Çözüldü Allah Rasulunun Kendi Doğum Gününde Oruç Tutması

Konu, 'Hadis ve Hadis Usulu' kısmında Askalani tarafından paylaşıldı.

  1. Askalani

    Askalani Islam-TR Üyesi

      
    esselamualeykum we rahmetullah


    Allah Resulunun Kendi Doğum Gününde Oruç Tutması ibi bir şeyin söz konusu olmadığını biliyorum.bu, hadis olarak söylendi bana.
    bu hadis uydurma yahut zayıf. çünkü sahih kaynaklarda böyle bir şey söz konusu değil.
    bu sözün uydurma ve zayıf olduğunu delil ve kaynaklarıyla bilen kardeşler varsa paylaşsın İnşaAllah.
  2. Sadat-ı Kiram

    Sadat-ı Kiram Üyeliği İptal Edildi

    Bir hadisin zayıf yada uydurma olduğunu iddia eden makam onu delil ile ispat etmek zorudadır değerli kardeşlerim..

    siz zayıf yada uydurma diyor ama ispat etmiyorsunuz? buda islam ahlakına hiç bağdaşmayan bir durumdur...

    bu benimde dikkatimi çekti , araştıracağım insaAllah-u Rahman...
  3. Habibullah

    Habibullah İyi Bilinen Üye Yetkili Kişi Forum Yöneticisi

  4. Habibullah

    Habibullah İyi Bilinen Üye Yetkili Kişi Forum Yöneticisi

    36- Her Aydan Üç Gün ve Arafe, Aşüre, Pazartesi, Perşembe Günkeri Oruç Tutmanın Müstehab Oluşu Babı


    194- (1160) Bize Şeyban b. Ferruh rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Abdulvâris, Yezîd-i Rişk'dan rivayet etti. (Demiş ki) : Bana Muazetü'l-Adeviyye rivayet etti. Kendisi Peygamber (Sallailahü Aleyhi ve Sellem) 'in zevcesi Aişe'ye
    — «Besûlüllah (Sallailahü Aleyhi ve Sellem) her ay üç gün oruç tutar mıydı?» diye sormuş,
    — «Evet» cevâbını vermiş. (Muaz'e demiş ki):
    — Âişe'ye : Ayın hangi günlerinde oruç tutardı?» diye sordum»
    — «Ayın hangi günlerinde oruç tutacağına ehemmiyet vermezdi.» dedi.
    Resûlüllah (Sallailahü Aleyhi ve Sellem) her ay muayyen günlerde oruç tutmaması, o günlerde oruç tutmanın farz olduğu zannedilmesin di-yedir.
    Kaadî lyâz'ın beyânına göre her ay tutulacak üç gün oruç hakkında muhtelif hadîsler vârid olmuştur.
    Hz. Cerîr’den rivayet olunan bir hadîsde üç günden murâd «Ey-yâm-ı bîd»dir. Eyyâm-ı bîd, her ayın onüç, ondört ve onbeşinci günleridir.
    Bâzıları 12, 13 ve 14. günler olduğunu söylemişlerdir.
    Hz. îbni Ömer (Radcyallahû atıh) rivayet olunan bir hadîsde Eyyâm-ı bîd'den ayın on ikinci günü ile ondan sonra gelen iki perşembe kasdedildiği bildirilmiştir.
    .İbrahim Nehaî oruç için ayın sonunu Hasan-ıBas-r î ise başını müstehab görmüşlerdir.
    Hz. Âişe’ye göre bir ay cumartesi, pazar ve pazartesi, sonraki ay salı, çarşamba ve perşembe günleri' oruç tutmak müstehabdır.
    Ümmü Seleme (Radiyallâhû anh)''dan bir rivayete göre ayın ilk perşembesi ije onu tâkib eden pazartesi günleri oruç tutmalıdır.
    Bir takımları pazartesi ile perşembe günleri oruç tutmayı tercih etmişlerdir. Her ayın ilk günü ile onuncu ve yirminci günleri oruç tutmanın müstehab olduğunu söyleyenler de vardır. Bu kavil imam Mâ1ik'e de nisbet edilir.
    Mâ1ikîler'den İbni Şaban her ayın ilk günü ile on bir ve yirmi birinci günlerinde oruç tutulacağına kâail olmuştur.

    195- (1161) Bana Abdullah b. Muhammed b. Esma' Ed-Dubaî rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Mehdi yâni timi Meymûn rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Gaylan b. Cerîr, Mutarrifden, o da İmran h^ Husayn fRadiyallahû anhüma) 'dan naklen rivayet eyledi ki, Peygamber (Sallalkthü Aleyhi ve Sellem) Imrâ'na —yahut İmrân da işitmek suretiyle başka zâta—:
    — «Ey fülân! Bu ayın sonunda oruç tuttun mu?» diye sormuş. O zât:
    . — «Hayır!» cevâbını vermiş. Resûlüllah föalkdlahü A leyhi ve Sellem):
    — «Ramazandan çıktıktan sonra iki gün oruç tut,» buyurmuşlar.
    Sürra veya serar yahut sirâr: Ekser-i ulemâya göre ayın sonu mânâsına gelir.
    Heravî : «Halkın bildiği budur.» demiştir. Fakat bâzıları bunu kabul etmemiş, ay sonunda oruç tutmanın mendûb olduğuna dair hadîs vârid olmadığını söylemişlerdir. Onlara göre sürra'dan murâd : ayın or-tasıdır.
    Aynî de bu kavli tercih etmiştir.
    Sürrâ'nın cem'i : Sürar, serâr ve sirâr gelir.
    Evzaî : «Sürar, ayın evvelidir.» demiş, Cevheri neresi olduğunu bilmediğini söylemiştir.
    Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'in işaret buyurduğu ay Şaban 'dır.
    «Sürra'dan murâd ayın sonudur.» diyen ekser-i ulemâ bu hadîsle istidlal etmişlerdir. Çünkü ayın evveline veya ortasına sürra denilmiş olsa sorulan zât tutmadığı günleri Şaban'in sonunda kaza edebilirdi.

    196- (1162) Bİze Yahya b .Yahya et-Temîmî ile Kuteybetübnü Saîd hep birden Hrunmad'dan rivayet ettiler. Yahya dedi ki: Bize Hammâd b. Zeyd, Gaylan'dan, o da Abdullah b. Mabed-i [52] Zimmâniden, o da Ebû Katâde'den, naklen haber verdi. (Ebû Katâde şöyle demiş):
    «Bir adam peygamber (Sallallalıü. Aleyhi ve Sellem)fe gelerek:
    — Nasıl oruç tutarsın? diye sordu. Bunun üzerine Resûlüllah (Satlalkthü Aleyhi ve Sellem) gabadlandı. Ömer (Radiyallahûanh) onun kızdığını görünce:
    — Biz, Rabb ola'rak Allah'a, din olarak İslâm'a, Peygamber olarak da Muhammed'e razı olduk. Allah'ın gadnbi ile Resulünün gadabindan Allah'a sığınırız, dedi. Ömer (Radryallahû anh) bu sözü Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Setlem) 'in gadabı ya tısın caya kadar tekrarladı, durdu. Nihayet Ömer :
    — Yâ Resûlallah! Bütün sene oruç tutan kimsenin hali ne olacak? dedi. Besûlüllah (Satlalîahü Aleyhi ve Sellem) :
    — «(Böylesi) ne oruç tutmuştur, ne tutmamıştır —yahut oruç da tutmamıştır, iftar da etmemiştir—» buyurdu.
    Ömer (tekrar) :
    — İki gün oruç tutup bir gün tutmayanın hâli ne olacak? diye sordu. Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
    — Buna kimse takat getirebilir mi? buyurdu. Ömer (yine):
    — Bir gün oruç tutup bir gün tutmayanın hâli nice olacak? diye sordu. Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem):
    — Bu, Dâvud Aleyhisselâm'ın orucudur, buyurdu. Ömer:
    — Bir gün oruç tutup iki gün tutmayanın hali nasıldır? diye sordu. Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
    — Bunun için bana takat verilmesini dilerim; cevâbını verdi. Bundan sonra Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ;
    — Her aydan üç gün, bir de ramazandan ramazana oruç tutmak yok mu? İşte bu bütün senenin orucu demektir. Arafe günün orucunu Allah'ın o günden önceki sene ile o günden sonraki senelerin günahlarına keffâret yapacağını umarım. Aşûra günün orucunu ise Allah'ın o günden önceki senenin günahlarına keffâret kılacağını ümîd ederim, buyurdular.

    197- (...) Bize Mnhammed b. El-Müsennâ.ile Muhammed b. Beş-şâr rivayet ettiler. Lâfız ibni'l-Müsennâ'nındır. (Dediler ki) : Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Şu'be, Gaylan b. Cerîr'-den naklen rivayet etti. O da Abdullah b. Ma'bed-i Zimmâni'yi Ebû Ka-tadete'l-Ensâri (Radiyallahûanh)'dtın naklen rivayet ederken dinlemiş. Hesitiü\\ah (SaUüllaJıü Aleyhi ve Seüem)'e nasıl oruç tuttuğu sorulmuş, Ebû Katâde (Demiş ki) : Bunun üzerine ResûlüUah (SallaUahü Aleyhi ve SeUem) gadaplandı da Ömer (Radiyallahü anh):
    — «Biz, Babb olarak Allah'a,' din İslâm'a Resul olarak Muhammed'e, bey'at nâmına da kendi bey'atımıza razı olduk.» dedi.
    Müteakiben Resûlüllah (SaUalUûıü Aleyhi ve Seîlem)'e bütün sene oruç tutmanın hükmü soruldu:
    — «Böylesi ne oruç tutmuş ne de iftar ermiştir. —Yahut oruç da tutmamıştır, iftar da etmemiştir. —» buyurdu.
    Sonra iki gün oruç tutup, bir gün tutmamanın hükmü soruldu. Resûlüllah (Salîallahü Aleyhi ve Seîlem) :
    — «Buna kim takat getirebilir?» cevâbını verdi,
    Bir gün oruç tutup iki gün tutmamanın hükmü de soruldu. Resûlüllah (SaMUM Aleyhi ve Seîlem) :
    — «Keski Allah bunun için bize kuvvet verse.» buyurdular.
    Bir gün oruç tutup, bir gün tutmamanın hükmü dahi soruldu. Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem):
    — «Bu oruç kardeşim Dâvud Aleyhİsselâm'ın orucudur.» buyurdular.
    Pazartesi günü oruç tutmanın hükmünü de sordular. Peygamber
    — «Bu gün benim doğduğum ve peygamber olarak gönderildiğim — yahut bana vahiy indirildiği— gündür.» buyurdu. Müteakiben:
    — «Her aydan öç gön, bir de ramazândan ramazana tutulan oruç, butun sene oruç tutmak demektir.» buyurdular.
    BesûlüUah (SallallahüAleyhiveSelIem)Je arafe günü oruç tutmanın hükmü de soruldu: .
    — «Bu oruç geçen sene ile gelecek senenin günâhlarına keffâret olur.» buyurdu.
    Aşûra günü oruç tutmanın hükmü dahî soruldu. Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Seîlem) : .
    — «Bu Oruç geçen senenin günahlarına 'keffâret olur» buyurdular.
    Müslim diyor ki : Bu hadîsin Şû'be rivayetinde: «Pazartesi ile perşembe günleri oruç tutmanın hükmü de soruldu, dedi, ama biz perşembe meselesini bir vehimden ibaret bulduğumuz için onu zikretmedik.» ibaresi de vardır.

    (...) Bize, bu hadîsi Ubeydullah b .Muâz dahî rivayet etti. (Dedi kî): Bize babam rivayet etti. H. Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe de rivâ-1 yet etti. (Defo kî): Bize Şebabe rivayet etti. H.
    Bize İshâk b. İbrahim dahî rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Nadr b. Şti-meyi hal ar verdi. Bu râvilerin hepsi Şu'be'den bu isnâdla rivayette bulunmuşlardır.

    (...) Bana Ahmed b. Saîd Ed-Dârimî rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Habban b. Hilâl rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Ebân-ı Attâr rivayet etti. (Dedi ki) : Bize G%ylân b. Cerîr bu isnadda Şu'be hadîsinin mislini rivayet eyledi. Yalnız o, hadîsde pazartesi gününü zikretmiş, perşembeyi söylememiştir.

    198- (...) Bana Ztiheyr b. Harb rivayet etti. (Dedi M) : Biz*r Afe-durrahman b. Mehdî rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Mehdi b. Meytmm, Gaylân'dan, o da Abdullah b. Ma'bed-i Zimnanî'den, o da Ebû Katâdetc*l--f-nsâri (RadryaHahû dnh)*dan naklen rivayet eyledi ki Besûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'e pazartesi günü oruç tutmanın hükmü sorulmuş, o da:
    — «Ben, o gün doğdum, bana vahiy dahî o gün indirildi.» buyurmuşlar.
    Ulemânın beyânına göre Besûlüllah (Sallallahü A leyhi ve Sellem) 'in suâl soran zâta kızması, suâlini hoş karşılamadığı içindir. Çünkü sorulan bir suâle cevap vermek gerekir. Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ise bu suâle vereceği cevaptan bir mefsedet doğar diye korkmuştu. Soran zât aldığı cevaptan vücûb mânâsı anlayabilirdi. Yâhüt Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'in tuttuğu oruç ona az görünebilirdi. Halbuki Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Müslümanların dîni ve dünyevî birçok işleriyle meşgul bulunduğu gibi zevcelerinin hukukunu îfa etmek, misafirlerini ağırlamak, gelen hey'etleri kabul etmek v.s. birçok vazifeleri de vardı. Bu sebeple hali daha ziyâdesini iktizâ .etmekle beraber sırf ümmetine merhamet ve şefkatinden dolayı ibâdetlerde de.iktisâta riâyet ederdi.
    Soran zât, suâlini yanlış sormuştu, ona gereken : «Ben, kaç gün oruç tutayım?» yahut: «Nasıl oruç tutayım » diyerek suâlini kendine tahsis etmekti. O zaman Resûlüllah (SaUallchü Aleyhi ve Sellem)' de başkalarına olduğu gibi ona da hâline göre cevap verirdi.
    «Bunun için bana takat verilmiş olmasını dilerim.» cümlesinin mânâsı, bâzılarına göre «Ümmetimin buna tâkât getirmesini dilerim.» demektir. Zira "Peygambev (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) Efendimiz orucun bu derecesine ve daha ziyâdesine muktedir idi. Visal orucu tutar ve kendisine bu hususta uymak isteyen ashabına ;
    «Ben, sizin gibi değilim. Çünkü ben gecemi, Rabbim meni doyurup suladığı halde geçiririm.» buyururdu. Hadîsin ikinci rivâyetindeki :
    «Keski Allah bunun için bize kuvvet ihsan etse...» cümlesi de bu le'vili te'yid eder. Mezkûr cümleyi zevcelerîyle sair müslümanlar hakkında söylemiş olması ihtimâli de vardır.
    Fahr-i Kainat (SalUtllahü A leyhi ve Sellem) Efendimiz arafe orucu hakkındaki sözleriyle, bu orucun iki senenin günahlarına keffâret olacağını anlatmışlardır. Buradaki günahlardan murâd: Abdest babında görüldüğü veçhile küçük günahlardır.
    cümlesi şeklinde de rivayet olunmuştur.
    Kaadi Iyâz her iki rivayetin sahih olduğunu söyler. İkinci rivayete göre mânâ: «Onu vehim zannettiğimiz için...» demek olur,
    Kaadî îyâz diyor ki: «Hâvinin (Perşembe gününü zikretmedik.) demesi, Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :
    (Ben, o gün doğdum, bana Peygamberlik de o günde verildi.) buyurduğu içindir. Sair rivayetlerden anlaşılacağı üzere Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Selîem) 'in doğduğu ve kendisine Peygamberlik verildiği gün pazartesidir. Bu sebeple imam Müslim, Şu'be rivâyetindeki perşembe gününü zikretmemiştir.

    sahihi muslim
  5. IsLaM4eVeR

    IsLaM4eVeR لا اله الا الله - Lâ ilahe illallah Yetkili Kişi Site Admin


    Kardeş bu cümleleri bilerek mi yazdınız?
  6. ummudamla

    ummudamla Islam-TR Üyesi

    bu din ALLAH tan peygambere vahiy ile peygamber sas ashabına aktardı ashabta ondan sonrakilere aktardı onun için ne paygamberin ne onun ashabından nede ondan sonra gelenlerden böyle bir uygulama varid olmadı. şu hadis delil olabilir
    Ebu zer ra rivayet edildiğine göre peygamber bize vefat etmeden önce gökte uçan kuşun kanadına varıncaya kadar her şeyden haber verdi der.böle bir oruç olsaydı peygamberimizde bize tavsiye ederdi ALLAHUALEM
  7. Sadat-ı Kiram

    Sadat-ı Kiram Üyeliği İptal Edildi

    Bilerek derken değerli kardeşim ? art niyet olarak diyorsanız , Allah azze ve celleye sığınırım..

    ama bu hadisi yazmıştım silmişler..Hakkım helal olsun..

    Ebû Katâde radıyallahu anh şöyle dedi:
    Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'e pazartesi günü oruç tutmanın fazileti soruldu. O da şöyle buyurdu:
    "O gün, benim doğduğum, peygamber olduğum (veya bana vahiy geldiği) gündür." .

    Müslim, Sıyâm 197, 198
  8. Molla_efendi

    Molla_efendi Islam-TR Üyesi

    Hadisi tam yaza bilir misiniz ?
  9. Molla_efendi

    Molla_efendi Islam-TR Üyesi

    senin gibi bir sufi sitesinde Abu ibrahim kardeşe bu hadisi gösterdiler o da mükkemel cevap yazdı ben okumuşum ama inşallah abu ibrahim kardeşim rica etsem o konuyu buraya ekler misiniz ekleyinde belki hidayet olunurlar
  10. Askalani

    Askalani Islam-TR Üyesi

    ahi abu ibrahim bu aralar pek uğrayamıyor siteye.
    yazdıklarını siz burada paylaşır mısnız.
    ilmi seviyesi güzel değerli bir kardeşimizdir kendisi.Allah ona merhamet etsin
  11. Abu_ibrahim

    Abu_ibrahim Islam-TR Üyesi

    بسم الله الرحمن الرحيم

    Ve Aleykum Selam Ve Rahmetullahi Ve Bereketuhu

    Allah rasulü pazartesi ve perşembe günleri oruç tutar, bu günlerde amellerin Allah'a arz edileceğini ve pazartesi gününün doğduğu gün olduğunu, amelinin oruçlu olarak Allah'a arz edilmesini istediğini açıklardı. bu Sahihu Muslim'de geçmektedir. ancak bu hadiste mevlid veya doğum günü kutlamaya bir delil yoktur. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem senenin günleri içinde kendi doğduğu günü tayin edip o günü oruca tahsis etmemiştir. her pazartesi ve perşembe neden oruç tuttuğunu açıklamış, bunu belirtirken kendisinin de bir pazartesi gününde doğduğunu beyan etmiştir. kaldı ki bugün bizler Rasulullah'ın ylın hangi günü doğduğunu bilemiyoruz. şayet o günde oruç tutmak ya da kutlamak ümmete bir gereklilik olsaydı başta sahabeler olmak üzere ümmet o günü ezberler ve bize bu sahih bir yolla ulaşırdı. lakin bugün insanlar islam düşmanlarının oyununa gelmiş, Rasulullah'ın vefat ettiği güne sevinç gösterileri yaparak onu doğum günü diye kutluyormuş gübü gösteren Ubeydî'lerin geleneklerine uyarak kutlu doğum haftası yapmaktadırlar.
  12. Abu_ibrahim

    Abu_ibrahim Islam-TR Üyesi

    بسم الله الرحمن الرحيم

    hadisin isnadı sahihtir.

    1- Nebi sallallahu aleyhi ve sellem sene içerisinde doğduğu günü tayin etmemiş, haftanın günleri içerisinde pazartesi gününün doğduğu gün olduğu olduğunu belirtmiştir. ayrıca bahsi geçen hadisin rivayet yollarında pazartesi ile birlikte perşembe günü oruç tutmanın da meşru kılındığı belirtilmektedir. pazartesi ve perşembe günleri oruç tutmak meşru ve faziletli ibadetlerdendir, bu günler amellerin Allah'a arz edildiği günlerdir. bu oruçları tutan kimse sünnet işlediği için övülür, takdir edilir, hiçkimse onu bidat işlemekle suçlamaz. Allah'a yakınlaştıran amellerde sünnetin belirlediği sınırlara dikkat etmeyen kimselerin, bu hadisten hareketle Nebi sallallahu aleyhi ve sellemin emretmediği ve meşru kılmadığı şekiller tayin etmeleri ise Allah'a karşı çirkin bir cüret, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'e karşı cahilce bir itham ve müslümanlara karşı hain bir aldatmadır. Nebi Sallallahu aleyhi ve sellem "Her kim bu dinde emretmediğimiz bir amelde bulunursa o reddolunur" buyurmuştur. sene içerisinde sadece Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in doğduğu tarihi ibadet yada kutlama için belirlemek şüphe yok ki bidat olan bir belirlemedir, kafir ehli kitaba benzemeyi içermektedir. cübbesi müslümana amelleri hristiyana benzeyen kimselerden olmamak için, rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in çizdiği sınırları aşmamak ve ondan geri de kalmamak gerekir.

    2- Bununla beraber doğum tarihinin ne ayı ne de günü hakkında mutemed bir şey sabit olmamıştır. Hatta bu, meşhur olana da aykırıdır. Rafızilerden Ubeydîler (Memlukler) hicri 4. Asırda, tercih edilen görüş olmamasına rağmen, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in Rebiulevvel ayında doğmuş olduğunu kararlaştırdılar.

    Halbuki bu ay, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in vefatıyla İslam ümmetinin en büyük bir musibete uğradığı aydır. Nitekim Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in Rebiulevvel ayında vefat ettiği hususunda ihtilaf yoktur.

    Hatta Ubeydîler, Rebiulevvel ayının 12. Gününü seçmişler ve Mısıra hükmettikleri sırada Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in doğumu ile ferahladıklarını iddia ederek kutlamalar ve törenler ortaya çıkarmışlardır. Halbuki ilim ehlinin geneline göre bu tarih, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in vefat tarihidir.

    Bu zındık Ubeydîlerin çoğu İslam’a ve Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e kin güden kimselerdir. Hatta bazıları ilahlık iddia etmiştir. Bunların başında el-Hakim Biemrillah el-Ubeydî gelir ki, bugüne kadar Dürzîler onun ilahlığına inanmaktadırlar. Arafat’ta ve şerefli Ka’be’nin yanında hacıları katleden, Kabe’nin bir kısmını yıkan, Haceru’l-Esved’i oradan alan ve ancak yıllar sonra iade eden Karamita fırkası da onların takipçilerindendir.

    Ubeydîler hicri dördüncü asırda 363 senesinde, Mısıra hükmettikleri sırada ilk mevlid kutlamalarını başlatan kimselerdir.

    Bu dinden çıkmış Ubeydilerin Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’e kinlerinden dolayı kasten vefat ettiği ayı bu tür kutlamalar için seçmeleri, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in vefatıyla sevinç duymaları ve insanlara Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in doğumuna seviniyormuş gibi davranmaları uzak bir ihtimal değildir.

    Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğu sabit olmuştur: “Sizden biriniz bir musibete uğradığında benim vefatımla uğradığı musibeti düşünsün. Zira bu musibetlerin en büyüğüdür.” İbn Mace (1599) muttasıl olarak zayıf senedle rivayet etti. Darimi (85, 86) ve İbn Sad (2/75) sahih fakat mürsel olan iki tarikle rivayet ettiler. Rivayet yollarıyla hadis hsendir. Nitekim Şeyh Elbani es-Sahiha’da (1106) sahih demiştir.

    Nitekim ilim ehli, başta Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in ashabı olmak üzere faziletli ilk üç asırdaki Salih seleften hiç kimsenin böyle kutlamalar yapmadığı hususunda ittifak etmişlerdir. Bu yüzden faziletli ilk üç asırdan hiç kimsenin, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’e olan şiddetli sevgilerine ve hayra karşı hırslı olmalarına rağmen, ne böyle bir şey yaptıkları ve ne de meşru olduğunu söyledikleri nakledilmemiştir.

    Bu, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in ashabının ve bu ümmetinin selefinin; bu kutlamaların ve bütün sonradan çıkan merasimlerin meşru olmadığına dair icmalarıdır.
    Müslümanların çoğu bugünki kutlamalarda o Ubeydî Şiaları ve İsa aleyhisselam hakkında aşırılık yaparak ona ibadet eden ve doğumunu hatırlamak üzere kutlamalar yapan hristiyanları taklid ettiklerinden diğer bidatlere de düşmektedirler. Mesela bu merasimler esnasında bazı cahiller Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in bu merasimlerde hazır bulunduğunu zannederek ayağa kalkarlar. İşte bu, ilim iddiasında bulunup da bu merasimleri düzenleyen iftiracıların bir yalanıdır. Cahiller de bunu tasdik ederler. Toplu halde zikretmek, davul çalmak gibi haramlar da bu bidate eklenmektedir.

    Hatta bu uydurma merasimler pek çok kimseyi büyük şirke düşmeye götürmektedir. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem hakkında aşırılık, gayb ilmi, fayda ve zarar vermek gibi Allah Teala’ya mahsus bazı sıfatların ona verilmesi gibi hususlar bunlardandır. Onlardan çoğu bu merasimlerde Busayri’nin içinde açık şirk bulunan kasidesini okumaktadırlar. Böylece bütün bidatleri işleyerek Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in şu hadisini gerçekleştirmiş oluyorlar:

    “Her bidat sapıklıktır” Bir sapıklık diğer sapıklıklara götürmektedir.

    Müslümanın Allah Teala’yı ve Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’i canından ve çocuğundan daha fazla sevmesi gerekir. Bunun için Muhammed b. Abdillah sallallahu aleyhi ve sellem’in – annem ve babam ona feda olsun – menhecinde yürümeli, ona indirilen kitabı okumalı ve ezberlemeli, yılın hergün ve gecesinde Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in sünnetlerinin ve siyerinin dersini yapmalı, her zaman ona salat ve selam vermelidir. Özellikle her hafta Cuma günü ve gecesinde buna devam etmelidir.

    Rafızi Ubeydî’lerin Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in doğum günü olarak kesinleştirdikleri vefat vaktinde merasimler yapmamız, yılın herhangi bir gecesini tahsis ederek Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in siyerini, şirk içeren veya içermeyen kasideler okumak ona muhabbetten değildir. zira bunlar onun sünnetine muhalefettir ve onun dinine haram olan bidatler eklemektir. Bu, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in ve bütün ashabının yolunu bırakarak kafirlerin ve Rafızilerin yollarını taklid etmektir. Artık Müslüman kendisi için bu iki yoldan dilediğini seçsin!
  13. eL_Muhacir

    eL_Muhacir Cemaat cihad için,cihad cennet içindir !!! Yetkili Kişi Forum Yöneticisi

    ebu ibrahim abi ALLAH razı olsun
  14. Askalani

    Askalani Islam-TR Üyesi

    Allah Subhanehu ve Teala sana mağfiret etsin ahi.
    ilmini artırsın İnşaAllah.
Yüklüyor...

Sayfamızı paylaşarak bize destek verebilirsiniz.