerisinde rukû'a vararak sonra saffa iltihak edeniniz kimdi?" dediğini, Ebu Bekra'nin "Bendim (ya Resûlallah)", demesi üzerine de;
    "Allah fazilete karşı hırsını artırsın, ama bir daha yapma" hadisi ile birlikte Tahâvî'nin, Ebû Hurayra'dan rivayet ettiği "sizlerden biri namaza geldiğinde saftaki yerini almadan saf gerisinde ruku'a varmasın" hadis-i şerifini esas almışlar, görüşlerini bu rivayetlerle takviye etmişlerdir.

    Bazı âlimler de, bu kelimeyi "iade" kökünden, "namazını iade etme" yani "iadeye gerek yok' diyerek te'vil etmişler ve namazının sahih olduğunu söyleyerek cumhurun görüşünü savunmuşlardır.

    Diğer bir gurup da "koşmak" mânâsına gelen kökündendir, diyerek "bir daha namaza yetişeceğim diye koşma" şeklinde tefsir etmişler ve buna delil olarak da Îbnu's-Seken'in Ebû Bekra'den bu rivayetini göstermişlerdir.
    Ebu Bekra:"Kamet getirilmiş, herkes namaza durmuştu. Koşarak safa yetiştim. Namaz bitince Rasûlullah "Biraz önce koşarak namaza gelen kimdi?" dedi.
    Ebû Bekra; "Bendim yâ Rasulallah" dedim.
    Rasûlullah da; "Allah hırsım artırsın, bir daha koşma" veya "bir daha yapma!" buyurdu.
    Görüldüğü gibi, birinci görüş ağırlık kazanmış, terceme de bu görüşe göre yapılmıştır.
    Yoksa bu sözdeki emrin hükmü farz değildir. Sadece o kişiyi daha faziletli olan bir amele teşviktir. Çünkü bilindiği gibi saffa girerek kılınan namaz, safların arkasında imama uyarak tek başına kılınan namazdan daha faziletlidir.
    Hattâbî'nin beyânına göre, imama uyan kimsenin saffın arkasında durmayarak ilerleyip saffa katılmasının hükmü müstehabtır.
    Bu hadisle ilgili mezheb imamlarının görüşleri bir önceki hadisin izahında geçmiştir. Oraya bakılabilir.



    684. ...el-Hasen'den rivayet edildiğine göre, (bir gün) Ebû Bekra (r.anh) Rasûl-u Ekram (s.a.v.) rukû'da iken (mescide) gelmiş ve hemen safın gerisinde rukû'a varmış,sonra da saffa yürü(yerek gir)di.
    Peygamber (s.a.v.) namazı bitirince: "O safın gerisinde ruku'a vardıktan sonra yürüyerek saffa giren hanginizdi?" demiş.
    Ebû ade: "bendim" diye cevab vermiştir.
    Bunun üzerine Peygamber (s.a.v.) de şöyle buyurmuştur: "Allah senin (cemaatle namaz kılmaktaki arzu ve) hırsını artırsın (fakat) bunu bir daha yapma"
    (Buhârî, ezan 114; Nesâî, imame 63; Ahmed b. Hanbel, V, 39, 45, 46, 50; Sunen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 3/50-51)

    Açıklama

    Bu hadis-i şerif, insanın namazda iken namazın ıslâhı ile ilgili bir harekette bulunması veya yürümesinin caiz olduğunu ifâde etmektedir. Bu yürümenin miktarı hakkında çeşitli görüşler vardır:

    1. Bazı Hanefî âlimleri namazın ıslahı ile ilgili olarak ancak bir adım kadar yürümenin caiz olabileceğini söylerken, bazıları da ayaklarının bulunduğu yerden alnın konduğu yere kadar yürünebileceğini söylemişlerdir. (el-Menhel, V, 76)

    2. Şâfiî'lere göre ise, üst üste ancak iki adım yürünebilir. Fakat aralıklı olarak yüz adım bile yürünse herhangi bir sakınca yoktur.

    3. Mâlikî'lere göre ise, safta bulunan bir açıklığı kapatmak için iki veya üç saf arasındaki mesafe kadar yürünebilir. Fakat bu yürüyüş yılan veya akrep öldürmek gibi namazın dışında bir işle ilgili bulunursa, o zaman örfe muracaat edilir. Örfçe yakın sayılan mesafede yürümenin bir sakıncası olmaz, örfçe uzak sayılan mesafede yürumekse caiz olmaz.
    "Bir hadis-i şerifte "saftaki açığı kapayana on hasene yazılır ve kendisinden on günah silinir. O kimse on derece yükseltilir" buyurmuştur.
    Tahâvî der ki; "saftaki aralıktan maksat, bir adam sığacak kadar olan açıklık demektir. Şayet açıklık bu kadar değilse açıklık yok demektir."
    "Bir de saflar arasında açıklık bulunmasındaki kerahet, cemaatle namaz kılan kimseler için söz konusudur. İmama uyarak saf teşkil eden kimselerin arasında açıklık bulunmasında kerahet yoktur."
    (Sunen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 3/-51)



    10ـ وعن وابصة بن معبد رَضِيَ اللَّهُ عَنْه قال: ]رَأى رَسُولُ اللَّهِ # رَجًُ يُصَلِّى خَلْفَ الصَّفِّ وَحْدَهُ: فَأمَرَهُ بإعَادَةِ الصََّةِ[. أخرجه أبو داود والترمذي .

    10. (2819)- Vâbisa İbnu Ma'bed (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Rasûlullah bir adam gördü, safın gerisinde tek başına namaz kılıyordu. Ona namazını yeniden kılmayı emretti."
    (Ebû Dâvud, Salât 100, (682); Tirmizî, Salât 170, (230)

    Açıklama

    Safın arkasında tek başına namaz kılan me'mûmun durumu hakkında selef ihtilaf etmiştir.
    Bazıları: "Ne caizdir ne de sahihtir" demiştir. Böyle diyenler meyanında Nehâî, Hasan İbnu Sâlih, Ahmed, İshak, Hammâd, İbnu Ebî Leylâ, Vekî sayılabilir.
    Bazıları da, bunu caiz görmüştür. Hasan Basrî, Evzâî, Mâlik, Şâfiî, Ashâbu'r-Rey bunlardandır.

    "Caiz değil" diyenler, sadedinde olduğumuz hadise dayanırlar.
    Keza Ahmed ve İbnu Mâce'nin tahric ettiği bir başka hadiste geçen şu ibare de bu görüşe delil kılınmıştır: اِسْتَقْبِلْ صََتَكَ فََ صََةَ لِمُنْفَرِدٍ خَلْفَ الصَّفِّ "Namazına yönel, safın arkasında munferid namaz kılınmaz."

    Safın gerisinde munferidin kılacağı namaza "sahihtir" diyenlerin delili, Ebû Dâvud'da, Ebû Bekra (radıyallâhu anh)'den yapılan bir rivâyettir. Orada Ebû Bekra mescide girdiği zaman Rasûlullah'ın rukû yapmakta olduğunu, (rukuda yetişebilmek için) safa varmadan hemen rukûya vardığını, sonra durumu Rasûlullah'a açınca, Aleyhissalâtu Vesselâm'ın: "Allah senin hırsını artırsın, artık iade etme.." dediğini görmekteyiz.

    Âlimler, bu durumda verilen iade emrini, evla olana devamda mubâlağa için menduba hamletmişlerdir.
    İbnu Hacer der ki: "Ahmed ve başka bazısı bu iki hadisin arasını bir başka tarzda te'lif ettiler. Şöyle ki: "Ebû Bekra'nin hadisi âmm olan Vâbisa hadisini tahsis eder. Öyleyse, kim safın gerisinde munferid olarak namaza başlar sonra da rukû'dan kalkmazdan önce safa dahil olursa ona iade gerekmez, tıpkı Ebû Bekra hadisinde olduğu gibi... Aksi takdirde Vâbisa hadisinin âmm olan hükmü gereğince iade vacib olur."




    6254 - Ali İbnu Şeyban anlatıyor: "Rasulullah aleyhissalatu vesselam'a gitmek üzere kavmimizin yola çıkardığı heyet olarak yola çıkıp Rasulullah'ın yanına geldik. Ona biat ettik, arkasında namaz kıldık. Sonra arkasında bir başka namaz daha kıldık. Namaz bitmişti. Safın gerisinde tek başına namaz kılan birini gördü. Aleyhissalatu vesselam, adam gideceği zaman yanında durarak: "Namazına (yeniden) yönel! Çünkü safın gerisinde tek başına kılının namazı yoktur!" buyurdu."
    (Kutub-i Sitte)




    Kişinin Saf Gerisinde Namazı Tek Başına Kılması


    Bazıları derler ki; kişinin tek başına safın gerisinde namazı kılmakla emrolunması kıyasa muhaliftir. îmam, en önde tek başına durmaktadır. Peşi sıra erkeklerin safı, ondan sonra kadm tek olsa bile erkeklerin safının gerisinde tek basma durarak namazını kılar. Sünnet olan şekil budur. Aslında hakikat hiçte böyle değildir. İmamın öne geçmesi ittifakla sünnettir. İmam'a uyanlarsa, imamın gerisinde saf tutarlar. Bu hüküm üzerinde görüş birliği sağlanmıştır. İkisini birbirine karıştırmamak gerekir. İmam önde olupta cemaat onu görerek kendisine uyacak olursa mükemmel bir şekilde onu izeleyebilirler. Kadının beraberinde namaz kılacak başka bir kadın yoksa tek başına, erkeklerin safına girmeden imama uyar. Tabii birden fazla olduklarında sünnet gereği saf tutarlar.
    Kadının durumu iki şeye delalet etmektedir:
    Kendisiyle beraber namaz kılacak başka bir kadm yoksa, tek başına erkeklerin safının gerisinde durarak imama uyar. "İhtiyaç anında vacipler düşer," kuralına göre bu, kıyasa uygundur. Kişinin başkalarıyla bir araya gelerek saf tutması vacibtir. Ama bu mümkün olmadığı takdirde vaciblikten çıkar. Buna benzer daha bazı farz ve vacibler ihtiyaç anında geçerliliklerini yitirirler. Mesela korku namazında cemaati tehlikeden korumak için bazı yükümlülükler düşer. Yine bunun gibi bir kişi, cemaatle namaz kıldığında, zorunlu olarak imamın önünde kılması gerekiyorsa kılabilir. Zira buna ihtiyaç vardır. Bazı ilim ehli bu görüştedirler. İmam Ahmed'in mezhebinde bu konudaki iki rivayetten biri bu doğrultadır. Bunlar, imamın Önüne geçilmesi zorunlu olmadığı zamanlarda önüne geçilmesine cevaz vermemektedirler.
    Özetleyecek olursak diyebiliriz ki saf tutmak, diğer bazı hususlara nisbetle daha vacip hükmünde değildir. Cemaat halinde iken diğer bazı hususlar düşünce, saf tutma zorunluluğu öncelikle düşer. Genel kurallardan biri de şudur ki; şer'an kendisinde aciz kalman şeyler, vacibleri düşürürler. Bir günaha vasıta olmaksızın kendisine ihtiyaç duyulan şeyler yasaklanmış değildirler. Çünkü Allah, aczi kalınacak işi kuluna yüklemediği gibi, zorunlu olarak ihtiyaç duyulan şeyden de kulunu yoksun bırakmaz.
    (İbni Teymiyye, Kıyas, Tevhid Yayınlar: 68-69)
Yüklüyor...

Sayfamızı paylaşarak bize destek verebilirsiniz.