"Arabistan’ın Doğu Tarafından Kimseler Çıkar. Kur’an-ı Kerim Okurlar..." Diye Bir Hadis Var

Konu, 'Hadis ve Hadis Usulu' kısmında ehl-i iman tarafından paylaşıldı.

  1. ehl-i iman

    ehl-i iman Islam-TR Üyesi

      
    "Arabistan’ın doğu tarafından kimseler çıkar. Kur’an-ı kerim okurlar. Fakat, Kur’an-ı kerim boğazlarından aşağı inmez. Ok yaydan çıktığı gibi dinden çıkarlar. Yüzlerini kazırlar"

    bunu Zebid müftüsü Seyyid Abdurrahman adında biri söyleyip Selefiler sapık diyormuş

    Bu hadis sahih midir? Alimlerin bu hadis hakkında ki görüşü nedir?
  2. Abdulmuizz Fida

    Abdulmuizz Fida أَلَيْسَ اللَّهُ بِأَحْكَمِ الْحَاكِمِينَ Yetkili Kişi Site Admin Forum Yöneticisi

    Zebit muftusu halt etmiş, sahih hadise nefsini katarak uydurma hadis türeterek Sofileri cennete sokarak, Selefi akidesini batıl göstermeye çalışmıştır.
    Hadisin orjinali şöyledir.



    Hariciler Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in zamanında ortaya çıkmışlardır.
    Ebu Said El-Hudri (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
    “Ali (Radiyallahu Anh) Yemen’deyken Rasulullah(Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e henüz toprağından tasfiye edilmemiş altun cevheri göndermişti. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu altun cevherini şu dört kişi arasında paylaştırdı; Akra’ubnu Habis el-Hanzali, Uyeynet’ubnu Bedr el-Fezali, Alkamet’ubnu Ulase, sonraki ya Kilab oğullarından biri olan Zeydu’l-Hayl et-Tai, yahutta Nebhan oğullarından biri.
    Kureyş bundan öfkelendi de:
    −Bizleri bırakıp Necd’in büyüklerine mi veriyor? dediler.
    Bunun üzerine Rasulullah(Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
    −‘Ben bunu ancak onları İslam’a alıştırmak için yaptım’ dedi.
    Muteakiben gür sakallı, yanağının iki elmacığı çıkık, gözleri içine gömülü, alnı yüksek, başı tıraşlı bir kimse geldi ve:
    −Ya Muhammed! Allah’dan kork, dedi.
    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) cevaben:
    −‘Eğer ben Allah’a isyan edersem, artık kim O’na itaat eder ki? Sizler beni emin kılmazken O beni yer halkı üzerine emin kılmıyor mu?’ dedi.
    Sonra o kimse arkasına dönüp gitti. Halid bin Velid (Radiyallahu Anh) onu öldürmek için Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den izin istedi.
    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona izin vermedi ve şöyle dedi:
    −‘Bu kimsenin soyundan öyle bir kavim türeyecek ki, onlar Kur’an’ı okuyacaklar fakat Kur’an’ın tatlılığı onların gırtlaklarından öteye geçmeyecek. Onlar İslam ahalisini öldürürlerde, putların sahiplerini bırakırlar. Onlar İslam’dan, okun yaydan çıkması gibi çıkarlar. Eğer ben onların zamanına yetişmiş olsaydım Ad kavminin öldürülüşü gibi bunları öldürürdüm buyurdu.”
    (Muslim 1064/143; Buhari 6123, 6124; Ebu Davud 4764)

    Ebu Said El-Hudri (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
    “Ali bin Ebi Talib (Radiyallahu Anh) Yemen’den Rasulullah(Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e işlenmemiş altun cevheri göndermişti. Rasulullah(Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu altun cevherini şu dört kişi arasında paylaştırdı. Uyeynetu’bnu Hısn, Akra’ubnu Habis, Zeydu’l-Hayl dördüncüsü ya Alkametu’bnu Ulase idi yahut Amiru’bnu Tufeyl idi.
    Rasulullah(Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in sahabelerinden bir kimse:
    −Biz bu altuna bunlardan daha hak sahibiyiz dedi.
    Bu söz Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e erişince:
    −‘Siz bana itimat etmiyor musunuz? Ben göktekilerin bile eminiyim. Sabah akşam bana gökyüzünün haberi geliyor’ buyurdu.
    Bunun üzerine, iki gözü çökük, yanağının iki elmacığı çıkık, alnı yüksek, gür sakallı, başı tıraşlı, izarını yukarı çemremiş bir kişi ayağa kalkıp:
    −Ya Rasulallah! Allah’dan kork! dedi.
    Rasulullah(Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
    −‘Yazıklar olsun sana! Ben yeryüzündeki insanların Allah’dan korkmaya en layığı değil miyim? buyurdu.
    Sonra o kimse arkasını dönüp gitti.
    Halid bin Velid (Radiyallahu Anh):
    −Ya Rasulullah! Şunun boynunu vurayım mı? dedi.
    Rasulullah(Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
    −‘Hayır, vurma! Umulur ki namaz kılıyordur.’ buyurdu ve bunun üzerine Halid (Radiyallahu Anh):
    −Ya Rasulallah! Namaz kılanlardan nice kimseler vardır ki onlar gönüllerinde olmayan şeyi dilleriyle söylerler dedi.
    Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
    −‘Ben insanların kalplerini açmaya, karınlarını yarmaya memur değilim buyurdu.”
    Ravi dedi ki:
    “Sonra o itiraz eden adam dönüp giderken Rasulullah(Sallallahu Aleyhi ve Sellem) arkasından bakıp:
    −‘Şunun soyundan öyle bir nesil türeyecektir ki, onlar her zaman güzel sesle Allah’ın Kitabını okuyacaklar. Fakat Kur’an’ın tatlılığı onların gırtlaklarından ileri geçmeyecektir. Onlar ok, avın bedenini delip çıktığı gibi dinden çıkacaklar! buyurdu.”

    Ravi Ebu Said der ki:
    “Öyle sanıyorum ki sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
    −‘Eğer ben bunların zamanına yetişmiş olsaydım, Semud kavminin öldürülüşü gibi muhakkak bunları öldürürdüm’ buyurdu.”
    (Muslim 144)

    Muhammed bin İbrahim, Ebu Seleme ile Ata ibni Yesar’dan haber verdi ki bu ikisi Ebu Said (Radiyallahu Anh)’a gelmiş ve kendisinden Haruriyye hakkında şöyle soru sormuşlardır:
    −“Sen Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den Haruriyye’yi zikrederken duydun mu?
    Ebu Said (Radiyallahu Anh):
    −Ben Haruriyye’nin kimler olduğunu bilmiyorum. Lakin Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den işittim:
    −‘Bu ummet içinde öyle bir kavim çıkacak ki siz onların namazlarının yanında kendi namazlarınızı küçük göreceksiniz. Onlar; Kur’an’da okuyacaklar, fakat Kur’an onların boğazlarını geçmeyecek. Onlar okun avdan çıkdığı gibi dinden çıkacaklar…’ buyurdu.”
    (Muslim 147; Buhari 6796, 6797)

    Ali bin Ebi Talib (Radiyallahu Anh) şöyle demiştir:
    “Ben size Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den bir hadis tahdis ettiğimde andolsun ki gökden düşmem bana O’nun dilinden yalan uydurmamdan daha sevimlidir. Ben Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den işittim:
    Zamanın sonunda yaşları küçük, akılları zayıf bir kavim meydana çıkacaktır. Onlar mahlûkatın hayırlısı olan Nebinin sözünü söyleyecekler. Fakat bunların imanları boğazlarından öteye geçmeyecektir. Onlar okun avdan çıkışı gibi dinden çıkacaklar. Siz onlara nerede rastgelirseniz, onları öldürünüz. Çünkü bunları öldürmekte, öldüren kişiye kıyamet gününde ecir ve sevab vardır’ buyurdu.”
    (Buhari 6795, 6796; Ebu Davud 4765, 4767)

    Ebu Said (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
    “Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ganimet taksimi yaparken bu sırada Abdullah İbnu Zil Huveyrisa et-Temimi geldi ve:
    −Adaletli ol! Ya Rasulullah! dedi.
    Rasulullah(Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de ona:
    Yazıklar olsun sana! Eğer ben adalet etmezsem kim adalet eder? buyurdu.
    Ömer İbnu’l-Hattab(Radiyallahu Anh):
    −Beni serbest bırak da şunun boynunu vurayım! dedi.
    Rasulullah(Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
    −‘Onu terk et! Şüphesiz onun bir takım avanesi vardır ki sizden biriniz onların namazları yanında kendi namazınızı, onların oruçlarının yanında kendi oruçlarınızı, muhakkak küçük görecektir. Onlar okun avdan çıkışı gibi dinden çıkacaklardır. Okun tüyüne bakılır, orada kandan hiçbir şey bulunmaz. Sonra okun demirine bakılır, orada da hiçbir şey bulunmaz.
    Sonra okun ağaç kısmına bakılır, orada da hiçbir şey bulunmaz. Ok, avın işkembesi içindeki şeylere ve kana girip çıkmış, fakat onlardan hiçbir şey oka yapışıp kalmamıştır. Onların alameti, iki elinden biri yahut: iki memesi kadın memesi gibi olan yahut: öteye beriye gidip gelen büyük bir et parçası gibi olan bir adamdır. Onlar, insanlar arasında bir ayrılma olduğu zaman ortaya çıkarlar!’ buyurdu.”
    Ebu Said (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
    “Ben şehadet ediyorum ki, bu hadisi ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den işittim. Yine şehadet ediyorum ki: Ali bin Ebi Talib (Radiyallahu Anh) Nehveran’da bunlarla harb yapmıştır. Bende onun yanında idim. Neticede Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) vasıflandırdığı vasıf üzere bir adam getirildi.”
    (Buhari 6798, 6799; Ebu Davud 4763)

    Enes (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
    “Rasulullah(Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
    Onların simaları, başlarını kazımak ve saçlarının bakımsız olmasıdır, onları gördüğünüz vakit öldürün’ buyurdu.”
    (Ebu Davud, 4766)



    174) (Abdullah) İbn-i Ömer (Radiyallahu anhumâ)'den Rasulullah (Sallallakü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, dediği rivayet olunmuştur :
    «Öyle genç bir cemâat türeyecek ki Kur'an okuyacaklar. Fakat okudukları Kur'an onların boğazlarının çemberlerinden öteye geçmiyecektir. Onlardan bir grup çıktıkça hemen kökleri kazılmalıdir.»
    İbn-i Ömer dedi ki: Ben Rasûlulah (Sallallahu Aleyhi veSellem) 'den
    «Onlardan bîr grup çıktıkça hemen kökleri kazılmalıdır» fıkrasını 20 defadan fazla işittim. (Râvî İbn-i Ömer bundan -sonra Rasulullah'ın buyurduğu hadisin son parçasını şöyle nakletti.) :
    «Nihayet bu cemâatin sürdürdüğü hile ve aldatma esnasında veya onların askerleri arasında Deccal çıkıverecektir.»
    (Zevâid'de şöyle denilmiştir : Bunun senedi sahihtir. Buharı bunun bütün râvilerini huccet saymıştır.
    İbn Mace, Mukaddime, 174)



    175) Enes bin Malik (Radıyallahu anh)'den Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, dediği rivayet olunmuştur :
    -Son zamanlarda veya bu ummet arasında öyle bir kavim çıkacaktır ki Kur'an okuyacaklar. Fakat (okudukları) Kuran onların boğazlarının çemberlerini veya boğazlarını geçmiyecektir. Onların alâmeti (başlarını) kazımak suretiyle tıraş olmalarıdır. Siz onları gördüğünüz veya onlara rastladığınız zaman hemen onları öldürünüz.»

    Hadisin metninde bulunan «veya...» tabiri râvî'nin tereddüdünü ifade ediyor. Rasul-u Ekrem'in ifade buyurduğu söz ya budur ve ya sudur, demek oluyor. Tabiî bu değişiklik mânayı etkilemez.
    Bâzı kimseler ustura ve benzeri şeylerle başın saçını kazımanın mekruh olduğunu söyleyerek bu hadîsi delil göstermişlerdir. Fakat Mus1im'in şârihi Nevevi:
    «Hadis bu tip tıraşın kerahatine delâlet etmez.Çünkü bu tıraş şeklinin onların alâmeti olabilmesi için mubah olmaması gerekmez. Zira, alâmet haram bir şeyle olabildiği gibi helâl bir şeyle de olabilir. Nitekim bir hadiste Rasul-u Ekrem «Onların alâmeti siyah ve iki kolundan birisi kadın memesine benziyen bir adamdır», buyurmuştur. Halbuki bu eşkâlin helâl veya haram olmadığı malûmdur.
    Diğer tarafta sahîh bir isnad ile «Sünen-i Ebî Davud'da rivayet edilmiştir ki: Rasu-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), başının bir kısmı kökünden tıraş edilmiş olan bir çocuğu görüyor ve : «Yâ tamamını böyle tıraş ediniz veya tamamını bırakınız» diye emir buyuruyor.
    Bu hadis, başın saçlarının kökünden tıraş edilmesinin mubah olduğunu sarahaten bildiriyor. Her hangi bir tevile muhtemel değildir», diyor.
    «Miftahu'l-Hâce» muellifi diyor ki Şafii âlimleri, her türlü saç tıraşını mubah görmüşler. Ancak saçlarını temiz tutanlar için kökünden traş etmemeleri ve temiz tutmakta güçlük çekenler için kökünden traş etmeleri mustehabtır, demişlerdir. Ama saçın bir kısmını kökünden traş etmek ve diğer kısmını bırakmak mekruhtur.


    176) Ebû Gâlîb (Radıyallahu anh)'den rivayet edildiğine göre Ebû Umame (Radıyallahu anh) şöyle buyurmuştur :
    «Öldürülen Haricîler, gök cildi (görülen tabakası) altında öldürülenlerin en kötüleridir. Öldürülen insanların en hayırlısı da Haricîlerin öldürdüğü kimselerdir. (Çünkü şehid olurlar.) Hâriciler Cehennem ehlinin köpekleridir. Bunlar müslüman idiler sonra kâfir oldular.
    (Râvi Ebû Galib diyor ki) : Ben Ebu Umâme'ye :
    Bu söz, senin söylediğin bir şeydir! dedim. Ebû Umame : Hayır! Ben bu sözü Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittim, dedi.
    İbn Mace, Mukaddime, 176)

    İzahı

    Sindi: Hadîsin «Haricîler Cehennem ehlinin köpekleridir» fıkrası onların kâfir olduğunu açıkça belirtiyor, «Onlar dinden çıkarlar» ve benzeri hadis fıkraları da bu hususu teyid ediyor, fakat cumhur onları tekfir etmiyor. Cumhur'un görüşüne göre onların kâfir olduğuna dair tabir kufran-ı nimet (nankörlük) mânasına yorumlanır. Keza «Dinden çıkarlar» cümlesi de, «Dinin kemâlinden çıkarlar» şeklinde tevil edilir, demiştir.

Yüklüyor...

Sayfamızı paylaşarak bize destek verebilirsiniz.