6- 12 YAŞ ÇOCUĞUNUN GELİŞİMSEL ÖZELLİKLERİ

6-12 yaş dönemi hayallerle gerçeklerin iç içe olduğu ve sorumluğun daha çok ebeveynle paylaşıldığı bir dönemdir. 6-12 yaş döneminin bu özelliği soyut düşünceden somut düşünceye, çocukluk beden yapısından gençlik beden yapısına ve çocuksu duygulardan yetişkin duygulara geçişi yansıtmaktadır, 6-12 yaş ergenlik dönemine geçişin yaşandığı bir dönemdir. 6-12 yaş döneminde ergenlik döneminde meydana gelecek bedensel, zihinsel ve sosyal-duygusal yönden önemli değişikliklere hazırlanılır.

6-12 yaş döneminin gelişimsel özellikleri aşağıda beden gelişim, bilişsel gelişim ve kişilik gelişimi başlıkları altında incelenmiştir.

6- 12 Yaş Dönemi Çocuğunun Beden Gelişimi

Okulöncesi dönemde başlayan büyüme hızındaki düşme, on-onbir yaşlarına kadar süregelir. Yedi yaşındaki erkek çocukları ortalama olarak 127 santimetre boyundadır, on yaşlarına geldiklerinde ise boyları 138 santimetreyi bulur. Bu çağdaki kızlar erkeklerden ortalama 4-5 santimetre daha kısadır ( Erden ve Akman, 1995: 40). 6-12 yaş dönemindeki ağırlık artışı da boy uzaması gibi yavaştır. Yedi yaşındaki bir çocuğun ağırlığı ortalama olarak 24 kilogramdır. İlkokulun son yıllarına doğru kızların ağırlığı yaşıtları olan erkeklerin ağırlığından fazladır. Çünkü, kızlar erkek çocuklardan daha önce erinlik dönemine girmektedirler. Erinliğin başlangıcında olan 11 yaşında bir kız çocuk 35 kilogram, aynı yaştaki erkek çocuk ise yaklaşık olarak 35.5 kilogramdır. On iki, on üç yaşlarında kızların ağırlığı daha fazla artış göstermektedir (Selçuk, 1994: 33).

İlkokulun ilk yıllarında çocukların büyümesinde gittikçe artan bir yavaşlama olmasına karşılık, on yaşlarına doğru vücut biyokimyasındaki farklılaşmalara bağlı olarak, özellikle kız çocuklarındaki ani bir boy artışı yanında, ikincil cinsiyet özelliklerinin de belirmeye başladığı görülür. Erkek çocukları dokuz on yaşlarına kadar kızlardan biraz daha uzun ve daha iri bir bedene sahip olmalarına karşılık ilkokulun son yıllarında kızlardan daha ufak bir görünüme bürünürler. Ancak, kızlardan daha hareketlidirler ve bedensel güce dayanan etkinlikleri daha fazla tercih ederler. Motor yeteneklerde okul öncesi döneme oranla her iki cinste de gelişme gözlenir. İlkokul çocukları rahatlıkla koşar tırmanır. Paten kayma ve iki tekerlekli bisiklete binme gibi beceriler bu dönemde kolaylıkla kazanılır. Özellikle ilkokulun ilk üç yılında yürüme ve koşma gibi kaba motor kontrolünü gerektiren becerilerin gerçekleştirilmesinde hiçbir sorun olmamasına karşılık, erkek çocukların ince motor kasların koordinasyonunda sorunları vardır. Bu nedenle, çok uzun süreli kalem tutma ve küçük puntolarla yazmayı gerektiren ödev ve okul çalışmaları okula karşı olumsuz bir tutum geliştirilmesine neden olabilir. İlkokulun ikinci yarısına gelindiğinde ise ince motor kasların kontrolü büyük ölçüde başarılır. Buna bağlı olarak çocuklar ayrıntılarla uğraşmayı gerektiren işlerden hoşlanmaya başlarlar; el sanatlarına, müzik aletleri çalmaya vb. ilgi artar (Erden ve Akman, 1995: 40-41).

İlkokul dördüncü ve beşinci sınıf öğrencilerinin hızla gelişen kaslarının egzersize ihtiyacı vardır. Bu bakımdan öğrencilerin açık havada oynamalarına, idman yapmalarına ve seviyelerine uygun çeşitli sportif oyunlar öğrenmelerine imkan verilmelidir. Açık havada egzersizleri ve çeşitli sporlar, çocukların hem bedence daha iyi gelişmeleri, hem sosyal yönden arkadaşları ile daha iyi işbirliği kurmaları ve birbirleriyle geçim yollarını öğrenmeleri bakımından yararlı olduğu gibi; bu dönemin sonunda önemi artacak olan cinsel gelişim için de sağlıklı bir zemin hazırlar ( Kocaoluk ve Kocaoluk, 1992: 1065).

Yukarıda belirtilen gelişme ihtiyaçlarının karşılanmaması, 6-12 yaş dönemi çocuklarının beden gelişimini aksatırken aynı zamanda onların sağlık ve beden gelişimi alanındaki problemlerine kaynaklık etmektedir. 6-12 yaş dönemi çocuklarının beden gelişimi problemleri onların kalıtsal özelliklerinden kaynaklandığı gibi çocuğun sağlık ve beden gelişimi alanında kazandığı tutumlarla da ilgilidir. Anne-babanın ve çocuğun eğitimiyle ilgili olan tüm bireylerin çocukları sağlıklı yaşama konusunda aydınlatmaları ve onların sağlık ve beden gelişimi problemlerini azaltacaktır. Bununla birlikte, çocukların yeterli sağlık hizmetlerinden faydalanma imkanları ve bu konuda okulun ve anne-babanın duyarlı olması da çocuğun problemlerini azaltabilecektir.

6-12 Yaş Dönemi Çocuğunun Bilişsel Gelişimi

Piaget’nin bilişsel gelişim dönemlerine ilişkin olarak verdiği yaş dönemleri dikkate alındığında; anaokulu yıllarının (3-6 yaş) işlem öncesi deneme; ilkokul yıllarının (6-12 yaş) somut işlemler dönemine; ortaokul ve lise yıllarının (13-17 yaş) ise soyut işlemler dönemine denk geldiği görülmektedir (Sprınthall ve Sprınthall, 1990: 95-116).

Görüldüğü gibi, 6-12 yaş dönemi çocuğu somut işlemler evresinde bulunmaktadırlar. 6-12 yaş dönemi çocuğu bilişsel gelişim açısından operasyon öncesi dönemden somut operasyon dönemine geçmektedir. Bilişsel gelişimi çocuğun akademik yaşantısını etkilemekle beraber sosyal ve duygusal yaşantısını da etkilemektedir.

Operasyon öncesi devreden somut operasyonlar devresine geçen çocuğun bilişsel alanda başardığı değişiklikler üç temel grupta toplanabilir:

1. Çocuk nesnelerin ve olayların renk, biçim, yükseklik gibi dış duyusal özelliklerinin baskısından kurtulup, onların kitle, hacim, sayı gibi iç özelliklerini kavrayabilecek hale gelir. Bu değişiklikler çocuğun cinsiyet anlayışında, sayı kavramının gelişmesinde, mekan ilişkilerini kavramasında kendini gösterir.

2. Okul çağındaki çocuk bir olayı diğer insanın gözüyle görebilmeyi zamanla daha iyi becermeye başlar. Operasyon öncesi devrede çocuğun düşünce tarzını Piaget, ego-merkezli düşünce olarak tanımlar. Ego merkezli olmaktan kurtulup, diğer kişinin gözüyle dünyayı görebilmek çocuğun sosyal ilişkilerinde yeni bir aşamaya yol açar.

3. Çocuk dış dünyadaki nesnelerin yerine kafasında geliştirdiği semboller ve zihinsel operasyonlar aracılığıyla işlem yapmaya başlar. Gördüğü nesneleri sınıflar, sınıflar arasındaki ilişkileri gözler ve dış dünyada bir değişiklik yapmadan kendi zihin dünyasında o yaşa göre oldukça karmaşık zihinsel buluşlara ulaşır (Cüceloğlu, 1991: 353).

6-12 yaş dönemi çocuğu somut operasyonlara bağlı bilişsel gelişimle beraber çevresiyle de bir etkileşime girmekte ve kişilik gelişimi ile ilgili problemleri oluşmaktadır. Kişilik gelişiminde bilişsel gelişim farklılıkları, öğrencilerin akademik başarısı, cinsiyet rollerini kazanması, empatik anlayışı geliştirmeyle birlikte başkaları ile iyi ilişkiler kurması gibi birçok problemleri oluşturmaktadır. Bu dönemde çocuklar, yalnızca somut olan bazı mantıki işlemleri kavramaya başlar. Çocuk bilgiyi başka şekle sokarak onu daha ayrıntılı kullanabilmektedir. Bu devrede çocuk sınıflama sistemini kullanarak düzenleme, birleşme ve katılma ve devredebilme gibi karışık mantık fikirlerini yönetebilir (Kazancı, 1989: 38). Bu dönemde korunum ve tersine dönebilirlik kavramları kazanılır ve sembolik zihinsel faaliyetlerden gerçek zihinsel işlemlere geçilir. Somut işlemler dönemindeki bir çocuk, somut olmayan nesne ve durumlar üzerinde akıl yürütemez. Mantıksal işlemleri somut problemlere uygular (Selçuk, 1994: 79). Bireysel farklılıklar nedeniyle 6-12 yaş dönemi ilkokul öğrencilerinin tümünün somut işlemler döneminde olduğu söylenemez. İlkokul dördüncü ve beşinci sınıflara doğru genelde somut işlemler dönemi yoğunluklu olmasına rağmen bazı öğrenciler soyut işlemler dönemine geçmiş hatta bazı öğrenciler de işlem öncesi dönemde bulunabilirler.

Garrod ve Diğerleri, ilkokul öğrencilerinin sınıflara göre bilişsel gelişim düzeylerinde bulunmalarını araştırmıştır. Bu araştırmadan elde edilen bulgulara göre ilkokul birinci sınıf öğrencilerinin % 67’si işlem öncesi, % 33’ü somut işlemler döneminde bulunmaktadır. Üçüncü sınıf öğrencilerinin % 40’ı işlem öncesi, % 47’si somut işlemler dönemi, % 13’ü soyut işlemler dönemi başlangıcında bulunmaktadır. Beşinci sınıf öğrencilerinin % 72’si soyut işlem döneminin başlangıcında, % 28’i somut işlemler döneminde bulunmaktadır (Erden ve Akman, 1985: 59).

Buraya kadar tartışılanlardan anlaşılacağı gibi, bireysel değişkenler nedeniyle bilişsel gelişim düzeyi, 6-12 yaş dönemi çocuklarda farklılıklar göstermektedir. Bilişsel gelişim özellikleri farklılaşan dördüncü ve beşinci sınıf öğrencilerinin bilişsel özelliklerine bağlı olarak gereksinimleri farklılaşmakta ve bu durum öğrencilerin problemlerinin oluşmasına neden olabilmektedir.

6-12 Yaş Dönemi Çocuğunun Kişilik Gelişimi

6-12 yaş dönemi çocuğunun kişilik gelişimi Freud’un Psikoseksüel gelişim dönemleri, Erikson’un Psikososyal gelişim dönemleri, Kohlberg’in ahlaki gelişim dönemleri başlıkları altında kısaca incelenmiştir.

6-12 Yaş Dönemi Çocuğunun Psikoseksüel Gelişimi.- Freud’a göre yeni doğmuş bebekler farklı aşamalardan geçerek kişiliklerini geliştirirler. Freud bu aşamaları, “psikoseksüel gelişim dönemleri” olarak adlandırır. Kişilik gelişimi beş dönem içinde kendini gösterir. Ancak Freud, yaşamın ilk altı yılına denk gelen gelişim dönemlerinde geçirilen yaşantıların önemini vurgulayarak, o dönemlerde geçirilen yaşantıların izlerinin hiçbir zaman tümüyle yok olmadığını ve yetişkinlik yıllarında da davranışları etkilemeye devam ettiğini öne sürmektedir (Öztürk 1992: 61-77). Freud, doğumdan altı yıla kadar başlıca gelişim dönemlerini oral evre (doğumdan sekiz ay’a kadar), anal evre (bir ve üç buçuk yaş arası), ve fallik evre (üç-yedi yaş arası) şeklinde adlandırmıştır. Oral evre boyunca bebeğin beslenmesi ile duyguları arasında bir ilişki vardır. Bu dönemdeki etkilenmeler, çocuğun ilerde bağımlılık ve güven duygularını etkilemektedir. Anal evrede bağımsızlık duygusu tuvalet eğitimi ile şekillenmekte ve çocuğun ilerdeki duygularını etkilemektedir. Fallik evrede seksüel kimlik kazanılarak çocuğun ileride oluşturacağı kişiliğini belirlemektedir. Freud oral, anal ve fallik evrenin bütünleştiği ve yeni öğelerle birleştiği 6 ile 12 yaş arasını gizil dönem olarak adlandırmaktadır. Ergenlik dönemine geçişle genital dönem başlamaktadır. Bu evrede psikoseksüel gelişim evrelerini tümü yaşantılarla bütünleştirilerek kişilik belirlenmektedir (Sprınthall ve Sprınthall, 1990: 137).

İlkokul çağı olan 6-12 yaş evresi psikoseksüel gelişime göre gizil evre olarak adlandırılmaktadır. Bu evrede kişiliğin başlıca yapıları olan id, ego ve superego biçimlenmekte ve bu alt sistemler birbirleriyle ilişkilenmektedir. Gizil evrede bebeklik seksüel ilgilerinin yerine yeni ilgiler yer almaktadır. Sosyalleşme bu evrede çocuğun genel ilgi alanlarını belirlemektedir. Seksüel dürtüler bastırılarak okul aktiviteleri, hobiler, sporlar ve aynı cinsle arkadaşlıklar temel ilgi alanlarını oluşturur. Bu dönemin başlıca özelliği narsistik yönelim veya ben merkezci ilişkilerle belirlenir. Çocuklar bu dönemde dış dünya ile ilişki kurmakla beraber kendi iç dünyalarıyla da ilgilenirler. Orta çocukluk şeklinde de adlandırılan bu dönem erinliğe bir hazırlık dönemidir (Corey, 1991: 109).

Kohlberg, ilkokul çocuklarının kendi cinsiyetlerinin sürekliliğini keşfettiklerini ve eşcinsel grup içinde seks rollerini öğrenmeye başladıklarını ileri sürer. Freud’un kuramını izleyen psikologlar cinsiyet rollerini kazanmayı örtük cinsiyet dürtüsüyle açıklarlar. Psikanalistlere göre cinsel dürtü ilkokul devresinde örtük bir biçimde gelişir ve davranışta kendini göstermez (Cüceloğlu, 1991: 358). Örtülü dönem sağlıklı bir şekilde geçirilmezse, çocuk içsel dürtülerinin denetimini sağlayamamakta ve enerjisini yanlış yöne kanalize etmekte; ya da dürtülerini aşırı denetim altına alarak kişiliğin gelişimini engellemekte ve obsesif karakter yapısına sahip olabilmektedir (Geçtan, 1980: 36). Hurlock’a göre ilkokul çocukları, cinsler, üreme organları, çocuğun ana karnında nasıl büyüdüğü, nasıl doğduğu, cinsel ilişkiler, ananın ve babanın bundaki rolü hakkında daha çok bilgi edinme merakı içindedirler (Başaran, 1982: 121). İlkokul çocuklarına cinsel eğitim verildiği takdirde çocuk, erinlik devresini, daha sonra ergenlik dönemini kolay ve seksüel sorunları olmadan atlatır (Ataç, 1991: 270).

6-12 Yaş Dönemi Çocuğunun Psikososyal Gelişimi.-

Erikson’a göre kişilik gelişimi dönemleri, temellerinin biyolojik olarak belirlendiği hiyerarşik bir sıra içinde ortaya çıkmaktadır. Kişiliğin oluşmasında olgunlaşma ile birlikte geçirilen yaşantıların etkisi de büyük olmaktadır. Yaşamı boyunca birey, gelişim dönemlerinin her birinde, o gelişim dönemine has bir karmaşa ile yüz yüze gelir. Birey bu karmaşanın üstesinden gelecek olursa, benliğine yeni bir özellik kazandırarak, bir sonraki döneme daha güçlenmiş olarak geçer. Psikososyal gelişim dönemleri olarak adlandırılan kişilik gelişim dönemleri içinde yaşanılan karmaşalar şöyle sıralanabilir

(Sprınthall ve Sprınthal, 1990: 141-153).
Temel güvene karşı güvensizlik (0-1 yaş),
Özerkliğe karşı kuşku ve utanç (2-6 yaş),
Girişimciliğe karşı suçluluk (4-6 yaş),
Çalışma ve başarılı olmaya karşı aşağılık duygusu (7-11 yaş),
Kimliğe karşı kimlik bocalaması (12-17 yaş),
Yakınlığa karşı uzaklık (ilk yetişkinlik dönemi),
Üreticiliğe karşı durgunluk (yetişkinlik dönemi),
Benlik bütünlüğüne karşı umutsuzluk (olgunluk dönemi) (Erden ve Akman, 1995: 77).

Yukarıda da görüldüğü gibi, 6-12 yaş dönemi çocuğunun psikososyal gelişim özelliği “çalışma ve başarılı olmaya karşı aşağılık duygusu” karmaşası ile belirlenmektedir. Çalışma, ilkokul öğrencisinin okulda öğrenmesi gereken becerileri kazanabilmesi gereken çabayı ifade eder; aşağılık duygusu çocuğun başarısız olduğu zaman kendisini nasıl algılayacağını belirtir (Cüceloğlu, 1991: 358). Altı ile on iki yaş arası çocuklar bir şeyi yapıp bitirirken gösterdikleri sebat veya ısrarın sonucunda işi tam olarak yapmanın zevkine varırlar, sebatla bir işin sonucu arasındaki ilişkiyi görmeye başlarlar. Çocuklar etraflarındaki fiziki çevreyi somut eşyalarla anlayıp çözümlemeye başlarlar. Oyun giderek eskisi gibi zevk vermez; zihnen ve bedenen bir şeyi yapmak, tam olarak yapmak daha çok zevk verir; devamlı bir gayret ve iş yapıcılık davranışları göstermek isterler. Artık bir şeyler yaparak başkalarının takdirini kazanmayı ve kabul edilmeyi öğrenirler (Kazancı, 1989: 57).

İlkokul çağlarına tekabül eden bu dönemde, çocuk bir şeyler üretmek ve başarılı olmak için çalışmaktadır; çünkü elde ettiği başarılar neticesinde takdir ve kabul edilmeyi beklemektedir. Bu dönemdeki çocuk eğer çevresinden destek görürse daha fazla çalışmaya ve başarılı olmaya yönelmektedir. Aksi halde, yaptıklarının değersiz olduğuna inanmakta ve aşağılık duygusuna kapılmaktadır. Yetersizlik ve aşağılık duygusu geliştiren çocuk, çevresiyle sağlıklı ilişkiler kuramamakta ve uyum güçlüğü çekmektedir (Selçuk, 1994: 58).

6-12 Yaş Dönemi Çocuğunun Ahlak Gelişimi.-

Ahlak gelişimi ile ilgili ilk açıklamalar psikoanalitik yaklaşımda superego’nun gelişmesiyle ilgili Freud’un açıklamaları ile görülmektedir. Piaget, ahlak gelişimini 11 yaşlarına kadar süren dışa bağımlı ahlaki yargılar dönemi ve 11 yaş sonrası özerk ahlaki yargı dönemi şeklinde açıklamıştır. Kohlberg, ahlak gelişimini gelenek öncesi, geleneksel ve gelenek sonrası olmak üzere üç düzey içinde ele almıştır. Gelenek öncesi düzeyde temel olan, bireyin kendi gereksinmelerini doyurma yönünde davranmasıdır. Geleneksel düzeyde birey için önemli olan toplumsal beklentilere uygun davranmaktır. Gelenek sonrası düzeyde ise, birey kendi özerk değerler sistemini geliştirerek, insan haklarını gözeten yargılarda bulunmak ve davranmak eğilimindedir (Erden ve Akman, 1995: 117). Gelenek öncesi düzey 0-7 yaşı kapsamakta ve kendi içinde “bağımlı” ve “bireycilik ve çıkara dayalı alışveriş” şeklinde adlandırılan iki evreye ayrılmaktadır.

Geleneksel düzey 7-11 yaş arasını kapsamakta ve kendi içinde “karşılıklı kişiler arası beklentiler, bağlılık ve kişiler arası uyum” ve “sosyal sistem ve vicdan”şeklinde adlandırılan iki evreye ayrılmaktadır. Gelenek sonrası düzey 11 yaş ve sonrasını kapsamakta ve “sosyal anlaşma” ve “evrensel ahlak ilkeleri” gibi iki evreye ayrılmaktadır (Kazancı, 1989: 67-70; Selçuk, 1994: 82-86). Geleneksel ahlak basamağının sosyal sistem ve vicdan evresindeki birey, toplum düzenini korumayı ve toplumun refahını düşünmeyi kendisine hedef edinir. Çok özel durumlar hariç kanunlara riayet eder. Birey toplumdaki insanların davranışlarını düzenleyen geniş bir sosyal sistem olduğunun farkındadır. Sistemin işleyişini korumak, herkes aynı şeyi yaparsa kaygısı, benlik saygısı ve vicdani sorumluluk bireyi doğru davranmaya yönelten nedenlerdir (Selçuk, 1994: 84).

Sprinthall ve Sprinthall ve Truiel’ın yaptıkları araştırmalara göre ahlak gelişimi belirli bir yaş sınırlanamamakta, ancak yukarda belirlenen yaş düzeylerindeki bilişsel gelişim düzeyleriyle bireyler, bu ahlak gelişim basamaklarına ulaşabilecek potansiyele sahip olmaktadırlar; ayrıca yetişkinlerin tümünün gelenek sonrası ahlak gelişimi düzeyine çıkmasının mümkün olmadığı belirtilmektedir (Erden ve Akman 1995: 114).

6-12 yaş dönemi çocuğu somut işlemler dönemi bilişsel gelişim özelliklerine göre ahlaki değerlendirmelerde bulunmaktadır. 6-12 yaş dönemi çocuğu Piaget’nin ahlak gelişimi kuramına göre dışa bağlı dönemde bulunmaktadır ve henüz değerler sisteme oluşturmamışlardır. Öğrencilerin değerler sistemi oluşturması erinlik ve ergenlik dönemi boyunca devam edecektir. 6-12 yaş dönemi çocuğu değerlerle ilgili dışa bağlı dönemde olması ve içinde bulunduğu grubun beklentileri ile toplumun beklentilerini ayırt etmedeki güçlüklere sosyal ve duygusal problemlerini oluşturabilecektir. Erden ve Akman ( 1995: 116)’e göre 6-12 yaş dönemi çocuğunun (ilkokul öğrencilerinin) ahlak gelişimi problemleri şöyle sıralanmaktadır:

1. Değerler sistemini geliştirmeme ile ilgili olarak bazı durumlarda dürüst olabildikleri gibi korkup, bocaladıklarında doğruyu söylemekten kaçınma,
2. Soyut işlemleri henüz gerçekleştirememe nedeniyle değerlerle ilgili ilke ve kavramları anlamakta güçlük çekme.

6-12 yaş dönemi çocuğu Kholberg’in ahlak gelişimine göre geleneksel düzey ahlak gelişimi basamağında bulunmaktadırlar. Bu düzeyde ben- merkezci düşünce yerini empatik düşünceye bırakır. Empatik düşünce, dünyaya, olaylara diğer insanların gözüyle bakmak demektir (Yavuzer, Demir ve Calışkan, 2000: 69). Kholberg’in ahlak gelişimine göre geleneksel dönem iki evreye ayrılmaktadır. Bunlar kişiler arası uyum , Kanun ve düzene uyum evreleridir. Kholberg’in ahlak gelişimine göre 6-9 yaş döneminde kişiler arası uyum, 10-12 yaş döneminde ise kanun ve düzene uyum evresinde bulunulmaktadır. Kişiler arası uyum evresinde çocuk grup baskısı nedeniyle uyma davranışı göstermektedir. Ahlaki davranışın altında yatan temel etmen başkalarının gözünde küçük düşmemektir. Kanun ve düzene uyum evresinde kurala kural olduğu için uyuma söz konusudur. Kuralın nedeni düşünülmez. 6-12 yaş dönemi ahlak gelişimi açısından çocuklara kuralın gerekçeleri anlatılmalıdır. Nedenleri bilinerek yapılan bir uyum bireyin ahlak gelişimi düzeyini artıracaktır.

KAYNAKLAR

ATAÇ, F. Psikolojik Gelişim. İstanbuL: Beta Basım Yayım Dağıtım. 1991.
BAŞARAN, İ. E. Eğitim Psikolojisi. Ankara: Emel Matbaası.1982.
COREY, G. Theory and Practice of Counseling and Psychotherapy. 4 .Baskı. California:
Brooks/Cole Publishing Company. 1991.
CÜCELOĞLU, D. İnsan ve Davranışı. 2. Baskı. İstanbul: Remzi Kitabevi .1991.
ERDEN, M. ve AKMAN, Y. Eğitim Psikolojisi. Ankara: Arkadaş Yayınevi. 1995.
GEÇTAN, E. Psikanaliz ve Sonrası. İstanbul: Hür Yayım A.Ş. 1980
KAZANCI, O. Eğitim Psikolojisi. Ankara: Kazancı Kitap Ticaret A.Ş. 1989.
KOCAOLUK, F. ve KOCAOLUK, M.Ş. İlkokul Programı ve Beş Sınıfın Yıllık Planı, 23.
Baskı.Ankara: Kocaoluk Yayınları. 1992
ÖZTÜRK, O. Ruh Sağlığı ve Bozuklukları 4. Baskı. Ankara: Hekimler Birliği Yayınları.
1992.
SELÇUK, Z. Eğitim Psikolojisi. 3.Baskı. Ankara: Atlas Kitabevi. 1994.
SPRINTHALL, A.N. ve SPRINTHALL, R. C. Educational Psychology. 5.Edition. New
York: McGraw-Hill Company. 1990.
YAVUZER, Y., DEMİR, Z. ve ÇALIŞKAN, M. Gelişim ve Öğrenme Psikolojisi. Konya:
Mikro Yayınevi. 2000.