ALLAH (C.C.)'IN YÜZÜ HAKKI İÇİN BİR ŞEY İSTEMEK


Cabir'den (r.a.) Rasululla h (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

"Allah'ın veçhiyle sadece Cennet istenir." (Ebu Davud Zekat: 37, Elbani Tahrivu'l-Mişkat: 1944)

Bulada bir soru bulunmakt adır, Rasululla h (s.a.v.) Taif halkının kendisini yalanması sebebiyle Taif ten ayrıldığı sırada, ki Rasululla h (s.a.v.) hem Taif, hem de Mekke halkının yalanlama larıyla karşı karşıya bulunuyor du, bu sırada bir duada bulundu. Bu duasında şöyle buyuruyor du:

"Allah'ım! Güçsüzlüğümden sadece sana şikayette bulunuyor um, hilemin azlığından ve insanlara karşı güçsüzlüğümden de şikayetim sanadır. Sen güçsüzlerin Rabbisin ve Sen benim Rabbimsin . Beni kime havale ediyorsun? Beni asık bir suratla karşılayacak uzak bir düşmana mı veya senin kendisini emrine sahip kıldığın bir düşmana mı? Eğer sen bana gazablı değilsen, ben bunların hiçbirisini önemsemem. Zira senin bana afiyet vermen, benim için en geniş imkandır." (Mecmau'z-Zevaid: 6/35)

Ve bu dualarının sonunda da şöyle yakarıyordu:

"Senin vechinin nuruyla sana sığınırım ki, onunla tüm karanlıklar aydınlandı, bunun üzerine dünya ve ahirete ilişkin durum düzeldi. Eğer gazabın bana gelirse veya öfken bana inerse, Sen razı oluncaya dek hoşnutluk sendendir, güç, kuvvet ve kudret yalnızca senindir." (İbn İshak ve Taberani Abdullah b. Cafer'den)

Ezkar'da rivayet olunan hadis de şöyledir:

"Allah'ım sen zikrolunm aya daha layıksın ve ibadet olunmaya da en layıksın..."

Bunun sonunda şöyle diyordu:

"Göklerin ve yerin kendisi için aydınlandığı vechinin nuruyla sana sığınırım (Vechinin nuruna sığınırım.)" (Heysemi, Mecmu'z-Zevaid: 10/117)

Başka bir hadiste de:

"Allah'ım! Kerim olan vechine sığınırım, Allah'ım ölümün ve kötüleyenlerin şerrinden İsmi Azimine ve tam olan kelimeler ine sığınırım. Ve yarattıklarının şerrinden de... Ey Rabbim! Bu günün şerrinden ve bundan sonraki gününün şerrinden, dünya ve ahiret şerrinden İsmi Azimine ve tam olan kelimeler ine sığınırım."

İşte buna benzer merfu hadisler sahih ve hasen isnadlarl a anlatıla gelmiştir,

Bunun cevabı şöyledir:

Bu hususta varid olunan tüm bu hadislerd e kişi, Cennete yaklaşmayı veya Cennete girmesine engel olan amellerin e mani olunmasını istemekte dir. Bu bazen Allah'ın vechinden istemekle olmuş, bazen da vechinin nurundan, ki bunlar Cennete yaklaştırıcı şeylerdir. Nitekim aşağıdaki sahih hadiste bu, anlatılmıştır:

"Allah'ım! Söz ve amelden Cennete götürücü veya Cennete yaklaştıran şeyleri isterim. Ateşten sana sığınırım ve ona yaklaştıran söz ve amellerde n de sana sığınırım." (Ahmed, 6/134)

Bu hadislerd e dünyaya ait olan istekler; örneğin mal istemek, rızık ve maişette bolluk istemek, dünyaya rağbeti artırıcı şeyler istemek gibi şeyler söz konusu değildir. Bunlarla olan bağları koparıp ahiret ameli konusunda yararlı olabilece k hususlara dikkat çekilmektedir. Kuşkusuz hadis, dünya ihtiyaçlarıyla ilgili olup, bu konuda Allah'ın veçhiyle istemeyi menetmeye delalet etmektedi r, işte buna göre hadisler arasında herhangi bir çelişki söz konusu değildir. Burası gözardı olunmamalıdır. Allah en iyisini bilir.

Konuya ait hadis ise, mütevatir olan ve Kitap ile Sünnette yer alan haberler cinsinden dir ki, bunlarda Allah'ın vechi (yüzü) sabit bir gerçek halinde bildirilm ektedir. Bu da Allah'ın bir kemal sıfatıdır. Allah'tan bunun selbi, yani bunun olmadığını kabullenm ek bir eksiklikt ir ve aynı zamanda eksiklikl ere benzetmek tir. Tıpkı tüm sıfatları yok kabul etmek, reddetmek veya bir kısmını kabullenm emek gibi. Böyle bir durumda, kaçınılması gereken büyük bir tehlikeni n içine düşülmüş olunur. Allah, zalimleri n kendisi hakkında söyleye geldikler i şeylerden münezzehtir, yücedir.

Gerek selef ve gerekse haleften olsun Ehl-i Sünnet vel Cemaatin izlediği yol şöyledir:

" Bizzat Allah'ın Kitabında kendi zatını vasfettiği ve Rasulünün de Sünnetinde vasfettiği vasıflara O'na layık olabilece k bir şekilde, Celal ve Azametine yaraşır bir anlamda iman etmek, inanmak gerekir. Ehl-i Sünnet, Allah'a ait olan sıfatları, O'nun Kitabında yer aldığı ve Rasululla h'ın (s.a.v.) bildirdiği şekilde kabul ederek, bunların varlığını ve yaratılanların sıfatlarına benzemedi klerini ispat etmişlerdir. Nasıl ki Rabbın zatı, diğer zatların hiçbirine benzemez ise, Rabbin sıfatları da öteki varlıkların hiçbirinin sıfatlarına benzemez. Kim bunları inkara kalkışırsa, o, Allah'ın kemal vasıflarını yok kabul etmiş, selbetmiş olur."